Ali Kuşçu

Ali Kuşçu

Tarih sayfalarından bir dil bilimci, matematikçi, astronom ve ilim adamı ;'Ali Kuşçu' geçti.

2020-09-12 18:42:26

Ali Kuşçu, 15.yüzyılda Semerkant'ta  Timur Dönemi'nde, yaşadığı bilinen bir ilim adamıdır. Babası Uluğ Bey'in doğancıbaşı olan Muhammed Bey'dir. Muhammed Bey "doğancıbaşı olduğu için "Kuşçu"  lakabı ile anılmaktadır. 

Dönemin önemli bilginleri olan Uluğ Bey,Kadızâde-i Rûmî,Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşî ve babası Muhammed Bey'den ilim tahsil etmiştir.  Sanatçı bir ruha sahip olan Uluğ Bey hem müşfik hemde sevecen ilim kokan bir karaktere sahiptir. Ali Kuşçu, Uluğ Bey ve diğer ilim dostlarıyla çalışmaktan pek memnundur. Fakat başka deryalarında suyundan nasiplenmek isteyen Ali Kuşçu, astronomi çalışmaları yapmak için gizlice Kirman'a gider ve burada çalışmalarında derinleşir.

Dostlarından habersiz yaptığı bu ilim yolculuğunun sonunda  Uluğ Bey'e armağan ettiği "Hall el- Eşkal el-Kamer" eseri ile Semerkant'a döner. Eserinde Ay'ın evrelerini anlatan Ali Kuşçu, Nasreddin et- Tusi'nin kitabı  Tecridü'l Kelam'ı "Şerhü't Tecrid" adlı eseri ile şerhetti.

“ İlim Çin'de bile olsa, onu alınız” hadis- i şerifi kendine düstur edinen Ali Kuşçu Çin'e gözlemleri için gidecek ve döndüğünde  Dünya'nın yüzölçümü ile meridyenini hesaplamış olacaktı.

Uluğ Bey, bir iktidar sahibi olduğu kadar aynı zamanda bir ilim insanıydı. Bu sebeple Ali Kuşçu'yu koruyup, gözetiyordu. Uluğ Bey, oğlu ile giriştiği taht mücadelesinde yenik düştü ve oğlu tarafından esir alındı. Korunmasız kalan Ali Kuşçu, bu yalnızlık üzerine Hacc yapmaya karar verdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile yolları kesişen Ali Kuşçu'ya Uzun Hasan, Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet'e gitmesi gerektiğini belirtti.

Fatih'in huzuruna çıkıp henüz yeni Osmanlı mülkü olmuş Ayasofya'da namaz kılan Ali Kuşçu'yu ülkesinde kalması için ikna eden bir hükümdar vardı. Çeşitli çalışmalar için onay alan Ali Kuşçu, Ayasofya Camiisi'ne müderris olmuştu.

İlerleyen dönemlerde bilimsel çalışmalarda kendisini irşad eden  Sinan Paşa, Mirim Çelebi, Sarı Lütfü gibi dönemin ünlü uleması vardı.

Uluğ Bey, Gıyaseddin Cemşid, Kadızade-i Rumi gibi önemli ilim insanlarıyla ortak çalışma 1018 yıldızın rotasını belirleyen yıldız kataloğu hazırlamışlardı. Bu eserin adı “Zic-i Uluğ Bey veya Zic-i Gürgani” eseridir. 7 iklimi açıklayan, dünyanın şeklini açıklayan astronomi kitabı “Fethiye” dır.

 Bir başka eseri, Fatih Sultan Mehmet'e ithaf ettiği matematik kitabı “Muhammediye”  yapıtıdır. Kendi tasarladığı “güneş saati” Fatih Camisi'nde icat edilmiştir. İstanbul'un boylam ve eylem derecelerini hesaplayan  Ali Kuşçu'nun 1474 tarihinde öldüğü bilinmektedir.