DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

İSTANBUL

19:54:00

İftar vakti

BURSA

19:53

04:41
19:53
SAHUR
İFTAR

ANKARA

19:37

04:27
19:37
SAHUR
İFTAR

SİVAS

19:20

04:11
19:20
SAHUR
İFTAR

ERZURUM

19:04

03:54
19:04
SAHUR
İFTAR

HAKKARİ

18:51

03:51
18:51
SAHUR
İFTAR

İSTANBUL

19:54:00

İftar vakti

ANKARA

19:37

04:27
SAHUR
19:37
İFTAR

ERZURUM

19:04

03:54
SAHUR
19:04
İFTAR

Türkiye tarihî eser şantiyesi oldu

Türkiye'deki vakıflara kayıtlı 19 bin 500 tarihi eser 1931'den 2003'e kadar restore edilmedi. Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt 2010'a kadar harabe hiçbir eserin kalmayacağı müjdesini verdi.

03.05.2008 09:41:00

 

Ülkemizde vakıflara kayıtlı 19 bin 500?ün üzerinde tarihi eser var. Ancak 2003?e kadar çoğu harabe durumdaydı. Hatta Atatürk?ün 1931?de Başbakan İsmet İnönü?ye verdiği bazı restorasyan talimatları bile bugüne kadar yapılmamıştı. 2003?ten beri 2 bin 650 eser restore ettiklerini söyleyen Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, yıllar sonra bu talimatı yerine getirdiklerini ve 2009 sonuna kadar harabe hiçbir eserin kalmayacağını söylüyor.


?2009 sonuna kadar restore edilmeyen vakıf eseri kalmayacak?

Yolu İstanbul?a tarihi yarımadaya düşenlerin hummalı bir çalışma dikkatini çekmiştir. Neredeyse her tarihî eser restore ediliyor. İstanbul?da şu anda 55 eserin bakım ve onarımı yapılıyor. Önümüzdeki günlerde 35 yapıda daha çalışma başlayacak. Ama bu sadece İstanbul?a özgü bir şey değil, hemen hemen tüm Türkiye?de aynı manzara var. Vakıflar Genel Müdürlüğü, son birkaç yıldır harıl harıl çalışıyor. Türkiye adeta tarihî eser şantiyesine dönmüş durumda. Yıllardır ihmal edilen eserler bir bir onarılıyor. Restoresine başlanan ve bir türlü bitmeyen geçmişteki çalışmaların aksine, eser onarımları verilen tarihte tamamlanıyor. Öyle ki Vakıflar?ın 2003 yılından bu yana, tarihî eserlerin tespiti ve onarımıyla ilgili el atmadığı ilçe neredeyse kalmadı. Ülkemiz sınırları içinde tescil edilen eski eserlerin sayısı 19 bin 500?ün üzerinde. sBugüne kadar 2 bin 650 eser restore edilmiş, şu anda 111 eserin onarımı devam ediyor. Projesi tamamlanan 131 eserin restorasyonu ise önümüzdeki günlerde ihaleye sunulacak. Bu çalışmaların ardındaki isim ise Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt. 2003?te bu koltuğa oturan Beyazıt ile Türkiye?de devam eden restorasyonları, yıllardır ihmal edilen eserlerin durumunu konuştuk.

Başta İstanbul olmak üzere Türkiye tam bir şantiye alanına dönüşmüş durumda. Hemen her tarihî yapı bakıma alındı, restorasyonu yapılıyor. Vakıflar Genel Müdürü olarak neler söyleyeceksiniz?

Türkiye şu an bir şantiye ve açık laboratuvar haline geldi. Restore edilen eser sayısı insanlara az geliyor olabilir, ancak Türkiye kadar eski esere sahip İtalya?da bile böyle bir iyileştirme çalışması olmadı. Türkiye genelinde göreve başladığımızdan beri çok yoğun bir çalışma başlattık. Çalışmaları 3 başlık halinde toplamak mümkün. İlk olarak, vakıf eserlerinin tescil ettirilmesi ile başladık. Daha sonra her eser için restorasyon projelerinin yapılması aşamasına geçtik. Böylece öncelikle ne kadar tescilli vakıf eseri varsa projelerini çıkardık. Projelerin hazırlanması bizim az sayıdaki mimarımızla mümkün değil. Restorasyonların tüm Türkiye?ye yayılması için eski eserlerden anlayan mimarlar tarafından yapılmaları lazımdı, bu sebeple ihalelere çıktık ve projeler hazırlandı. Anıtlar Kurulu?na onaylatıldıktan sonra projesi çıkarılan eserin onarımını başlattık. Son 4 senedir aynı işlemleri her eser için yapıyoruz. Şu anda projesi çizilmeyen eser kalmadı. Projesi çizilip de ihale aşamasında olmayan eser kalmadı. Dünyanın 50 yılda yaptığı çalışmaları biz 2 yılda yapmış olacağız. En büyük handikap, işi en iyi şekilde yapabilmektir ve buna gayret ediyoruz.

Eserlerin onarımından sonra bakımları nasıl devam ettirilecek?

Onarımdan sonra herhangi olumsuz duruma karşı, 5-10 yıllık bakım ve onarım ihalesi yapacağız. Herhangi bir il içinde bulunan tüm eserlerin toplu olarak bakımının gerçekleştirilmesi için ihaleler yapılacak. Böylece, herhangi bir eserin çatısı aktığı anda müteahhit devreye girecek, sorunu giderecek. Devamlı bakım oranım olacak. Tüm illerde bakım sözleşmesi yapılacak görevden gitmiş olsam bile eserler daha bir 10 yıl boyunca bakımda kalmaya devam edecek. Sonraki yöneticilerin aynı sözleşmeleri yenilemeleri halinde eserler sürekli olarak bakımda kalmaya devam edecek.

Eserlerin büyük bir felaket anında yıkılması ya da yanması ihtimali için aldığınız tedbirler de var mı? Bu eserler gelecek kuşaklara kalabilecek mi?

Bu beni çok heyecanlandıran bir soru, çünkü Allah korusun bir felaket sonrasında eserlerin yok olması söz konusu. Ancak bunun da tedbirini aldık. Türkiye?deki her bir eser, tüm detayı ile 180 derece kameralarla, 3 boyutlu olarak çekiliyor. Sadece bunların bire bir fotoğrafları değil, tüm mekânlar, ayrıntılarıyla kayıt altına alınıyor. Oluşturulan bilim heyeti de eserle ilgili detayları görüntünün üzerine okuyor. Yangın veya deprem gibi bir felakette bu eser yeniden vücuda getirilmiş olacak. Ayrıca tüm eserlerin rölövesi hazırlanıyor. Bu çekimler olmasa da eserler yeniden inşa edilebilecek. Göreve geldiğimizde böyle bir çalışma yoktu. Ancak şimdi bunu yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz.

Restorasyonlar için ayrılan bütçe ne kadardır?

Beni mazur görün ama rakam söylemeyeceğim. Bizim paramızın bereketi var. Devletten bir kuruş almadan onarımları yapıyoruz. Yüz yıllar önce ecdadımız bu eserleri yaptıktan sonra yanlarına akarlar da bırakmış. Bu akarları iyi işlettiğiniz zaman bu eserlerin onarımını yapma noktasında kaynak sorununuz olmuyor. Göreve geldikten sonra hiçbir kaynak sorunumuz olmadı. Biz bütçesinin yarısından fazlasını yatırımlara ayıran yegâne kurumuz. Her kurum personel giderlerine ayırır. Ama biz yatırımlara ayırıyoruz. Biz restore et-işlet-devret modeli ile bir kuruş para harcamadan onartıyoruz eserleri. Sonra da kira alıyoruz. Mesela, Akaretler, 4. Vakıf Han boş duruyordu. Ama biz bu modelle restore ettirdik, ayrıca da kira almaya başladık. Cebimizden tek kuruş çıkmadan hem eserleri restore ettiriyoruz hem de kira geliri sağlıyoruz. Böylece 1,5 milyar YTL?lik yatırım yaptık. Bazen de sponsorlar restore ediyor. Sponsor veya restore et-işlet-devret modeli ile yapamadığımız onarımları biz üstleniyoruz. Rakamlar çok önemli değil, Allah bereketini veriyor. Ecdadımız bunları kurmuş, iyi işletilirse hiçbir kaynak sorunu yok. Tek sorun teknik sorunlar, sanat tarihçi, mimar eksiğimiz var. Para pulla ilgili sorunumuz yok.

Siz göreve gelmeden önce ve siz göreve geldikten sonra onarımı yapılan eser sayısı ne kadaradır?

Türkiye genelinde 2003 yılına kadar 4 senede 46 eser onarılmış. 2003?ten bu yana ise 2 bin 650 tane eser restore edildi. Örnek olarak, 1931 yılında Atatürk, Konya?da incelemelerde bulunurken, ?acil ve önemli? başlığı ile dönemin Başbakanı İsmet İnönü?ye, Karatay Medresesi, Alaaddin Camii, İnce Minare gibi eserlerin derhal onarılması için telgraf çekiyor. Ama 1931?den 2003 yılına kadar hiçbir onarım yapılmadı. Atatürk?ün bu isteğini de yine biz yerine getirdik.

Restorasyon sürelerinin eskiden çok uzun yıllar sürmesinin nedeni nedir? Siz daha hızlı bir şekilde onarıyorsunuz eserleri.

Gerçekten eskiden eserlerin onarımı yapımından daha uzun sürüyordu. Buradaki olay şu; projesini yapmadan, işin parasını hazırlamadan, işin tamamını projelendirmeden, tamamını ihale etmeden işe başlayınca iş bitmez. Eskiden caminin sadece içi, sadece minaresi bir dahaki sene kubbesi ihale ediyordu. Biz öyle yapmıyoruz, işin tamamını ihale ediyoruz ve kaynak sorunumuz da yok. Parası olmayınca işi de bitiremiyorlar, ama bizim kaynak sorunumuz yok. Ataların bıraktığı akarlara sahip çıkıyoruz. Kira alınmayan yerlerden kira almaya başladık. Bu şekilde paramızı artırdık. Olayın özü, işin tamamını ihale etmeniz ve parasını hazırlamanızdadır. Sadece müteahhitlikten kaynaklanan gecikmeler olabilir

Hangi tarihte, Edirne?den Kars?a kadar Türkiye?yi gezen bir kişi, bakımsız hiçbir esere rastlamadan gezisini bitirecek?

En büyük rüyalarımdan biri Fatih ve Süleymaniye?nin bitirilmesiydi. Genel müdür olmadan önce 6 ayda bir Edirne?ye, Bursa?ya giden biriydim. Yurtdışındaki tarihî eserleri ve müzeleri de gezerdim. Kendimi yaradılıştan şanslı buluyorum. İşimi çok seviyorum ve 2009 yılının sonuna kadar vakıf eseri olup bakımsız kalan hiçbir eserin olmayacağını bu yapıda biri olarak söylüyorum. Keşke balonla Türkiye turu yapsak ben de rehberlik etsem, eserlerin hikâyelerini anlatsam bu konuda hiçbir engel yok. Şu anda Kars?taki Evliya Camii?nden, Malatya?daki Ak Minare?ye, Tokat?taki Mevlevihane?den Adana?daki Ulucami?ye, Tatvan?daki Elaman Hanı?ndan Edirne?deki Selimiye?ye varıncaya kadar tüm eserler onarıldı. Buralarda yaşanan insanlarımız beni arayıp sevinçlerini paylaşıyorlar. Ben de layık olmak için uğraşıyorum. Rahatlıkla söylüyorum; Türkiye?deki eserlerimizi kontrol altına aldık. 2009?da ağlayan hiçbir vakıf eserimiz kalmayacak.

Yurtdışındaki eserlerimizin durumu ne olacak?

Kanunumuz çıktı, yurtiçindeki eserlerimizi derleyip toparladıktan sonra yurdışındaki eserlerimize de ulaşacağız. Yurtdışı Daire Başkanlığımız kanalı ile restore etmeye başlayacağız.


Fatih Camii?nin zemini depreme karşı güçlendiriliyor

Fatih Camii, Süleymaniye Camii?nin tam tersine her depremde yıkılmış bir bina. Adnan Menderes Bulvarı?ndaki başka bir merkezde 5 şiddetinde hissedilen deprem, Fatih Camii?nde 7 şiddetinde hissediliyor. Zemini çok kaygan. Buradaki asıl çalışma zeminde yürütülüyor. Caminin yayında bir kuyu açılarak, depremin etkisinin daha az hissedilmesi sağlanacak Dünyada sadece Amerika ve Yeni Zelanda?da benzeri bir restorasyon çalışması yapılmış.

***

Şehzadebaşı?nın onarımı yapımından daha uzun sürdü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada belediyede emlak ve istimlak daire başkanı olarak görev yapan Yusuf Beyazıt, bu sırada restoresi yılan hikayesine dönen Şehzadebaşı Camii?nin onarımını Erdoğan?ın talimatı ile yapmak istediklerini, dönemin Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimine bildirmiş. Ancak, yönetim bu işi belediyeye vermemiş. Vermediği gibi eserin restorasyonunda herhangi bir ilerleme de olmamış. Bu olaydan yaklaşık 10 yıl sonra Vakıflar Genel Müdürü olarak göreve başlayan Beyazıt?ın ilk işi de Şehzadebaşı Camii?nin restorasyonunu bitirmek olmuş.


Türkiye?nin il il restorasyon haritası

Vakıflar?ın 2003?ten bu yana tarihi eserlerin tespiti ve onarımıyla ilgili el atmadığı şehir kalmadı. Bütün illerdeki onarıma ihtiyaç duyan eserler tespit edildi ve projeleri çıkarıldı. Tüm bu çabalardan sonra Yusuf Beyazıt?ın Türk halkından istediği tek bir şey var: ?Tarihi eserlerimize sahip çıkın, onları koruyun ve bilinçli yaklaşın.?
 
 
 
 
 
 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş