Türkiye’de İslâm/Müslümanlık ekseninde sürdürülen tartışmalar uzun yıllar genelde laiklikle ilintili olmuştur. Bunda devletin uygulamaları, yasal birtakım kısıtlamalar ve Müslümanların kendi kimliklerini inşa süreçleri tesirli olmuştur. Haliyle laiklik tartışmasına nazaran dünyevileşme ve sekülerleşme tartışmaları 1980’lerin sonundan itibaren her geçen yıl daha yoğun bir şekilde gündeme gelmiştir. Bu noktada laiklikle sekülarizm arasında dine karşı tavır almada farklılıklar gündeme gelir. Burhanettin Can yazısında, dine karşı tutumu daha sert olan laikliğin aksine sekülarizmin dinle ilgi tutumunun daha mutedil olduğuna dikkat çekiyor. Sekülarizmin zihni dönüşüm bağlamında daha büyük sorunlara yol açacağını belirtiyor. Kamil Ergenç, “Müslüman kalbin parçalanması” olarak sekülerleşme sürecinin muhafazakârlıktan bağımsız düşünülemeyeceğini ifade ediyor. II. Mahmut’un ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin aksine II. Abdülhamid çizgisinin muhafazakâr modernleşme yolundaki tercihinin Cumhuriyet döneminde DP, ANAP ve AKP tarafından sürdürüldüğü ileri sürüyor. Celaleddin Vatandaş ise yol metaforu üzerinden, yaşananlar ve yaşanacakların insanın seçiminin neticesidir diyor.
Dergide yer alan diğer yazılardan bir kısmı şunlar: Metin Önal Mengüşoğlu, merhum A. Vahap Akbaş’ı anlatıyor. Öner Buçukcu, Ortadoğu’da yaşananları İsrail ve Kudüs çerçevesinde yorumluyor. Hüseyin Etil, Gezi Parkı olaylarının sosyolojik açıdan yorumlama iddialarını bilimin siyasi kullanımın aktüel bir versiyonu oluşunu ele alıyor. Ömer Faruk Karagüzel, CHP’de yaşanan gelişmeleri irdelerken Selçuk Küpçük, Naci Sönmez’le yaptığı söyleşide, Fatsa tecrübesi üzerinden Türkiye solunun hâllerini Kemalizm ve İslâm çerçevesinde irdeliyor. M. Kürşad Atalar Müslüman modernistler içerisinde “en ılımlısı” olarak dikkat çeken Câbiri’nin Fehmü’l-Kur’ân tefsirini tenkit ediyor. Ercan Yıldırım Zizek’in Türk solu tarafından okunma biçimleri ekseninde son dönemdeki tartışmalara farklı bir noktadan yaklaşıyor.
www.umrandergisi.com 0212 293 90 41