Politico'nun çatı şirketi Axel Springer, aynı küreselci gündeme hizmet eden tekno-oligarşik-kapitalist "en büyük onur" nişanını verdi.
Alman ana akım medya devi Axel Springer, savunma teknolojisi endüstrisi ve ABD-İsrail düzeni arasındaki girift ilişkiyi gözler önüne seren bir törenle, en büyük onur ödülünü Palantir'in kurucusu Peter Thiel'e takdim etti.
Thiel, Perşembe günü Berlin'de düzenlenen bir törenle "2026 Axel Springer Ödülü"nü aldı. Axel Springer CEO'su Mathias Dopfner'e göre Thiel, "yalnızca şirket kurmakla veya finanse etmekle kalmayıp teknolojik gelişimin yönünü belirlemeye de katkıda bulunan nadir girişimcilerden biri... Bize ilerlemenin cesaretini ve kalıpların dışına çıkmayı gerektirdiğini hatırlatıyor."

Axel Springer Ödülü'nün önceki sahipleri arasında Meta CEO'su Mark Zuckerberg, SpaceX CEO'su Elon Musk ve Ukrayna lideri Vladimir Zelenski yer alıyor. Ancak bu ödül sahiplerinin hiçbiri Thiel kadar tartışma yaratmamıştı.
Status News'e göre, her ikisi de Axel Springer'e ait olan Amerikan Politico ve Business Insider çalışanları bu karara tepki gösterdi. Salı günü yönetime gönderilen bir mektupta 120 çalışan; Gawker'ı batıran davayı finanse eden Thiel'in, Dopfner'in ifadesiyle "ifade özgürlüğünü ve açık tartışma kültürünü savunan" bir şirket tarafından onurlandırılmaması gerektiğini savundu.
(Gawker Medya'nın 2007 yılında Thiel'in eşcinsel olduğunu rızası dışında yayınlamasının (2007) ardından, Peter Thiel, ünlü güreşçi Hulk Hogan'ın (Terry Bollea) magazin sitesi Gawker'a karşı açtığı dava masraflarını (10 milyon dolar) gizlice karşılayan kişidir. Hogan davayı kazanarak 140 milyon dolar tazminat almış; Gawker Medya ise iflas ederek kapanmıştı.)
Asıl nokta Palantir ve Axel Springer aynı çarkın dişlileri olmasıdır. ABD-İsrail hegemonyasına olan bağlı olan iki özel şirketin bu hegemonyanın çıkarlarına hizmet etmesi gerektiğine dair inanç ve ortak bir "ebeveyn" (CIA) ile neredeyse birebir aynı dünya görüşünü paylaşmaktadırlar.

CIA - Axel Springer bağlantısı
Soğuk Savaş sırasında ABD, Batı Avrupa'da sosyalizm ve komünizmin yükselişini engellemenin anahtarı olarak medya organları üzerindeki stratejik kontrolü görüyordu. Şirkete adını veren ve komünizm karşıtı bir basın baronu olan Axel Springer, bu mücadelede doğal bir müttefikti. İki eski ajanın 1982'de The Nation'a verdiği bilgiye göre Springer, 1957 yılında CIA'den 7 milyon dolarlık bir fon almıştı. Enflasyon hesaba katıldığında, bu bağışın bugünkü değeri 80 milyon doların üzerindedir.

Ajanlar Springer'in CIA ile ilişkisini 1970'lerin ortalarında sonlandırdığını iddia etseler de, gizliliği kaldırılan belgeler onun 1980'lerin başında —Amerika yanlısı haber mecralarını finanse eden— ABD Enformasyon Ajansı (USIA) ile hâlâ temas halinde olduğunu göstermektedir. 1982 yılında Springer, CIA Direktörü William Casey'ye, "ABD-Avrupa bağlarını güçlendirmek için elinden gelen her şeyi yapan" ve "ABD'nin sıkı bir destekçisi" olan biri olarak tanıtılmıştı.
PayPal'ın kurucu ortaklarından biri olan Thiel, 2003 yılında Palantir'i, "PayPal'ın dolandırıcılıkla mücadelede kullandığı yaklaşımlarını terörle mücadele gibi başka alanlara taşıma" hedefiyle kurdu. Bu durum CIA'in dikkatini çekti ve kurum, 2005 yılında kendi bünyesindeki girişim sermayesi şirketi In-Q-Tel aracılığıyla şirkete 2 milyon dolarlık yatırım yaptı.

In-Q-Tel’i kuran eski CIA Başkanı George Tenet, 2013 yılında Forbes dergisine verdiği demeçte, “Keşke başkanlık görevini yürüttüğüm sırada elimde Palantir olsaydı. Keşke böylesine güçlü bir araca sahip olsaydık.” demişti.
Axel Springer yatırımı meyvelerini veriyor
Her iki örnekte de CIA’in yatırımları karşılığını verdi. Günümüzde Avrupa’nın en büyük yayıncısı konumunda olan Axel Springer; Politico, Business Insider, Bild, Die Welt, The Telegraph ve bir düzineye yakın başka yayın organının sahibidir. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Demokrasi İçin Ulusal Vakıf (NED) aracılığıyla 2016-2025 yılları arasında Politico’ya 34 milyon dolar fon aktarılmasıyla, Amerikan derin devleti bu yayın organının faaliyetlerini finanse etmeyi sürdürmektedir.
Buna karşılık Axel Springer, Amerikan neoliberalizmine olan bağlılığını açıkça beyan etmiştir. Springer’in bizzat kendisi, ilk gazetesi Hamburger Abendblatt’ı “dezavantajlı kesimlere ve sıradan vatandaşa yönelik” bir yayın olarak tanımlamış olsa da, günümüzde Axel Springer yayın organlarında çalışan personelin aşağıdaki davranış ilkelerine uyması zorunludur:
“Özgürlüğü, ifade özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi savunuyoruz”
“İsrail Devleti’nin var olma hakkını destekliyor ve her türlü antisemitizme karşı çıkıyoruz”
“Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasındaki ittifakı destekliyoruz”
“Serbest piyasa ekonomisinin ilkelerini benimsiyoruz”
“Siyasi ve dini aşırılıkçılığı ve her türlü ayrımcılığı reddediyoruz”
Uygulamada bu durum; Axel Springer yayınlarının ABD ve Avrupa’daki “kırmızıya karşı mavi” (Cumhuriyetçi-Demokrat) siyaset eksenli hararetli tartışmalara yer vereceği, ancak ABD’nin İsrail ile ittifakı, NATO aracılığıyla Avrupa üzerindeki hakimiyeti ve Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü vekil savaşının meşruiyeti gibi ABD dış politikasının temel unsurlarını asla sorgulamayacağı anlamına gelmektedir.
Palantir'e göre dünya
CIA'den fon almasının üzerinden yirmi yılı aşkın bir süre geçtikten sonra Palantir, bugün Silikon Vadisi'nin savunma sanayii devleri arasında en büyüğü ve hızla büyüyen gözetim ve askeri teknoloji sektörünün adeta simgesi haline gelmiştir. Şirketin piyasa değeri yaklaşık 427 milyar dolar seviyesindedir; bu rakam, ABD ordusunun altı kuvveti, CIA, FBI, NSA ve DIA dahil olmak üzere ABD'nin savunma ve istihbarat kurumlarıyla yapılan kazançlı sözleşmelerle desteklenmektedir.

Palantir'in amiral gemisi niteliğindeki ürünü, esasen askeri, istihbarat ve kolluk kuvvetleri birimleri için tasarlanmış bir veri analitiği platformu olan "Gotham" adlı işletim sistemidir. Gotham, normal şartlarda incelenmesi ve ayıklanması günler sürebilecek mevcut verileri bir araya getirip analiz eder. Örneğin, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yabancı bir ülkede füze saldırısı planlıyorsa; Gotham, o ülkeye ait haritaları ve uydu görüntülerini, diğer kurumlardan gelen verileri (CIA'den alınan insan istihbaratı ve NSA'den alınan sinyal istihbaratı dahil) ve yerel gözetim verilerini birleştirerek CENTCOM'a askeri saldırı için potansiyel hedefler sunabilir.
Palantir'in uluslararası müşterileri arasında İngiliz, İsrail ve Ukrayna orduları, NATO, Fransa ve Almanya'daki iç istihbarat teşkilatları ile Danimarka, Almanya, Hollanda ve Birleşik Krallık'taki polis teşkilatları gibi çeşitli kurum ve kuruluşlar yer almaktadır.
“Palantir demek, “ABD derin devleti” demektir”
Bununla birlikte Palantir, ürünlerini parası olan herkese satan bir paralı asker şirketi değildir. CEO Alex Karp'a göre Palantir, ABD'nin "derin devleti"nden ayrı düşünülemez ve "ABD'nin ulusal güvenliğini güçlendirmek, Amerikalıları ve onların özgürlüklerini korumak amacıyla" kurulmuştur.

Karp, bu yılın başlarında, RT'nin halihazırda 'Wired for War' (Savaşa Ayarlı) adlı serisinde kapsamlı bir şekilde ele aldığı bir manifestoda Palantir'in dünya görüşünü ortaya koydu. Karp, 22 maddelik bu bildiride, "Silikon Vadisi'ndeki mühendislik elitinin ülkenin savunulmasında yer alma konusunda olumlu bir yükümlülüğü bulunduğunu" ve "özgür ve demokratik toplumların", "gezegen üzerindeki diğer tüm uluslardan" daha fazla "ilerici değerleri geliştirmiş" olan ABD'nin hegemonyasını korumak adına yapay zeka destekli süper silahlar geliştirmesi gerektiğini savundu.
Karp, ayrıca yaptığı farklı açıklamalarda Filistin yanlısı protestocuları Amerikan siyaseti üzerinde "kanserli" bir etki olarak nitelendirirken; Palantir, İsrail devletiyle yürüttüğü çalışmaları "ABD müttefiklerine ve liberal demokrasilere yönelik küresel desteğimizle uyumlu" şeklinde tanımlıyor.
Eleştirmenler Karp’ın manifestosunu “teknofaşist” olarak nitelendirdi; ancak bu metin, özü itibarıyla Axel Springer’in davranış ilkelerinden pek de farklı değil. Karp’ın diğer argümanları ABD merkezli kültür savaşı alanına girse de, her iki belgenin de temel tezi aynı: ABD ve İsrail iyilik yanlısı birer güçtür ve özel sektörün, bu ülkelerin dış politika hedeflerine destek olma görevi vardır; Axel Springer örneğinde bu destek argümanlar yoluyla, Palantir örneğinde ise güç kullanımıyla sağlanır.
Devlet içinde güvenlik devleti
Berlin'e dönecek olursak; dünkü törende yer alan konuk konuşmacılar, Axel Springer, Palantir ve ABD-İsrail düzeni arasındaki o girift ve iç içe geçmiş ilişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Dopfner kendisine ödülünü takdim etmeden önce Thiel; kendisini "Siyonist bir fanatik" olarak tanımlayan ve geçen yıl milyarder, İsrail yanlısı büyük bağışçı David Ellison(solda) tarafından satın alınmasının ardından kanalın başına getirilen CBS News Genel Yayın Yönetmeni Bari Weiss(sağda) tarafından övgü yağmuruna tutuldu. Ellison'ın ailesi, 2014'ten bu yana İsrail ordusuna 26 milyon dolardan fazla bağışta bulunmuştu.
Satın alma işleminden önce Weiss, CBS'in sözde "İsrail karşıtı önyargısı"ndan defalarca şikayet etmişti. Kanalın kontrolünü ele geçirdikten sonra ise İsrail yanlısı editörleri işe almaya ve gelen haberlere göre Yahudi devletiyle ilgili haberlere bizzat müdahale etmeye başladı.
Dünkü törende ayrıca, Edward Snowden'ın izinsiz dinleme ifşaatları sırasında NSA'in ateşli bir savunucusu olan PayPal'ın kurucu ortağı Max Levchin ile bir soru-cevap oturumu da gerçekleştirildi.
Bu ödül, aynı şirketin bir departmanından diğerine verilen bir "Ayın Çalışanı" ödülüyle eşdeğer nitelikte. Tıpkı USAID ve CIA ajanlarının mesai bitiminde bir şeyler içmek için buluşması ya da Weiss'ın İsrail ordusunu hizmetlerinden dolayı tebrik etmesi gibi bir durum.
Dopfner, Thiel, Weiss ve Levchin, hepsinin aynı takımda yer aldığının farkındalar. RT'nin "Wired for War" (Savaşa Ayarlı) serisini takip eden herkes bunu anlayacaktır. Görünüşe göre bunu henüz kavrayamayan tek kişiler, Thiel'in "Axel Springer'in özgürlüğe olan bağlılığına" yönelttiği tehditten şikayet eden Politico ve Business Insider çalışanları.
O tören, hizmet ettikleri gücün gerçek mahiyetini biraz daha net bir şekilde anlamalarına yardımcı olabilir.
RT