Dostlar, engelli araç alımında ÖTV muafiyeti güncellendi. Bugün sadece bir yasal düzenlemeden değil, önümüzdeki 1.825 gününüzü, yani o meşhur "5 yıl satılamaz" kuralının içini nasıl dolduracağımızdan konuşalım. Resmi Gazete’de yayımlanan yeni ÖTV muafiyet tebliği ile kapılar biraz daha aralandı; limitler güncellendi, kapsam genişledi. Ama önümüzde devasa bir soru işareti var: Bu hakkı hangi teknolojiye "emanet" etmeli?
Bir elektrikli araç kullanıcısı olarak, direksiyon başında geçirdiğim binlerce kilometrenin bana öğrettiği tek bir şey var: Eski dünya alışkanlıklarıyla yeni dünya kurulmuyor.
Şimdi gelin, biraz empati yapalım. Engelli bir birey ya da ailesi için otomobil demek, sadece bir ulaşım aracı değil; o bir çift ayak, bir özgürlük alanı, dış dünyaya açılan bir kapıdır. Ve bu kapının sizi yarı yolda bırakmaması, bütçenizi sarsmaması gerekir.
Düşünün; sabah uyanıyorsunuz, kapınızın önündeki aracınız gece siz uyurken telefonunuz gibi şarj olmuş. Akaryakıt istasyonuna gidip o ağır pompa kokusunu çekmek, sürekli artan tabela fiyatlarına bakıp "Bu ay bütçe ne olacak?" diye dertlenmek yok. Hatta öyle ki, dünya çalkalansa, petrol krizleri çıksa, hani o korkulan "enerji savaşları" yaşansa bile; güneş tepemizde olduğu sürece elektrik var. Evinizdeki priz sizin kişisel istasyonunuz. Bu, özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı olan dostlarımız için paha biçilemez bir konfor değil mi?
PEKİ YA O 5 YILLIK ZORUNLU BEKLEYİŞ?
Hepimiz biliyoruz; bugün aldığınız o gürültülü, titreyen, yüzlerce hareketli parçadan oluşan içten yanmalı araçlar, 5 yıl sonra "antika" muamelesi görecek. Paris İklim Anlaşması’nın rüzgarı her geçen gün sertleşiyor; şehir merkezlerine dizel araçların giremeyeceği günler çok yakın. 5 yıl sonra aracınızı satmak istediğinizde, herkes "Bunun elektriklisi yok mu?" diye soracak. İşte o gün, "İyi ki geleceği bugünden yakalamışım" demenin huzuru bambaşka olacak.
Benim aracımın o sessizliği, sarsıntısız kalkışı bana her gün şunu fısıldıyor: "Doğru yerdesin." Bir engelli dostumuz için o sessiz sürüş, sadece bir lüks değil, aynı zamanda yormayan bir konfordur. Bakım derdi yok; yağ değişti mi, filtre tıkandı mı, şanzıman kaçırdı mı? Elektrikli araçta bunlar neredeyse birer masal.
Limit dahilinde Togg T10X’ten tutun, yerli üretim Renault ve Hyundai modellerine kadar çok değerli seçeneklerimiz var. Ama benim gönlüm, bu 5 yıllık serüvende sizin hep bir adım önde olmanızdan yana. Petrolün nazını çekeceğimize, elektriğin hızını ve temizliğini yaşayalım.
Unutmayın; biz bu araçları sadece sürmüyoruz, içinde bir hayat geçiriyoruz. 5 yıl sonra geriye dönüp baktığınızda, "Sadece bir araba almamışım, kendime huzurlu bir gelecek seçmişim" demeniz benim için en büyük ödül olur.
Gelecek kapıda değil, artık garajınızda. O fişi takın ve özgürlüğün tadını çıkarın. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle…
Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK