DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

'Irak'taki savaş dev şirketlerin kar savaşı'

ABD?li Irak gazisi Chriss Capp, ?Irak?a özgürlük? sloganıyla başlatılan ve yüz binlerce Iraklının katledildiği savaşın asıl gayesinin uluslar arası dev şirketlerin kar etme mücadelesi olduğunu söyledi.

03.03.2008 11:11:00

ABD ordusunun Irak birliğinde 11 ay görev yapan, daha sonra Afganistan?a gönderilmek istenince ordudan ayrılan ve savaş karşıtı harekete katılan Chriss Capp, BirGün?e çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu?nun (Küresel BAK) davetlisi olarak Türkiye?ye gelen Capp, ?Pizza dağıtıcısıydım. Ekonomik durumum iyi değildi. Para kazanıp üniversite eğitimi almak istedim. Başlangıçta savaşın ne anlama geldiğini doğrusu bilmiyordum. Irak?ta gördüklerim, yaşadıklarım karşısında çok sarsıldım. Bize Iraklılar, insanlar olarak değil, insan altı yaratıklar olarak tanıtıldı. Şimdi anlıyorum ki, ancak böyle bir psikolojik ortam yaratılarak, Iraklıların ülkesinin işgali ve öldürülmeleri makul gösterilebilirdi? dedi. Savaş üzerinde, savaşın etik olmadığı konusunda ilk kez Irak?ta düşünmeye, bilinç sahibi olmaya başladığını anlatan Capp, ?11 aylık Irak görevimin ardından bu kez Afganistan?a göndermeye kalktılar. Artık yeter dedim ve ordudan ayrılma kararı verdim? dedi. Capp, şimdi Almanya?da üniversite tahsilini sürdürüyor ve dünyayı dolaşarak savaş karşıtı hareketin bayraktarlarından biri olarak görev yapıyor. 

Chriss Capp?a yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle: 
 
Öncelikle neden orduya katıldığınızı öğrenmek istiyorum. Sizin orduya katılma nedeniniz diğer askerler için de geçerli mi? 
Orduya katılmadan önce pizza dağıtıcılığı yapıyordum. Bu şekilde bir yere varmak, yani yaşam standardınızı yüksek bir noktaya taşımak tahmin edersiniz ki çok zordu. Orduya katılmayı makul bir kariyer planının başlangıcı gibi gördüm. Oradan alacağım parayla üniversite eğitimimi yapabilirdim. 
 
Peki, olaylar planladığınız gibi mi gelişti? 
Hayır, galiba yanlış bir hesap yapmıştım. Amerika ordusu yedek biriminde eğitim alıp üstün başarı gösterdim. Ama aldığım para hala benim eğitimimi finanse etmek için yeterli değildi. Daha çok para kazanmam gerekiyordu. Bunun yolu da yedek birlikler yerine aktif görevler almaktı. Bu yüzden aktif görev alabileceğim bir pozisyon için başvuruda bulundum. Beni Almanya?ya yolladılar. Tabii, oraya giderken, iki hafta sonra beni Bağdat?a yollayacaklarını bilmiyordum. Bu benim için büyük bir şok oldu.  
 
Para için orduya katıldığınızı söylediniz. Amerika?da çoğunluğun içinde olduğu maddi koşullar mı orduyu besliyor, ona insan gücü sağlıyor? 
Buna istatistikî olarak cevap vermek mümkün. ABD ordusuna bakarsanız ordunun büyük çoğunluluğunun toplumdaki azınlıklar tarafından oluşturulduğunu görürsünüz. Bir çok siyah ve hispanik (Latin kökenli) asker var orduda. Birçok asker yoksul bir geçmişe sahip, çoğu yoksul kırsal bölgelerden.  
 
Irak?ta göreviniz tam olarak neydi? 
Radyo operatörü olarak eğitim aldım. Irak?a gittiğimizde oradaki haberleşme altyapısının son derece zayıf olduğunu ve sürekli olarak arızalar meydana geldiğini gördüm. Bağdat?ta yaptığım şeyin radyo operatörlüğünden ziyade yeni bir haberleşme altyapısı oluşturmak için çalışmak olduğunu söyleyebilirim. Orada uzun süre fiber optik kablolar döşedim. Bu alanda dönen parayı hayal bile edemezsiniz. Bu kabloların metresine ödenen para 30 dolardı ve sadece benim kaldığım Camp Victory?ye (Zafer Kampı) kilometrelerce kablo döşendi. 
 
Irak?a gönderirken, sizi ve arkadaşlarınızı psikolojik olarak hazırladılar mı? 
Evet. Bize, Iraklıları, insan değil de, adeta insanlardan daha aşağıda bir yaratık gibi göstermeye çalıştılar. Şimdi anlıyorum ki, ancak böyle psikolojik bir ortam yaratarak Iraklıların topraklarının işgali ve öldürülmeleri makul gösterilebilirdi. Kaldığınız kampın adının Zafer Kampı olduğunu söylediniz. Bu ironik değil mi? Savaşta yüz binlerce Iraklı öldürüldü. ABD de büyük kayıplar verdi. Ama kalınan kampın adı Zafer? Garip doğrusu? 
O zaman size daha ilginç bir şey söyleyeyim. Kampın içinde kaldığım bölümün adı, Freedom Village (Özgürlük Köyü) idi. Ve kendimi hiç de özgür hissetmedim bu köyün içinde. Hemen yanımızdaki kampın adı ise Camp Liberty (Özgürlük Kampı) idi. Tek doğru çağrışımı yapan kamp galiba Camp Slayer?dı. (Cani Kampı). 
 
Savaş karşıtı ya da işgal karşıtı fikirlerle göreve devam etmek mümkün değil miydi? 
Koşullar dayanılmaz değildi. Afganistan?a da gidebilirdim. Ama bir kez işgalin etik olarak yanlış bir şey olduğunu görmeye başladığınızda yaptığınız en küçük iş bile bu büyük yalana hizmet ediyor diye düşünüyorsunuz. Beni orduda hizmet etmekten alıkoyan şey tam da böyle düşünüyor olmam. Ordudan ayrılmanın hukuki olarak mümkün olduğunu öğrendikten sonra devam etmek zorunda değilim dedim kendi kendime. 
 
Sizin gibi düşünen çok asker var mı?  
Elbette. Benim hikâyemin aynısını ya da benzerlerini anlatacak pek çok asker olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ordudan son dönemde ayrılmalar hızlı bir şekilde artıyor.  
 
Peki orduya katılmadan önce maddi nedenler dışında savaşın nedenlerine dair neler düşünüyordunuz? 
Doğrusunu söylemek gerekirse orduya yazılmadan önce savaşın nedenleri üzerine çok düşünmedim. Orduya hizmet etmeye gidiyordum. Bu doğru bir hareketti, eleştirilecek, tartışılacak bir yanı yoktu. Ama Irak?ta gördüklerim ve yaşadıklarım karşısında çok sarsıldım. 
 
Biraz da ordu-özel sektör ilişkilerinden, şirketlerden söz edelim isterseniz? ABD ordusu galiba pek çok işi özel firmalara yaptırıyor değil mi? 
Benim kampımda KBR isimli bir şirket vardı. Yemek ve temizlik işlerini yapıyordu ve ağırlıklı olarak Filipinlileri, Bangladeşlileri, Pakistanlıları ve Afganistanlıları çalıştırıyordu. Bunlar ucuz emek gücüydü ve istendiği zaman işten çıkarılabiliyordu. Yani tam bir sömürü düzeni vardı orada. Savaşın geneli ne kadar ahlak dışıysa bizim kampta yaşananlar da o kadar ahlak dışıydı. Savaşta neredeyse tüm hizmetler özel şirketlere yaptırılıyordu. Az önce belirttiğim fiber optik kabloların döşenmesini de bir başka şirket üstlenmişti. Şirketler çok niteliksiz iş yapmalarına karşın büyük paralar kazanıyorlardı. Savaş sadece silah üreten şirketlere değil, birçok şirkete büyük karlar bırakıyor. Savaşlar da özelleştirildi diyebiliriz buna. Dev şirketler, onların taşeronu şirketler büyük paralar kazanıyor savaşlarda. Ve onların para kazanması yüz binlerce insanın yaşamına maloluyor. 
 
Bundan sonra yaşamınızı nasıl sürdüreceksiniz? 
Şu anda Almanya?da üniversite eğitimimi sürdürüyorum. Bu arada dünyanın çeşitli yerlerinden davetler geliyor. Savaş karşıtı örgütler beni toplantılarına çağırıyor. Bunlara mümkün olduğu kadar yanıt veriyorum, gidiyor, tanışıyor, etkinliklerine katılıyorum. Savaşın saçmalığını, acımasızlığını, yarattığı büyük yozlaşmayı bunlara tanık olmuş biri olarak anlatmaya uğraşıyorum. Bundan sonraki yaşamım da böyle sürecek. Bir sorumluluk, bir zorunluluk olarak görüyorum bunu. Herkes elinden geleni yaparsa, dünyada daha az savaş çıkacak, daha az insan ölecek, daha az acı çekilecek gibi geliyor bana. 
 
* * * 
HİÇBİR SORUN SAVAŞLA ÇÖZÜLEMEZ

Türkiye?nin Kuzey Irak?a düzenlediği operasyon hakkında ne düşünüyorsunuz? Buoperasyon ABD?nin izni ve kontrolüyle mi oldu sizce? 
ABD?nin izni olmadan Türkiye, Kuzey Irak?a giremezdi herhalde. Girişi de, geri çekilişi de ABD?nin isteği doğrultusunda olmuştur. Bu operasyonun, savaşın elbette bazı nedenleri olabilir. Ama ben hiç bir sorunun savaşla çözülebileceğine inanmıyorum. Sorunlar ne kadar büyük olursa olsun barışçı çözümler mutlaka bulunabilir. 

Röportaj: Özlem ZORCAN/Birgün

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş