Haber Merkezi / TIMETURK
Fransız yazar Jean-Jacques Cecile son yazdığı kitapta, ajanlar ve teröristler arasındaki tehlikeli ilişkileri konu edindi. Cecile Fransız askeri istihbarat özel biriminin eski bir üyesi, istihbarat toplama ve özel birlikler konusunda uzman. Daha önce?Casusluk işi? ve ?Fransız Deniz Komandoları? adında iki kitap yazdı. ?Novo Monde? tarafından piyasaya sunulan bu kitapta istihbarat ve terörizm arasındaki yarışa ışık tutuyor.
Kitap 2006?da Irak?ta direnişçilerin üçgün içerisinde Amerikan Hava Kuvvetleri?ne ait üç savaş helikopterini düşürmesi olayıyla başlıyor. Düşürülen helikopterler arasında Amerikalıların top mermisine ve şarapnel parçalarına karşı, kendini koruyabilme dedikleri, bir adet Apachi helikopteri de vardı. Ancak olay Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon?da korku ve endişe yarattı. Acaba direnişçiler yeni teknik ve taktikler kullanabilecek düzeye mi gelmişti? Zayıf noktalar mı tespit etmişlerdi? Yoksa en son geliştirilmiş füzeler mi kullanıyorlar? Peki tüm bu olanların sırrı ne? Aslında durum önceden hazırlanmış bomba düzenekleriyle ilgili yeni yöntem ve tekniklerin bulunmasıyla ilgilidir. 15 metre yükseklikten bomba atacak kadar işi ilerletmişler. Top mermisi sayesinde bu yükseklikten kamyonu böyle patlatıyorlar. ?Bunun için alçaktan uçan helikopterlerin kullandığı normal hava yolu geçişleri esnasında önceden hazırlanmış bomba düzeneğinin patlatılması yeterli olur.?
Gazeteciler, gazetelere haber atlatabilecek yeni bir silahın geliştirildiğini düşünüyorlar. Ancak Amerikan yönetimi kısa bir süre içerisinde bu yöntemin eskiden kullanılan bir düzeneğin taklidinden başka bir şey olmadığını ortaya çıkardı.
Durum Vietnamlıların 1965?ten itibaren ?Koshi Savaşları? esnasında uyguladıkları yöntemlere benziyor. Uzun çubukların ucuna bomba dolu poşetleri bağlayan Vietnamlılar bu çubukları özel olarak seçtikleri ağaçların tepesine bağlarlardı. Geriye sadece sabır ve uygun anın kollanması kalırdı.
Geliştirme ve düzeltme uzun iş.Yazar bunlarla ilgili bir çok örnek veriyor.Bu örnekler arasında Rusların Strella tarzı hafif kara-hava füzesiyle sesleri keşfetme sistemini birleştirme girişimi de bulunuyor.
Yazar piyasada ve internet üzerinde teröristlerin askeri tekniklerden haberdar olmasını sağlayacak askeri deliller olduğundan bahsediyor. ?İş acemi ve uzman olmayan teröristlerin harekete geçmesini ve isimlerinin gazetelerin birinci sayfalarında yeralmasını sağlayacak belgelerle ilgilidir? Teröristler özetle, askeri kitaplardan çeşitli yöntemlerle yararlandıklarını söylüyor. 1965?te Amerika Kara Kuvvetleri bomba düzenekleri ve bubi tuzaklarıyla ilgili bir kitap yayınladı. Yirmi yıl sonra Irak Ordusu aynı kitabı Arapça olarak askerlerine dağıttı.?
Peki, bu kitapçıklar Iraklı Direnişçilerin işine yarar mı?
Durum tartışılabilir. 2003?ten itibaren tekniklerini geliştirmeye başladılar. Terörizmle suç arasındaki çetrefilli ilişkilerden bahsediyorken Sovyet ve Rus özel kuvvetlerinin soğuk savaş döneminde batıya korku salan bu birlikleri suça yönlendirdiklerini görüyoruz. Yazar buna örnek olarak Spetsnaz Birliği?ni veriyor. Bu birliğin yarısını oluşturan 30 bin kişi bir anda kendini sokakta bulunca mafya ve suç örgütlerine katıldı. Yazar ?90?lı yıllarda faili meçhul cinayetlerin sayısı artmaya başladı. Çünkü bu cinayetler arkalarından herhangi bir iz bırakmayan profesyoneller tarafından işlendi? diyor. Rusya?da 1996?da son bulan uzaktan patlatılan bombaların sayısı artmaya başladı. Afganistan?da görev yapmış askerlerin hedef alındığı mezarlıkta 14 kişi uzaktan kumandalı bombayla öldürüldü. Belki bu eylemdeki tek teselli ölenlerin gömülmek için fazla uzağa götürülmesine gerek olmamasıdır. Aynı durum 90?lı yıllarda Meksika?da meydana geldi. Olay uyuşturucuyla mücadeleyle ilgiliydi. Burada mafya ve paraşütçü birliklerde eskiden görev yapmış subayları kullanıyordu. Onlar da seçkin kuvvetlerde görevli arkadaşlarını angaje etmeye çalışıyorlardı. Yazara göre bunun nedeni otorite mücadelesine girişen mafyaların büyük bir ateş gücüne ihtiyaç duymalarından kaynaklanmaktadır.
Burada durum cinayetle ilgilidir. Ancak yazarın da düşündüğü gibi iş terörizme yaklaşıyor. ?Çünkü suç örgütlerinin bu düzeyde bir ateş gücüne ve askeri deneyime ulaşmasıyla biz fiili bir terörizme doğru kayarız. Suçlu ile terörist arasındaki fark nedir? Hemen aklımıza şu gelir. Suçlu bir menfaat gözeterek suç işlerken terörist eylemini siyasi bir gerekçeyle yapar. Güney Amerika?da siyasi nedenlerden dolayı cinayet işleyen ve suikastler gerçekleştiren suç örgütlerine de rastlıyoruz. Örneğin kaçakçıları cezalandıran yargı kurumunu güçlendirmek için çıkarılmak istenen kanun tasarısının iptali için gerçekleştirilen bir eylemde bir otobüsteki tüm yolcular öldürülmüştü. Bu korkunç bir olay. Bu korku ABD?ye kadar uzandı. Amerikalılar suç örgütleriyle teröristler arasında çok hassas işbirliği anlaşmalarının yapılmasından korkuyor. Çünkü insan kaçakçılığı yapan şebekeler ABD?yi vurabilecek hücrelere kadar uzanabilirler.?
ABD orduya yeni katılım taleplerinin azlığından ciddi bir şekilde şikayet ediyor. Bu yüzden suç örgütleri mensuplarını silah altına alma yoluna gitti. Ancak bu da beraberinde çok ciddi risk ve tehlikeler getirmektedir. 2002-2006 yılları arasında eskiden çete mensubu olan 320 kişi silah altına alındı. Bu rakam aslında işin gerçeğini yansıtmamaktadır. Bazı suçluların Irak?ta öğrendikleri ve uyguladıkları savaş tekniklerini orta vadede Cnicago, New York, San Francisco gibi yerlerde uygulama tehlikesi var.
Bazı polis yetkilileri hırsızlar arasında yapılan büyük bir anlaşmadan endişe eder boyuta geldiler.? Ortadoğu?da daha önce birbirlerine rakip olan şimdi de yanyana savaşan çete elemanları ülkeye döndüklerinde kendi aralarında işbirliği yapabilirler.? Bu elemanlar Irak Savaşı?na katıldıklarından benzersiz bir deneyim kazandılar. ?Bu çete elemanların deneyimlerinden teröristleri yararlandırma tehlikesi bulunuyor.? Yazar ?bazı çete elemanlarının köktendincilerin elinde bir nevi tövbe ettiklerini görmemiz az rastlanır bir olay değildir.?diyor. Yazar burada Abdullah El Muhacir adını alan Jose Padilla örneğini veriyor. Brooklyn?de doğan Padilla Cnicago?da ?Maniac Latin Decepless? çetesine dahil olduktan sonra cezaevine girdi. Cezaevinden çıktıktan sonra 1998 yılında Afganistan?a gider. Daha sonra Pakistan?a gider ve burada ?kirli bomba? eğitimi alır. Mayıs 2002?de Cnicago Havaalanı?nda tutuklanır.
İslamcılar Amerikan hapishanelerini üyelerini dinsel olarak hazır halde tutmak için kullanıyor.
Teröristlerin de kendilerine has kuvvetleri vardır
Teröristlerin de kendilerine has kuvvetleri vardır.Yazar buna örnek olarak Mısır özel kuvvetlerinde subay olan Ali Muhammed örneğini veriyor. (Yazara göre Ali Muhammed bazen hayal ötesi bir hayat yaşamış birisi). Ali Muhammed ilk defa bir eğitim devresi için ABD?yi ziyaret eder. 1985?te tekrar Amerika?ya döner. Amerikan Kara Kuvvetleri?nde başçavuş olur. Yazarın iddia ettiği gibi basit bir başçavuş değildir. Zira inanılmaz bir hızla Fort Bragg Kışlası?nda Ortadoğu kültürü konusunda hazırlayıcı ve eğitici rütbesine yükselmiş? Amerika?nın en önemli kışlası olan bu kışlada kurmay komutanlığının yanında özel kuvvetlerin eğitildiği bir okul da bulunuyor. Ayrıca tüm ordu birimlerinin özel operasyon komutanlığı da buradadır.Bu komutanlık bu alandaki en ileri komutanlık sayılır. Zira en karmaşık gizli operasyonlardan bu komutanlık sorumludur. ?Bu komutanlığın üzerinde öyle bir gizlilik halesi dolaşıyor ki hangi birimin ne iş yaptığını bilemezsin. ?Tabii tek birim bu birim değildir. Delta Kuvvetleri olarak bilinen kuvvetler de vardır.?
Ali Muhammed orduda hızla yükselir.^Amerikan askeri kuvvetlerinde bir asker olarak, Sovyet işgali altında bulunan Afganistan?ı resmi sıfatla ziyaret eder. Tatillerini radikal İslamcıların gözetleme, silah ve patlayıcı kullanma eğitimi aldıkları yer olan New Jersey?de geçirmesine rağmen Pentagon göreviyle çelişen hiçbir faaliyetine rastlanmadı. Askeri hizmetten ayrıldığında Mısır Havayolları?nda güvenlik alanında çalıştı.1998 yılında Darüsselam ve Nairobi?deki Amerikan Büyükelçilikleri saldırılarına katılmakla suçlandı. Amerikan Federal Polisi de onu bir hahamı öldürmekle suçladı. Eylül 2001 saldırılarından sonra Federal Polis tarafından alelacele olayla ilgisi olmadığı açıklandı. Bu durum hakkındaki şüpheler hala devam ediyor. Bu adam El Kaide adına Amerikan Federal Polis?inde çalışan bir köstebek mi yoksa Federal Polis adına El Kaide?de görevli bir işbirlikçi mi yoksa aynı anda iki taraf için çalışan bir ajan mı? Bu sorunun yanıtını kim bilebilir ki?
Ali Muhammed örneği tek değil.Yazar bir çok örnekle birlikte Muhammed İbrahim Makavi örneğini de veriyor. El Kaide lideri Usame Bin Ladin?e yakın olan bu adam Mısır?da eski bir polis subayı olan Muhammed Atıf?a göre daha önce Mısır özel kuvvetlerinde on beş yıl çalışmıştı. Bu durum sadece Araplarla sınırlı değildir. Aksine Tamil Kuvvetleri?nden destek alıyorlar. Özellikle ayrılıkçı hareketin ?seçkin? deniz kuvvetlerinden.Yazar bu durumu şu sözlerle özetliyor: ?Teröristler bazen devlet desteğinden yararlanıyor, özellikle özel kuvvetlerini teröristlerin tasarrufu altına koyan devletlerin desteğinden. Örneğin 2006 yazında İsrail Ordusu?yla girdiği son savaştan sonra Hizbullah saflarını yeniden organize etmek ve kadrolarına hakim olmak için yeni taktiklere ihtiyaç duydu. Hizbullah?ın bu hususta ilk yaptığı şey Şubat 2007?de Kuzey Kore?ye bazı kuvvetler göndermekti.Amaç Kuzey Kore özel kuvvetlerinde komando eğitimi almak, istihbarat ve casuslukla mücadeleydi.?
2-Ajanlar ve Teröristler : Aynı Savaş
Bryce Hoffman ?terorist teknik? adlı kitabında şöyle diyor: ?sonuçta teröristlerin başarısı mesafe olarak sadece devletin ilgili birimlerinden değil terörle mücadele teknolojilerinden de açık ara önde olmalarından kaynaklanıyor? diyor. Örneğin El Kaide Nazi ajanlarını taklit ediyor. Richard Colvin Reid (22 Aralık 2001) örneğini veriyor. Bu adam uçakta akli dengesi yerinde olmayan bir tipe benziyordu. Ancak bu adam bir teröristti.1973?te Londra?da bir banliyöde dünyaya gelen bu adam defalarca hapse girmişti. Erişkinlere ait bir cezaevindeyken müslüman olmuş Abdurrahim adını almıştı. Brixton Camisi?ne sık sık gider olmuştu. Bu esnada fanatik dincilerin dikkatini çekmişti.1998 yılında kaybolduğunda annesi onu Pakistan?da sanıyordu. Oysa Afganistan?da Halid?in kampındaydı.Uzun ziyaretlerden sonra tutuklandı ve bombalı ayakkabısı ortaya çıkarıldı.Gözlemciler başlangıçta bir korku dehasıyla, bir kör ölüm mucidiyle karşı karşıya kaldıklarını düşündüler. Ancak yazara göre bu daha önce keşfedilmiş bir fikrin sadece taklidinden başka bir şey değildir: ?Alman tahrip ajanları ikinci dünya savaşı esnasında patlayabilen bir çikolata kalıbı ve dünyanın ilk bombalı ayakkabısını icat etmişlerdi.?
Yazar devamında ?bir kez daha teröristlerin icatla uğraştığını görüyoruz. Ancak çok kopyacıdırlar. Genelde kopya çekiyorlar ya da bildiğimiz şeyleri yapmaya çalışıyorlar. ?Bombalı ayakkabı zaman zaman geri geliyor. Benzer olay 16 Haziran 2006?da Irak?ın Başkenti Bağdat?ta bir camide meydana gelmiş ve namaz kılan cemaatten 13 kişi ölmüştü. Irak?ın bir çok camisinde benzer olaylar meydana gelmişti.Yazar olayı şöyle özetliyor: ?Bu bilgi öyleyse ajanlarla teröristler arasında intikal ediyor. Richard Reid örneğinde olduğu gibi bazen endirek yolla intikal ediyor. Tabi burada nazilerin ve teröristlerin benzer problemle karşı karşıya kaldıkları için birbirlerinden bağımsız bu fikri geliştirdikleri şeklinde bir itirazımız olabilir.? Ancak iki Fransız istihbarat uzmanı bu duruma itiraz ediyor: ?Onlara göre bu intikal dolaylı yollarla gerçekleşmiştir. Zira eylemin gerçekleştirilme yöntemiyle gizli muhbirlerin bilgisi arasında bir ilişki vardır. Bu olayın El Kaide?nin teknik kulaklarından birisi vasıtasıyla ulaşması çok da şaşıracak bir durum değildir.?
Yazar ondan sonra İngiliz Polisi?yle IRA Örgütü arasında yıllardır süren çatışmanın tarihine ve düşmanı tanıma ve onu oyalama yöntemlerine değiniyor. Daha sonra Filistin?in ölen Devlet Başkanı Yaser Arafat?ın Demokratik Almanya?yla yaptığı anlaşmaya değiniyor. Anlaşmada ?Arafat Avrupa toprakları üzerinde herhangi bir eylemde bulunmama sözü veriyor. Buna karşılık Doğu Almanya İstihbaratı Stasi bazı FKÖ üyelerine istihbarat toplama yöntemleri, patlayıcı kullanma ve savaş taktikleri hakkında eğitim almak için Almanya?da ikamet etme çağrısında bulunacaktı.? Yazara göre aynı çatışma İtalya?nın 1968-1969 yıllarında muhalif sol hareketlere karşı başlattığı ve adına ?gerginlik stratejisi? dediği savaşta da ortaya çıktı. Amaç bu tür hareketlerin imajını zedelemektir. Bu yöntemler arasında komünizm karşıtı bir güvenlik politikasının geliştirilmesi için Amerikan istihbaratının bu ülkede terörist katliamlara katılmasıda vardır.Gaddarca yöntemlere öyle bir boyuta ulaştı ki 2 ağustos 1980?de Bologna havaalanında meydana gelen patlamada 85 kişi öldü 200?den fazla kişi de yaralandı.16 Ocak 1991 tarihli The Guardian Gazetesine göre bu eylemde kullanılan yöntemler İtalyan istihbaratı Gladio?ya ait?.
Afganistan?da istihbarat servislerinin yıkıcı rolü
Yazar Amerika?nın Afganistan?a muhtelif müdahale şekillerini anlatıyor. Amerika 1986?da Afgan mücahitlerine stinger füzelerini teslim ederek ?Mi-24? türü Rus ağır savaş helikopterlerinin düşürülmesine doğrudan destek sağladı.1979?dan başlayan ve uzun bir geçmişi bulunan Amerikan müdahalesi Pakistan istihbaratıyla görev paylaşımına gidiyor. Amerikan istihbaratı silah ve mali yardımda bulunurken Pakistan istihbaratı bunların dağıtımını yapıyor ve toprak işgal ediyor. Ancak zaman zaman negatif sonuçlar da oluyor. Pakistan istihbaratının Gülbeddin Hikmetyar?la sıkı ilişkileri olduğu zamanlarda Hikmetyar mali ve silah yardımlarından aslan payı alıyordu. 2006 yılında El Kaide bayrağı altında savaşmaya karar verince Washington tarafından üst düzey bir terörist olarak ilan edildi. İşbirliği anlaşmaları değişince dünün dostu birden ?ölü ya da diri huzura getirilmesi gereken? bir düşman oluverdi. Aynı örnek ABD-Irak ilişkilerinde de görüyoruz. Yazar özellikle Irak-İran Savaşı (1980-1988) esnasında Amerikan yönetiminin koşulsuz destek verdiği Iraklıların Amerikan uydularının uzaydan çektiği fotoğraflara ve Amerikan istihbaratının çektiği görüntülere ulaşma gücünü anlatıyor. Ancak Amerika?nın henüz acemi olarak gördüğü Irak beklenmedik başarılara imza atıyordu.1991 yılında Amerikalılar Iraklıların istihbaratlarına nasıl karşı koyacaklarını çok iyi bildiklerini keşfettiler. Casus uyduları tedirgin etmek için kamufle metotlar kullanıyorlardı. Amerikalılara hava üslerinin vurulduğu görüntüsü vermek için iniş basamaklarını boyacılar vasıtasıyla boyuyorlardı. Kolaylıkla tespit edilebilen radyo mesajları yerine yeraltında optik kablolar vasıtasıyla iletişim kurmayı tercih ediyorlardı. Bundan dolayı Senatör Tom Harken 1984?te başlayan bu kapsamlı işbirliğinin deniz piyadeleri (Marine Corps) için tehlike yarattığını ileri sürdü. Amerikanın istihbarat yöntemlerini Amerikalıların izniyle öğrenen Iraklılar Rusların da desteğiyle Sam Amca?nın uzmanlarının hayatını cehenneme çevirmekte her hangi bir zorluk görmüyordu.?
Yazar Saddam Hüseyin ile Amerikan istihbaratı arasındaki yakın ilişkilere değinirken Saddam?ın Başkan Kasım?a nasıl suikast girişiminde bulunduğunu, şoförünü nasıl öldürüp kaçtığını ve CIA?nin parasıyla Beyrut?a yerleştiğini söylüyor. Başkan El Bekir?le yıldızının nasıl parladığını ve yönetimi ele geçirdiğini söylüyor. Saddam Hüseyin?in Irak?ı ile ABD arasındaki işbirliği alanları çok farklıydı. Amerikan İstihbaratı Irak coğrafyasını çok iyi tanıdığı için Irak rejimiyle ilişkisi bozulduğunda Irak Ordusu içerisinde kendisi için nasıl ajan tedarik edeceğini çok iyi biliyordu. Bu durum Saddam?ın bozguna uğramasına yardımcı oldu. İran İstihbaratı da Iraklı subay ve istihbaratından çok sayıda ajanı kendi tarafına çekme başarısını gösterdi.
Silah Satın Almak Çok Kolay
Yazarla birlikte Fransa pazarında kolaylıkla satılan silah olayına gidiyoruz. Bu savaş silahlarının Doğu Avrupa ülkelerinden buraya aktığını öğreniyoruz.Yazar çok farklı özellikleri bulunan bu silahların polis merkezlerine saldırılarda kullanılmaya başladığını söylüyor. Dünyanın en güçlü tüfeklerin açıktan satılmaya başlasıyla tehlike giderek büyüyor.Yazar Amerika anayasısının ABD vatandaşlarına silah satın alma ve bulundurma imkanı sağladığına dikkat çekiyor: ABD Anayasasına göre ?18 yaşına gelmiş,sabıka kaydı olmayan her vatandaş? silah satın alma hakkı var.Hatta 7,12 mm?lik silahlar bile sivil pazarda hızla yayılmaya başladı.Öyle ki El Kaide örgütü?nün elinde Barrett tarzı 25 tüfek var.Silah elde etme kolaylaştığı için çok hassas silahları kullanan keskin nişancıların da ortaya çıkması kolay oldu.Bu silahların bazıları Irak?ta Ebu Mus?ab El Zarkavi?nin adamlarında da bulundu? Yazar bu örneklerden yola çıkarak ?Washington?un çılgın keskşn nişancısına? dikkat çekiyor ve okurun bu durumu dikkat ve ibretle izlemesi gerektiğini söylüyor.
Teröristlerin çoğu bu silahları kullanıyor. Gerçi çok az kişi biliyor ama 12 şubat 1997?de bir İngiliz askerini öldüren IRA militanında da bu silah vardı. Ancak John Alan Muhammed iki hafta boyunca Washington bölgesinde terör estirince herkes durumun farkındaydı, zira IRA?lı suikastçıyla aynı silahı kullanmıştı, ancak daha düşük ayarda. On kişinin öldürüldüğü olayın kurbanları arasında FBI mensubu bir soruşturma görevlisi de vardı.
Bu olay farklı nedenlerden dolayı bir çok kişi için kötü örnek oluşturabilir. Birincisi bu çılgın suikastçinin kullandığı terörist taktik çok basit bir taktik olarak değerlendirilebilir. Daha önce IRA tarafından kullanılmış, Nefret ve öfke davetçilerinin söylemlerinden etkilenen herhangi birisi tarafından da taklit edilebilir. Diğer bir neden de John Alan Muhammed?in katı bir askeri eğitim almış olmasıdır. John Alan Williams olarak 1985-1994 yılları arasında Amerikan Kara Kuvvetleri?nde görev yaptı. Başçavuş rütbesiyle ordudan ayrıldığında M 6.1 tabancısını kullanma konusunda uzmandı. Her ne kadar seçkin suikastçiler sınıfına ulaşmamışsa da ayrım yapmadan insanların üzerine ateş açarak hayvani bir korkuya neden olan bu suikastçiye medya da çok yardımcı oldu. Ayrıca bu suikastçinin ?Bağdat Keskin nişancısı: Juba? adında başka bir davayla ilişkisi vardı.
Bağdat Keskin Nişancısı Juba kim?
Efsanenin gölgesi Irak?taki direnişçilere kadar uzandı. Ancak yazara göre bu konuda çok sayıda yazı yazılmasına rağmen bu suikastçinin Irak?taki varlığı kesin değil. Juba propagandatik bir varlık da olabilir. Ancak sebep olduğu korku gerçektir. İngiliz The Guardian gazetesi bakınız bu konuda ne diyor: ?Juba?yı hiç gören olmamış, onunla ilgili bir duyum aldıklarında her şey bitmiş oluyor, sadece bir el ateş sesi duyduklarında bir Amerikalı askerin öldüğünü ya da yaralandığını görüyorlar. Kesinlikle ikinci bir el ateş yok. Amerikan kuvvetlerinden hiç kimse ateşin nereden geldiğini bilmediği için suikastçiyi avlama imkanı bulamıyor. Zira ateş ettikten sonra kayıplara karışıyor.? Varlığı ya da yokluğu belli olmamasına rağmen ABD Ordusu içerisinde çok büyük bir endişe bulunmaktadır. Bu keskin nişancının ünü ABD?ye kadar ulaşmış. Amerikalı emekli asker John Plaster keskin nişancı Juba?yı övmekten kendini alamıyor: ?Çok keskin bir taktik hissine sahip olan bu adam tek bir kurşunla işini bitirecek bir sisteme sahip. İşini bitirdikten sonra tutuklanmaktan kurtulmak için derhal bölgeyi terketmek için geri döneceği yolu çok iyi seçiyor.? Irak?taki direnişçilerin bu olağanüstü performansı Amerikalı askerilerin ruhlarına korku salmak için kullanmaları çok doğaldır. ?En iyi direniş yollarından biri de internet üzerinden video kayıtları yayınlamaktır. Bu video kayıtlarından birinde Juba?nın 143 kişiyi öldürdüğü bilgisi bulunuyordu. Bu rakam zamanla katlanarak büyüyecektir.?
Yazar yeniden kendi kendine şu soruyu soruyor: ?Bu gerçek mi hayali mi?? Yazar cevap olarak şöyle diyor: ?Cevap ne olursa olsun bu fazla bir maliyeti olmayan ve uygulanması kolay olan bir terörizm senaryosu hazırlayacaktır. Terörist keskin nişancılardan oluşan uyuyan hücreler internette yayınlanan bir şifreli cümle sayesinde aynı anda çalışmak için uyanabilir. Bu keskin nişancılar tasfiye edilmeden daha kaç kişi öldürülecek??
Yazar 16 Nisan 2007?de ABD?nin Blacksburg Kenti?nde G.Kore asıllı Cho Sung Hoey tarafından bir okula yapılan saldırı sonucu meydana gelen katliama gönderme yapıyor. Sonra Irak ve Afganistan konusuna geri dönüyor. ?Bu keskin nişancılar çok uluslu kuvvetlere iki şey tattırdılar? Zira ABD kuvvetleri 1 ile 24 Ekim 2006 tarihleri arasında Bağdat?ta keskin nişancılar tarafından 36 ayrı saldırıya uğradı. Aynı yılın eylül ayında da 23 farklı saldırıya maruz kaldı. Ocak ayındaysa 11 saldırıya maruz kaldı. 36 keskin saldırıda 8 asker öldürüldü. Irak?la ilgili olarak keskin nişancılarının bir kısmının Saddam Hüseyin?in eski özel kuvvet mensubu olan ve silahlarını işgal kuvvetlerine yönelten kişilerden oluşturduklarını söyleyebiliriz. Afganistan?da 2006 yılına kadar bu taktik geniş bir çerçevede bilinmiyordu. Ancak Irak?taki başarısından sonra Taliban Afganistan?ın güneyinde bulunan bir okulda kendi suikastçı timini yetiştirmeye başladı.Taliban yetkililerine göre eğitimciler Afganistan?da Sovyet işgali döneminde eğitim alanlar ve Arap ülkeleri silahlı kuvvetlerinden gelen kadrolardan oluşmaktadır.
Iraklı keskin nişancıların özellikle Juba?nın kullandığı silahın türü nedir? Yazara göre ?Iraklı keskin nişancılar 70 mm?lik Yugoslav Zastava?dan esinlenerek geliştirilen hassas Tabuk adlı silahı kullanıyorlar. Direnişçiler ayrıca Irak?ta ele geçirdikleri silahları da kullanıyor. Çokuluslu kuvvetler, düşmanlarının genellikle kendi silahlarını kullandıklarını tespit etmiş. Örneğin eylül 2007?de Basra?da keskin nişancılardan beşinde bulunan silahlar sadece NATO?da bulunan silahlardandı.
Kitapta çok sayıda örnek var ancak biz Arap Dünyası?nda cereyan edenlere odaklanmak istiyoruz.Yazar Japon Kızıl ordusu tarafından gerçekleştirilen ve 2 eylemci 26 İsrailli?nin ölümüne ve 78?inin yaralanmasına neden olan lydda Operasyonu?ndan bahsediyor.Yazar bu operasyonu terörist örgütler arasındaki koordinasyona örnek olarak veriyor. Ayrıca bunu ?yoksulların bir terör eylemi? olarak özetliyor. Zira ortaya çıkarılması zor çok şiddetli bir paniğe neden oluyor.