Maloof, Cumartesi günü RT'ye verdiği röportajda, Başkan Donald Trump'ın Tahran'la müzakerelerin devam ettiğini kamuoyu önünde ısrarla belirtmesine rağmen, saldırının zamanlamasının muhtemelen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun 12 Şubat'ta Mar-a-Lago'ya yaptığı ziyaret sırasında kesinleştirildiğini söyledi.
Maloof, “ABD her zaman İsrail'in emirlerini yerine getirdi. Netanyahu temelde Trump'ı kontrol ediyor,” iddiasında bulunarak, ABD başkanının İsrail Başbakanı'nın “tüm Arap ülkelerini kapsayacak daha büyük bir İsrail” vizyonunu etkili bir şekilde hayata geçirdiğini sözlerine ekledi.
Maloof, “Trump Tahran'da rejim değişikliğini zorlamayı hedeflediğini açıkça ilan etti, ancak İran hükümetini devirme çabaları büyük engellerle karşılaşacaktır. Rejim değişikliği, özellikle İran gibi yerleşik bir hükümete sahip bir ülkede zor olacak bir şey,” dedi.
Maloof, İran'ın dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürülse bile, Devrim Muhafızları Birliği'nin ülkenin “bütünleşik bir ulus devlet” olarak işleyişini sürdürebileceğini söyledi.
"Trump haddinden fazla büyük bir işe kalkıştı"
Saldırıları İran'ın nükleer veya füze programlarının ötesine uzanan daha geniş bir stratejik çatışmanın parçası olarak nitelendiren Maloof, ABD başkanının BRICS ülkelerini ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ni açıkça eleştirdiğini belirtti.
Maloof, "İran da Rusya ve Çin ile birlikte bu durumun çok kritik bir bileşeniydi. Bence Trump bu konuda haddinden fazla büyük bir işe kalkıştı. Bu saldırılar, kelimenin tam anlamıyla bir gecede tüm dünya ekonomik düzenini etkileyecek. Dolayısıyla uzun ve zorlu bir mücadele bizi bekliyor. Savaş başlatmak kolaydır, ancak bir savaşı nasıl durduracağınızı bilmek daha zordur.”
RT