Körfez'in yeni maşası 'Türk gazeteciler' mi?

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Türkiye'de bazı medya kuruluşu ve gazetecileri satın aldığı, bunun üzerinden algı operasyonu gerçekleştirmek istediği iddia edildi. İddiayı gazeteci yazar İsmail Yaşa ve UMED Başkanı Aslan Değirmenci ile soruşturduk…

01.10.2017 12:50:40

TIMETURK | ÖZEL HABER

Geçmişten bugüne “Suudi Arabistan kraliyet ailesinin gizli işlerini ifşa eden hesap” olarak tanınan Twitter hesabı '@mujtahidd' , Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Türkiye'de bazı medya kuruluşu, haber sitesi ve gazetecileri satın aldığını iddia etti.

RİYAD ve ABU DABİ'DEN YENİ OPERASYOON

Hesap, “Riyad ve Abu Dabi'nin Türkiye ve Erdoğan'a karşı yeni bir oyuna giriştiğini" iddia ederek, "bazı gazetecilerin satın alındığını fakat isimlerini açıklamanın doğru olmayabileceğini, çünkü belki de söz konusu gazetecilerin Türk istihbaratı tarafından bu işe sokulduğunu" yazdı.

İşte '@mujtahidd'in tweetleri:

- "Suudi Arabistan ve BAE, Türk medyasına sızmak için bütçe ayırdı. Bazı medya kuruluşlarını, haber sitelerini ve gazetecileri satın aldı. Çalışma bitmedi, halen devam ediyor."

- "Bu projenin/kampanyanın iki amacı var. Birincisi ve küçük olanı Katar'ı karalamak ve Türk yöneticileri Katar'a karşı karar almaya zorlamak. İkincisi ve büyük olan ise Erdoğan'a karşı kamuoyu oluşturmak. Seçimler, yürüyüşler ve protestolarla Erdoğan'ı koltuğundan indirmek."

- "Satın alınan bu isimleri açıklamak doğru olmayabilir. Çünkü bu isimler Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin oyununu ortaya çıkarmak için Türk istihbaratı tarafından bu işe sokuldular."

İSMAİL YAŞA: BAE VE SUUD, TÜRKİYE KAMUOYUNU ETKİLEMEYE ÇALIŞIYOR!

Konuyu Diriliş Postası Yazarı İsmail Yaşa ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci'ye sorduk.

Arap dünyasında Türkiye'ye yönelik hesapların devam ettiğine işaret eden gazeteci-yazar İsmail Yaşa, "Arap dünyasında tanınan, aslında gazeteci olmayan Türkiye'den bir ismin BAE ve Suudi Arabistan ile yakın ilişki kurduğunu, Katar krizinden önce BAE'den yüklü miktarda para aldığını... Yani bu tweetlerden önce konu ile ilgili bir şeyler duymuştum... Örneğin BAE çizgisindeki Suudluların kurduğu 'El-Misbar' adında bir düşünce kuruluşu var. Kitap yayınlıyorlar. Daha çok İslami hareketleri hedef alan operasyonel bir kuruluş. İşte bu kuruluşun kitaplarının da Türkçe'ye tercüme edileceğini duymuştum. Aynı kişiler mi yapıyor, bilemiyorum. Fakat Türkiye'den birileri ile irtibat kurup, kamuoyunu etkilemeye yönelik çabalar var. eş-Şark el-Evsat gazetesi Türkçe sitesinde bazı makaleler yayınlıyor, çoğu tercüme” diyor.

"PARA BİTTİĞİNDE, OPERASYON DA BİTECEKTİR"

Yaşa, şunları kaydediyor:

“Hesap diyor ki, öncelikli hedef Katar'ı kötülemek, sonraki hedef Erdoğan'a karşı Türk kamuoyunu harekete geçirmek. Ben bunların başarılabileceğini düşünmüyorum. Çünkü Türkiye'de muhalefetin medya organı açısından bir eksikliği yok. Türk medyasına baktığımızda gazete ve televizyonlarda iktidar yanlısı çok sayıda medya mensubu olmasına rağmen çoğunluk halen muhalefetin elinde. Yani önceleri durum çok daha farklıydı. Medyanın neredeyse tamamına yakını muhalefetin, CHP zihniyetinin elindeyken dahi Ak Parti başarılı olduysa gazete çıkarmakla bir şeyler başarabileceklerini düşünmüyorum. Bana göre bu işin içinde para olduğu için, bütçe ayırdıkları için paranın kokusunu alan birileri işin kaymağını yiyor. Hepsi o kadar! Ayrıntılı bir bilgim yok ama para bitince bu iş de biter diye düşünüyorum.”

“BAE TÜRKİYE'DE STK KURDU İDDİASI VAR!”

Bu tweetlerin çıkarım olduğunu zannediyorum, bilgiye dayandığını düşünmüyorum. O, 'bu gazetecileri' Türk istihbaratı yönlendiriyor, diyor. İşin bu yönlerini bilemeyiz. Fakat böyle bir girişim olduğunu biliyoruz. Örneğin Şark el-Evsat gazetesinin makalelerini kimse görmedi. Zaten tercümeler de çok iyi değil” diyen Yaşa, “BAE'den alınan paralarla bir-iki STK kurulduğu söyleniyor. İzlemek, takip etmek gerek. Türkiye'de bir operasyon yapmaya kalkarlarsa bu deşifre edilir. Hesabın 'sızmaya çalışıyorlar' ifadesini yani 'ikhtirak' kelimesini de doğru bulmuyorum. Çünkü Türk basını zaten özgür bir basın, isteyen istediği gazeteyi çıkarabiliyor. Dolayısıyla, yapsınlar! Gazete çıkarsınlar, site kursunlar. Türkiye zaten kapalı bir ülke değil” değerlendirmesinde bulunuyor.

ASLAN DEĞİRMENCİ: AJAN KİMLİKLİ GAZETECİLER VAR

Türkiye'nin bölgedeki bazı ülkelerin hedefinde olduğunu söyleyen UMED Başkanı Aslan Değirmenci ise medyadaki tüm olumsuzluklara rağmen bazı gerçeklerin büyük ölçüde anlaşıldığı kanaatinde…

"Yalnızca bu tweet üzerinden değil, Türkiye ve dünyanın bir gerçeği üzerinden konuşacak olursak maalesef Türkiye'de de uluslararası arenada da bizim 'çift kimlikli' dediğimiz bazı gazeteciler var. İki kimlik taşıyorlar, biri gazeteci, diğeri ajan. Biz bu isimleri medya etiği ve ilkelerine de uymadıkları için mesleğin dışında olarak kabul ediyoruz ve gazeteci demiyoruz. Bu durum Suudi Arabistan ve BAE için de mümkün. Sonuç itibariyle Türkiye, bu ülkelerin nüfuz etmek istedikleri bir saha, alan. Buradan yola çıkarsak böyle bir işe girişmiş de olabilir, bazı gazetecileri devşirmeye çalışmış da olabilir. Fakat ben, son 5 yıllık FETÖ'ye ve terör örgütlerine yönelik yapılan mücadele sonrasında Türkiye medyasının bazı gerçekleri gördüğüne inanıyorum. Kendi kimliğini emperyalizmin bir dolarına minnet edecek hale getirenleri hep birlikte gördük. Dolayısıyla farklı bir ülkenin kontrolünde çalışmak sadece mesleğe ihanet değil, kendi halkına da ihanettir” diyen Değirmenci, “Fakat Suudi Arabistan normal bir diplomasi içerisinde Türkiye'deki gazetecilerle temas kurup, kendi ülkesini tanıtmak isterse bu doğal bir adımdır. Fakat ajan faaliyetlere girişiyorsa mümkündür, fakat belgesiz bir şekilde, yalnızca bir Twitter hesabından yola çıkarak bunları söylemek doğru olmayabilir” ifadelerini kullanıyor.

“AJANLIK YAPAN DEŞİFRE OLUR”

Değirmenci, şunları kaydediyor:

“İnşallah gazetelerimiz, televizyonlarımız, kurumlarımız içerisinde bu tür operasyonlarda kullanılmak üzere devşirilmiş isimler yoktur. Fakat bunların istihbarat oyunları olduğu da bir gerek. Bu güne kadar çok az sayıda gazeteci 'çift' kimliğini kullanabildi. Gün geldi millet, gün geldi bir başka gazeteci maskesini düşürdü. Yani gazeteciler ajan faaliyetlerde bulunurken sanmasınlar ki deşifre olmayacaklar, mutlaka karşımıza çıkar.”

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Günaydın!Hüsni Mahalli denen adamın sadece birkaç yüzbin dolar karşılığında BAE ye çalıştığını taa aylar önceden söyleyenler vardı.