AK Parti İstanbul İl Başkanlığı iftarı

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı iftarı

13.07.2015 00:43:38
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bütün çağrımız zaman kaybına sebep vermeyecek şekilde karşılıklı anlayış içinde bu hükümeti oluşturmaktır. Hiçbir ön yargı ve ön kabulümüz yok. Hiçbir ön şartımız da yok. Hükümet etmenin gerektirdiği bütün ana unsurları, muktedir konuları görüşmeye hazırız" dedi.

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nca Yenikapı Etkinlik Alanı'nda düzenlenen iftar programında konuşan Davutoğlu, İstanbul'un bütün sokaklarına, mahallelerine, hanelerine, külliyelerine, türbelerine sinmiş olan saadet felsefesinin, anlayışının, huzur dergahının hayata egemen kılınmasını istedi.

İstanbul'un çatışmaların, gerilimlerin değil, aksine her türlü uzlaşmanın, karşılıklı anlayışla, muhabbetle birbirine sarılmanın diyarı olmasını isteyen Davutoğlu, "İstanbul sokaklarında, insanlar birbirini gördüğünde, karşılıklı dogmatik sloganlar atmak yerine selamların en güzeliyle selam versin, 'biz bize selamla mukabelede bulunuyoruz' desin" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, bazıları için "Esselamu Aleyküm"ün sadece belli bir kesimin ya da taşrada, kırsalda geleneksel kültürün selamı olabildiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Ama esas olan selamda şudur, selam veren kişi muhatabına demiş olur ki, 'Ben senden eminim, sen de benden emin ol. Aramızda barış olsun. Aramızda huzur olsun.' O da 'Ve aleyküm selam' derken der ki, 'Nasıl sen benden emin isen ben de senden eminim.' Biz önce İstanbul'u, sonra bütün Türkiye'yi, daha sonra bütün Balkanlar'ı, bütün Ortadoğu'yu, Orta Asya'yı selam diyarı, barış diyarı, huzur diyarı yapmanın mücadelesi içindeyiz. Kendi evimizden başlayarak, aile içi şiddete karşı selamı, barışı egemen kılalım. Hiçbir şekilde ailemizin içine şiddet girmesin. Komşularımızla başlayarak selamı egemen kılalım. Sokaklarımızda, mahallelerimizde şimdi modern hayatın gereği olarak mahallelerin yerine almaya başlayan sitelerde, birbirlerine kapılarını kapatanlar değil, birbirlerine görerek gönüllerini açan komşular olalım. Birileri bu ülkede 'siz Türk', 'siz Kürtsünüz', 'siz Alevisiniz', 'siz Sünnisiniz', 'siz Müslümansınız', 'siz Hristiyansınız' diye ayrımlara yönelebilir. Onlara karşı biz asırlarca bu şehirde yaşayanlar, biz asırlarca bu coğrafyayı paylaşmış olanlar, 'Kim ne yaparsa yapsın, selamla birbirimize mukabele eder ve aramızdaki barışa, fitne, şiddet ve terörün bulaşmasına izin vermeyiz' desinler. Yine bu diyarı çevreyle barışık, tabiatıyla, doğasıyla barışık, güzel doğanın gelecek nesillere aktarıldığı bir güzellikler diyarı kılmaya devam edelim."

- "Hepimizin sorumluluk içinde davranması lazım"

Tarihi bir dönemeçte ülkenin sorumluluğunu üstlenen devlet adamları, siyasiler, aydınlar, sanatçılar ve iş adamları olarak herkesin omuz omuza verme vaktinin geldiğini vurgulayan Davutoğlu, "Suriye'de, 5 yıl önce, devlet adamları, iş adamları, aydınlar, din adamları omuz omuza verebilmiş ve insanlık onuruna yakışan bir tavır sergilemiş olsaydı, bugün Şam ve Halep yanıyor olmayacaktı" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer Irak'ta bundan 10, 15 yıl önce, tam da Irak Savaşı sonrasında, Sünni'si, Şii'si, Arap'ı, Türkmen'i, Kürt'ü el ele verebilmiş olabilseydi bugün DEAŞ diye bir terör örgütü oralarda at koşturuyor olmaz ya da Şii bazı aşırı akımlar, Sünni-Şii çatışmasını körüklemiş olmayabilirlerdi. İşte bütün bu çevremizde olanlardan ders almak durumundayız. Sadece Ortadoğu coğrafyası için değil Ukrayna için de aynı şey geçerli. Bosna Hersek için de aynı şey geçerli. Gün farklılıkları derinleştirme günü değil, gün gerilimleri azaltma, farklılıkları asgariye indirme, mümkünse yok etme günüdür. Farklılıkları sadece özgürlük alanlarının yansıdığı güzel bir çeşitlilik, güzel bir zenginlik olarak görmek gereken günlerdeyiz. Hepimiz bu ağır sorumluğu var. Eğer Türkiye bütün bu coğrafyaların içinde güzel bir örnek teşkil ederse, diğerlerinin izleyebileceği tarihi tavır, duruş sergilerse emin olunuz, Türkiye'den yükselen bir barış, bir huzur ve atmosferi çevreye kat kat yayılacaktır. Eğer biz bunu Türkiye'de gerçekleştiremezsek, çevreden bize doğru her türlü bölücü, ayırıcı bir ince atmosfer ülkemize sirayet edip, bizi etkisi altına alacaktır. Burada işte hepimizin sorumluluk içinde davranması lazım."

Bugünlerde herkesin siyasileri sorumluluğa davet ettiğini aktaran Davutoğlu, kendisinin bu daveti alıp başının üstüne koyanlardan olduğunu belirtti.

Davutoğlu, 7 Haziran seçimlerinin AK Parti'yi yüzde 41 ile en büyük parti olarak tekrar Türk siyasi hayatına bir başarı hikayesi yazdırmasıyla birlikte koalisyonu, hükümet ortaklığını ve uzlaşmayı bir şekilde zaruri kılan bir tablo ortaya çıkardığını ifade etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran akşamından itibaren söylemlerini ve siyasetlerini yeni tabloya göre şekillendirdiklerine işaret ederek, "O günden bugüne Allah da millet de sizler de şahitsiniz, ağzımızdan herhangi bir siyasi liderle ilgili veya parti, siyasi partilere oy vermiş kitlelerle ilgili en küçük olumsuz bir ifade çıkmadı. Şimdi de söylüyorum hiçbir zaman da çıkmayacak. Çünkü tercihi şu veya bu yönde beyan etmiş olan vatandaşlarımızın hepsinin tercihi, bizim için saygıdeğerdir. Hepsine hürmet gösteriyoruz. Onların verdiği mesajı da en doğru şekilde okumaya çalışıyoruz. Ne senaryolar getirdiler. Bir ay içinde ülkeyi 'şu blok, karşı blok' diye kalkışanlar oldu, siyasetçilerimiz arasında. 'Ben, şunlarla hiç görüşmem' diyenler oldu. 'Ben, şu koalisyon formülüne veya şu görüşmeye tümüyle kapalıyım' diyenler oldu" değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti olarak, herkesle görüşmeye ve gönül açıklığı içinde istişare etmeye hazır olduklarını anlatan Davutoğlu, "Çünkü etrafımızdaki ateş çemberi içindeki Türkiye'nin huzurunun, istikrarının ne anlama geldiğini en yakından biz biliyoruz. Çünkü sahip olduğumuz bilgilerle, eğer şu anda doğru tavır alınmazsa, Türkiye'nin bir yılını, birkaç ayını, yılını değil bir asrını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu en yakından hissediyoruz. Halbuki Türkiye'nin bırakın 4 yıla, bırakın 1 yıla, aya, 1 güne, 1 saate dahi kaybetmeye tahammülü yok" dedi.

- "Güzel neticeler almayı ümit ediyoruz"

Yarın koalisyon, hükümet ortaklığı görüşmelerine başlayacaklarını anımsatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Yani Kadir Gecesi gününde bu hayırlı yolculuğa çıkacağız. Buradan bütün siyasi partilere seslenmek istiyorum. Ben, onların misafiri olduğum her anda siyasi nezaket, siyasi basiret ve feraset duyguları içinde götüreceğimiz bütün teklifleri, düşüncelerimizi, kanaatlerimizi açık yüreklilikle ve bu ülkenin sadece Başbakanlık görevini, sorumluluğunu almış bir vatandaşı olarak değil, bütün diğer vatandaşlarıyla eşit haklara sahip, bu ülkeye aidiyeti en derinden aidiyet hisseden bir kardeşiniz olarak bunları konuşacağız. Ümit ederim ki aynı yaklaşımı diğer parti genel başkanlarından da görürüz. Yine ümit ederim ki en kısa zamanda Türkiye'de herkesin mutlu olacağı bir formülle, yöntem, usul ve üslupla yeni hükümeti kurarız. Bütün çağrımız zaman kaybına sebep vermeyecek şekilde karşılıklı anlayış içinde bu hükümeti oluşturmaktır. Hiçbir ön yargı ve ön kabulümüz yok. Hiçbir ön şartımız da yok. Hükümet etmenin gerektirdiği bütün ana unsurları, muktedir konuları görüşmeye hazırız. Sadece hükümet ile ilgili olmayan hususları bütün tartışmaların dışında tutmak gerektiğini düşünüyoruz, başta Cumhurbaşkanlığı makamı olmak üzere. Bu tür tartışmaların ötesinde iyi niyetle masaya oturacağız, inşallah hayırlı bir netice hasıl olur. Bayram öncesinde milletimize güzel haberler verebilmek için ve bayramı çifte bayram olarak kutlamalarını temin etmek için bu görüşmeleri hiç vakit kaybetmeden başlatıp, inşallah çarşamba gününe kadar 3 siyasi partiyle görüşmelerimizi yapacağız. Güzel neticeler almayı ümit ediyoruz."

Davutoğlu, iftarda yer alan iş adamlarının, sanatçıların, sporcuların, aydınların, sivil toplum kuruluşlarının huzurunda bir meselenin daha altını çizmek istediğini ifade ederek, "O da böyle dönemlerde sorumluluk sadece siyasilerin, devlet adamlarının üzerinde olmaz. Böyle dönemlerde toplum bir bütün olarak, külliyen bu sorumluluğu hissetmezse siyasilerin tek başına yol almaları imkansızlaşır. Şu anda Türkiye'deki siyasi kutuplaşma var olduğu söylenen ve seçim sonrasında blok tanımlarla gündeme getirilen siyasi kutuplaşmanın daha tehlikelisi toplumsal bir kutuplaşmanın yaşanma ihtimalidir" şeklinde konuştu.

(sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)