İHA'lar savaşın karakterini ve bölgesel işbirliklerini nasıl şekillendiriyor?
Ussal Şahbaz
Geçtiğimiz hafta ise Suriye'deki tıkanıklığı tartışmıştım. Son olarak, 4x4 Podcast'ta AI agent'ları ve “vibe coding”i tartışıyoruz.
İyi okumalar!
Ukrayna'nın İHA tecrübesi Körfez'deki İran saldırılarına karşı nasıl kullanılır?
28 Mart'ta Suudi Arabistan, Ukrayna ile savunma anlaşması imzaladığını duyurdu. Bu anlaşmanın hemen ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodymir Zelensky Körfez ziyareti gerçekleştirerek BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Âl-i Nehyan ile görüştü.
- Suudi Arabistan ve BAE'nin Ukrayna ile savunma alanında yakınlaşmasının ardında ise Kiev'in Şubat 2022'de Rusya'nın başlattığı savaşın ardından geliştirdiği İHA kapasitesi ve Rusya'nın İran'dan kopyaladığı Shahed İHA'ları ile yaptığı saldırılara karşı geliştirdiği savunma kapasitesi.
Kaynak: The National
Ukrayna-Rusya savaşı ile ilk sinyallerini aldığımız savaşın değişen karakterine dair, Şubat sonunda patlak veren İran savaşı ile daha net bir fikir sahibi olmaya başladık. Yeterli hava savunma sistemlerine sahip olmayan Tahran, geliştirdiği füzelerle ve İHA'larla İsrail ve Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerini baskı altında tutmayı, kritik altyapı unsurlarını vurmayı ve savaşın maliyetini her geçen gün daha da yukarılara taşımayı başardı.
- Önde gelen siyaset bilimcilerden ve Washington Post yazarı Fareed Zakaria, Rusya'nın günde 404 Shahed tipi İHA ürettiğini, bu rakamın bir ayda 10 bin bandını geçtiğini not ediyor.
- İran'ın geliştirdiği Shahed, kamikaze tipi İHA olarak tasarlanmış ve taşıdığı patlayıcı ile tek yönlü uçuşlarla kendisine verilen hedeflere zarar veren yeni nesil bir silah. Varacağı menzile kadar manevra yapma kabiliyetine sahip olması ve 35 bin dolar civarındaki maliyeti ise bu silahı hava savunma sistemlerine karşı avantajlı hale getiriyor.
ABD'nin geliştirdiği hava savunma sistemi Patriot'larda bir füzenin maliyetinin ise 4 milyon dolar civarında olduğu biliniyor. Ama mesele sadece maliyet değil. Lockheed Martin'in 2025 yılında sadece 600 füze ürettiği ve ancak 2027 yılında bu rakamı 2000'e çıkarabileceği düşünüldüğünde ortaya çıkan asimetri inanılmaz. Ukrayna ise geliştirdiği ve Sting adını verdiği 2000 dolarlık İHA'larla bir yıldan kısa bir sürede 3000 Shahed'i işlevsiz hale getirmeyi başarmış.
- Hakikaten Ukrayna son yıllarda drone ile savaş konusunda en usta ülke haline geldi. Şimdi de bu gücünü ihracata çeviriyor. Ukrayna'nın şansı ise cebinde çok para olan müşterilere denk gelmesi herhalde.
İlginç bir bilgi: Ukrayna'da drone gibi yenilikçi savunma sistemleriyle ilgili politikaları Savunma Bakanlığı değil, Teknoloji Bakanlığı geliştiriyor.
Hürmüz Boğazı'nın kapanması elektrikli otomobil sektörünü vurdu
Pandemi döneminde yaşanan çip krizi otomobil sektörünü doğrudan etkilemiş ve üretimde aksaklıklara neden olmuştu. Otomotiv sektörünün son yıllardaki ikinci büyük sınavı ise alüminyum tedarikinde yaşanan sıkıntılar.
Kaynak: Ducker Carlisle
- Yüksek kaliteli düşük karbon oranına sahip alüminyumun üretildiği Körfez ülkeleri, bölgedeki savaşın bir sonucu olarak tedarikleri mecburen durdurdu.
- Bundan en fazla etkilenenler ise elektrikli araç üretimi yapan şirketler oldu. Çünkü elektrikli araçlarda kullanılan alüminyum ortalama bir araca göre %40 oranında daha fazla.
Bahreyn'deki Alba üretimini %19 oranında azaltırken, Katar'daki Qatalum şirketi ise İran'ın ülkeydeki enerji altyapısına yaptığı saldırılar sonrası üretimini durdurdu.
- Alüminyum tedariğindeki aksaklık nedeniyle Mercedes-Benz, BMW, Nissan, Toyota ve Hyundai gibi firmalarda otomobil üretiminde sıkıntılar baş göstermeye başladı.
Her ne kadar elektrikli otomobiller artan akaryakıt fiyatlarına bakıldığında avantajlı görülse de, alüminyumun tedarikinde yaşanan sıkıntılar sektörün bu süreçten büyüyerek çıkması için şimdilik bir engel olarak duruyor.
Made in Europe: Türkiye bir virgülle AB pazarının dışında kalabilir
Made in Europe ile ilgili Şubat ayında ilk taslak ortaya çıktığında “tamam bu iş oldu” dendi. Oysa tartışma henüz bitmiş değil; aksine, daha yeni başlıyor. Zira Türkiye'nin konumuyla ilgili verilmiş net bir karar yok. Taslak metin Türkiye'yi dışlamıyor gibi görünse de asıl mesele bu değil.
- AB'nin açıkladığı taslak düzenlemede Made in Europe'a dahil edilen AB üyesi olmayan tek ülke Türkiye değil. Aslında metin öyle bir yazılmış ki kimi ararsanız bu listeye eklenmiş.
- Hal böyle olunca bu kadar ülkenin rahatça erişeceği bir piyasa dizaynı Made in Europe gibi bir çerçeve çizmeyi gerektirir mi diye soranlar var. Bunun bir sonucu olarak da sonradan yapılacak müdahalelerle bu kapsamın daraltılacağını söylemek yanlış olmaz.
- Türkiye açısından ise buranın nasıl şekilleneceği sektörel bazda oldukça kritik. Zira AB, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı.
Türkiye'nin En Büyük İhracat Pazarları Kaynak: İKV, 2025
Nüfuz sahibi olan ve baskı gücüne sahip kuruluşların söylemlerini incelediğimizde ise yeknesak bir tutum olmadığı açıkça görülüyor. Mesele, birbirinin zıttı gibi görünen ama aynı zamanda birbiri ile ilişkili iki argüman etrafına sıkışmış durumda:
- Sektörel bazda atılacak adımlarla güvenilir ortaklarla beraber çalışmanın önünü açıp Çin ile rekabette maliyet açısından avantaj elde etmek
- Bürokratik adımlarla içerik hesaplama düzenlemelerini devreye sokup koruma duvarlarını yükseltip AB ekonomisi içerisinde Avrupalı sanayicilerin daha çok kâr etmesine yardımcı olacak tedbirler almak
Eğer ikinci seçenek tercih edilirse, otomotiv sektörü başta olmak üzere Türkiye'nin Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen Made in Europe'un dışında kalma ihtimali hâlâ mevcut.
- Örneğin, AB bürokratı otomotiv sektörü ile ilgili yapacağı düzenlemede “Aracın batarya dahil toplam değerinin %60'ı AB veya güvenilir ortak menşeli olacak, batarya hücrelerinin en az %40'ı AB üye ülkelerinde üretilecek.” gibi bir çerçeve çizerse, batarya hücreleri Kore'den, paketleme ve montaj Türkiye'den, gövde ve motor Fransa'dan olsa bile, toplam değer hesabı yapıldığında, Türkiye'de üretilecek böyle bir otomobil bir anda ‘Made in Europe' dışında kalabilir.
Peki, Türkiye ne yapmalı? Bu sorunun cevabını, Made in Europe konusundaki riskleri ve AB'nin politikalarının detaylarını merak ediyorsanız, bu hafta Ekonomi Gazetesi'ndeki köşemi okumalısınız.
Suriye'de istikrar var, reform yok
Ağustos 2025'te kısa bir ziyaret için gittiğim Suriye'nin başkenti Şam'da uzun yıllar sonra gelen istikrarın gücüne hayran olmuştum. Şehre dört saatte bir, 1 saat elektrik verildiği halde sokaklar her daim kadın-erkek Şamlılarla doluydu.
- Ancak Suriye'de Beşar Esad rejimi yıkılalı 15 ay, ben Şam'a gidip izlenimlerimi “Suriye'de iş yapmak mümkün” diye yazalı 6 ay oldu. Maalesef o günden beri imzalanan o kadar mutabakat zaptına rağmen Suriye'ye iş yapmaya giden pek yok.
- Savaş sonrası yeniden inşanın tahmini maliyeti en az 250 milyar dolar. Dünya Bankası'nın şu ana kadar Suriye'ye finansman taahhüdü ise 146 milyon dolar.
Herkes Şam yönetimi ile Kürt gruplar arasındaki gerginliğin çözülmesini bekliyordu. O iş de biteli iki ay oldu. Ama bana göre Suriye'de bugünkü temel sorun güvenlik değil, reform kapasitesidir. Zira istikrar, iş yapmak için gerekli ama yeterli değil. İş yapmak için devletin iş yapanların önünü açması lazım.
- Bunun için de modern kanunlar yapmak, kurallar koymak, bunları uygulayacak devlet kapasitesi oluşturmak, son olarak da yeni işler ve bunlar için gerekli altyapının finansmanını bulmak gerek.
Suriye gibi savaşlarda yıkılmış, fakirleşmiş devletler ise bu işleri tek başlarına yapmıyor. Bu konudaki görüşlerimi geçen hafta “Suriye'de istikrar var, reform yok” başlığı ile tartıştım.
Şam, Ağustos 2025
Yapay zekâ ile para Kazanmak: AI agentlar, mikro SaaS ve vibe coding dalgası
4 erkek teknoloji gündemini tartıştığımız Dört Dörtlük Muhabbet'in bu bölümünde “vibe coding” denen yeni üretim dalgasını konuşuyoruz: AI agent'lar, Open Claw benzeri araçlar, Perplexity Computer tarzı sistemler ve artık çok daha kısa sürede ayağa kalkabilen yazılımlar.
- Bölümün en sert iddialarından biri şu: normalde çok daha uzun sürecek bazı projeler artık 100 saat civarında üretilebilir hale geliyor.
- Ama mesele sadece hız değil. Çünkü yazılım yapmak ucuzladıkça, fark yaratan şey kodun kendisi olmaktan çıkıyor; dağıtım, kullanıcı deneyimi, problem seçimi, güvenlik ve operasyon kalitesi öne çıkıyor. Kısacası: Vibe coding heyecan verici. Ama oyunu kazananlar sadece hızlı üretenler değil, güvenli ve işe yarar sistem kuranlar olacak.
Yorum Yap