DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

17,9782 ₺

EURO

18,2939 ₺

ALTIN

1.022,38 ₺

BİST

2.987,24 ₺

Yeni Berlin duvarlarını yıkma

Avustralyalı gazeteci John Pilger, Filistinlilerin Gazze?den çıkış şeklinin, dünyadaki küresel işgale karşı bir ilham kaynağı olduğu açıkladı.

03.03.2008 15:30:00

John Pilger*

Gazzelilerin son günlerde gerçekleştirdikleri Gazze?den çıkış hareketi, Varşova getto ayaklanması ve Berlin Duvarı?nın yıkılmasından bu yana gerçekleşen hiçbir olaya benzemeyen kahramanca bir görüntü oluşturdu. İşgal altındaki Batı Şeria?da, Ariel Şaron?un Filistin nüfusunun etrafını duvarlarla örüp onların topraklarını ve kaynaklarını çalmaya yönelik planı tamamlanmak için sadece bir Filistin Vichy?sinin (İşbirlikçi Filistin hükümeti) onayını beklerken, Gazze halkı kısa bir süre için de olsa işkencecilerine meydan okudu ve bu, onların gerektiğinde böylesi meydan okumaları yine gerçekleştireceklerinin delilidir. Onların başarılarında, dünyanın dört bir yanındaki yaşamlara ve ümitlere dokunan derin bir sembolizm var.

Bir Filistinli olan Karma Nabulsi, ?Şaron?un bizim için belirlediği yazgı; anarşik bir toplumun Hobbsçu görüntüsüydü: parçaları koparılmış, arsız, güçsüz, mahvolmuş, sinmiş, birbirinden farklı milislerin, çetelerin, dini ideologların ve radikallerin hâkim olduğu, dini ve etnik kabileciliğe duçar olmuş ve işbirlikçiler tarafından idare edilen bir toplum. Bu günün Irak?ına bakınız. Göreceğiniz şey Şaron?un bizim için düşündüğü ve nerdeyse başarmak üzere olduğu şeydi? diye yazdı.

İsrail ve Amerika?nın kitle cezalandırmadaki tecrübeleri bu hedefi nerdeyse tutturuyordu. Her gece atılan ve Gazzeli çocukları çılgına döndüren ses bombaları terörünün kod adı olan First Rains (İlkbahar Yağmurları) operasyonu vardı. Ondan sonra sivillerin üzerine bombalar ve füzeler yağdıran Summer Rains (Yaz Yağmurları) operasyonu devreye sokuldu, ardından suikastlar en sonunda toprak işgali başlatıldı. Şu anki İsrail savunma bakanı Ehud Barak, bütün blokaj taktiklerini denedi: elektriği kesti, kanalizasyon pompalarının çalıştırılmasını durdurdu, kuvez ve diyaliz makinelerinin alımını durdurdu ve çoğunlukla yetersiz beslenen çocuklardan oluşan bir nüfusa giden yakıt ve yiyeceği durdurdu. Bütün bu blokajlara; batılı yayıncıların ve politikacıların bir diğerine katılan, bayağılık üstüne bayağılık sergileyen hırıltılı, samimiyetsiz ve sürekli sesleri ve bütün bu yaşananlara rağmen, sorgulanamaz bir şekilde açık olan illegal bir işgali ?tartışmalı? olarak hoş görerek Gazzelilere yardım etmeyeceğiz diyen fakat demokratik bir şekilde seçilmiş Filistin Otoritesi?ni, İsrail kanıtlanabilir bir şekilde Filistinlilerin var olma haklarını tanımayı reddederken, ?İsrail?in var olma hakkını reddeden Hamas üyeleri? olarak lanetleyen ?uluslararası toplumun? tavrı eşlik etti.

26 Ocak?ta İsrail barış hareketi Gush Shalom?un kurularından biri olan Uri Avnery, ?İsrail kamuoyundan saklanan şey; Gazze?den gelen Kassam roketlerinin istenirse yarın durdurulabileceğidir. Birkaç ay önce Hamas bir ateşkes önerdi. Bu önerisini bu hafta yine tekrarladı? Hükümetimiz neden bu öneriyle ilgilenmiyor? Bunun cevabı basit: böyle bir anlaşma yapmak için Hamas?la konuşmak zorundayız? Hamas?ı boykot etmek, Sderot?un çektiği eziyete son vermekten daha önemlidir. Medyanın bütünü bu numaraya destek veriyor? diye yazdı. Hamas, uzun süre önce İsrail?e on yıllık bir ateşkes önermişti ve bu önerisinden dolayı da İsrail devletinin ?gerçekliğini? kabul etmişti. Bu batıda hiçbir zaman haber yapılmadı.

Filistinlilerin Gazze?den çıkışlarının uyandırdığı ilham; Mısırlı yıldız futbolcu Muhammed Aboutreika tarafından keskin bir şekilde gösterildi. Afrika Kupası için takımının 3-0 üstün gelmesine katkıda bulunan Muhammed, üzerinde İngilizce ve Arapça ?Gazze?ye sevgiler? yazan tişörtü göstermek için formasını kaldırdı. İzleyiciler ayağa kalkıp bu davranışı takdir ettiler ve dünyanın dört bir yanından yüz binlerce insan ona ve Gazze?ye desteklerini ifade etti. Bu davranışından dolayı Aboutreika?ya verilen sarı kartı protesto etmek için FİFA?ya başvuran bir spor yazarları delegasyonuna eşlik eden Mısırlı bir gazeteci: ?Bu hareket, Aboutreika?nın kendisine benzer şekilde, sessizlik duvarları ve zihnimizdeki duvarlar gibi birçok duvarı yıkan bir hareketti? dedi.

Dünyanın pek çoğunun faydalı veya harcanabilir olarak görüldüğü Murdochrasilerde haber seçimi, sürekli oyalayıcı ve kötürümleştiricidir. Pek fazla bu itiraz duygusuna sahip değiliz. Beyaz Saray?da hak iddia eden türdeş bir fırsatçı topluluğunun olumsuzculuğu; her biri Bush yönetiminin despotik savaşçılığını desteklemede yarıştığı için saygınlık kazanıyor. Başkanlık için Cumhuriyetçilerin adayı olduğu kesin olan John McCain, ?yüzyıllık bir savaş? istiyor. Despotik savaş anlayışının, yarışı önde götüren demokrat adayların birinin kadın birinin siyah olmasıyla hiç bir ilgisi yoktur: fanatik Condoleezza Rice hem siyah hem de kadındır. Hillary Clinton?u destekleyen karanlık dünyaya dikkatlice bakın. Vietnam?ı hala yok etmeye devam eden savaş kimyasalı Agent Orange?yi (zehirleyici kimyasal gaz) üreten çokuluslu zirai biyoteknoloji şirketi Monsanto?yu bulursunuz. Barack Obama?nın kulağına fısıldayanların arasında; cihatçılığı, el-Kaide ve 11 Eylül?ü doğuran Afganistan?daki Kasırga Operasyonu?nun mimarı olan Zbigniew Brzezinski vardır.

Bu şer odağı; Filistin, Gazze ve belki de asrın en önemli problemi olan aşağıdaki beyan gibi sorun olan her şeyle ilgili suskunluğunu koruyor: ?kitle imha silahlarının kullanımını engellemek için nihai araç olarak nükleer silahların kullanım ihtimali artış halinde olmalıdır.? Okununca şaşkınlığa, kararsızlığa neden olan bu kelimeler birden fazla kez okumayı gerektiriyor. Bu kelimeler, bir Amerikan, bir İngiliz, bir Alman, bir Fransız ve bir Hollandalı?dan oluşan ve NATO denen kulübün yönetilmesine yardımcı olan batının üst düzey askeri liderleri tarafından yazılan bir bildiriden alıntılandı. Onlar batının, kitle imha silahlarına sahip olan ülkeleri, bütün nükleer cephanesiyle bombardımana tabi tutması gerektiğini söylüyorlar. Nükleer bombardıman gereklidir çünkü ?batının değerleri ve yaşam tarzı tehdit altındadır.?

Bu tehdit nereden geliyor? ?Oradan? diyor generaller.

Nereden? ?Vahşi dünyadan.?

NATO bildirisinin yayınlandığı 21 Ocak gecesinde Gordon Brown?da kötümserlikte tavan yaptı. Brown, ?nükleer yıkımın daha fazla ve daha büyük stoku için yapılan yarış?ın bittiğini söyledi. Onun öne sürdüğü neden, ?uluslararası toplumu?un (temelde Batı Dünyası?nın) ?ciddi meydan okumalarla? karşı karşıya olduğuydu. Bu meydan okumalardan biri; Amerikan İstihbarat Tahmini?ne göre nükleer silahı ve onları elde etmek için herhangi bir programı olmayan İran?dır. Bu tavır, 25 milyar avro tutarında olduğuna inanılan tamamen yeni bir Nükleer füze çalışması başlatarak Nükleer Silahlanmayı Önleme Anlaşması?na muhalefet eden Brown?ın İngiltere?si ile çarpıcı bir tezat içindedir. Brown?ın yaptığı şey, başkanlık döneminin son yılı bitmeden önce İran?a saldırmayı isteyen Bush rejiminin hesabına İran?ı hedef almaktır.

Dünyanın Kaderi adlı önemli bir kitabın yazarı olan Jonathan Schell, 70. Yıl: Nükleer Tehlikenin Yeni Şekli adlı yeni kitabında, düşman hazırlıklı olmasına rağmen nükleer savaşın, batılıların dış politikasının merkezine girdiğinin inandırıcı delillerini sunuyor. Buna cevap olarak Rusya, devasa nükleer teçhizatını restore etmeye başladı. Küba krizi döneminde savunma bakanı olan Robert McNamara, bu durumu ?Kıyamet Çok Yakın? diye tanımlıyor. 1989?da genç Almanlar tarafından parçalanıp turistlere satılan duvar, yeni neslin zihinlerinde inşa ediliyor.


Bush ve Blair rejimleri için Irak?ın istilası ve Hamas, İran ve Suriye ye karşı yürütülen kampanya, bu yeni ?nükleer tehdit?in üretilmesinde hayati bir öneme sahiptirler. Noam Chomsky tarafından sözü edilen bir çalışma, Irak istilasının etkisinin ?ölümcül cihatçı saldırıların yıllık oranında yedi kat artış? olduğunu söylüyor.

NATO?nun hemen oluşan ?vahşi dünya?sına iyi bakın.

Tabi ki en yüksek ve en eski duvar ?bizi? ?onlardan? ayıran duvardır. Bu gün bu duvar, yanlış konseptler olan; dinlerin büyük bir bölünmesi veya istilaları ve ekonomik yağmayı haklılaştıran korku ve nefretin teşhis edilebilir bir hedefi olarak Edward Said?in ?diğerleri? şeklinde isimlendirdiği şeyi sağlayabilmek için batı ilim ve haberciliğinde propagandası yapılan ?medeniyetler çatışması?dır. Aslında bu duvarın temelleri bundan yaklaşık 500 yıl önce bütün güçlü papaların kendi isteklerine göre kullandıkları, mülkiyetleri olarak gördükleri ?keşif ve fetih? imtiyazlarının Kristof Kolomb?a verildiği bir dünyada atıldı.

Hiçbir şey değişmedi. Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü ve şimdi NATO Washington?daki yeni papalığın güçlenmesi için çalışıyorlar. Amaç; Bill Clinton?un ?ülkeleri küresel serbest Pazar Ekonomisi?ne entegre etmek? olarak adlandırdığı ve New York Times tarafından belirtildiği gibi, şartları ?ABD?nin, daha önce olduğundan daha fazla başka devletlerin iç işlerini kurcalamasını gerektiren? görevi başarmaktır.

Bu modern hakimiyet sistemi; amaçlarını sevimli olarak sunan sofistike bir propagandayı ve BBC?nin kuşkucu vatandaşlara cevap vermekten sorumlu olan yöneticilerinin dediği gibi ?Irak?ta demokrasiyi teşvik etme?yi gerektirir. Önde gelen üniversitelerin ekonomi bölümlerinde gümrük vergisi duvarları ve devlet sübvansiyonları ciddi bir ilim olarak öğretilirken biz batılılar fakir olanların ekonomilerini ve kaynaklarını sömürme konusunda sınırsız haklara sahibiz. Bu?zenginler için sosyalizm, fakirler için kapitalizm isteyen?neoliberalizmdir. Chalmers Johnson, ?serbest ticaretin, özelleştirmenin ve diğer politikalarının tarihle ilgisi olmadığını, self servis bir ekonomik saçmalık olduğunu kabul etmek yerine neoliberalistler gelişimin başarısızlığı için adı kültür olan bir 19. yy ve neo-Nazi açıklamasını dirilttiler? diye yazdı.

Nadiren tartışılan şey; açık uçlu ve parlak bir ideoloji olarak liberalizmin bir realite olarak liberalizmi yok ettiğidir. Müslümanlara duyulan nefret, büyük oranda ?sol? olarak adlandırdıkları şeye saygı iddiasında olanlar tarafından teşvik edilmektedir. Aynı zamanda, son zamanlarda Hugo Chavez?e yapılan uydurma narko-terörizm suçlamalarında görüldüğü gibi Washinton?daki papalığın yeni muhaliflerine rutin bir şekilde iftirada bulunuluyor. Anlayışlarını kamuoyuna açık tartışmaların parçası haline getiren iftiralar; Venezuela devlet başkanı Chavez?e yapılan gerçek eleştirileri saptırıyorlar ve bir saldırının zeminini hazırlıyorlar.

Bu, gazeteciliğin Irak istilasında ve Filistin?deki büyük adaletsizlikte oynadığı roldür. Aynı zamanda Aldous Huxley?in Cesur Yeni Dünya adlı romanındaki totaliter ütopyasını tarif ederek: ?Muhalefet irtidattır. Kadercilik idealdir. Sessizlik tercih edilir? şeklindeki sloganlarını devri zamanında yazabileceği bir duvarı da temsil etmektedir. Eğer Gazzeliler buna karşı çıkabiliyorlarsa biz neden çıkmayalım?




*John Pilger: Avustralyalı gazeteci ve belgesel filmci

 

Bu makale Ali Karakuş tarafından TIMETURK için tercüme edilmiştir.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş