İran-Ermenistan yakınlaşmasının sırları

'Azerbaycan Cumhuriyeti’nde olduğu gibi Türkiye boyutuna odaklanan ve Şii boyutunu marjinalleştiren bağımsız Azerbaycan milliyetçiliği, İran'ın birliği için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.'

28.09.2020 20:55:37

İran'ın sık sık Ermenistan'dan yana tutum sergileyen stratejik politikaları tüm boyutlarıyla ele alınıyor. İran-Azerbaycan ilişkilerinin mezhep, tarih, kültür boyutlarına da temas eden analiz, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin de önemini irdeliyor.

Analiz-Çeviri

Azerbaycan-Ermenistan ihtilafının savaşa dönüşme tehdidinin artmasıyla birlikte Tahran'ın tarafsızlık ilanına rağmen Ermenistan'a daha yakın görünmesi şu soruyu gündeme getiriyor: Tahran'ın Şii dünyasında liderlik iddiasıyla yürüttüğü politikasına rağmen İran neden Şii Azerbaycan'a karşı Ermenistan'ı destekliyor ve İran'ın Azerbaycan-Ermenistan arasındaki karmaşık ilişkilerinin sırrı nedir?

Daha az karmaşık olmayan başka sorular da ortaya çıkıyor. Örneğin; Rusya Ermenistan'ın yanında yer alırken Türkiye neden Azerbaycan'ı böylesine büyük bir coşkuyla destekliyor? ABD ve Avrupa'nın Azerbaycan-Ermenistan ihtilafındaki pozisyonu nedir?

Azerbaycan nüfusunun yaklaşık% 97'si Müslüman, Müslümanların % 85'i Şii ve% 15'i Sünni; Azerbaycan Cumhuriyeti, dünyadaki herhangi bir ülkenin en yüksek ikinci Şii Müslüman yüzdesine sahiptir.

Ve Azerbaycan laik bir ülkedir. 2006-2008 Gallup anketinde, Azerbaycanlıların sadece% 21'i dinin günlük yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, son zamanlarda iki taraf arasındaki çatışmaların patlak vermesiyle birlikte ülkesinin arabuluculuk teklifini yenilediği, ancak gözlemciler Tahran'ın konumunu Ermenistan'a daha yakın gördüğü için, İran kendisini her zaman çatışmada arabulucu olarak sunuyor.

iran_icin_ermeniler_ne_anlam_ifade_ediyor_h469151_b4bb4

İran neden Şii Azerbaycan'a karşı Ermenistan'ı destekliyor?

Dağlık Karabağ bölgesindeki Azerbaycan-Ermenistan ihtilafına ilişkin İran, Rusya, Türkiye ve Batı'nın tutumlarını anlamak için, bölgedeki enerji çatışmasıyla ilgili siyasi ve diğer faktörler yanında Azerbaycan'ın coğrafi olarak karmaşık yapısını anlamak gerekir.

Azerbaycan coğrafi, siyasi, etnik ve tarihsel olarak İran, Türkiye ve Rusya arasında bir orta ülke olarak kabul edilmektedir.

Azerbaycan, İran imparatorluklarının İslam'dan önceki milli dini olan Zerdüşt dininin beşiğiydi ve bu imparatorlukların tarihi boyunca önemli bir bölgeydi.

Ancak İslam'dan sonra, Türk boylarının İran'a akın etmesi ve ülke tarihinde önemli devletler kurmasıyla bölge tarihinde önemli bir etnik değişim meydana geldi, bunlardan en önemlisi kalesi İran olan Selçuklu devleti ve Türk varlığını Anadolu'ya getiren ülke oldu.

İslam'ın hakim olduğu İran'da uzun yüzyıllar boyunca Türkler, İran'ı yöneten ülkelerin hükümdarları ve askerleriydi. Türk aşiretlerinin göçü İran'ın etnik yapısını değiştirdi. Bu durum, Türk aşiretlerinin yerli halkla karıştığı Azerbaycan'da, Anadolulular ve Azeriler, Türkçeye yakın bir dil konuşan Türk milletlerinden biri haline geldi (göç ve karma yoluyla etnik dönüşüm süreci, modern milletlerin çoğunun İngiltere'den Arap dünyasına uzanan Macaristan ve Türkiye yoluyla sonuçlanan ortak bir süreçtir).

Ancak Azerbaycanlılar Türk halkı haline geldikçe, ülke birbirini izleyen Pers imparatorluklarının parçası olarak kaldı ve Azerbaycanlılar, Türklerin savaşan kabileleri (Kaşgar kabileleri gibi) veya ülkeyi yöneten askeri bir eliti (Türkler imparatorluğun kurucularıydı) temsil ettiği İran'daki Türkler ve Persler arasındaki karmaşık ilişkinin bir modeli olarak kaldı. Safevi ve daha sonra Kaşgarlı ünlü İran lideri Nader Şah bir Türk kabilesindendi).

İran'ı yöneten Türk askeri elitlerinin çoğu Sünni olmasına rağmen, Safeviler Osmanlılarla rekabet bağlamında Azerbaycanlılar da dahil olmak üzere tüm İranlıları Şiiliğe zorladılar (Safeviler aslında Azerbaycan ve komşu bölgelerde İran'ın kuzeyinde yaşayan Sünni Türk aşiretleriydi).

Bu karmaşık tarihin sonucu olarak günümüz Azerileri, tarihlerinin büyük bir kısmı Pers imparatorluklarının bir parçası olan ve geniş bir özerklik alanını sürdüren, İranlılar gibi Şii olan, İran'la bağlantılı bir Türk halkıdır. 19. yüzyılda Ruslar, Gürcistan ve Ermenistan da dahil olmak üzere Kafkasya'daki İran Kaçar İmparatorluğu'nun geniş topraklarında Azerbaycan'ın geniş bölgelerini ele geçirdiler.

Bununla birlikte, Azerbaycan'ın büyük bir kısmı İran'ın hâlihazırda İran nüfusunun yaklaşık % 16'sını temsil ettiği İran'a bağlı kaldı (Kaşgarlı ve Türkmenler gibi İran'ın başka yerlerine yayılmış diğer Türk vatandaşlarının% 2'sine ek olarak)

Azerbaycanlılar, İran'daki ikinci milliyetçi unsur olmalarına rağmen Tahran'dan uzaklaşıyorlar

Uzun yıllar süren Sovyet iktidarının komünizm egemenliğinde Azerbaycanlıların hayatında dinin rolünü zayıflatmasıyla, özellikle Rusya ve Ermenistan karşısında Azerbaycan milli duygusunun yükselmesiyle birlikte, Azerbaycan milli duyguları Türk dili ve milliyetçiliğinde kuzenlerine daha yakın hale geldi. Azerbaycan dili bu ailede Türkçeye en yakın dildir.

Tahran'ın geniş Azerbaycan anayurdunun bir kısmını içerdiği düşünüldüğünde, Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki birçok milliyetçi için İran, eski işgalci Rusya'dan Şii ağabeyinden çok farklı değil,

İran'ın Azerbaycan'dan korkmak için Bakü'nün kendisinden daha güçlü nedenleri var.

Azerbaycanlılar, İran'da sadece sıradan bir etnik grup değildir.

İran nüfusunun % 61'ini temsil eden Perslerden sonra, ülkenin % 10'unu oluşturan Kürtlerin önünde ülkedeki en büyük (% 16) İran uyruklularıdır.

Azeriler, Kürtler veya Araplar (% 2) veya Beluciler (% 2) gibi sadece büyük, marjinalleştirilmiş bir sınır ulusu değiller veya Perslere bağlı % 6 gibi İran etnik grubuna veya Farsça dilini kaybeden ve Farsça konuşan Mezandrin ve Gilakiler'e ait bir millet değiller.

İran hiyerarşisindeki Azerbaycanlılar, başta ticaret veya din olmak üzere devlette önemli bir konuma sahiplerdir. Kürtlerin aksine Şii çoğunluk oldukları için (İran devriminin rehberi Ali Hamaney Azerbaycan kökenlidir) ve İran'daki Azeri bölgeleri sosyal ve ekonomik bakımdan İran'ın en gelişmiş bölgeleri arasında yer aldığından, İran hiyerarşisinde Perslerden sonra ikinci halktır.

Ancak Azerilerin işgal ettikleri bu konum, Azerbaycanlıların resmi Fars devleti anlatısına bağlılık diyebileceğimiz şeye bağlıdır. Çünkü bunlar İran sisteminin bir parçasıdır. Kendi geçmişi, tarihleri ​​İran tarihinin parçasıdır. Fars kökenli ve kültürlü Şii milliyetçiler olarak, Azerbaycan bileşeninde Türk boyutunun marjinalleşmesi ve Azerbaycan'ı kendi ülkesi olarak gören bağımsızlık boyutu söz konusudur.

Örneğin, Azeri dili, İran-Azerbaycan bölgelerinde resmi dil statüsüne sahip değildir ancak Azerice konuşanların sayısı Azerbaycan'da Azeri konuşanları sayısından fazladır.

İran'ın endişesine ek olarak, Sovyetler Birliği'nin II. Dünya Savaşı'nın ardından İran Azerbaycan'ını Tahran'a tercih etme girişiminde, Sovyetlerin II. Dünya Savaşı sırasında Moskova'nın işgal ettiği İran topraklarından vazgeçmeyi reddetmesidir.

Sovyet himayesi altında, Sovyet yanlısı İranlılar 1946'da sözde Azerbaycan Halk Cumhuriyeti altında ayrılıklarını ilan ettiler. İran Başbakanı Ahmed Kavam'ın görüşmeleri ve ABD'den gelen Sovyetler üzerindeki diplomatik baskı, Sovyetlerin geri çekilmesine yol açtı. Kriz, daha sonra Soğuk Savaş olarak anılan ve o zamandan beri büyüyen ilk çatışmalardan biri olarak kabul edildi.

Bundan sonra Kürt güçleri ve Azerbaycan halk güçleri, Sovyet silahlarının ve eğitiminin desteğiyle İran kuvvetleri ile savaşa girişmiş ve toplam 2000 kayıp vermiştir. Nihayetinde Ahmed Kavam'ın (dönemin İran başbakanı) görüşmeleri ve ABD'nin Sovyetler Birliği üzerindeki diplomatik baskısı, birliğin geri çekilmesine, ayrı olan Kürt ve Azerbaycan devletlerinin dağılmasına yol açtı.

Dolayısıyla Azerbaycan Cumhuriyeti'nde olduğu gibi Türkiye boyutuna odaklanan ve Şii boyutunu marjinalleştiren bağımsız Azerbaycan milliyetçiliği, İran'ın birliği için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.

İran'ın Azerbaycan-Ermeni ihtilafına ilişkin tutumu

Bu, İran'ın 1990'lardan bu yana Azerbaycan-Ermenistan ihtilafını ele alırken gösterdiği tutumuna da yansımıştır. Çünkü Tahran, çoğunluğu Şii Müslüman bir ülkeye karşı Hristiyan bir ülkeyi desteklediğinde utanmasına neden olmamak için Ermenistan'a karşı önyargısını açıkça beyan etmemiştir. Aynı zamanda Tahran'ın politikaları her zaman Azerbaycan'ı zayıflatmayı hedeflemektedir. Azerbaycan ulusal hissinin yükselişinin İran'daki Azerbaycan bölgelerine yansıması yoktur.

Azerbaycan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsız kalışından bu yana Bakü'deki rejimin laik ve İran'daki dini rejime karşı temkinli olması, laik bir Türkiye'yi Batı'ya daha yakın ve daha iyi bulması nedeniyle İran'la arasındaki uçurum artmıştır.

İslamcı kökleri olan AKP iktidara gelinceye kadar Türkiye'deki İslam, modernleşme, milliyetçilik ve liberal değerleri birleştiren yeni rejimin niteliği, kapalı İran rejiminden çok Bakü'ye daha yakındı.

İran'ın özellikle Türk siyasetindeki son değişikliklerden önce Ermenistan'a yönelmesi kısmen Washington ve Tel Aviv'in Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri, özellikle Azerbaycan ile güçlü bir ilişki ağı kurarak Tahran'ı çevrelemesini engelleme arzusundan kaynaklanıyordu.

İran, Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki siyasi sistemin laik ve Batı yanlısı olmasından ve ülkenin nükleer programı nedeniyle ABD'nin kendilerine yönelik herhangi bir politikasında rol oynayacağından korkuyor. Bu, Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki Azeri milliyetçilerinin Azerbaycanlıları birleştirme ve Büyük Azerbaycan'ı kurma istekleri ile uyumludur ve bu eğilimi ikiye katlanabilir. Hazar Denizi'ndeki haklar konusundaki ihtilaf da dahil olmak üzere İran-Azerbaycan farklılıklarının varlığı, özellikle iki taraf arasındaki sert açıklamalar, İran'ın Hazar denizi kıyılarının eşit bölünmesi konusundaki ısrarı ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nce uluslararası deniz hukukuna göre yönetilen uluslararası deniz olarak kabul edilmesi ısrarı, cumhurbaşkanının Batı ve İsrail ile aynı zamanda stratejik bir ilişki olduğu yönündeki iddiası. Azerbaycanlı liderlerin İran siyasi sistemine muhalefetini gizleyen yönler...

Bakü'nün çıkarlarının Türkiye ve Batı'ya açık olduğu düşünülürse ekonomik olarak iki ülke arasındaki uçurumu derinleştirdi. Çünkü Ankara, İran enerji kaynaklarıyla rekabet eden Azerbaycan gaz ve petrolünün geçiş noktasında.

Ayrıca İran'ın Rusya ve Avrupa'ya ulaşım için alternatif bir geçiş yolu sağlamak için Ermenistan'ın dostluğuna ihtiyacı var. Buna karşılık Ermenistan, şu anda Azerbaycan ve Türkiye tarafından ticaret yollarında sürekli bir tıkanma ile karşı karşıya ve ticaret için güvenli ve güvenilir bir geçiş sağlamak, İran ile enerji alanında ilişkilerini güçlendirmekle ilgileniyor. Petrol ve gazdan yoksun olarak nükleer santrallerini 10 yıl içinde kapatmayı planlıyor. Termik santral projesi ve İran üretim merkezleriyle bağlantılı Ermenistan'ın ekonomik güvenliğini artırmaya yardımcı olacak.

Tüm bu nedenlerden dolayı İran, Ermenistan ile iyi ilişkiler kurdu ve çoğu kez gerilim ve istikrarsızlıkla karakterize olan İran-Azerbaycan ilişkilerinin aksine ortaklık aşamasına geldi.

Ermeni-Lobisi-Tahranda-6

İran-Ermeni yakınlaşmasının sırları

Ermeni topraklarındaki istihbarat faaliyetlerini ve casusluk faaliyetlerini denetleyen organ olan Ermeni Milli Savunma Konseyi'ndeki muadilleriyle yakın işbirliği sayesinde İran istihbarat unsurlarının Ermeni topraklarında yayılmayı başardıklarına inanılıyor.

Ayrıca, İran'ın Sovyetler Birliği'ndeki ABD Milliyetlerden Sorumlu Dışişleri Bakanı'nın eski danışmanı Paul Goebel'in sunduğu bir önceki ABD planını engellemeye çalıştığına inanılıyor. Plan, Ermenistan ile Azerbaycan arasında, Ermenistan'a Karabağ'ın bir bölümünü veren bir "toprak takas" planıdır. Azerbaycan ise nehirlerin kaynaklarını denetleyen ve onlara su sağlayan bölgeyi ve Azeri çoğunluğun bulunduğu bölgeleri koruyor.

Goebel'in önerisi - eğer uygulanırsa - Türkiye ile Azerbaycan arasında doğrudan sınıra giden bir yolu açıyor ve Bakü-Ankara boru hattı projesinin (direkt hat) tamamlanmasına izin veriyor. Erivan ile Tahran arasındaki petrol ve gaz boru hattı projesini kalıcı olarak iptal edecek bu plan gereği Ermenistan İran ile olan sınırlarını kaybediyor.

cumhurbaskanlari-erdogan-ve-aliyevden-ortak-mesaj

Türkiye Azerbaycan'ı hangi nedenlerle açıkça destekliyor?

Çatışmanın ilk anlarından itibaren Türkiye'nin pozisyonu açıktı. Bu desteği de Türkiye'ye dil ve etnik olarak en yakın olan Azerilerden yana oldu.

Son gelişmelerin ardından Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin Azerbaycan'a tam desteğini açıkladı.

Pazar günü, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, uluslararası toplumu, Ankara'yla karşılıklı sert açıklamalarında Türkiye'nin ülkesi ile Azerbaycan arasındaki ihtilafa karışmamasını sağlamaya çağırdı.

Ankara'nın bu çatışma konusundaki tutumunun nedenine gelince, analistler bunu Türkiye ile Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlığa ve Ermenistan'ın Osmanlıların elindeki Ermeni soykırımı iddialarına bağlılığına ve Ankara'nın bunu tanıma talebine bağladılar.

Bazıları Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihi ve etnik ilişkilere atıfta bulunurken, Azerbaycan halkı Türk ırkındandır ve doktrindeki farklılığa rağmen İslam dininde hemfikirdir ve Türkiye 1991 yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olmuştur.

Diğerleri, Ankara'nın Rusya sınırındaki Kafkasya bölgesinde bir yer edinmeye, Rusya ile müzakerelerinde güçlü bir baskı kartına sahip olmaya, Suriye ve Libya dosyasında Moskova'dan tavizler koparmaya çalıştığına inanıyor.

ermenistan-basbakani-pasinyan-putin-i-aradi-785791-5

Rus etkisi

Azerbaycan ve Ermenistan, 1990'ların başında çöküşüne ve 1991'de Bakü'nün bağımsızlık ilanına kadar Sovyetler Birliği'nin bir parçasıydı.

Moskova'nın iki ülkeyi ateşe düşme tehlikesi yönündeki çağrılarına rağmen, Ermenistan'ı destekliyor. Gözlemciler, Ermenistan'ın kaybedilmesi nedeniyle eski Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığa rağmen hâlâ nüfuz sahibi olduğu bazı bölgelerin kaybedilmesi anlamına geldiğini ve böylece Kafkasya bölgesindeki nüfuzunu kaybettiğini iddia ediyor.

Ermenistan aynı zamanda Moskova'nın önemli bir stratejik ve ekonomik müttefikidir. Rusya'nın Ermenistan'da bir askeri üssü vardır ve buradaki yabancı yatırımların yaklaşık % 40'ına sahip. Ancak gözlemciler, çatışmanın devam etmesinin, savaşan iki ülkeye her yıl milyarlarca dolar silah satan Moskova'yı tatmin ettiğine inanıyor.

Tarihsel olarak Ermeniler, Kafkasya'ya girdikleri sırada bölgedeki Ruslara en yakın Hıristiyan milletlerdi ve bu yakın ilişkinin Rusya'nın Gürcistan ile gergin ilişkisinden farklı olduğu belirtiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nin tutumu

ABD'nin tutumuna gelince… tarafsız olduğunu ve iki ülke arasındaki anlaşmazlığı çözmeye çalıştığını söyleyen Washington, son gelişmelerin ardından Azerbaycan ile Ermenistan arasında şiddet olaylarının tırmanmasını kınadığını ilan ederek, her iki tarafı da çatışmaları derhal durdurmaya çağırdı, sivil kurbanların ailelerine başsağlığı diledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Pazar günü yaptığı açıklamada, iki tarafın şiddete "derhal" son vermesinin yanı sıra, gerginliği artırabilecek her türlü konuşma veya diğer önlemlere son vermesi gerektiğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı, "Dışarıdan gelen herhangi bir şiddete katılım tamamen yararsız olacak ve yalnızca bölgesel gerginliği artırmaya hizmet edecektir. Tarafları Minsk grubu içinde çalışmaya ve bir an önce ciddi görüşmelere dönmeye çağırıyoruz."

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Stephen Bigan da iki tarafla temas kurarak, "düşmanlıkları derhal durdurmaya ve mevcut doğrudan iletişim kanallarını daha fazla tırmanmayı önlemek ve yararsız durum ve eylemlerden kaçınmaya çağırdı.

En azından görünüşe göre, bu tarihi çatışmayı sınırlarında sona erdirmek isteyen Avrupa ülkelerinin durumu aynı.

ABD, Dağlık Karabağ'ı bir Azerbaycan toprağı olarak kabul ediyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın tarafsızlığına karşılık, Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi Ed Markey (Demokrat Partili), daha önce Temmuz 2020'de patlak veren kriz sırasında Azerbaycan'a saldırarak geri çekilme çağrısı yapmıştı.

Marke Congressman, geçtiğimiz Temmuz ayında sosyal medyada yayınladığı bir açıklamada, “Bu çatışmayı derhal durdurmak için toprak bütünlüğünü koruduğu için Ermenistan'ın yanındayım” dedi.

Genel olarak Amerikan ve Batı konumunun iki yönden tartışıldığı söylenebilir:

Enerji açısından zengin ve Batı, Rusya ve İran'ın geleneksel rakipleriyle uyumsuz Azerbaycan'ın lehine olan ekonomik çıkarı, siyasi yönü ve özellikle Ermenileri büyük bir sempatiyle gören Hıristiyan Batı geçmişinden kaynaklanan bir duruş…

Geleneksel olarak Ermeniler, bir İslam ülkeleri halkları (Türkler, İranlılar, Azeriler) deniziyle olan çatışmalarında Batı ve Hristiyan sempatisine sahiptir. Ancak Azerbaycan'ın bağımsızlığından sonra önemi artan petrol zenginliği sayesinde stratejik önemi artmıştır.

Rusya'nın Ermenistan'a verdiği destek Batı'nın konumunu da karıştırıyor. Çünkü ABD genellikle Rusların karşısında bir pozisyon alıyor. Ancak bugün Moskova Batı medeniyetinde özel bir statüye sahip Hıristiyan Ermenistan'ı destekliyor. Azerbaycan'ı destekleyen Türkiye ise, Amerika ve Avrupa hegemonyasına isyan ediyor.

Fransa'nın Avrupa Birliği'nin dış politikasındaki liderliği ışığında, Fransız-Türkiye ilişkilerinde değişken gerilimlere girilmesi ile mesele daha karmaşık hale gelebilir.

İki ülke arasındaki rekabet, Libya'dan Mali'ye, Lübnan ve Suriye'ye uzanırken bu, özellikle Fransa'nın Doğu'daki Hıristiyan azınlıkların sorunlarını istismar etme konusundaki tarih ışığında, Ermenistan lehine Fransız ve Avrupa'nın müdahalesine, dolayısıyla Türkiye ve birçok İslam ülkesi karşısında Avrupa şovenizmi olarak adlandırılabilecek şeyi yaratma girişimlerine yol açabilir.

Kaynak: Arap Postası

YORUMLAR (0)