DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

'Koalisyonlar, Türkiye'nin çeyrek asrına mal oldu'

'Koalisyonlar, Türkiye'nin çeyrek asrına mal oldu'

7 Yıl Önce
2015-06-03 11:03:19
ÜMİT ÇEVİK/HANDAN GÜNEŞ - IHS Global Insight Türkiye Ekonomisti Andy Birch, seçim sonucunda koalisyonu muhtemel görmediklerini belirterek, "Bununla beraber, eğer AK Parti tek başına hükümet kuramazsa, Türk piyasalarının tepkisi oldukça kötü olur. TL tepetaklak olabilir, borsa düşebilir ve sermaye girişi kesilebilir" dedi.

Uzmanlar, Türkiye'de geçmişten bugüne tek başına iktidarların ve koalisyon hükümetlerinin ekonomiye yansımalarını ve 7 Haziran seçimlerinin olası etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.

Andy Birch, seçim sonucunda koalisyonu muhtemel görmediklerini belirterek, "Bununla beraber, eğer AK Parti tek başına hükümet kuramazsa, Türk piyasalarının tepkisi oldukça kötü olur. TL tepetaklak olabilir, borsa düşebilir ve sermaye girişi kesilebilir" dedi.

Türkiye'nin koalisyonla yönetilmede iyi bir geçmişe sahip olmadığını ve bu durumun endişe verici olabileceğini aktaran Birch, "Seçimlerin ardından hükümet kurulumu tartışmalı ve uzun sürerse, istikrarsızlık kötüleşebilir ve ülkenin dış hesaplarındaki hassas durum ele alındığında cari hesap açığı ortaya çıkarabilir. Diğer taraftan, koalisyon (AK Parti'nin ismen iş başında ancak gücünün şimdiye kadardan daha limitli olduğu) bir hükümeti hızlıca kurabilirse piyasalar uzun zaman sonra kendine gelir" şeklinde konuştu.

- "Farklı hükümetler zinciri, uzun bir istikrarsızlığa ve sonrasında ekonomik krize imza attı"

İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Karahan da siyasi istikrarsızlığın ekonomik performans üzerindeki etkisinin uluslararası literatürde ilgiyle incelenen bir konu olduğunu belirterek, "Örneğin, IMF bünyesinde yapılan ve 170 civarı ülkeyi 1960 ve 2000'li yıllar arasında inceleyen bir ampirik çalışma, siyasi istikrar yokluğunun, kişi başına düşen gelir büyümesini aşağı yönlü etkilediği bulgusunu sunuyor" dedi.

Karahan, istikrarsızlığın ekonomi üzerin­deki olumsuz etkilerinin önemli bir kanalının, yatırım­lar ve milli gelir dinamikleri olduğunu kaydederek, belirsizliklerin ve risklerin yüksek olduğu bir ortamda ekonomik aktörlerin kısıtlı hareket etmesinin, bu bağlamda en belirgin sebeplerden olduğunu söyledi.

İkinci ayağın bütçe ve borçlardan meydana geldiğini vurgulayan Karahan, nitekim stabil olmayan dönemlerde, bütçenin popülist amaçlı tahsis edilmesi ve yükselen borç stoklarının çözüme kavuşturulmaması gibi faktörlerin öne çıktığını kaydetti.

Üçüncü kanalın ise enflasyon olduğunu belirten Hatice Karahan, çalışmaların, istikrarsızlık dönemle­rinde uzun vadeli etkin para politikalarının uygulanmadığına ve enflasyonun yükseldiğine işaret ettiğini belirtti.

Karahan, Türkiye'nin yakın geçmişine bakıldığında 1990'lı yılların bu istikrarsızlık tablosuyla uyumlu olduğuna dikkati çekerek, 2002 yılına kadar çok sayıda farklı koalisyonla yönetilerek yoğun istikrarsız bir süreç geçiren ülkenin, sözü geçen makro ekonomik göstergelerde de oldukça kötü performans sergilediğini anlattı.

Yüksek enflasyonun kronik problem olmaya devam ederken, kamu maliyesindeki yükün kabul edilemez düzeylere ulaştığını ifade eden anımsatan Karahan, şöyle devam etti:

"Zincirleme bir şekilde faiz ve bankacılık patlamalarıyla bütünleşen bu süreç, sonunda 2001 kriziyle ekonomiyi yerle bir etti. Hatta 'kayıp yıllar' olarak adlandırılan bu dönemin, 1994 ve 2000 krizlerine de sahne olduğunu unutmamak gerek. 1990'lardan önceki bir diğer koalisyon hikayemiz ise 70'lere uzanıyor. 1971'de askeri müdahaleyle görevden inen Adalet Partisi iktidarından bir süre sonra gelen farklı hükümetler zinciri, uzun bir istikrarsızlığa ve sonrasında ekonomik krize imza attı. Koalisyon ve istikrarsızlıkla dolu bu iki aşırı sorunlu dönemi bir araya getirdiğimizde ise Türkiye'nin en az çeyrek asırlık bir zamanına mal olduğunu görüyoruz."

- "Tek parti dönemleri üstün"

İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Karahan, öte yandan, verilerin ve akademik çalışmaların, Türkiye'de tek parti dönemleriyle ekonomik performans arasında güçlü bir pozitif ilişkiyi ortaya koyduğunu belirterek, bunun ise Demokrat Parti (DP) ile başlayan ve merkez sağ partilerin tek başına iktidar olduğu dönemleri öne çıkardığını söyledi.

DP devrinin ikinci yarısının sıkıntılı geçse de özellikle ilk yarısı ve Adalet Partisi döneminin, istikrarla ekonomik başarıyı buluşturan ilgili örnekler olduğunu kaydeden Karahan, ancak ikisinde de darbe/muhtıra faktörleri olduğu için sürdürülebilirliğin karmaşık bir boyutta gerçekleştiğini ifade etti.

Karahan, tek partili dönemlerde istikrarın, güçlü ekonomi politikalarını uygulamayı kolaylaştırdığını dile getirdi.

Karahan, 1980'li yıllarda ihracat eksenli Anavatan Partisi sıçramasının olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu arada her tek partili devirde ekonomik başarının unsurları farklı ancak ortak bakıldığında, istikrarın, güçlü ekonomi politikalarını uygulamayı kolaylaştırıcı olduğu anlaşılıyor. Sağ iktidarlarla gelen bu istikrar dönemlerinin en uzun süreni ve makro ekonomik istikrarı sağlamada en başarılı olanı ise AK Parti oldu. Bu anlamda AK Parti, Türkiye'nin sadece siyasi tarihinde değil, ekonomi tarihinde de istisnai bir vaka."

- "Piyasa, tek başına iktidara pozitif reaksiyon gösterecek"

Berenberg Türkiye Ekonomisti Wolf-Fabian Hungerland ise AK Parti'nin mutlak çoğunlukla olmasa bile tek partili iktidar olmasını beklediklerini belirterek, herşeye rağmen bir koalisyon oluşursa, etkilerinin yabancı yatırımcılar tarafından dikkatle izleneceğini ifade etti.

AK Parti hükümetinin seçimlerden tek başına iktidar çıkması durumunda piyasanın ılımlı ve pozitif reaksiyon göstereceğini belirten Hungerland, "İktidar içindeki geçerli sıkıntılara rağmen, Türkiye sahip olduğu yatırımcılar için yürütme kararlılığına sahip olacak" dedi.

Hungerland, Türkiye'nin, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bu yılın sonunda gerçekleşmesi düşünülen faiz artırımından kısa vadede en az hasarla çıkabilmesi için ekonomisinin son derece bağlı olduğu yabancı yatırımcıları "korkutup kaçırmaması" gerektiğini söyledi.

Orta vadede para politikasının daha şeffaf hale gelmesi ve düşük nitelikli kredi büyümesinin azaltılması gerektiğine dikkati çeken Hungerland, bu iki maddenin Türk ekonomisini daha sağlam hale getireceğini ve en sonunda TCMB'nin enflasyonu düşürebilmesine olanak sağlayacağını vurguladı.

Uzun vadede ise Türk hükümetinin kadınları etkin hale getirmek için iş gücü piyasasında mücadele etmek zorunda olduğunu kaydeden Hungerland, sözlerini, "Ardından su ve rüzgar enerjisi üretimini artırarak enerji tedariğini daha sürdürülebilir hale getirmeli. Bu durum Türkiye'yi savunmasız hale getiren enerji ithalatını azaltacak. Fakat en önemlisi Türkiye'nin emeklilik sisteminde insanlara katkı sağlayacak ve onları daha çok tasarrufa itecek yeniliklere ihtiyacı var. Böylece Türk tasarrufları hala yurtdışından gelen kritik sermayenin yerini alabilir" diye tamamladı.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

mehmet

ne yapalım gül efendi sisiylemi kucaklaşalım hafterlemi dik dur eğilme bel ağrın artar

Görüş Bildir Bizimle Paylaş