$

Dolar

48,5107

Euro

56,5975

£

Sterlin

65,9002

Frank

59,9047

Gram Altın

6.868,1500

Bitcoin

3.781.662

$

Dolar

48,5107

Euro

56,5975

£

Sterlin

65,9002

Frank

59,9047

Gram Altın

6.868,1500

Bitcoin

3.781.662

Makale 10.09.2026 5 dk okuma

“Kadın Üretiyor, Peki Emeği pazara ulaşıyormu?”

Paylaş:

Bir kadın üretmeye karar verdiğinde aslında yalnızca kendisi için bir yolculuk başlatmıyor. Bir ailenin, bir mahallenin, bazen bir şehrin ekonomik hayatına dokunuyor.

Hele ki bu üretim bir kadın kooperatifinin çatısı altında gerçekleşiyorsa, ortaya yalnızca bir ürün değil; kadın emeği, dayanışma, istihdam ve yerel değer çıkıyor.

Ben de bir kadın kooperatifi başkanı olarak bu yolculuğun içindeyim.

Karbeyaz Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi olarak yöresel ürünler, ve el işi ürünler üretiyoruz. Bugüne kadar herhangi bir devlet desteğinden yararlanmadık. Kendi imkânlarımızla, kendi bütçemizle üretmeye ve yol almaya çalışıyoruz.

Bu nedenle bugün bir destekten faydalanmış biri olarak değil, üretmeye çalışan bir kadın kooperatifinin içinden bakarak soruyorum:

Kadın kooperatiflerinin asıl ihtiyacı nedir?

Elbette üretim yapabilmek için makineye, ekipmana, teknolojiye ve nitelikli insan kaynağına ihtiyaç var. Ticaret Bakanlığı’nın 2026 KOOP-DES programında, ortaklarının çoğunluğu kadınlardan oluşan ve kadın emeğini değerlendiren kooperatiflerin üretim ve istihdama katkı sağlayacak projelerine yönelik makine ve ekipman ile nitelikli personel desteği önemli bir imkân sunuyor.

Bu destekler elbette değerli.

Fakat sahadan baktığımda başka bir sorunun en az üretim kadar önemli olduğunu görüyorum:

Ürettiğimiz ürünü kime satacağız?

Çünkü üretmek kadar, ürettiğini pazara ulaştırmak da bir girişimcilik meselesidir.

Bir kadın kooperatifi çok güzel bir ürün üretebilir. Yöresel bir lezzeti yaşatabilir, el emeği bir ürünü gelecek nesillere taşıyabilir. Fakat o ürün müşteriye ulaşamıyorsa, üretimin sürdürülebilirliği zorlaşıyor.

Bugün kadın kooperatiflerinin karşılaştığı önemli sorunlardan biri de büyük marketlere ve geniş müşteri kitlelerine ulaşabilmek.

İşte tam bu noktada dijital dünyanın sunduğu imkânlar büyük önem taşıyor.

Ticaret Bakanlığı’nın 7 Eylül 2026 tarihinde Hepsiburada, N11, PttAVM, Pazarama ve Trendyol ile kadın kooperatiflerinin e-ticarete erişimini güçlendirmek amacıyla imzaladığı iş birliği protokolünü bu açıdan önemli bir gelişme olarak görüyorum.

Bu protokolle kadın kooperatiflerinin ilgili platformlara ücretsiz kayıt olabilmesi, ilk altı ay komisyon ödememesi ve sonraki dört buçuk yıl boyunca yüzde 1 komisyonla satış yapabilmesi öngörülüyor. Ayrıca kooperatif ürünlerinin görünürlüğünü artırmaya yönelik özel alanlar ve kampanyalar da planlanıyor.

Bence burada önemli olan yalnızca bir ürünün internet üzerinden satılabilmesi değil.

 

Bir kadın kooperatifinin yerel üreticiden ulusal bir markaya dönüşebilmesinin önünün açılmasıdır.

 

Çünkü artık bir kooperatifin pazarı yalnızca bulunduğu şehirle sınırlı olmak zorunda değil.

 

Hatay’da üretilen bir ürün İstanbul’daki bir müşteriye, Yozgat’taki bir el emeği Ankara’daki bir tüketiciye ulaşabilir. Küçük bir kadın kooperatifinin ürünü, doğru imkânlar sağlandığında Türkiye’nin dört bir yanındaki insanlarla buluşabilir.

 

Bunun yanında Ticaret Bakanlığı ile GS1 Türkiye Vakfı arasında kadın kooperatiflerinin ürettiği ürünlerin ulusal ve uluslararası pazarlarda görünürlüğünü artırmaya yönelik yapılan iş birliği de önemli. Çünkü bir ürünün büyümesi yalnızca üretilmesine değil; tanınmasına, güven vermesine ve profesyonel şekilde pazara çıkmasına da bağlı.

 

Ben bütün bunlara baktığımda şuna inanıyorum:

 

Kadın kooperatiflerine destek yalnızca para vermek değildir.

 

Bazen bir makine desteğidir.

 

Bazen nitelikli bir personelin istihdam edilmesidir.

 

Bazen bir barkodun maliyetini azaltmaktır.

 

Bazen bir e-ticaret platformunun kapısını açmaktır.

 

Ama belki de en değerlisi, kadınların ürettiği ürünleri gerçek bir pazara ulaştıracak yolları açmaktır.

 

Çünkü kadın zaten üretiyor.

 

Biz kadınlardan sürekli daha fazla üretmelerini istemek yerine, onların ürettiği değerin büyümesini sağlayacak sistemi birlikte kurmalıyız.

 

Benim hayalim yalnızca Karbeyaz’ın büyümesi değil.

 

Türkiye’nin farklı şehirlerinde üretim yapan kadın kooperatiflerinin ürünlerinin raflarda, dijital platformlarda ve dünyanın farklı pazarlarında yer alması.

 

Çünkü kadın üretirse yalnızca bir ürün ortaya çıkmaz.

 

Bir aile güçlenir, bir kadın özgüven kazanır, bir başka kadın için istihdam oluşur ve yerel değer ülke ekonomisine katılır.

 

O yüzden artık soruyu biraz değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum:

 

“Kadınlar neden üretmiyor?” demek yerine,

 

“Kadınlar üretiyor. Peki biz onların ürettiklerini daha geniş dünyaya ulaştırmak için ne yapıyoruz?”

 

Çünkü kadına destek olmak, onun yerine üretmek değildir.

 

Ürettiği değerin büyümesine engel olan duvarları kaldırmaktır.

İsmihan Yılmaz/TİMETÜRK

Etiketler:
İsmihan Yılmaz
İsmihan Yılmaz

Köşe Yazarı