Bayramlar, Türkiye'de sadece ailelerin buluşması değil, aynı zamanda karayollarının "dayanıklılık testi" demektir. Eskiden bu testin ana kahramanı hararet yapan eski model otomobillerdi; şimdi ise gözler, sessizce süzülen ama herkesin aklında aynı soruyu uyandıran elektrikli araçlarda: "Acaba yolda kalır mı, şarj sırası beklerken bayram biter mi?"
Gelin, peşin hükümlerimizi bir kenara bırakıp 2026 Türkiye'sinin yollarındaki o sessiz devrime bakalım.
Önce bir hakkı teslim edelim: Elektrikli araç kullanmak artık bir "macera" değil, bir yaşam tarzı tercihi. Togg'un yollardaki baskınlığı, Tesla'nın yaygınlaşması ve küresel markaların rekabetiyle Türkiye, Avrupa'nın en hızlı büyüyen şarj ağlarından birine sahip oldu. Bugün itibarıyla ülke genelindeki soket sayısı 40 bini aşmış durumda. Yani o eski "şarj istasyonu bulabilecek miyim?" korkusu yerini "hangisi daha hızlı şarj eder?" tatlı telaşına bıraktı.
Elektrikli araçla uzun yol, aslında bir medeniyet göstergesi. Gürültüsüz bir kabin, anlık torkun verdiği güven ve hepsinden önemlisi; egzoz dumanı solumadan verilen o 20 dakikalık kahve molaları. Bir içten yanmalı araç sahibi yakıt kuyruğunda beklerken, elektrikli araç sürücüsü mobil uygulamasından rezerve ettiği istasyonda aracını şarj edip bayramın tadını çıkarabiliyor.
Ancak madalyonun bir de öbür yüzü var. Türkiye'nin batısı ile doğusu arasındaki o klasik makas farkında gizli. İstanbul-İzmir otoyolunda her 20 kilometrede bir DC (hızlı şarj) ünitesi bulmak işten bile değilken; rotayı Doğu Anadolu'ya, Erzurum'un yaylalarına veya Güneydoğu'nun Mezopotamya güneşine kırdığınızda manzara biraz değişiyor.
Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde altyapı var mı? Evet, var. Ama yeterli mi? Henüz değil. Ana arterlerdeki istasyonlar "vaha" gibi imdada yetişse de, ilçeler arası yolculuklarda veya bayramın getirdiği o devasa yoğunlukta bu bölgelerdeki kullanıcılar hala bir "planlama dehası" olmak zorunda. Batıda "şarjım biterse nasıl olsa bir yer bulurum" rahatlığı varken, Doğu'da hala "şurada şarj edip garantileyeyim" stratejisi hakim. Altyapı yatırımlarının bu bölgelerde daha agresif bir şekilde yayılması, elektrikli araç devriminin gerçek anlamda Türkiye'nin tamamına yayılması için şart.
Peki, bu bayram elektrikli araçla yola çıkmak bir "çile" mi olacak? Kesinlikle hayır. Aksine, doğru bir planlama ile bu yolculuk hayatınızın en ekonomik ve teknolojik seyahati olabilir. Mazot ve benzin fiyatlarının el yaktığı bir dönemde, evden tam şarjla çıkıp yoldaki hızlı şarj fırsatlarını değerlendirmek, cüzdanınız için de bir bayram hediyesi.
Sonuç olarak; Türkiye'nin elektrikli araç serüveni, Batı'da konforlu bir otoban sürüşü, Doğu'da ise hala biraz dikkat gerektiren bir rota planı demek. Eksiklerimiz var mı? Tabii ki. Özellikle Anadolu'nun içlerine doğru DC ünitelerinin sayısı artmalı, şarj istasyonlarındaki sosyal alanlar geliştirilmeli.
Ama itiraf edelim; o sessiz motorun verdiği huzurla, memleketin taze havasını ciğerlerinize çekerken "iyi ki bu dönüşüme ortak olmuşum" diyeceksiniz. Yeter ki o son 20 kilometrede klimayı biraz kısmanız gerekmesin!
İyi bayramlar, sessiz yolculuklar!
Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK