Haber Merkezi / TİMETURK
İranlı ünlü film yönetmeni Mecid Mecidi son filmi ?Serçe sesleri? ile ilgili eleştirileri değerlendirirken daha önce Peygamberimiz ve Kur'an hakkında tartışmaya açık iddialarda bulunan Abdulkerim Suruş?u isim vermeden eleştirdi. İşte Mecid Mecidi'nin açıklamaları:
Allah?a şükür etrafında koparılan yersiz şamatanın yanında ?serçe sesleri? filmi birçokları tarafından görülmeye değer bir film olarak görülmüştür. Ama bazı kişiler, filmin mesajının tekrar içerdiğini ileri sürüyorlar. Açık yüreklilikle söyleyeyim, bu filmimde de diğer filmlerimde olduğu gibi insan fıtratına ve onun temiz yaradılışına dikkatleri çekmeye çalıştım.
Dünyanın farklı yerlerinde görüldüğü gibi bu günün dünyasının ihtiyacı maneviyattır. Maneviyatın olmaması durumunda insanlar yırtıcı kurtlara döneceklerdir ki vahşi hayvanlar bile onların bu yırtıcılığı karşısında mahcup olacaklardır. Bu gün Allah?ın hayat içerisinden dışlandığı her zamankinden daha fazla hissedilmektedir. Tarih Allah?ın olmadığı durumlarda her şeyin mubah olduğu dönemlere şahitlik etmektedir. Özgür olduklarını ileri sürenler ve özgür sanatçılar bunun üzerinde düşünmelidirler. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak filme tekrar içeriyor eleştirisinde bulunanlara şunu sormak isterim eğer maneviyata ve insanın asaletine dikkatleri çekiyorsam ve bunu için eleştiriliyorsam o zaman derim ki bu durumda eleştiriye Peygamberlerden başlamak gerekmez mi? Çünkü tarih içerisinde hepsi de aynı mesajı maneviyata dönüş mesajını tekrarlamışlardır.
Ahlak ve maneviyat asrımızın kayıpları
Berlin?de ?serçe sesleri? ilgiyle karşılandığında ahlak ve maneviyatın asrımızın kayıpları olduğu inancını taşıyordum ve bunların coğrafya ve mekân tanımayacağını düşünüyordum. Evet itiraf ediyorum böylesine bir başarıyı ve ilgiyi sadece kendi zamanında değil asrımızda da zulme ve cefaya maruz kalan bir peygambere borçluyum.
'Serçe Sesleri' filminden bir kare...
Bir zamanlar çocuklar ve deliler onu taşa tutmuşlar, alnında yara açmışlar, dişlerini kırmışlardı. Bugünse Allah?tan uzak düşünürler karşısında şair ve bilgisiz olarak vasıflandırılıyor. Evet, yeni cahiliye ilk dönem cahiliyesine benziyor arada hiç fark yok. Bu destan tekrarlayarak devam ediyor.
Akılsız ve çocukça vasıflara sahip olanlar hiciv ve karikatür yoluyla onunla mücadeleye tutuşuyorlar, dünyacı düşünürlerse onu şair ve cahil olarak adlandırarak aynı ilk dönem cahiliyesi gibi Kur'an?ı ?esatirü?l evvelin? eskilerin masalları görüyorlar. Peygamberimize karşı yapmış oldukları saygısızlıktan dolayı Danimarka Film Festivali?ne gitmeme kararı aldığım gün, çokları benim bu tavrımı politik ve devletçi olarak değerlendirdiler. Günümüz kokuşmuş dünyasında değerler artık değersizlik olarak görülüyor. Değersizlikler de değer olarak.
Mukkaddeslere saldıranlar özgür ilan ediliyor
Bir kimse inançlarına yapılan saldırıları savunmaya kalksa hemen ona özgür olmayan bağımlı olan etiketi yapıştırılıyor. Ama hiçbir şeye aldırış etmeden sessiz ve sakin yerinde otursa, mukaddeslerine yapılan saldırılara göz yumsa, o kişinin özgür olduğunu savunuyorlar. Ben bir sanatçı olarak ve ehli beyt mektebinin bir bağlısı olarak kendi rahatsızlığımı dile getiriyorum. Fakat bu saldırı karşısında susanlara karşı da sitemim var.
O zaman politika yapmadan soralım, neden, birkaç çocuk sıfatlı ve divane, peygamberimize karikatür yoluyla hakaret ettiğinde, itiraz dalgası yükselirken, bugün bazılarının peygamberimize ve getirdiği Kuran?a karşı yakışıksız yakıştırmalar yapması karşısında sükût tercih ediliyor, itiraz edilmiyor? Bir iki cılız sesten başka hiç kimse, neden asırlar sonra yeniden Peygamberimize şairlik nispetinde bulunanlara, getirmiş olduğu Kuran?a şairane duyguların eseridir diyenlere, bu yüzden hata içerebileceğini ileri sürenlere karşı seslerini yükseltmezler.
Mevlana uzmanı olduğunu iddia eden ve onun masumlardan daha değerli ve itibarlı olduğunu ileri süren kişi, bilsin ki o Mevlana?ya göre kâfirdir.
?Gerçi Kuran peygamberin dudağından çıkmıştır
Onun hak olmadığını ileri süren kâfirdir
Bütün bu sesler şahtandır
Her ne kadar Abdullah?ın boğazından çıksa da?