DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Esed'e destek Putin'e ne kaybettirecek?

Kazakistan'ın başkenti Astana'da Suriye toplantısı devam ederken Rusya'nın Suriye politikası ile ilgili tartışmalar da devam ediyor.

5 Yıl Önce
2017-01-24 14:43:03

Aawsat.com sitesinin İngilizce bölümünde yayınlanan bir makalede Amir Taheri, Rusya'da halkın Putin'in Suriye politikasını sorgulamaya başladığını ve İran ile Türkiye'ye yakınlaşmasının ülkede tartışıldığını savunuyor.

Makalesinde çeşitli örnekler veren Taheri, şu ifadeleri kullanıyor:

Moskova'daki kıdemli bir Avrupalı diplomat, "Putin, Trump'ın kendisine şunu demesinden korkuyor: Suriye mi? Sen bozdun, artık senindir," diyor ve ekliyor: "Putin nihai bir siyasi zaferin semeresini toplamak istiyor ama herhangi bir bedel ödemek ise istemiyor."

YAZARIN YAZISI ŞÖYLE;

Sırada ne var? Bugünlerde Suriye savaşına ve Rusya'nın artan müdahalesine atıfla Moskova'daki siyasi kulislerde dolaşan soru bu.

"Sırada ne var sorusu" Russia Today, Vesti ve Rosiskaya gibi Kremlin'in kontrolünde olduğu düşünülen Rus basınında dahi ses getirdi. Moskova'ya giden yabancı ziyaretçiler, bitmek bilmeyen savaşta Rusya'nın uzun vadeli dahli hususunda giderek endişelenen "sıradan vatandaş" tarafından da mevzuubahis sualin sorulduğunu görmekte gecikmiyorlar.

Artan güvenlik tedbirleri ve umuma açık yerlerdeki polis çevirmeleri de bu endişeyi körüklüyor.

Resmi merciler ise Beşar Esad'ın silahlı muhaliflerini son kaleleri olan, ülkenin en kalabalık ikinci şehri Halep'ten temizlemek suretiyle Rusya'nın, askeri vazifesini yerine getirdiğini söylüyorlar. Yine bu anlatıma göre bir sonraki merhale ise savaş yorgunu Suriye'yi bir nebze huzura ve barışa kavuşturacak siyasi bir formül bulmak.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova'ya göre bu amaca matuf ilk adım, bu hafta Kazakistan'ın başkenti Astana'da Esad ile muhaliflerini uzlaştırmak için toplanacak olan konferans. Fakat konferans daha toplanmadan tehlikeye girdi.

Rus kaynaklara göre Esad muhalif saflarından kimin davet edilmesi gerektiği hususunda son sözün kendisinde olmasında ısrar ederken aldığı cevap bunun "kat'i surette" kendisini alakadar etmediği oldu.

''RUS MÜDAHELESİ OLMASAYDI...''

Belki de kimin patron olduğunu göstermek içindi ki Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov kamuoyuna "Rus müdahalesi olmasaydı Esad rejimi birkaç hafta içinde düşerdi," beyanatını verdi. 

Esad'a verilen mesaj aşikar: kendini dev aynasında görme!

Buna ilaveten Moskova, ABD'yi Astana'ya davet etme konusunda ortağı Tahran'ın da tepkisini çekti.

Rus hariciyesi ise ABD'nin çoktan davet edildiğini ve Moskova'nın yeni Trump yönetiminden bu daveti kabul etmesini beklediğini açıkladı.

Lakin İran Milli Güvenlik Kurulu sekreteri Ali Şemhani ABD'ye davetiye gönderilmediğini kesin bir dille ifade etti. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif bir adım daha ileri giderek "Ruslar, Amerikalıların davetine karşı olduğumuzu biliyorlar," dedi.   

Moskova'nın siyaset kulislerindeki hissiyat ise Vladimir Putin'in Suriye mevzuunda sorumluluğu tek başına yüklenmek istemediği yönünde. Putin, yeni Trump hükümetinin Rusya'nın Suriye'deki başrolünü kabul etmesini ama barış için gereken arabuluculukta ve gelecekte Suriye'nin yeniden inşasında yükü omuzlamaya da hazır olmasını umuyor.

Moskova'daki kıdemli bir Avrupalı diplomat, "Putin, Trump'ın kendisine şunu demesinden korkuyor: Suriye mi? Sen bozdun, artık senindir," diyor ve ekliyor: "Putin nihai bir siyasi zaferin semeresini toplamak istiyor ama herhangi bir bedel ödemek ise istemiyor."

Putin noktainazarı en iyi ihtimalle "uluslararası toplumun" Esad'a hatırı sayılır bir süre iktidarda kalmasına imkan tanıyacak bir değişiklikte mutabık kalacağı ve sonrasında da müstakbel bir "koalisyon hükümeti" için gereken mali yardımı sağlamak şeklinde olacaktır. Böylece Rusya'nın bu Akdeniz ülkesindeki stratejik menfaatlerine de halel gelmeyecek.

Astana konferansı, kamuoyu yoklamalarında Putin'e olan desteğin, hala yüzde 70'lerde olsa da, birkaç puan azaldığı bir dönemde gerçekleşiyor. Belki daha da mühimi son anketler Rusların yalnızca yüzde 51'inin ülkelerinin "rızası olmadan hiçbir uluslararası kararın alınmadığı, dünyanın en büyük devletlerinden biri olmanın" faturasını ödemeye hazır olduğunu gösteriyor.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş