Dolar

43,1693

Euro

50,3395

Altın

6.432,85

Bist

12.435,10

Uçak Fabrikası Nasıl Kapatıldı? Silah Fabrikası Nasıl İmha Edildi?

2 Saat Önce Güncellendi

2026-01-14 11:31:40

Burhan Bozgeyik

Son yıllarda ülkemizde silah sanayiinde, insansız uçak yapımında, füze yapımında ve sair savaş âletleri imalatında göğsümüzü kabartan gelişmeler olmakta. Şayet 80-90 sene öncesindeki bazı hayırlı teşebbüsler engellenmeseydi, sekteye uğratılmasaydı, bugün belki de dünyanın en gelişmiş yolcu ve savaş uçaklarını yapıyor olacaktık. Silah sanayinde belki de dünyanın bir numarası olacaktık. Ne hazin ki yakın tarihimizde pek çok üzücü hadise gibi uçak ve silah imalatında da tarihe kara leke olarak geçen engellemeler ve sabotajlar yaşandı. Şimdi bu hadiselerden iki tanesine bakalım.

Nuri Demirağ, vatanperver bir müteşebbis idi. Kazandığı paralarla yeni ve kazançlı iş sahaları açmak yerine, çok cesurca bir adım atarak uçak fabrikası kurmak için harekete geçti. Uçak Mühendisi Selahattin Alan'la birlikte 1936'da uçak fabrikası için hazırlıklara başladı. THK'dan aldığı 24 uçak ve 65 planör alma sözü üzerine ilk etapta 10 senelik bir program yaptı. 17 Eylül 1936'da fiilen teşebbüse geçti ve bir Çekoslovak firması ile motor konusunda anlaşma yaptı.

Nuri Demirağ, Beşiktaş'ta modern bir bina inşa ettirdi. Binanın girişinde; “Nuri Demirağ Beşiktaş Tayyare Atölyesi” yazısı vardı. Bu bina genellikle araştırma ve geliştirme yeri olarak kullanılmıştır.

Demirağ, Yeşilköy'de geniş bir arazi satın alarak burada bir hava limanı yapar. Yanında da uçak fabrikasını kurar. 17 Ağustos 1941'de “Yeşilköy Nuri Demirağ Tayyare Fabrikası ve Gök Okulu”nun açılışı yapılır. Demirağ'ın hayali büyüktür. Ülkemizin uçak mühendislerini ve teknikerlerini kadrosuna katacak, Beşiktaş'ta Ar-Ge çalışmaları yaptıracak, kendi pilotlarını yetiştirecek, imal ettiği uçakları dünyanın dört bir yanına ihraç edecek, yerli uçaklarla yolcular taşıyacaktı.

Demirağ ve ekibi uçak modellerini tasarladı. Mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz, motoru hariç ilk yolcu uçağını yaptı. Demirağ ve ekibinin sevinci ve hevesleri yarım kalacaktı. Devir tek parti devriydi. Nuri Demirağ fabrikalarında imal edilen uçakların yurt dışına satışını yasaklayan bir kanun çıkarıldı. O sırada İspanya, İran ve Irak'tan siparişler alınmıştı. Bu siparişler engellendi. Devrin idaresi, Türk Hava Yollarının siparişlerini iptal ettirdi. Yurt içi ve yurt dışı siparişleri alamayan fabrika 1944'te kapandı. Nuri Demirağ'ın arsasını alıp yaptırdığı havalimanı devletleştirildi.

Yine Tek Parti devrinde bir diğer engelleme faaliyeti, Şakir Zümre'nin uçak bombası yapışının engellenmesiydi. Bu müteşebbis te baktı olacak gibi değil, ayakta kalabilmek için soba imal etmeye başladı.

Tek Parti devrinde engellenen milli silah yapma teşebbüslerinden biri de Nuri Killigil Paşa'nın silah imal etme faaliyetiydi.

Enver Paşa'nın öz kardeşi olan Nuri Killigil, 29 yaşında iken Kafkas İslam Ordusu kumandanı olarak Ermenilerin ve Ruslar'ın işgalindeki Bakü'yü kurtarmıştı.

Nuri Killigil, 1925'te Yarbay rütbesiyle emekli oldu. 1929'da devlet tarafından İstiklal madalyasına layık görüldü. Bu değerli asker, vatanına hizmet için açtığı fabrikalarda silah imal etmeye başladı. İmal ettiği “Killigil” marka tabancaları dünyanın en iyi 20 silahı arasında sayılıyordu.

Nuri Killigil, sadece tabanca değil, ordumuzun ihtiyacı olan bütün silah ve cephaneleri imal etmek istiyordu. Bu maksatla Sütlüce'de büyük bir fabrika binası yaptırdı ve burada silah ve bomba imal etmeye başladı. Ancak, Nuri Demirağ ve Şakir Zümre'ye yapılan Nuri Killigil'e de yapıldı. Yerli ve milli silah yapımını istemeyen çevreler bu teşebbüsten rahatsız oldu. Killigil ağır baskılar üzerine silah üretilmeyeceğini açıkladı. Üretime ise gizlice devam ediyordu. O sırada Filistin toprakları üzerinde İsrail denilen bir terör devleti kurulmuştu. İngiltere ve Amerika başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden muazzam silah desteği alan bu korsanlar, elinde silah olmayan Filistinli köylüleri öldürüyor, kalanları cebren sürgüne gönderiyordu. Nuri Killigil, imal ettikleri silahlardan bir kısmını İsrail terörüne karşı mücadele eden Filistinliler göndermeye başladı.

Killigil'in faaliyetlerinden rahatsız olan İsrail, ajanlarını ülkemize gönderdi. 2 Mart 1949'da saat 17.30'da Killigil tesislerinde art arda üç patlama oldu. Sabotajcılar önce kimyahaneyi, sonra cephaneyi havaya uçurmuşlardı. Bu patlamada 27 kişi şehit olmuştu. Şehitlerden biri de milli silah sanayiini kurmak isteyen Nuri Killigil'di. Cesedinden arta kalanlar Haliç'te su üstüne çıkmış, bu parçalar küçük bir tabuta konulmuştu.

Tuhafın da tuhafı, tek parti idaresi bu kahraman askerin cenaze namazının kılınmasına da izin vermemişti.

Burhan Bozgeyik \ Timeturk

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Özel sağlık kabini sahibi ölü bulundu

Haber Ara