SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO
İslâmcıların AKP ile imtihanı
4.3.2015 11:39:4

İslâmcıların AKP ile imtihanı

İslâmcıların AKP ile imtihanı en zor olanıdır. Karşı çıkarlarsa yıllar yılı dine dindarlara karşı olanlarla aynı kefeye düşecekler.


Sadece içeride değil dışarıda da aynı durum sözkonusu, biricik düşman olan ABD ile AKP’nin son farklılaşması, AB ile restleşmesi, en önemlisi İsrail ile ilişkilerin kopma noktasına gelmesi, bölgede İslâmi cemaatlere sahip çıkması, devletin ali menfaatlerini de zedeleyecek şekilde Esed’e karşı oluşu, Mursi’yi desteklemesi…

Ayrıca yıllarca ilham kaynağı, bilgi elde etme yol-yöntemi, davet etme tarzını benimsedikleri ve çokça yararlandıkları İhvan, Cemaat-i İslâmî gibi köklü teşkilatların AKP’ye, siyasetine bakışları ve hükümetle olan ilişkileri de İslâmcıları zorluyor. Bir şeylerin ters gittiğini de görüyorlar, dışarıdan bakanlarla aynı yerden ve aynı değerler üzerinden bakmıyorlar.

AKP hem İslâmi referansları kullanıyor hem de demokratikleşmeyi önemsiyor. Bu da başka bir açmaz, İslâmcıların bir kısmı hükümetle aynı dili kullanarak demokrasiyi de İslam dışı görmemeye başladı. Hâlbuki bugüne kadar demokrasi ile İslâm’ın asla barışamayacağına inanılırdı. Bu da İslâmcılar arasında ciddi farklılıklara ve ayrışmalara sebebiyet veriyor. İslâmcıların bir kısmı AKP’yi dünyada Müslümanların haklarını koruduklarını savunarak hatalarını sineye çekebilmeliyiz diyor, diğer bir kısmı da AKP hem uluslararası sistemi savunuyor ve takviye ediyor hem de içeride İslâmî olmayan idare biçimini meşrulaştırıyor diye eleştiriyor.

Hükümetin icraatlarını değerlendirme biçiminde de farklılıklar var; kimi AKP’nin icraatlarını İslâmî nasları merkeze koyarak değerlendiriyor, kimisi de mevcut mer’i hukuka göre yapıp ettiklerini değerlendiriyor. Bu hususta hem AKP’nin hem de değerlendirenlerin gerekçeleri sağlam değil. AKP bir yandan İslâm’ı merkeze alarak söylem geliştiriyor öte taraftan ise İslâmcı bir parti olmadığını açıkça beyan ediyor, bu çelişkili durum devlet açısından anlaşılabilir ama İslâmcılar nezdinde ise zihin karıştırıcıdır. Dünyanın umumi ahvali göz önünde bulundurarak olayı değerlendirenler, İslâmî nasları gündeme getirmeden hükümeti istemeyerek arkalıyorlar. Umumi ahvali kaale almayanlar, naslar doğrultusunda hüküm beyan edip AKP ile CHP’nin bu konuda farkları yok diyerek işin içinden çıkıyorlar. Her iki kesim de modern dünyayla nasıl diyalog kurarak, anlayarak, kendisi kalarak bir mücadele yürüteceklerini izah etmekte zorlanıyor.

Türkiye’nin imkanlarını, yenidünyadaki yeni yerini ve rolünü, dünya Müslümanların perişan halini ve küfrün tek millet olmasını görebilenler ancak makul tenkit yapabilir ve geleceğe ait yeni ufuklar çizebilir.

AKP’nin yanlışlarını, İslâm kültür havzasında durarak ve İslâmlığı hayatın merkezine koyarak düşünen, yaşayan insanlar söyleyebilir. Buna en çok da AKP’nin ihtiyacı var. Kendi kültür ve medeniyet havzasından ayrılanların, AKP’yi eleştirmeyi sapma sayanların AKP’yi sağlıklı değerlendirmeleri mümkün değildir.

Türkiye, uluslararası kurum ve kuruluşlara dahil olmuş, imza atmış bir ülke, bunu yok sayarak değerlendirme havada kalan ve ayakları yere basmayan bir değerlendirmedir. Devlet ideallerini reel bir formda sunmak mecburiyetindedir. Bir başka husus, devletin dünya sistemine tavır takınması, gücüyle orantılıdır, Türkiye’nin bu hususta gücünü aşan bazı söylemleri ve eylemleri dahi var. Bir başka husus, dünyadaki müttefiklerle birlikte hareket etme durumu da belirleyicidir. Elan halkı Müslüman olan ülkelerin dış siyasette ve kendi aralarındaki işleyişte çok olumlu bir ittifaktan bahsedemeyiz, bu da Türkiye’nin elini zayıflatıyor. Bu durumlar İslâmcıları da düşündürüyor. Hangi devletle iş tutularak dünya siyasetinde bir karşı koyuş sağlanabilir. İran, Suudi Arabistan, Mısır’ın durumu ortada.

Asıl yakıcı bir sorun da İslâmi olduklarını söyleyen cemaatler, örgütler; el-Kaideden IŞİD’e, İhvandan, Cemaat-i İslâmiye’ye, tarikatlardan selefilere… bunların portreleri, bu dünyaya sundukları, açtıkları yolun İslamiliği… bunlar İslâmcıları ciddi manada sıkıntıya sokuyor. Her birinin kendine ait güzel ve fedakâr özellikleri var ama aynı zamanda İslâmcıların içine sindiremedikleri, şeriata uymayan düşünüş ve fiilleri de var.

Bunları ayıklayarak İslâm’ın ruhuna ve naslarına uygun, bugünün şartlarına cevap verecek bir mercii de yok. Bu kargaşada İslâmcıların AKP ile imtihanları daha da zorlaşıyor. Belki de bütün bu açmazlar dolayısıyla AKP’ye yakınlaşmak ve yanlışlarını çok sarih söylemekten çekiniyorlar.

Tüm bu gerekçeler doğrudur, daha fazlası da elbette vardır. Ama İslâmcılar gene de AKP’nin yanlışlarını usulüne uygun ve kendi kültür havzasında durarak eleştirmesini becerebilmelidirler, aksi halde adaletlerine ve gelecekte umut oluşlarına gölge düşer. Kendilerini AKP’nin savunucusu görünümünden mutlaka çıkarabilmelidirler.

Karşı koyuşta da kabul edişte de İslâmî değer yargılarından kalkarak hareket etmelidirler.

İslâmcılar, içeride ve dışarıda uygulanan siyaseti insanlık adına, temel İslâmi değerler adına, gelecek nesiller adına gözden geçirmelidirler. Mesela AB, müktesebatının neler getirip neler götürdüğünü masaya yatırmalı ve yanlışlarını tek tek sayarak bunlara var güçleriyle karşı çıkmalıdırlar. AB’ye gireceğiz diye bize uymayan bizim aile yapımızı, ahlakî yapımızı, kadın erkek ilişkilerimizi ziruzeber eden kanunlara karşı çıkmalıdırlar.

Komplo teorileriyle Türkiye’de ve halkı Müslüman olan diğer ülkelerde olup bitenleri, ABD’nin, AB’nin, İsrail’in planları olduğunu söyleyerek ehl-i İslâm’ın iradelerini ve gayretlerini yok saymaktan da İslâmcılar kaçınmalıdır.

Sadece tenkit ederek, yanlışa işaret ederek, yetinmek sorumluluk sahibi insana yaraşmaz, yanlışa işaretle birlikte çözüm üretmek de mesuliyet sahibi insanın yapabileceği bir iştir. Bu dünyayı imara mecbur Müslümanlar tüm dünyanın problemlerini de göğüslemesini bilmelidir. Artık insanlığın sorumluluğu fiili olarak Müslümanların omuzundadır, İslâmcıları bu ağır yükü taşımağa mahkûmdurlar, bunun altında kalkamazlarsa insanlık tekrar kaybeder. Onun için İslamcılar kendilerine, ülkelerine, toplumlarına ve dünya insanlığına yakından bakarak, izanla ve ferasetle bir yol çizmelidirler. AKP’nin değerlendirmesi de bunun içindedir.

KAZIM SAĞLAM | TİMETURK


    YORUM YAZ

YORUMLAR

Emel Cengiz / 15.4.2015 14:10:15
Kazım Sağlam bey, Allah sizden razı olsun..
Gerçekten de günümüzde tevhid akidesi üzerinde kalmak için çaba sarfeden; bir taraftan da ülke ve dünya Müslümanlarının güven kazanmaları ve haklarının müdafaası için çalışan AK parti hükümetine nankörlük edemeyen ve bu çalışmalarıyla AK partinin nasıl dünya güçleri ve yerli işbirlikçileri nezdinde hedefe konulduğunu gören, BENİM DE İÇİN DE BULUNDUĞUM DİNDAR KESİMİN YAŞADIĞI A'RAFI çok güzel anlatmış..
Rabbim tüm ümmeti hayırda kardeş etsin..
Yılmaz Karakaya / 5.3.2015 09:01:10
Kazım bey akp'nin bir felsefesinin bir düşünce tarzının ve stratejinin olduğunu göz önüne alarak bu yazıyı kaleme almış. Ancak akp'nin hiç bir düşüncesini ve stratejisinin olmadığı sıcak para ile hizmetleri ve ekonomiyi yürüterek, halkı uyutup avuttuğunu, bu arada bal tutanların parmaklarını yalamak esas strateji olduğunu bunun hiç şaşmadıklarını görmek lazım islam ümmet hiç bir çaba gayretlerinin olmadığını faizin bir dünya gerçeği olduğunu kahire üniversitesine giderer laik modeli esas alın...
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR