SETA'dan 'Türkiye-Rusya-İran ekseninde Karabağ çatışması' paneli

28.10.2020 16:59:44
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), "Türkiye-Rusya-İran ekseninde Karabağ çatışması" konulu on-line panel gerçekleştirdi.

Sakarya Üniversitesi Orta Doğu Enstitüsü (ORMER) Araştırma Görevlisi Mustafa Caner'in moderatörlüğünü yaptığı çevrim içi panele, gazeteci Ceyhun Aşirov, SETA Dış Politika Uzmanı Mehmet Çağatay Güler ve İran Araştırmaları Merkezinde (İRAM) araştırmacısı Kenan Aslanlı katıldı.

Panelde, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu Türkiye, Rusya ve İran ekseninden değerlendirildi.

Gazeteci Aşirov, yaptığı konuşmada Dağlık Karabağ savaşının üzerinden bir ay geçtiğini ve bir ay içinde Azerbaycan'ın Ermenistan'ın 30 yılda yaptığı tahkimat ve barikatı kırdığını söyledi.

Azerbaycan'ın İran sınırını tamamıyla kapatmasının çok önemli ve stratejik olduğunu vurgulayan Aşirov, Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'a Erivan ve Gümrü'den sevkiyat yapmasının yol ve güzergah açısından son derece zor olduğunu belirtti.

Aşirov, Azerbaycan'ın Ermenistan'ın 30 senelik gücünü kırdığını ifade ederek "Azerbaycan, Laçın Koridoru'na ilerlemektedir. Azerbaycan'ın bu ilerleyişine karşı olarak da Ermenistan, Terter ve Gence şehirlerini çok sıkı bombalamaktadır." dedi.

Ermenistan'a "de facto" (fiili) olarak Dağlık Karabağ'da "diz çöktürüldüğünü" kaydeden Aşirov, bunu Azerbaycanlı gazetecilerin yanı sıra Rus askeri uzmanlar ve bölgeyi izleyen bağımsız kuruluşların da söylediğini vurguladı.

Aşirov, Türkiye'nin Dağlık Karabağ sorununa ilk kez 1991'de dahil olduğunu ancak Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubunun bunu istemediğini kaydetti.

Daha önce Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin askeri ve stratejik açıdan bu denli güçlü olmadığının altını çizen Aşirov, Türkiye'nin Azerbaycan'a çok önemli psikolojik desteğinin olduğunu belirtti.

- Dağlık Karabağ ve Rusya'nın politikaları

SETA Dış Politika Uzmanı Güler, Dağlık Karabağ ve çevresinde Türk dünyası içerisinde bir "tampon bölge" oluşturulmak istendiğini ve bu politikaların aslında 19'uncu yüzyılın başında Çarlık Rusyası'nın politikalarına dayandığını belirtti.

Bugün yaşanan çatışmaların nedeninin aslında o dönemde atılan iskan politikaları olduğunu vurgulayan Güler, Rusya'nın bu politikalarıyla bölgedeki Ermeni nüfusunun artırıldığını ifade etti.

Güler, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından ve Rusya'nın kurulmasından itibaren Dağlık Karabağ bölgesinin Rusya için öncelikli öneme sahip olduğunu belirtti.

Rusya'nın Dağlık Karabağ sorununda bugünkü pozisyonuna da değinen Güler, "Rusya'nın resmi pozisyonu iki tarafın da taviz vererek orta bir yol bulması şeklindedir. Bu sayede bölgede sürdürülebilir yeni bir yapı tesis edilmesidir." dedi.

Bu yönde bazı öneriler ve girişimler olduğunu aktaran Güler, "Son dönemde çatışma öncesinde gündeme gelen 5 Rayon'un Azerbaycan'a verilmesi ve bölgeye Rus askerlerinin konuşlandırılması aslında bunun bir göstergesidir. Bu yeni bir yaklaşım değildir, uzun süren izlenilen bir politikadır." şeklinde konuştu.

- İran'ın Dağlık Karabağ yaklaşımında "3 dönem"

İRAM Araştırmacısı Aslanlı da İran'ın Dağlık Karabağ sorununa ve sorunun çözümüne ilişkin değerlendirmelerini son 30 yıllık perspektiften ele aldı.

İran'ın Dağlık Karabağ sorununa yaklaşımını 3 döneme ayıran Aslanlı, birinci dönemin 90'lı yılların başından sonuna kadarki zaman aralığında olduğunu söyledi.

Aslanlı, İran'ın bu yıllardaki politikasında "iş birliği" ve "ara buluculuk faaliyetleri" kavramlarının öne çıktığını belirterek "Sorunun ilk patlak verdiği andan itibaren İran bölgedeki güç boşluğunu da kullanarak çok aktif şekilde bu meseleye ara bulucu olarak katılmak istiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Araştırmacı Aslanlı, çeşitli etkenlerle ikili ilişkilerdeki belirsizlikle 90'lı yılların sonu ve 2000'li yılların başında bir "kriz dönemi" ortaya çıktığını kaydetti.

2004-2020 yılına kadar ikili ilişkileri "durgunluk dönemi" olarak niteleyen Aslanlı, bu dönemde İran'ın Güney Kafkasya'ya yönelik politikalarında daha çok ekonomik iş birliği ve enerji iş birliği politikalarının öne çıktığını vurguladı.

Aslanlı, bu sürecin en önemli kırılma noktasının da 2016'nın Nisan ayında Dağlık Karabağ'daki 4 günlük savaş olduğunu dile getirerek İran'ın bu süreçte Azerbaycan'ı tatmin edecek net bir tavır ortaya koymadığını belirtti.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)