Dolar

43,3788

Euro

51,5372

Altın

6.985,86

Bist

13.014,37

Kılıçdaroğlu: 'Erdoğan'ı muhatap almak istemeyiz'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Merkezi’nde veridği demeçte sert sözlerle iktidarı eleştirdi. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 Ocak’ta Bakanlar Kurulu’nu toplayacak olmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, 'Hangi gerekçeyle topluyor' derken, Erdoğan'ı muhatap almak istemediklerini söyledi.

12 Yıl Önce Güncellendi

2015-01-12 12:18:26

Kılıçdaroğlu: 'Erdoğan'ı muhatap almak istemeyiz'

 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Arlaık operasyonları, PKK, Güneydoğu ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu'nun, 'Cumhurbaşkanı konuşur ama biz onu muhatap almak istemeyiz', 'Güneydoğu'da artık devlet yok',  'Seçime gidinceye kadar provokasyonlar çok olacak' sözleri dikkat çekti. 


 

Kılıçdaroğlu'nun sözlerinden iligili kısım şöyle:


17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları hükümete yönelik bir darbe girişimi olarak nitelendiriliyor.


Nasıl bir darbe bu? Asker yok, hiçbir şey yok. Ortada bir yolsuzluk var. Yolsuzluğun bütün delilleri var. Bakanların çocukları, yatak odalarında, paralar, kasalar, saatler… Bunların hiçbirisi inkâr edilmiyor. Ses kayıtlarının tamamının da doğru olduğu Adli Tıp Kurumu’nun raporuyla ortaya çıktı. Zaten bir kişi dışında kimse bunları yalanlamıyor. Bu gerçeklerin, emeklinin aldığı maaşın, narenciyenin dalda kalmasının bir yansıması elbette olacaktır. Türkiye’nin zengin ülke olduğunu ben de biliyorum ama zenginliğin siyasete değil halka yansıması lazım.


Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkilerinizde önümüzdeki süreçte bir değişim yaşanabilir mi?


Biz Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra tavrımızı ortaya koyduk, aynı tavrımızı sürdürüyoruz, bir değişiklik olmayacak. Cumhurbaşkanı konuşur vesaire ama biz onu muhatap almak istemeyiz. Bizim muhatabımız doğal olarak iktidardır, Sayın Davutoğlu’dur. Sayın Davutoğlu’nun faaliyetlerini, eylemlerini, demeçlerini eleştireceğiz. Yürütme organı Bakanlar Kurulu.


Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararların topluma yansımalarını konuşacağız. Davutoğlu, Başbakan olur olmaz ilk imzaladığı kararname, köylülerin ya da çiftçinin devletten alacağı olan teşviklerin, çiftçilerin borçlarına karşın bir elektrik dağıtım şirketine ödenmesi idi. Devlet, özel bir kurumun tahsilatçısı konumuna getirilmiş ve ben bunu eleştirmiştim. Davutoğlu’nun ilk imzaladığı kararname yasalara aykırıydı ve Danıştay bu kararı oy birliğiyle iptal etti. Bu Davutoğlu’nun hâlâ hukuku bilmediği anlamına gelir.


Cumhurbaşkanı konumu sebebiyle mi muhatap almak istemediğinizi söylüyorsunuz?


İki haliyle de. Birincisi Cumhurbaşkanı konumundadır, biz o makama saygı gösteririz. Cumhurbaşkanının da bunun bilincinde davranması gerektiğini düşünürüz ama kendisi sıcak siyasete zaman zaman giriyor, yollamalar yapıyor, bunu doğru bulmayız.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 Ocak’ta Bakanlar Kurulu’nu toplamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Anayasa, cumhurbaşkanının “gerektiğinde” Bakanlar Kurulu’na başkanlık edebileceğini yazıyor. Soru şu: Hangi gerekçe ile topluyor? Savaş mı var? Deprem mi oldu? Olağanüstü bir olay mı oldu? Bunların hiçbirisi olmadı. O zaman bir tek gerekçe kalıyor, “Davutoğlu bu ülkeyi yönetemiyor, dolayısıyla ben kısa süre de olsa Bakanlar Kurulu’na başkanlık yapayım” diyor. Buna itiraz etmesi gereken aslında Davutoğlu. “Bu ülkede Başbakan benim, siz değilsiniz” demesi lazım. Ortada olağanüstü bir durum, bir gereklilik yokken eğer bir cumhurbaşkanı gelip Bakanlar Kurulu’na başkanlık yapıyorsa, o Bakanlar Kurulu’nun ülkeyi yönetemediği algısını beslemiş olur. Davutoğlu “Ben Başbakanım, yetkiler, sorumluluk bende” diyorsa, bunun gereğini yapması lazım. Farklı sesler çıkıyor.

Siyasi rakibiniz artık Erdoğan değil Davutoğlu, bundan memnun musunuz?


Erdoğan Başbakan olarak görev yaptığı bütçe görüşmelerinde ben konuşurken, Genel Kurul Salonu'na girmedi. Benim yaptığım konuşmaların hiçbirine yanıt vermedi.


Davutoğlu, geldi, beni dinledi, sorduğum soruların hiçbirisine yanıt vermedi ve dağıldı.


Dağıldığını hepimiz gördük. Yerine giderken bile kısa bir an geriye dönme ihtiyacı hissetti. Davutoğlu’nun bilgisi de birikimi de ülkeyi yönetmeye yetmiyor.


Seçimlerde dağıtacak mısınız yani Davutoğlu’nu?


Dağıldı zaten. Muktedir olması lazım. Davutoğlu muktedir değil. Başbakan’ın boynuna davul asılı, tokmak başka birisinin elinde. O nedenle ben “Başbakanlık koltuğu boş” diyorum. Bu koltukta kurgulanan birisi var. Bunu demokrasi anlayışımız kabul etmez. Başbakansa başbakanlığın gereğini yapacak, “Yetki bende” diyecek. Yetkilerini başkasıyla paylaşırsa bu olmaz. Başbakan koltukta oturuyor ama yetkileri yok.


Davutoğlu’nun pozisyonu, 23 Nisan’da başbakanlık, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan çocuklarımız gibi. O koltuğa oturtulmuştur. Bunları üzülerek söylüyorum. Kurultaydan önce Erdoğan onun başbakanlığını ve genel başkanlığını açıkladı. O zaman o kurultay yasalar gereği bir mizansenin, bir görevin yerine getirilmesi anlamı taşıyor.


HDP’den CHP’nin çözüm sürecine katılması yönünde çağrılar geliyor,HDP ile görüşme gibi bir planınız var mı?


Hayır. Sürecin ne olduğunu kimse bilmiyor ki. Ben HDP’nin de bildiği kanısında değilim, Altan Tan bilmediklerini açıkladı. Bilmediğimiz bir sürece nasıl destek vereceğiz? Biz terörün durmasını, insanların ölmemesini her insanın istediği gibi biz de isteriz. Yöntemini, koşullarını söyledik. Parlamentoyu adres gösterdik ama AKP “ben yaparım, sizin kredinize bile ihtiyacımız yok” dedi. Buyursunlar yapsınlar, bakalım nasıl yapacaklar. Parlamentoya yasa getirdiler, süreçle ilgili kamuoyunun bilgilendirileceği maddesi var. Parlamentonun iradesi böyle, Davutoğlu bilgilendirdi mi? Hayır. Süreçle ilgili hiçbir bilginin verilmemesi için, kendi aralarında gizlilik kararı aldılar. Demek ki boşuna yasa parlamentodan çıkarıldı.


Doğu ve Güneydoğu’daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?


Doğu ve Güneydoğu’daki gelişmeler endişe verici. AKP’nin uygulamaları ile birlikte orada artık devlet yok. AKP’nin uygulamaları devleti o bölgeden tümüyle çıkarmış durumda. Davutoğlu’nun kendisi açıklıyor, PKK kendi mahkemelerini, vergi dairelerini, asker alma dairelerini kurmuş durumda. İyi de Türkiye Cumhuriyeti nerede? Sadece valilerin olması devletin varlığı anlamına gelmez. O valiler de halkın arasına girip, rahatlıkla gezemiyorlar.



YÜZDE 10 SEÇİM BARAJI MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞI


Seçimlere yüzde 10 barajı ile gidilecek gibi görünüyor, HDP’nin seçimlere parti olarak katılması ve barajın altında kalmasının nasıl bir yansıması olur?


Yüzde 10 seçim barajı AİHM tarafından ciddi olarak eleştirildi. Yüzde 10 seçim barajı, askerlerin, yani 12 Eylül’ün getirdiği bir düzenlemedir. Bu düzenlemenin değişmesi ve milli iradenin Parlamento'ya tam yansıması lazım. Yüzde 1 oy alan bir partinin bile Parlamento'da en az bir milletvekili ile temsil edilmesi gerekiyor. AKP'ye çağrı yaptık, kanun teklifi de verdik. Yüzde 3, yüzde 5, makul bir oran olabilir, hatta sıfır da olabilir. Yapılabilirse toplumun rahatlayacağını, böylece her vatandaşın verdiği oyun parlamentoya yansıyacağını düşünüyorum. Yüzde 10 seçim barajı aslında oy hırsızlığı, milli irade hırsızlığı demek. Vatandaşın oy verdiği parti değil de o oyla başka bir parti milletvekili çıkarıyorsa demokraside doğru olmaz.




(Seda Şişek - Bugün)
 

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

Evi yanarken ağaçta asılı cansız bedeni bulundu

Haber Ara