Dolar

43,0425

Euro

50,3663

Altın

6.178,36

Bist

12.028,84

Hadi biraz da zülf-i yare dokunalım…

17 Saat Önce Güncellendi

2026-01-07 00:01:42

Mürvet Uç

Magazin ve iş dünyası, günlerdir hatta aylardır süren bir operasyon silsilesinin içinde…

İsimlerini bir şekilde medyada orda burada duyduğumuz isimler tek tek bizi ve sevenlerini ya da takipçilerini şaşırtmaya devam ediyor.

Yargı süreci henüz tamamlanmamış her şüpheli elbette ki masumdur. Önce bunu bi diyelim. Ancak ne var ki 100'ü aşkın isimin hepsinin de aynı anda masum olma ihtimalinin hayatın doğal akışına ters olduğunu da bi belirtmek gerekir.

Neredeyse gün aşırı “vay be bu insan da mı” dedirtecek isimler tek tek göz altına alınıyor. Bakalım bu temizlik nereye kadar devam edecek. Etmeli de bana sorarsanız. Her biri toplumun göz önünde var olmuş ve özellikle çocukların, ergenlerin, gençlerin rol modeli olmuş insanlar!

Ne vahim değil mi?

Peki sorarım size dostlar biz ne ara böyle bozulduk?

Ne ara bu kadar yaygın bir kullanımla gündeme geldi bu kahrolası illet?

Sanatı, sanat gibi yapmaktan ne ara uzak olduk?

Ne ara para kazanmak, şöhret olmak, bazıları için bu kadar kolay oldu?

Ve kolay olan her şeyin içindeki bu yozlaşmaları ne ara göremez olduk?

Siz boşuna düşünmeyin yorulmayın dostlarım…ben diyeyim size ne ara oldu bütün bunlar.

Sanal medyanın, adı gibi “sanal” dünyasına kandığımız ve hak etmeyene hak etmediği değeri verdiğimiz an oldu işte her şey. TikTok denen illetin en az “madde” bağımlılığı kadar zehirleyici ve yok edici olduğunun farkına varmadığımız an oldu her şey

Televizyon ekranlarında vur patlasın çal oynasın ev kadını oyalansın, ha bir de delik deşik ilişkilerle bezenmiş programlara reyting tacını taktığımız an oldu her şey.

Dizilerde sözüm ona “kimin eli kimin cebinde” hikayeleri ile beynimizin uyuşturulmasının, diğer uyuşturuculardan daha mı az zararı olduğunu düşünüyorsunuz? Evet diğerinin toplumsal çöküşün ve ahlaki yozlaşmanın başrolünde olduğu kesin. Ama bu saydıklarımın da bizi bi yöne sürüklediğinin farkında değil miyiz?

Size bir araştırma sonucunu paylaşmak isterim. Aslında var olan ama duymadığımız sesler bizi duyduklarımızdan daha fazla etkiler ve rahatsız edermiş.

İşte aynı durum şimdi toplumun televizyon ve sanal medya dünyasında yaşanmakta dostlarım.

Fark etmeden zihinler bulanıklaşıyor. Bir dizide en sevdiğin karakter bakıyorsun en ahlaksız ilişkinin içinde kendine ekrandan taraftar bulmuş, diğer yandan reyting uğruna eski eşi ile yeni sevgilisi arasında seçim yapan bir kadının trajik hikayesi eğlenceye peşkeş çekilmiş…

Daha ne sayayım ki; ana haberler de çok matah sayılmaz.

E imam ve cemaat hikayesi de bu zaten. Her haberin içeriği “daha fazla nasıl izleniriz” mottosu ile aşağıdan yukarıya yukarıdan aşağıya birbirine benzeyen yozlaşmalarla dolu.

Ahhh dostlarım ah. Sanırım “bizimkiler” “hayat bilgisi” gibi dizilerle büyüyen son nesil biz olduk.

Ne güzeldi Barış Manço'nun gezi hikayeleri.

Hababam sınıfında hep finalde ahlak, hoşgörü ve sevgi kazanırdı. Haylazlık hep 1/0 kaybederdi. Şimdi haylazlık bir yana ahlaksızlık kazanıyor bütün maçları.

Ahlak demişken bir de medya şöyle dursun okullar da da durum içler acısı.

E ne diyelim bu kadar kirlenmişlik içinde demek ki artık temizlik vakti gelmiş ve bunu da bir yürekli savcı çıkıp başlatmış.

Ne? nasıl başladı? orasını bilemem.

Kim suçlu? kim haklı? onunda bilemem.

Devletin kanunu, hükmü, savcısı, polisi var.

Bu kısım bize düşmez…

Ama benim bildiğim bir şey var o da şu dostlarım; düzelmek için biraz dağılmak lazım. Bir Japon atasözü der ki; eğer bir şeyi kolayca düzeltemiyorsanız iyice bozun.

Şimdi birilerinin düzeni iyice bozuldu farkındasınız değil mi? Demek ki en kısa sürede düzeleceğiz.

Ama önce Topy ekün temiz toplum için hepimiz taşın altına elimizi hatta gövdemizi koymalıyız.

Çalışmamız lazım. Çok çalışmamız lazım.

Her birimiz ayrı ayrı ve hepimizin birlikte çalışması lazım.

Şimdi size yürekten soruyorum! “var mısınız?”

Mürvet Uç \ Timeturk

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Suriye ordusundan SDG/PKK açıklaması

Haber Ara