DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

İSTANBUL

19:51:00

İftar vakti

BURSA

19:50

04:47
19:50
SAHUR
İFTAR

ANKARA

19:34

04:33
19:34
SAHUR
İFTAR

SİVAS

19:17

04:16
19:17
SAHUR
İFTAR

ERZURUM

19:01

03:59
19:01
SAHUR
İFTAR

HAKKARİ

18:48

03:56
18:48
SAHUR
İFTAR

İSTANBUL

19:51:00

İftar vakti

ANKARA

19:34

04:33
SAHUR
19:34
İFTAR

ERZURUM

19:01

03:59
SAHUR
19:01
İFTAR

'Besmele ile çıktım yola...'

Simyacı'nın yazarı Paulo Coelho, gizemli bir kadının öyküsünün anlatıldığı 'Portobello Cadısı'nda yine hayatı sorguluyor. Coelho'nun bu eserinin ilham kaynağıysa: 'Besmele'

05.05.2008 10:47:00



Rio de Janiero?da 1947?de doğmuş ünlü Brezilyalı yazar, Paulo Coelho?nun, en çok tanınan roman Simyacı?nın yanında ?Veronice Ölmeye Karar Verir?, ?Hac?, ?Zahir? ve ?11 Dakika? gibi eserleri bulunuyor. Portekizce aslından romanları birçok dile çevrilen Coelho?nun, en son romanı ?Portobello Cadısı?.

Öncelikle, en ünlü romanınızdan başlayalım. Simyacı?nın arkasındaki motivasyonunuz neydi?

Coelho: Her zaman yazma ihtiyacım olmuştur, dış dünyayı ve başarısını önemsemeden. Kendimi anlamaya ve dünyayı sorgulamaya devam etme ihtiyacının en büyük motivasyonum olduğuna inanırım.

Simyacı?da yazmanın benim için ne anlam ifade ettiğini kendime açıklamaya çalışıyordum. Bunu yapmak için bulduğum yol ise bir metafor oldu.

Şunu demeye çalışıyorum, ilhamı siz bulmazsınız, onu yetiştirirsiniz. Çünkü başınıza harikulade bir şey bile gelse, eğer içe kapanmış ve yalnız kendi içinizde yaşıyorsanız onu göremezsiniz. Bu, güneşe karşı kör olmak gibidir. Bu yüzden, her gün, kendi dışıma çıkmaya ve dünyaya çocuk gözlerle görmeye çabalarım. Ancak böyle herkesten bir şeyler öğrenilebilir.

Yazmak tam da budur işte: Her gün, kendinden ve başkalarından öğrenebilmektir.

?İşaretleri? izlemek derken kastettiğiniz şeyi biraz açar mısınız? Ayrıca, bu yaşamak için tehlikeli bir yol değil midir, yani rastgele olayların sizi yönetmesine izin vermek? Bu işaretler yanıltıcı ya da çelişkili olamaz mı?

Tanrı her zaman bize yol gösterir, fakat biz O?nun rehberliğine dikkat etmeyiz. Mısır?ı ilk ziyaret ettiğimde, bir Müslüman?la birlikte çöldeydik ve ondan dua etmesini rica ettim. Kuran?dan bazı ayetler okudu, ezberimde olmadığından burada kelimesi kelimesin tekrarlayamayacağım. Ayetlerde, Allah?tan, umutsuzluğa düştüğümüzde, bizi Kendi yoluna tekrar iletmesi isteniyordu. 


Paulo Coelho

Eğer Tanrı?nın bize anlatmak istediğini dinlemek istersek, yanlış yapmak diye bir seçeneğimiz olmaz. Bu yüzden diyorum ki, her gelen yeni gün bize hayatımızı değiştirebileceğimiz işaretleri de yanında taşır. Kişi bunun üzerine odaklanmalıdır zira hayat çok iyi bir öğretmendir. Kim ki gayretle yaşar ve çalışırsa, işaretleri okuyabilir ve o İlahi Kaynak?a bağlanabilir.

Hayatınızı değiştiren en önemli olay nedir? Neden?

Aslında karşılaşılan her olay, her durum önemlidir, çünkü sizin için anlamlı olacak bir şeyi, bir öğretiyi hayatın içinden çıkarabilirsiniz.

Hayatın kendisine kutsal bir yolculukmuş gibi bakmalısınız. Her gün farklıdır ve her gün içinde sihirli bir an barındırabilir fakat ?Bu çok sıkıcı! Ömrüm işle ev arasında geçiyor? diye düşündüğümüzden fırsatı kaçırırız. Sevsek de sevmesek de hepimiz bir kutsal yolculuktayız ve amacımız, hedefimiz ve varış noktamız ölümdür. Bu yolculuktan alabildiğinizi almak zorundasınız zira yolun sonunda elinize kalacak yolculuğun kendisinden başka bir şey olmayacaktır. Maddi olarak ne biriktirdiğinizin önemi yoktur, çünkü sonuçta öleceksiniz, o halde neden yaşamıyorsunuz? Cesur olabildiğinizi fark ettiğinizde -ki bu hangi ruhsal yol olursa olsun ilk zorunlu adımdır- risk almaya başlarsınız.

Dünyayı 10 ya da 50 sene sonrasında nasıl görüyorsunuz?

Peygamber değilim. Bilemem. Umut ediyorum ki, insanlar birbirlerini daha iyi anlarlar.

Eserlerinizde, Hıristiyanlık, İslam ve Hinduizm?e kadar çok geniş ve çeşitli etkiler var. Yazmayla dini nasıl ilişkilendiriyorsunuz? Diğer bir ifadeyle, dinin yazılarınızdaki etkisi konusunda neler söyleyebilirsiniz? Yazmak sizin için dini bir edim midir?

Yazmak benim için tam anlamıyla ruhsal bir aktivite. Öyle bir an ki, sessizlikte, kendimle konuşabiliyorum ve ruhuma bağlanabiliyorum. Din yazmamı değil yaşantımı etkiledi. Katolik?im ama Katolik bir yazar değilim. Eserlerimde tüm belli başlı dinlerdeki güzellikleri yansıtmaya çalışırım.

Benim için edebiyat ve ruhsallık aynı şey. İlk kitabım Hac?da (The Pilgrimage), kendi gerçek yolculuğum hakkında yazdım.

Demek istediğim, Santiago de Compostela?ya olan 1986?daki yolculuğumda, mutlu olmadığım iyice ayyuka çıktı ve bunun için bir şeyler yapmalı; bahane bulmaktan vazgeçmeliydim. Fark ettim ki, bir amaca ulaşmak için bir sürü karışık sıçrama yapmak zorunda değilsiniz. Bir dağa bakabilir ve Allah?a bağlanırsınız; dağı hissetmek için onu anlamak zorunda değilsiniz.

Geriye döndüğümde tam bir düşüş yaşadım. Normal hayatıma uyum göstermekte zorlanıyordum ve onu hemen değiştirmek için de sabırsızdım. Fakat değişiklikler ancak hazırsanız oluyor. Daha önce denediğim rolleri doldurmaya çalışmaktansa, bir kitap yazmak üzerine odaklanmam gerektiğini fark etmem birkaç ayımı aldı. Yolculuğum benim ilk konum olacaktı ve başladığımda rüyama giden ilk adımı da atmış oldum.

Eğer ?tüm dünya bir rüya için el birliğiyle çalışıyorsa?, neden bu kadar gerçekleşmeyen düş var?

Cümlenin ilk bölümünü atlıyorsunuz: ?Eğer gerçekten bir şeyi istiyorsanız, tüm dünya bir düş için el birliğiyle çalışır?.

Hatırlatmak isterim, bazı insanlar gerçekten bir şeyi istemezler, ya da sonunda kendi faydalarına olmayacak şeyleri isterler. Evren sadece bizim isteklerimiz yankısıdır. Bunlar yapıcı da olabilir yok edici de.

Kişi düşle obsesyon arasındaki farkı unutmamalıdır. Aynı fark ?zahir?le ?hikâyen? arasında da vardır. Hikâyeni izlersen, kendi yolunda yürür ve ondan öğrenirsin. Amaç, oraya ulaştıracak yolu görmeyecek kadar kör etmemeli. Öte yandan, obsesyon hayatın öğretilerine hayranlığa engel olur. Bu sanki hiçbir engeli aşmadan amaca ulaşmaya çabalamak gibidir.

Şunu fark ettim ki, hayatın korku ve yaralarına rağmen, kişi rüyası için savaşmaya devam etmelidir. Borges, yapıtlarında şöyle yazar: ?Cesur olmaktan başka bir erdem yoktur?. Kişi şunu bilmelidir ki, cesurluk korkusuzluk değildir. Cesurluk korkmaya rağmen ileriye doğru devam edebilme gücüdür.

Son romanınızın 11 bölümünü neden online yayınlandınız?

Kitabın bir çeyreğini blog?umda yayınlamaya karar verdim çünkü okuyucularımı daha iyi tanımak istiyordum. Sadece onların kitap hakkında fikirlerinin oluşmasını değil aynı zamanda birbirleriyle de etkileşim içinde olmasını arzu ettim. Buradan edindiğim deneyim paha biçilemez. Yakın zamanda, blog?umdaki okuyucularımı, Katar?dan bile gelen vardı, İspanya?daki verdiğim bir partiye davet ettim. Bir senedir siteden konuştuğumuz insanlarla tanışmak harikulade bir andı.

Büyü gibi bir şeydi. Okuyucun gözlerine baktığım o an, romanımı nasıl özümsediğini deneyimlediğini görebiliyordum. Çok nadir de olsa, işte tam o anda, onun gözlerinde kendinizi görürsünüz ve olağanüstü bir şeyler olur. Düşünceler salınır, düşünceler akar.

Yeni yetişen yazarlara ve sanatçılara ne tavsiye ederdiniz? Ya da şöyle diyelim, herhangi birine vermek isteyeceğiniz öğüt ne olurdu?

Mesajlara inanmam. İnsanoğlunda tek bir hazine vardır sözünü tekrarlayabilirim ancak. Korkularınız olabilir, şüpheye düşebilirsiniz fakat asla bir korkak olamazsınız. Korkularınızla yüzleşmeli ve şüphelerinizi aşmalısınız. Eğer aramaya devam ederseniz, muhakkak bir çözüm olacağınız inanmak zorundasınız. Eğer gerçekten bir şey istiyorsanız, tüm dünya düşünüz için size yardım edecektir. Fakat bunun için, cesur olmalısınız. Sizin için anlamlı olan her şey için savaşacak kadar cesur. Başkaları için değil yalnız ve yalnız sizin için.

Yeni romanınız, Portobello Cadısı hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?

Son kitabım, Portobello Cadısı?nda, ruhsal bir yolculuğa çıktığımızda üzerimizdeki ön yargıları keşfetmeye çalıştım. Karen Armstrong?un ?Peygamber Muhammed? adlı kitabını okuyorum. Orada bir bölüm var, her surenin Allah?ın Rahman ve Rahim adlarıyla başladığından bahsediyor. Bu kutsal isimler gramer olarak dişil olmasa da, etimolojik olarak ?rahim?le ilintili.

Arap etimolojisi hakkında bir uzman değilim, ama Ms. Amstrong?un olduğuna inanıyorum. Yeni kitabım bu şefkati ve bu merhameti kendi bakış açımla irdeliyor. Toplumun dişi tarafını neden kilit altında tutmaya çalıştığını sorgulama ihtiyacı duydum. Athena adlı karakterim, özgürlüğü ve cesaretiyle bu konuyu çözmeye ve doğmanın prangalarından kurtulmak için kullandığım yol.  

Not: Bu röportaj Paulo Coelho ile 17 Mayıs 2007 tarihinde yapılmıştır.

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş