$

Dolar

49,4466

€

Euro

55,1550

£

Sterlin

65,3426

₣

Frank

59,3098

₺

Gram Altın

6.620,8900

₿

Bitcoin

4.078.931

$

Dolar

49,4466

€

Euro

55,1550

£

Sterlin

65,3426

₣

Frank

59,3098

₺

Gram Altın

6.620,8900

₿

Bitcoin

4.078.931

Gündem

Bayhan ile söyleşi: “İnsan kendi hikâyesinden kaçabilir mi?”

Şarkıcı Bayhan Gürhan, Timeturk.com’dan Şakir Kurter’e yaptığı açıklamalarla samimi bir söyleşi gerçekleştirerek hayatının bugüne kadar pek bilinmeyen yönlerinden bahsetti.

13.10.2026 - 00:11
Zafer Çalışkan
Bayhan ile söyleşi: “İnsan kendi hikâyesinden kaçabilir mi?”
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Ünlü şarkıcı Bayhan Gürhan, Timeturk.com'dan Şakir Kurter’e verdiği kapsamlı ve bir o kadar da sarsıcı özel röportajda hayatının dönüm noktalarını, çocukluk acılarını ilk kez tüm samimiyetiyle paylaştı. YouTube Timeturk kanalında yayınlanan bu özel söyleşi, sanatçının bugüne kadar pek bilinmeyen yönlerini gözler önüne seriyor. İşte bu özel söyleşi...

ŞAKİR KURTER:
Bayhan, bugün sizi müzisyen, yorumcu, sahne insanı olarak tanıyoruz. Fakat insanı anlamak için çoğu zaman yaptığı işe değil, o işe başlamadan önce yaşadıklarına bakmak gerekiyor. Çünkü bazı hayatlarda sanat bir meslek olarak başlamıyor; bir hayatta kalma biçimi olarak ortaya çıkıyor.

Sizin hikâyenizde de müzik biraz böyle mi?

BAYHAN GÜRHAN:
Evet. Çünkü benim hayatımda müzikten önce çok fazla yokluk vardı.

Ben çok küçük yaşta hayatın bazı gerçekleriyle karşılaştım. Çocukluk dediğimiz şey herkes için aynı değil. Bazı çocuklar oyun oynar, okula gider, ailesiyle büyür. Benim çocukluğumda bunların çoğu yoktu.

Bugün geriye baktığımda şunu görüyorum: Ben müziği önce bir meslek olarak değil, kendimi ifade edebilmenin bir yolu olarak bulmuşum.

Çünkü insanın söyleyemediği şeyler oluyor. Bazen kelimeler yetmiyor. Müzik o noktada devreye giriyor.

“ÇOCUKLUĞUM YOKTU”

ŞAKİR KURTER:
Çocuk Bayhan’ı gözünüzün önüne getirdiğinizde nasıl bir çocuk görüyorsunuz?

BAYHAN GÜRHAN:
Hayatın kendisine sunduğu her şeyi kabullenen ama her çocuk gibi isteyen bir çocuk görüyorum.

İsteyen ama istediğini her zaman bulamayan…

Bulamayınca ağlayan…

Ama bir süre sonra ağlamanın da bir şeyi değiştirmediğini öğrenen bir çocuk.

Benim çocukluğum biraz böyleydi.

Hatta bazen “Çocukluğum yoktu” diyorum. Çünkü çocukluk dediğimiz şeyin içerisinde olması gereken birçok şey benim hayatımda olmadı.

ŞAKİR KURTER:
Hatırladığınız ilk ev nasıl bir ev?

BAYHAN GÜRHAN:
Adana’da, bir tarla kenarındaydı. İçinde de dışında da sıvası olmayan, briketlerden yapılmış bir evdi.

Annem, ablam ve ben vardık.

Üç kişiydik.

Ama ben o üç kişilik evin içinde bile yalnızlığı çok erken tanıdım.

Dört-beş yaşlarımda sürekli aç olduğumu hatırlıyorum. Evimizin karşı tarafında bir portakal bahçesi vardı. Bazen açlığım dayanılmaz hale gelirdi.

Bazı şeyleri anlatmak kolay değil.

Çünkü insan çocukluğunu anlatırken sadece geçmişini anlatmıyor. O çocuğun içinde hâlâ yaşayan tarafına da dokunuyor.

bayhan-ile-soylesi-insan-kendi-hik-yesinden-kacabilir-mi-2.webp

“SONRA ANNEMİ BİR DAHA GÖRMEDİM”

ŞAKİR KURTER:
Annenizi nasıl hatırlıyorsunuz?

BAYHAN GÜRHAN:
Güçlü.

Karakterli.

Gerçek.

Mücadeleci bir kadın olarak.

ŞAKİR KURTER:
Ve çok erken kaybettiniz annenizi…

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

O günleri bugün daha farklı anlamlandırabiliyorum.

Annem bizi de götürmek istedi. Bir zehir almıştı. O zaman ne olduğunu anlayacak yaşta değildik.

Bana da uzattı.

Ben ne olduğunu bilmediğim için elimi uzattım. Ablam engel oldu.

Sonra annem bir yudum aldı ve acı içinde dışarı çıktı.

Sonra annemi bir daha görmedim.

ŞAKİR KURTER:
Bir çocuğun hayatında “anne” kelimesinin anlamını daha yeni öğrenmeye başladığı yaşta annesini kaybetmesi… Bunun nasıl bir boşluk olduğunu bugün bile tam olarak tarif etmek mümkün mü?

BAYHAN GÜRHAN:
Belki mümkün değil.

Çünkü anne gidince sadece bir insan gitmiyor.

Bir ev gidiyor.

Bir güven duygusu gidiyor.

Bir dünyanın merkezi gidiyor.

Ve hiçbir şey sizin çığlığınıza cevap vermediğinde, yokluğun ne olduğunu öğreniyorsunuz.

Ben yokluğun içinde büyüdüm.

Ama yıllar sonra fark ettim ki, yokluğun içerisinde insan varlığın en küçük ayrıntılarını bile daha fazla fark ediyor.

Karanlıkta küçücük bir ışığı bile görüyorsunuz.

“GİTTİĞİM HER YER YARIM KALDI”

ŞAKİR KURTER:
Annenizin ölümünden sonra Almanya’ya götürüldünüz. Orada da hayat kolay olmadı.

BAYHAN GÜRHAN:
Hayır.

Almanya’ya gittik. Bir dönem üvey annemizle yaşadık. Ablamla yine yalnız kaldık.

Komşular bizi şikâyet etmiş.

“Bu çocuklar aç kalıyor” demişler.

Sonra kendimi çocuk esirgeme kurumunda buldum.

Yaklaşık bir yıl rahibelerin yönettiği bir kurumda kaldık.

Sonra bizi aileler gezdirmeye götürüyordu. Bir gün bir aile bizi gezdirdi, hediyeler aldı. Bana bir kaykay aldılar.

Birkaç gün sonra rahibe geldi.

“Bu insanlar sizinle yaşamak istiyor” dedi.

Ben de istedim.

Ablam da istedi.

Yeni bir evimiz oldu.

Ama o da yarım kaldı.

Galiba hayatımın en belirgin cümlelerinden biri bu:

Gittiğim her yer yarım kaldı.

“BİR ÇOCUĞUN EN TEMEL HAKKI OKULA GİTMEKTİR”

ŞAKİR KURTER:
Sonra Türkiye’ye döndünüz. Fakat bu kez başka bir kayıp daha geldi: Ablanızı kaybettiniz.

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

Ablamı trafik kazasında kaybettik.

Cenazesi Almanya’dan geldi.

Babam tekrar Almanya’ya döndü.

Ve ben artık tamamen yalnız kaldım.

Ondan sonra hayatla aramdaki bağ çok zayıfladı.

Ben aslında sadece insanları değil, normal bir hayatı da kaybetmiştim.

Okula gitmek istiyordum.

Çocuk okumak ister.

Diğer çocuklarla olmak ister.

Oynamak ister.

Öğrenmek ister.

Ben bunların çoğundan mahrum kaldım.

Almanya’da Almanca bilmiyordum.

Türkiye’ye döndüğümde Türkçeyi unutmuştum.

Bir çocuğun en temel ihtiyacı olan aidiyet duygusunu bile doğru düzgün yaşayamadım.

ŞAKİR KURTER:
Belki de sizin hayatınızdaki en büyük kayıplardan biri yalnızca annenizi ve ablanızı kaybetmek değildi. “Normal” dediğimiz hayatı da kaybetmekti.

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

Benim mücadelem biraz da buydu.

Bir yere ait olmak.

Birilerinin beni beklemesi.

Bir yere döndüğümde birilerinin orada olması.

Bunlar çok sıradan şeyler gibi görünür.

Ama bazı insanlar için dünyanın en büyük zenginlikleridir.

“12 YAŞINDA KENDİME ZARAR VERMEYE BAŞLADIM”

ŞAKİR KURTER:
Peki bütün bu kayıpların ardından genç Bayhan ne yaptı?

BAYHAN GÜRHAN:
Sokaklara çıktı.

13-18 yaş arasında hayatım büyük ölçüde sokaklarda geçti.

12 yaşında sigara ve alkol başladı.

Aslında bunların arkasında bir keyif arayışı yoktu.

Kendime zarar vermek vardı.

İsyan vardı.

Çünkü insan bazen “Ben kimim?” sorusunu cevaplayamadığında, kendisine zarar vererek varlığını hissetmeye çalışıyor.

Sonra bir gün kendime sordum:

“Ben kimim?”

Anne yok.

Baba yok.

Aile yok.

Düzen yok.

Okul yok.

Peki ne var?

Müzik var.

Ve ben müziğe tutundum.

“KARANLIK BENİM İÇİN KÖTÜLÜK DEĞİL, YOKLUK”

ŞAKİR KURTER:
Sizinle ilgili konuşurken “karanlık” kelimesi sık sık karşımıza çıkıyor. Ama siz karanlığı kötülük olarak tanımlamıyorsunuz.

BAYHAN GÜRHAN:
Hayır.

Benim için karanlık kötülük değil.

Yokluk.

Ben hayatım boyunca çok fazla karanlıkta kaldım.

Ve karanlıkta kalan insan küçücük bir ışığın bile değerini biliyor.

Normal bir ailede yaşayan insanların sıradan gördüğü bazı mutluluklar benim için çok büyük şeylerdi.

Bir aileyi mutlu gördüğümde ben de mutlu oluyorum.

Çünkü onların sahip olduğu şeyin değerini biliyorum.

Belki benim mutluluğum da burada.

Her gün yeni bir şey öğrenmek.

Bir şeyi anlamak.

Bir insanı sevmek.

Bir şarkıyı gerçekten hissetmek.

Bunlar bana çok büyük geliyor.

“BEN KENDİ ROTAMI KENDİM ÇİZDİM”

ŞAKİR KURTER:
Hayat size yol göstermediği için mi kendi yolunuzu çizmek zorunda kaldınız?

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

Benim rotam yoktu.

O yüzden rotamı kendim çizdim.

Kuralım yoktu.

Kurallarımı kendim belirledim.

Bazen doğru yaptım.

Bazen yanlış yaptım.

Bazen kazalar oldu, belalar oldu.

Ama insanın hayatının sorumluluğunu bir noktada kendi üzerine alması gerekiyor.

Çünkü başınıza gelen her şeyi seçemezsiniz.

Ama başınıza gelenlerle ne yapacağınızı bir ölçüde seçebilirsiniz.

POPSTAR: “İNSANLAR BAYHAN’I TANIDI, AMA BEN KENDİMİ YENİ TANIYORDUM”

ŞAKİR KURTER:
2003 yılına gelelim.

Popstar ile milyonlarca insan sizi tanıdı.

Bir anda görünür oldunuz.

Fakat sizin için ilginç olan şu: İnsanlar sizi tanımaya başladığında siz hâlâ kendinizi tanımaya çalışıyordunuz.

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

Çok heyecan vardı.

Korku vardı.

Şaşkınlık vardı.

Bir anda milyonlarca insanın sizin hakkınızda fikir sahibi olması kolay bir şey değil.

Siz aynı insansınız.

Ama bir anda herkes sizin kim olduğunuzu size anlatmaya başlıyor.

Bence genç yaşta tanınmanın en zor taraflarından biri bu.

Kendinizi keşfetmeye çalışırken insanların sizi tanımlaması.

“İNSANLAR KENDİLERİNE BENZETEMEDİKLERİNİ YARGILAR”

ŞAKİR KURTER:
O dönemde sizin üzerinizden çok fazla tartışma yürütüldü. Şarkı söyleme biçiminizden yaşamınıza, geçmişinizden kişiliğinize kadar…

Sizce insanlar sizi neden bu kadar kolay yargıladı?

BAYHAN GÜRHAN:
İnsan kendisine benzetemediği şeyi anlamakta zorlanıyor.

Farklı gördüğü şeyi bir kalıba sokmak istiyor.

Ben şarkı söylerken gözlerimi kapatıyordum.

Kendimi müziğin içerisinde kaybediyordum.

Bunu başka türlü yorumlayanlar oldu.

“Ne kullanıyor?” diye soranlar oldu.

Ben defalarca “Sigara bile kullanmıyorum” dedim.

Ama bazen insanları ikna edemezsiniz.

Çünkü onların görmek istediği şey sizin gerçekliğinizden daha güçlü hale gelir.

“SEZEN AKSU BENİM ÇOCUKLUĞUMUN KAHRAMANLARINDAN BİRİYDİ”

ŞAKİR KURTER:
Sezen Aksu sizin için yalnızca bir sanatçı değil, çocukluğunuzun bir parçası.

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

Müslüm Gürses ve Sezen Aksu benim çocukluğumun en önemli müzikal kahramanlarıdır.

1991’de İstanbul’a geldiğimde onun şarkılarıyla büyüdüm.

“Gülümse” benim için çok özel bir şarkıdır.

ŞAKİR KURTER:
Neden?

BAYHAN GÜRHAN:
Çünkü içinde umut var.

Karanlığın içerisinden bir şey söylüyor.

ŞAKİR KURTER:
İsterseniz o şarkının sizde bıraktığı duygudan biraz bahsedelim.

BAYHAN GÜRHAN:
Bazı şarkılar insanın hayatına girer ve artık sadece şarkı olmaktan çıkar.

Sizin hafızanız olur.

Benim için “Gülümse” biraz böyle.

“ŞARKI SÖYLEMİYORUM, YAŞIYORUM”

ŞAKİR KURTER:
Sizi izlerken bazen şunu düşünüyorum: Siz şarkı söylemiyorsunuz, şarkının içine giriyorsunuz.

Bunun nasıl bir karşılığı var sizde?

BAYHAN GÜRHAN:
Ben hiç yaşamadım yaşarken bazı şeyleri.

Hep karanlıktaydım.

O yüzden yaşadığım veya yaşayamadığım şeyler müziğin içerisine giriyor.

Bir şarkıyı söylediğim zaman teknik olarak doğru söylemek benim için yeterli değil.

O duygunun karşıya geçmesi gerekiyor.

Çünkü insanın sesi sadece ses değildir.

Yaşadıkları, kaybettikleri, sevdikleri, korkuları, umutları da sese karışır.

İki insan aynı şarkıyı söyler.

Ama iki farklı duygu çıkar.

“YARASIZ İNSAN YOK”

ŞAKİR KURTER:
Buradan daha büyük bir meseleye geliyoruz.

İnsanların hayatında görünmeyen yaralar var.

Sizce insan kendi yarasıyla yüzleşmeden gerçekten değişebilir mi?

BAYHAN GÜRHAN:
Sanmıyorum.

Yarasız insan yok.

Tamamen aydınlığa doğmuş insan da yok.

Genetikten çocukluk yaşantılarına, aileden topluma kadar herkes bir şeyler taşıyor.

Ama önemli olan yaranızın olması değil.

Onunla ne yaptığınız.

Bazı insanlar kendi içindeki kavgayı çözemediği için herkesle kavga ediyor.

Bence dünyadaki savaşların büyük bir bölümü de insanların kendi iç savaşlarından besleniyor.

İnsan önce kendi karanlığıyla yüzleşmeli.

“BÜTÜN DÜNYAYI FARKINDALIK KURTARACAK”

ŞAKİR KURTER:
Yani sizin hikâyenizde karanlıkla aydınlık birbirinin karşıtı değil.

BAYHAN GÜRHAN:
Hayır.

Aydınlık, karanlığı hiç yaşamamak değil.

Karanlığın içinden çıkıp ışığı fark edebilmek.

Bence bütün dünyayı farkındalık kurtaracak.

Her konuda.

İnsan kendini fark edecek.

Kendi öfkesini.

Kendi korkusunu.

Kendi yalnızlığını.

Kendi kötülüğünü.

Kendi iyiliğini.

Kendisiyle hesaplaşabilen insan başkasına zarar vermemeyi de öğreniyor.

“AŞKI ÜÇ KEZ YAŞADIM”

ŞAKİR KURTER:
Aşk?

BAYHAN GÜRHAN:
Hayatımda üç defa âşık oldum.

7, 12 ve 15 yaşlarında.

Üçü de platonikti.

Üçünde de “Seni seviyorum” diyemedim.

Galiba üç hakkımı da nasibimde kullanmışım.

O zamandan beri tam teşekküllü kalben âşık olamıyorum.

“YALNIZLIK BAZEN İNSANIN KENDİSİNE DÖNÜŞ YOLUDUR”

ŞAKİR KURTER:
Bugün zor bir duygu yaşadığınızda ne yapıyorsunuz?

BAYHAN GÜRHAN:
Tamamen yalnız olduğum bir yerde gün batımını izliyorum.

Sessizliğimin sesini duymayı seviyorum.

Çünkü gün batımında milyonlarca renk var.

Biz görebildiğimiz kadarını görüyoruz.

Doğayla bir enerji alışverişi oluyor.

Bütünleşiyorsunuz.

ŞAKİR KURTER:
Sanki sizin bütünleşme yolunuz bu.

Parçalara ayrıldıktan sonra doğayla, evrenle yeniden bir bütün olabilmek.

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

Hayatı akışına bırakıyorum.

Denize girdiğinizde denize hükmedebilir misiniz?

Hayır.

Dalgaların sizinle bütünleşmesine izin vereceksiniz.

Eğer kıyıya ulaşmak istiyorsanız suyla kavga ederek değil, onunla birlikte hareket ederek ilerleyeceksiniz.

Ben hayatı biraz böyle görüyorum.

“40 YAŞ DEĞİL, ZAMANIN KENDİSİYLE BİR DERDİM VAR”

ŞAKİR KURTER:
Yaş meselesine nasıl bakıyorsunuz?

BAYHAN GÜRHAN:
Benim zaman kavramım yok.

Çünkü zaman bazen insanı sınırlar.

“Şu yaşta bunu yapmalısın.”

“Şu yaştan sonra bunu yapamazsın.”

Bunlar insanın hayallerini kısıtlayan tabular.

Ben hayatı sonsuzlaştırarak düşünmeyi tercih ediyorum.

Akışa bırakıyorum.

“GEÇMİŞİMLE KAVGA ETMİYORUM”

ŞAKİR KURTER:
Bugünkü Bayhan geçmişteki Bayhan’a baktığında ne görüyor?

BAYHAN GÜRHAN:
Daha genç.

Daha tecrübesiz.

Ama daha cesur.

Çünkü gençken bazı şeylerin ne kadar zor olduğunu bilmiyorsunuz.

Bugün daha fazla düşünüyorum.

Daha az konuşuyorum.

Daha fazla gözlemliyorum.

ŞAKİR KURTER:
Genç Bayhan karşınıza çıksa ona ne söylersiniz?

BAYHAN GÜRHAN:
“Sabret.”

Çünkü bazı şeylerin gerçekleşmesi için zaman gerekiyor.

Ve bazı şeyleri değiştirebilmek için önce kendinizi değiştirmeyi öğrenmeniz gerekiyor.

ŞAKİR KURTER:
Geçmişinizle hesaplaşmanız tamamlandı mı?

BAYHAN GÜRHAN:
Geçmişimle kavga etmiyorum artık.

Çünkü geçmişimi değiştirirsem bugün olduğum insan da değişir.

Keşkeler var.

Hepimizde var.

Ama artık keşkelerin içerisinde yaşamıyorum.

Geçmişi değiştiremiyorsunuz.

Bugünü değiştirebilirsiniz.

bayhan-ile-soylesi-insan-kendi-hik-yesinden-kacabilir-mi-1.webp

“BUGÜN KENDİMİ PSİKOLOJİK OLARAK EN GÜÇLÜ HİSSETTİĞİM DÖNEM”

ŞAKİR KURTER:
Kendinizi psikolojik olarak en güçlü hissettiğiniz dönem hangisi?

BAYHAN GÜRHAN:
Bugün.

Çünkü artık neyi taşıyabileceğimi biliyorum.

Eskiden her şeyi çözmem gerektiğini düşünürdüm.

Şimdi bazı şeylerin çözülemeyeceğini de kabul ediyorum.

Bu insana büyük bir özgürlük veriyor.

Bir de artık kendime eskisi kadar sert davranmıyorum.

İnsanın kendisini kabul etmesi gerekiyor.

“YENİDEN DÖNMEK”

ŞAKİR KURTER:
Yıllarca geri çekildiniz.

Sonra yeniden şarkı söylemeye başladınız.

Dijital mecralarda, YouTube’da, orkestranızla yaptığınız çalışmalarda yeniden büyük bir kitle sizi takip etmeye başladı.

“Tiryakinim” ile yeni kuşaklar sizi yeniden keşfetti.

Gassal ile birlikte sesiniz başka bir kuşağa ulaştı.

Bu yeniden karşılaşma size ne hissettirdi?

BAYHAN GÜRHAN:
Güzel bir duygu.

Çünkü müziğin zaman diye bir sınırı yok.

Bir dönem sizi dinleyen insanlar değişiyor.

Yeni kuşaklar geliyor.

Daha önce sizi hiç tanımayan insanlar şarkılarınızı söylemeye başlıyor.

Bu çok kıymetli.

Ama benim için asıl önemli olan çok konuşulmak değil.

Kalıcı olmak.

Bir şarkının yıllar sonra bir insanın hayatında hâlâ bir yere dokunması.

Bence asıl başarı bu.

“ŞÖHRET GÖRÜNÜR OLMAKTIR, BAŞARI İSE SİZDEN SONRA DA YAŞAYABİLMEK”

ŞAKİR KURTER:
Şöhretle başarı arasında bir ilişki var mı?

BAYHAN GÜRHAN:
Bence yok.

Şöhret görünür olmak.

Başarı ise yaptığınız şeyin sizden sonra da yaşayabilmesi.

Bir insanın yüzünü herkes tanıyabilir ama yaptığı iş birkaç yıl sonra unutulabilir.

Başka biri çok az tanınır ama yaptığı şey yıllarca insanlara dokunur.

Ben ikinciyi daha önemli buluyorum.

“MUTLULUK BENİM İÇİN HUZUR”

ŞAKİR KURTER:
Peki mutluluk nedir?

BAYHAN GÜRHAN:
Huzur.

Çünkü insan çok şey elde edebilir.

Ama huzuru yoksa hiçbirinin anlamı kalmıyor.

Ben çok şey istemiyorum.

Öğrenmek istiyorum.

Müzik yapmak istiyorum.

İnsanlara dokunmak istiyorum.

Ve huzurlu olmak istiyorum.

“HAYATIM BİR ALBÜM OLSAYDI…”

ŞAKİR KURTER:
Hayatınız bir albüm olsaydı adı ne olurdu?

BAYHAN GÜRHAN:
“Geçti.”

ŞAKİR KURTER:
Neden “Geçti”?

BAYHAN GÜRHAN:
Çünkü iyi şeyler de kötü şeyler de geçiyor.

İnsan bunu yaşarken anlayamıyor.

Ama yıllar sonra dönüp baktığınızda her şeyin bir zamanı olduğunu görüyorsunuz.

Bir acı geliyor.

Bir süre sizinle yaşıyor.

Sonra başka bir şarkı başlıyor.

“ÇOCUKLUĞUMA GERİ DÖNMEK İSTERDİM AMA DEĞİŞTİRMEK İÇİN DEĞİL”

ŞAKİR KURTER:
Hayatınızın herhangi bir dönemine geri dönme şansınız olsaydı?

BAYHAN GÜRHAN:
Çocukluğuma dönerdim.

Ama değiştirmek için değil.

Sadece uzaktan bakmak için.

O çocuğun bugün nasıl bir insana dönüşeceğini bilmeden yaşadığı günleri görmek isterdim.

Belki ona sarılmak isterdim.

“İNSANIN SONUNDA NE KADAR ÜNLÜ OLDUĞU KALMIYOR”

ŞAKİR KURTER:
Bütün şarkılarınız, bütün röportajlarınız, hakkınızda yazılan bütün yazılar bir gün ortadan kalksa…

Geriye Bayhan’dan yalnızca bir cümle kalsa, insanların sizi nasıl hatırlamasını isterdiniz?

BAYHAN GÜRHAN:
İyi bir insan olmaya çalışmış biri olarak.

Mükemmel değil.

Hatasız değil.

Ama iyi olmaya çalışan biri.

Çünkü insanın sonunda ne kadar ünlü olduğu kalmıyor.

İnsanlara nasıl davrandığı kalıyor.

“İNSAN KENDİ HİKÂYESİNDEN KAÇABİLİR Mİ?”

ŞAKİR KURTER:
Son sorum belki de bütün konuşmamızın özeti.

İnsan kendi hikâyesinden kaçabilir mi?

BAYHAN GÜRHAN:
Kaçmaya çalışabilir.

Ama hikâyeniz sizinle gelir.

Önemli olan ondan kaçmak değil.

Onu anlamak.

Onunla barışmak.

Ve mümkünse onu dönüştürmek.

Ben bugün geçmişime baktığımda yalnızca kayıplarımı görmüyorum.

Bana ne öğrettiğine de bakıyorum.

Çünkü insan yaşadıklarının sadece sonucu değildir.

Onlara verdiği cevapların da sonucudur.

ŞAKİR KURTER:
Belki de bütün hikâyenizin en çarpıcı tarafı burada.

Bazı insanlar hayatın kendilerine ne yaptığını anlatır.

Bazıları ise bütün bunlara rağmen hayata neden devam ettiklerini…

Sizin hikâyenizde anne kaybı var.

Çocukluğun yarım kalması var.

Açlık var.

Yalnızlık var.

İki ülke arasında savrulmak var.

Aidiyetsizlik var.

Ablanızı kaybetmek var.

Sokaklar var.

Öfke var.

Önyargı var.

Yanlış anlaşılmak var.

Ve bütün bunların arasından yükselen bir ses var.

Belki de siz bugün şarkı söylerken yalnızca bir şarkıyı yorumlamıyorsunuz.

Kendi hayatınızın karanlığından süzülüp gelen bir şeyi bize aktarıyorsunuz.

Çünkü siz karanlığın kötülük olmadığını öğrendiniz.

Karanlığın bazen yalnızca ışığın henüz görünmediği yer olduğunu gördünüz.

Ve belki insanın hayatındaki en büyük dönüşüm de tam burada başlıyor:

Kendi karanlığından korkmamayı öğrendiğinde, başkasının ışığına da ihtiyaç duymadan yürüyebilmeye başlıyor insan.

Bayhan…

Bazen bu söyleşide yeniden çocuk oldunuz.

Annenizi anlatırken.

Ablanızı hatırlarken.

Okula gitmek istediğiniz günleri anlatırken.

Bir kaykayın bir çocuk için ne kadar büyük bir mutluluk olabileceğini söylerken…

Ve belki de en gerçek anlarınız o anlardı.

Çünkü kaybettiklerimizi geri getiremiyoruz.

Ama bazen geçmişte yarım kalmış bir çocuğun elinden tutup onunla yeniden yürüyebiliyoruz.

Onu susturmadan.

Onu yargılamadan.

Onu değiştirmeye çalışmadan.

Sadece dinleyerek.

Belki insanın kendisiyle barışması da böyle bir şey.

Geçmişi silmek değil.

Geçmişin içindeki çocuğa yeniden bakabilmek.

Ve ona şunu söyleyebilmek:

“Buradayım.”

Bayhan’ın hikâyesinin bana bıraktığı duygu da tam olarak bu.

Çok şey yaşamak…

Çok şey kaybetmek…

Karanlığın içinden geçmek…

Ve bütün bunlara rağmen hâlâ hayata inanmak.

BAYHAN GÜRHAN:
Evet.

Çok şey yaşadım ama hâlâ hayata inanıyorum.

ŞAKİR KURTER:
Belki de bütün hikâyenin özeti bu.

Çünkü bazı insanlar hayatın kendilerine ne yaptığını anlatır.

Bazıları ise bütün bunlara rağmen hayata neden devam ettiklerini…

Bayhan’ın hikâyesi biraz da bunun hikâyesi.

Haberi Hazırlayan

Zafer Çalışkan

Zafer Çalışkan

Gündem, ekonomi, politika, spor ve yerel haber gelişmelerini yakından takip eden Zafer Çalışkan, yıllar içinde edindiği editörlük deneyimiyle güncel olayları anlaşılır, tarafsız ve okuyucu odaklı bir bakış açısıyla ele almaktadır. Haberciliğin temel ilkelerine bağlı kalarak doğruluğu ve şeffaflığı ön planda tutan Zafer Çalışkan, karmaşık konuları sade bir dille aktararak geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı hedeflemektedir. Birden fazla kaynaktan derlenen veriler ve saha gözlemleriyle desteklenen haber ve analiz içerikleri, okuyuculara konuya dair kapsamlı ve güvenilir bir perspektif sunmaktadır.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın