TBMM Başkanı Şentop 'Uluslararası Deniz Hukuku ve Doğu Akdeniz Sempozyumu'nda konuştu: (1)

'Türkiye her zaman maddi, manevi bütün gücüyle Azerbaycan'ın yanındadır. Bir an tereddüt göstermeden her zaman yanında olmaya devam edecektir'- 'Bütün dünyanın, bilhassa Ermenistan'ın devlet terörüne ortak olanların bilmesi gereken şudur; Azerbaycan, Türkiye için dost bir ülke, sadece yakın coğrafya değildir. Aynı zamanda gönül coğrafyasıdır, kader coğrafyasıdır'

28.09.2020 15:31:56
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, "Türkiye her zaman maddi, manevi bütün gücüyle Azerbaycan'ın yanındadır. Bir an tereddüt göstermeden her zaman yanında olmaya devam edecektir." dedi.

Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisinde düzenlenen "Tarih, Siyaset ve Ülkelerarası İlişkiler Bakımından Uluslararası Deniz Hukuku ve Doğu Akdeniz Sempozyumu"nun açılışında konuştu.

TBMM himayesinde, İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi tarafından tertip edilen sempozyumda, iki gün boyunca çok sayıda değerli akademisyen ve alanında yetkin isimlerin, Uluslararası Deniz Hukuku ve Doğu Akdeniz başlığı altında pek çok uluslararası hukuk ve siyaset konularını derinlemesine ele alacaklarını aktaran Şentop, onların ifade edecekleri fikirler ve ortaya koyacakları tezlerin Türkiye'nin sözüne katkıda bulunacağına, gücüne güç katacağına inandığını söyledi.

Şentop, uzun yıllar gündelik siyasetin sığ ve basit, zamanı çoktan geçmiş ideolojik tavırları içine hapsolmuş akademi dünyasının bazı sınırlı alanlar dışında Türkiye'ye gereken katkıyı sunamadığını üzüntüyle müşahede ettiklerini dile getirdi.

Ülke içindeki dar ve tüketici tartışmaların uzantılarıyla meşgul olan akademi dünyasının bilhassa sosyal alanlarda Türkiye'yi besleyecek yeni düşünce imkanlarını ve ufuklarını önlerine koyacak bir gayreti ve hatta niyeti arzu edilen manada ortaya koyamadığını vurgulayan Şentop, şöyle konuştu:

"Halbuki siyasetin, hukukun, ekonominin, uluslararası ilişkilerin temel tezleri, ana tartışmaları ve geleceğe doğru esas istikametleri akademi dünyamızın güçlü veri ve tezleriyle şekillendirilebilirse çok daha kalıcı, etkili ve ufuklu olur. Hamdolsun Türkiye nasıl siyasette günlük basit ve ufuksuz tartışmalardan kurtulmuş, geçmişin derinliği ile geleceği şekillendirme yolunda önemli mesafeler kazanmış, ilk defa 2023'ün, 2053'ün, 2071'in hedeflerini konuşabilir hale gelmişse, son yıllarda akademi dünyamızın da Cumhurbaşkanımızın çizdiği bu yeniden büyük Türkiye ufkuna bakan bir niyet ve liyakatla harekete geçtiğini sevinerek müşahede ediyoruz. Bizim dünya görüşümüzde ilim fayda için yapılır. Faydasız ilim boşuna bir gayrettir ve biz faydasız ilimden Allah'a sığınırız. Bu güzel toplantı Türkiye'nin meselelerinin geniş bir kabul ve katılımla artık akademi dünyamızın da meseleleri olduğuna dair güzel bir örnek ve bereketli bir başlangıç olacaktır."

Uluslararası ilişkilerde hangi başlık ele alınırsa alınsın, onu diğer sorun ve başlıklardan bağımsız olarak anlamanın ve ortaya koymanın mümkün olmadığını belirten Şentop, "Hele hele küreselleşen yeni dünyamızla sorunlar da tam manasıyla küreselleşmiştir. Dolayısıyla bu sempozyumda ele alınan ana meselenin, yani Doğu Akdeniz'in onu etkileyen ve şekillendiren tüm hadiseler ve süreçlerle ilgisini dikkatle anlamak hepimizin ortak derdi ve değeri olan Türkiye'nin geleceğine dair öngörülerimizi bu çerçevede ortaya koymak durumundayız." değerlendirmesin yaptı.

- "Türkiye her zaman Azerbaycan'ın yanındadır"

Mustafa Şentop, 26 Eylül sabahı, Ermenistan'ın yönettiği terör çeteleri eliyle kardeş Azerbaycan'a yönelik saldırılarıyla başlayan hadiselerin tam da Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan tabloyla buradaki çıkar çatışmalarıyla ve Türkiye'nin duruşu, hamleleri ve varlığıyla da doğrudan alakalı olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

"Öncelikle Ermeni saldırılarında şehadete yükselen bütün kardeşlerimizi rahmetle anıyor, yaralılarımıza Cenab-ı Hak'tan acil şifalar niyaz ediyorum. Bütün dünyanın, bilhassa Ermenistan'ın, devlet terörüne ortak olanların bilmesi gereken şudur; Azerbaycan, Türkiye için dost bir ülke, sadece yakın bir coğrafya değildir. Aynı zamanda gönül coğrafyasıdır, kader coğrafyasıdır, ortak ülkelerin ve hedeflerin coğrafyasıdır."

Dost ve kardeş Azerbaycan'a yönelik her saldırıyı Türkiye'ye yapılmış saymalarının içi boş bir hamaset olmadığını vurgulayan Şentop, "Azerbaycan ve Türkiye'de sık sık kullandığımız tek millet iki devlet sözü bir türkü değildir. Türkiye her zaman maddi ve manevi bütün gücü ve kudretiyle Azerbaycan'ın yanındadır. Bir an tereddüt göstermeden her zaman yanında olmaya da devam edecektir." dedi.

Mustafa Şentop, Ermenistan'ın saldırılarından hemen sonra Türkiye'de muazzam bir hassasiyetin ortaya çıktığına işaret ederek, Türk milletinin mübarek hafızasının, ortak tarih, değer ve hedef şuurunun ifadesi olarak, bu tavrın paha biçilmez önemde olduğunu TBMM Başkanı olarak ifade etmeyi bir vazife addettiğini belirtti.

- "İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bu adaletsiz uluslararası düzen esasen iflas etmiştir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere, uluslararası kuruluşların özellikle AGİT bünyesindeki Minsk grubunun 30 yıldan fazla bir zamandır devam eden sıcak bir sorunun kifayetsizliğini ortaya koyarak, meselenin özüne bir kez daha işaret ettiğine değinen Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uluslararası kurum ve kuruluşlar, adeta dünyadaki sorunları çözümsüz kılmak, ihtilaf yeri gelince istismara hazır bir şekilde bir kenarda bekletmek niyetiyle hareket etmektedirler. Yukarı Karabağ sorunu bunun en açık örneğidir. Uluslararası kurum ve kuruluşların görevlerini yapamadıkları, sorun çözme yetenekleri uzun zamandır tartışılıyor. Bununla beraber, bu kurum ve kuruluşların sorun çözmeye yönelik iradelerinin mevcudiyeti de esasen tartışılmalıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bu adaletsiz uluslararası düzen esasen iflas etmiştir. İflasının ilanı da uzun yıllar önce gerçekleşti. Her yeni uluslararası sorun bu iflasın tekrar ilanından başka bir gerçeği ifade etmiyor. Bugün Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan hadiselerde de bu tarafgir ve adaletten uzak bakış açısının tezahürlerini görmekteyiz. Başından itibaren sadece uluslararası hukuktan ve anlaşmalardan kaynaklanan haklarını, yine aynı hassasiyetle meşru araçlar ve yöntemlerle arayan Türkiye'nin girişimleri, karşısında uluslararası hukuku ve anlaşmaları yok sayan her türlü gayrimeşru girişimi hak sayan bir takım ülkeler ve sözde ittifaklarla karşılanmıştır.

Avrupa Birliği gibi güya büyük iddiaların demokrasi, barış ve ortak gelecek tezlerinin adeta bu layüsel amma yef'al, büyük projesi dünyayı kasıp kavuran salgında bir ortak gelecek değil, güçlünün ayakta kaldığı, zayıfın kaderine terk edildiği, acımasız bir bencillik ve bir o kadar da çaresizlik zemini olarak başarısız bir sınav vermiştir. Aynı birliğin önemli ülkelerinden birisi tarihteki büyük katliamları, kanla yazılmış karanlık sicilini unutmuşçasına Akdeniz'in doğusunda hiçbir hukuki ve tarihi zemini olmayan hak arayışlarına, çatışmaları kışkırtan ittifak çabalarına yönelmiş, Türkiye'nin meşru zemindeki hak arayışlarını sekteye vurmaya, perde arkasında başka ülkeleri kışkırtmaya cüret etmiştir."

(Sürecek)

YORUMLAR (0)