Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Dünya

Yeni Ortadoğu?nun sonu

Hizbullah?ın Beyrut?un kontrolünü ele geçirmesi, Amerika?nın Yeni Ortadoğu?ya yönelik bölgedeki politikalarının çöktüğünün en büyük işareti olarak görülüyor.

12.05.2008 - 09:51
Timeturk Editör
Yeni Ortadoğu?nun sonu
Fotoğraf: Arşiv

Haber Merkezi / TIMETURK

Washington merkezli Yeni Amerika Vakfı (New America Foundation) düşünce kuruluşundan Amerikalı gazeteci yazar Nir Rosen, Washington Note?de kaleme aldığı yazıda Ortadoğu?daki son gelişmeleri değerlendirdi. Roesen?ın ?Yeni Ortadoğu?nun Sonu? olarak yayımlanan makalesini TIMETURK okuyucuları için tercüme ettik:

Yeni Ortadoğu?nun Sonu

Sivillerin ölümü ve altyapının tahribiyle sonuçlanan İsrail?in 2006?daki Lübnan bombardımanını, Condoleeza Rice, oralarda hâlâ alçaklık olarak anılan, ?Ortadoğu?nun doğum sancıları? ifadesiyle kutlamıştı. Son 24 saatte olanlar, Bush?un yeni Ortadoğu Planı?nın ölüm çığlıklarıydı. Irak?ta, demokrasi yerine Amerika; sivil savaş, mezhep militanları, ölüm timleri ve etnik temizlik getirdi. Başa diktiği Garner, Bremer ve Allawi gibi etkisiz diktatörler de cabası?

Sonrasında Amerika, İslamcı Şiilerin baskısına boyun eğerek seçimlere razı olmak zorunda kaldı. Seçimler hoşlanmadıkları herkesi özellikle de Sünnileri katleden Şii militanların zaferiyle sonuçlandı. Kukla Başbakan Caferi?den sıkılan Amerika, hayal kırıklığı olduğunu ispatlayan İslamcı Şii Maliki?yi başa getirdi. Maliki?yi yerinden etmekle tehdit etseler de, desteğini kaybettikçe ve daha popüler Sadr yandaşlarına saldırdıkça onu desteklediler. Bu arada Amerika, katil ve eşkıyalardan yeni Sünni militan grupları oluşturdu. Anbar?daki Uyanış meclisinin katledilen lideri Ebu Risha bu oluşumun simgesiydi.

Filistin?de, Hamas?ın demokratik ve adil seçimi kazanmasını hazmedemeyerek, Amerika (Suudiler, Ürdünlüler, İsrailliler, Mısırlılar ve diğerleriyle birlikte) desteğini yitirmiş el-Fetih?e ve işgalcilerle işbirliği yapan hain Mahmud Abbas?a arka çıktı. El-Fetih, karşıtlarına işkence ederken ve Filistinli halkını seçimlerinden dolayı cezalandırırken, Gazze muhasara ediliyordu. El-Fetih tugaylarının Gazze?de darbe girişimi Hamas?ın karşı darbesiyle önlendi ve Amerika destekli Filistin militanları etkisiz hale getirildi.

Somali?deki katliamların sorumlusu ABD

Amerikalılar Somali?de, çok daha fazla desteklenen İslami Mahkemeler Birliği yerine, teröre karşı savaş adına, nefret edilen diktatörler koalisyonunu destekledi. 15 yıllık iç savaş tarihinde 14 başarısız hükümet kurma girişiminin ardından İslami Mahkemeler Somali?de iyimserlik için ilk doğru düzgün nedendi.

İslami Mahkemeler, Somalileri inleten diktatörleri ve militanlarından temizleyerek Mogadişu ve çevresinde barış ve dengeyi getirmişlerdi. Kadınlar sokaklarda tacize uğramadan yürüyebiliyor, sürgündeki iş adamları ülkeyi onarmak için geri dönüyordu. Fakat İslamcı bir hareketti ve bu Bush zamanında el-Kaide demekti. Bu yüzden Amerika diktatörleri ve Mogadişu?yu işgal eden sivilleri öldürüp tecavüz eden Etiyopyalıları destekledi. İslamcılar daha radikalleşirken Somali?deki durum eskisinden çok daha kötüleşti.

Afganistan?da da işler iyi gittiği söylenemez. Hiçbir şeyi kontrol edemeyen kukla Hamid Karzai, yapabildiği sürekli güçlenen şiddetli direnişe karşı Amerikalılara güvenmek.

Lübnan?da Amerikalılar Hizbullah?ı terörist olarak görüyor ve Sünni yandaşlarına uzlaşmamaları için baskı yapıyor. Lübnan Şiileri arasındaki en büyük hareket olan Hizbullah, kaldı ki diğer gruplar tarafından da ciddi şekilde destekleniyor, herkesin söz sahibi olduğu ulusal birlik yönetimi istiyor. Fakat Hizbullah, askeri gücü olmasına rağmen, Şiilerden çok direnişin içinde yer alan Şii olmayan unsurlar için yönetimde daha fazla pay istiyor.

Bush istikrar istemiyor

Lübnan ve Şii hareketleri konusunda uzman ve yakın zamanda Carnegie Ortadoğu Uluslararası Barış Merkezi?nde çalışmaya başlayan Amal Saad Ghorayeb, ?Lübnan?daki Amerikan Politikası?nın temeli, Haziran?daki savaş öncesinde Condi Rice tarafından resmen doğrulanan önceki adı ?Büyük Ortadoğu? olan ve daha sonra ?Yeni Ortadoğu?ya çevrilen Ortadoğu?nun politik haritasının yeniden şekillendirilmesi planına dayanıyor. Taktikler değişse de strateji aynı kaldı: daha önce demokrasileri şimdi ise diktaları destekliyorlar. Amerika stratejisi, İsrail?in güvenliğini sağlarken bölgenin politik, askeri ve ekonomik hakimiyeti üzerine kurulu. Bu stratejiyi yerleştirmek için seçilen yöntem ise Amerika dostu ?ılımlı? Arap rejimi? sözleriyle durumu açıklıyor.

Bölgedeki demokratik seçimlerden memnun olmayan Bush yönetimi; Lübnan ve Filistin?deki demokrasileri a-demokratikleştirirken Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer yerlerde dikta rejimlerini desteklemeye devam ediyor. Son örnekte, kitleler tarafında karşı çıkılan, anayasaya aykırı ve meşruiyetini dış güçlerden alan yeni demokrasi tarzı, ?demokrat rejim? yetiştiriliyor. Sinyora?nın ki (Lübnan Başbakanı) gibi rejimlerin oluşturulması ve korunması, istikrarsızlık ve milli beraberliğin bölünmesine dayanan Amerikan politikalarına üzerine kurulu.

Amerikalılar buldukları bir vekilin Lübnan?ı yönetebileceğini sandı. Kendileri için fazlasıyla karışık olan Lübnan?ı hiçbir grup tek başına yönetemeyeceğini anlayamadılar. Suudi destekçileriyle beraber Amerikalılar, bazıları Ürdün?de eğitilmiş, Sünni militanların oluşumuna destek oldular. İdeolojileri Şii karşıtı mezhepçilikti. Fakat bu Sünni militanlar tam bir başarısızlık abidesi oldular ve Lübnan?daki Amerikan destekçileri Şii retoriğinden rahatsızlıklarına rağmen Hizbullah?la çok az mücadele etti. Şu an, Beyrut sağlam şekilde Hizbullah?ın elinde ve Amerikalıların bunu yok etme ya da zayıflatmak için yapabileceği hiçbir şey yok, tıpkı Irak?ta Sadr yandaşlarına ya da Gazze?deki Hamas?a karşı olmadığı gibi.

Lübnan?daki Sünni ve Filistin?deki el-Fetih militanları ile hatta Irakta güvenlik güçlerinin Ürdün?deki eğitimlerinin yetersiz olduğu ispatlandı. Irak?taki güvenlik güçleri ya mezhepçi intihar timleri ya da savaşamıyorlar ve yaptıkları sadece Amerikalılara sırtlarını dayamak.

Hizbullah ve destekçileri hakkında ne derseniz deyin, ister onlara sempatiniz olsun ister karşıt olun, şu açık ki, onlar oradan atılamaz. Hizbullah artık Lübnan?ın ve Ortadoğu?nun zorunluluklarından. Bunu 2006?daki savaşı kazandıklarında ve Amerikan ve Suudi militanları kolayca etkisiz hale getirip Beyrut?un kontrolünü aldıklarında yeniden ispatladılar.

Eğer Hizbullah?ın silah bırakmasını ya da Hamas?ın şiddetle karşılık vermesi ve hatta Ortadoğu?da barış çözümü hayali kurulacaksa, bu iş daha en başından yani İsrail?in Filistin (ve Suriye) işgalinden başlaması gerekir.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın