Dolar

43,4100

Euro

52,1258

Altın

7.353,33

Bist

13.106,99

Etyen Mahçupyan: Cemaatin ufku bir anda kararabilir

Akşam Gazetesi yazarı ve Başbakan Davutoğlu'nun Başdanışmanı Etyen Mahçupyan bugünkü yazısında iktidarın karşısındaki güçlere yönelik konumunu ve hareket ediş tarzını ele aldı...

12 Yıl Önce Güncellendi

2015-01-06 03:47:00

Etyen Mahçupyan: Cemaatin ufku bir anda kararabilir

İşte Etyen Mahçupyan'ın "Organ nakli stratejisi" başlıklı o yazısı:

Meşruiyeti siyasi bağlamda sorgulanan bir kimlik üzerinden ve üstelik çeperden merkeze gelerek iktidar olmak herkesin harcı değil. Yaşanan süreçte AKP’nin karşısında üç büyük siyasi güç bulunmaktaydı ve bunlardan en az biriyle koalisyon yapma zorunluluğu doğdu. Bunlar asker, Kürt siyasi hareketi ve Gülen cemaatiydi. Askerin darbe arayışı içinde olduğu, her fırsatta doğrudan ya da dolaylı muhtıra verdiği bir dönemde, PKK’nın şöhreti de dikkate alınırsa, hükümet Cemaat ile işbirliğine kapıları açtı. Bu süre zarfında askeri darbelere karşı olan ve AB’nin çekiciliğini önemseyen liberaller ve solcular da AKP’ye destek verdi. Sonrasında Cemaat’in kendisini iktidara ortak etmek üzere harekete geçmesi ve bu arada Ergenekon ve Balyoz davalarındaki yargı suiistimallerinin ortaya çıkması AKP ile Cemaat arasındaki ilişkiyi tersine çevirdi. O noktada Kürt siyasi hareketi kalkışma siyasetini devam ettiriyor, hükümet ise bu konuyu İdris Naim Şahin üzerinden götürüyordu… Dolayısıyla hükümetin doğal koalisyon ortağı bir anda asker oldu. Kürt meselesinde bir çözüme ulaşılana ve bunun anayasaya yansımasına kadar bu durumun değişme ihtimali yok. Hükümet askerle ‘tedirgin’ bir işbirliği içinde önümüzdeki dar boğazı geçmek durumunda. Liberaller ve solcular ise 2010 sonrasında AKP’den kopmaya başladılar ve Gezi ile 17 Aralık sonrası tamamen karşı kanada geçtiler. Ne var ki şimdi artık karşı kanat sadece Cemaat’ten ibaretti ve onlar da Gülen hareketinin kanatları altında kendilerine yer aradılar.

Cemaat 2012’den itibaren ama özellikle Gezi sonrasında bir ‘organ nakli’ stratejisine yöneldi. Liberaller ve solcular dünyasına attığı ağı toplamaya başladı. Birçok kişi Abant platformuna üye, gazetelere yorumcu yapıldı, Samanyolu programlarına davet edilmeye başlandı. Kürt siyasi hareketi ile herhangi bir işbirliğinin apaçık abes olması ve askerle zaten karşılıklı husumet içinde bulunulması, Cemaat’in liberal ve solcu aydınlar üzerinden Batı’ya bağlanmasını, o dünyada meşruiyet üretmesini sağladı. Yurtiçindeki dört temel aktörün üçü artık Gülen hareketinin karşısında yer almaktaydı ve çare siyasetin çerçevesini genişletmek, bir anlamda Batı’yı Türkiye siyasetinin parçası yapmaktı. Ancak bunu kendi başına gerçekleştirmek, gerekli inandırıcılığı sağlamak zordu. O nedenle liberal ve sol aydınlar bugün Cemaat için hayati bir önem taşıyor. Onlar olmadan gidilebilecek fazla bir yol yok. Hele onların içinde de ‘farklı konuşanlar’ türerse, örneğin yaşadıklarını anlatmaya kalkarlarsa Cemaat’in ufku bir anda kararabilir.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!!!

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

Eşini öldürüp, intihar etti

Haber Ara