$

Dolar

46,8162

Euro

53,6337

£

Sterlin

62,6025

Frank

58,3249

Gram Altın

6.289,4600

Bitcoin

2.878.499

$

Dolar

46,8162

Euro

53,6337

£

Sterlin

62,6025

Frank

58,3249

Gram Altın

6.289,4600

Bitcoin

2.878.499

Türkiye

İHH Çözüm süreci raporunu açıkladı

Filipinler Moro'da kurum olarak uluslaraarası gözlem heyeti içerisinde yer alan İHH İnsani Yardım Vakfı, bölgedeki istişare ve temasları neticesinde ortaya çıkan çözüm süreci raporunu kamuoyuna açıkladı.

25.11.2014 - 12:55
nevzat
İHH Çözüm süreci raporunu açıkladı
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

TİMETURK / HABER MERKEZİ

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın yaşanan son gelişmeler ışığında, “Kürt meselesi ve Çözüm Süreci” başlığı altında hazırladığı bildiri ve çalışma raporu düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Kürt meselesi ve çözüm süreci ile ilgili gelinen noktaya dair değerlendirme, tespit ve önerilerini içeren bildiri ve çalışma raporu İHH Başkanı Bülent Yıldırım tarafından İHH Genel Merkezinde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı:Yıldırım yaptığı açıklamada:

“İHH İnsani Yardım Vakfı olarak kuruluşumuzdan bu yana Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yürüttüğümüz yardım faaliyetlerinin yanı sıra bölgenin en önemli gerçeği olan Kürt meselesinin çözümü için de çaba gösteriyoruz. Bir zamanlar bütün seslerin silah sesiyle, baskı ve zorbalıkla bastırıldığı bölgede, bugün silahların sustuğu ve herkesin çözümü konuştuğu bir zamana kavuşmanın memnuniyeti içerisindeyiz. Arkamızda çok büyük acılar bıraktık. Ancak bizler bu yeni dönemde her türlü riski ve zorluklarına rağmen, çözümün ve barışın sağlanması için çalışmaya devam ediyoruz ve herkesin de bu çaba içerisinde olması gerektiğine inanıyoruz. Bu hedefle bugüne kadar çok sayıda çalışma gerçekleştirdik, birçok rapor yayımladık. Yardım faaliyetlerimizi halkımızın ihtiyaçlarına göre tespit edip planladık ve yönlendirdik. Bölge halkının sorunlarına derman olmaya ve her türlü haklarını elde ettikleri onurlu bir yaşama kavuşmaları için çözümün parçası olmaya gayret ettik, etmeye de devam ediyoruz. Bu çerçevede yaptığımız bütün faaliyetleri dönem dönem kamuoyuyla da paylaştık.

İHH olarak halihazırda Kürt nüfusun olduğu bütün şehirlerde teşkilatlı ve hemen hemen bölgedeki tüm ilçelerde gönüllüleri olan yaygın bir kurumuz. Türkiye’nin bütün şehirlerinde ve birçok ilçesinde örgütlü ve taban merkezli bir kurum olarak çeşitli konularda halkın düşünce ve taleplerine dayanan sürekli istişare ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dünyadaki benzer sorun yaşayan toplumların barış süreçlerinde de aktör olarak rol oynayan vakfımız, tüm bu tecrübeleri ışığında Kürt meselesinin halkın iradesi ve talepleri doğrultusunda adil bir çözüme kavuşması için son dönemdeki gelişmeleri değerlendirdiği birçok çalıştay ve toplantı gerçekleştirmiştir. Kürt meselesi ve çözüm süreci ile ilgili son olarak 17.11.2014 tarihinde gerçekleştirdiğimiz saha verileri ile raporlarına dayanan istişare toplantımızda belirlediğimiz aşağıdaki hususları içeren tespit ve önerilerimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

İŞTE O RAPOR

    Üçüncü Göz Halktır   İHH İnsani Yardım Vakfı olarak kuruluşumuzdan bu yana Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yürüttüğümüz yardım faaliyetlerinin yanı sıra bölgenin en önemli gerçeği olan Kürt meselesinin çözümü için de çaba gösteriyoruz. Bir zamanlar bütün seslerin silah sesiyle, baskı ve zorbalıkla bastırıldığı bölgede, bugün silahların sustuğu ve herkesin çözümü konuştuğu bir zamana kavuşmanın memnuniyeti içerisindeyiz. Arkamızda çok büyük acılar bıraktık. Ancak bizler bu yeni dönemde her türlü riski ve zorluklarına rağmen, çözümün ve barışın sağlanması için çalışmaya devam ediyoruz ve herkesin de bu çaba içerisinde olması gerektiğine inanıyoruz. Bu hedefle bugüne kadar çok sayıda çalışma gerçekleştirdik, birçok rapor yayımladık. Yardım faaliyetlerimizi halkımızın ihtiyaçlarına göre tespit edip planladık ve yönlendirdik. Bölge halkının sorunlarına derman olmaya ve her türlü haklarını elde ettikleri onurlu bir yaşama kavuşmaları için çözümün parçası olmaya gayret ettik, etmeye de devam ediyoruz. Bu çerçevede yaptığımız bütün faaliyetleri dönem dönem kamuoyuyla da paylaştık.

İHH olarak halihazırda Kürt nüfusun olduğu bütün şehirlerde teşkilatlı ve hemen hemen bölgedeki tüm ilçelerde gönüllüleri olan yaygın bir kurumuz. Türkiye’nin bütün şehirlerinde ve birçok ilçesinde örgütlü ve taban merkezli bir kurum olarak çeşitli konularda halkın düşünce ve taleplerine dayanan sürekli istişare ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dünyadaki benzer sorun yaşayan toplumların barış süreçlerinde de aktör olarak rol oynayan vakfımız, tüm bu tecrübeleri ışığında Kürt meselesinin halkın iradesi ve talepleri doğrultusunda adil bir çözüme kavuşması için son dönemdeki gelişmeleri değerlendirdiği birçok çalıştay ve toplantı gerçekleştirmiştir. Kürt meselesi ve çözüm süreci ile ilgili son olarak 17.11.2014 tarihinde gerçekleştirdiğimiz saha verileri ile raporlarına dayanan istişare toplantımızda belirlediğimiz aşağıdaki hususları içeren tespit ve önerilerimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.   TESPİTLERİMİZ
  1. Çözüm süreci Hükümeti, PKK’yı ve diğer herkesi aşmıştır. Süreç halkındır. Halk kendi meselesi olarak gördüğü Kürt meselesi ve etrafında oluşan sorunlar bütününün çözümü konusunda kararlılığını ortaya koymuştur. Bu kararlılığa, barışa, sürece kim nasıl katkı sunarsa halkın ona desteği tamdır.
  2. Çözüm süreci son dönemde Türkiye dışında yaşanan bölgesel gelişmelerden bağımsız değerlendirilmeyecek şekilde uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bölge ülkeleri yanı sıra uluslararası güçlerin de sürece (çözümden veya çözümsüzlükten yana politika ve eylemlerle) dahil olduğu gözlemlenmektedir. Kobani’deki çatışmaların/savaşın küresel boyut kazanması bunun bir göstergesidir. Kobani olaylarının, Türkiye’nin çözüme yönelik sürecini baltalamaya yönelik politika ve söylemlere vesile edildiği gözlemlenmektedir. Bölgesel gelişme ve olayların çözüm sürecini etkilemesine müsaade edilmemeli ve adımlar buna göre atılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, Türkiye’nin Kürt meselesinde çözüme ulaşması bölgede barışı ve Kürt-Türk-Arap etnik çatışma üzerine oynanan tüm oyunları bozacaktır.
  3. Çözüm sürecinin devamı esastır. Ancak süreç yeteri kadar anlaşılamamış ve ehemmiyeti yeterince anlatılamamıştır. Bölge halkının ve Türkiye halkının tamamını etkileyecek bu süreçle barışın getireceği ortam, herkesin her türlü kazançlı olacağı, insan hayatının güven içerisinde olacağı, Kürt kimliği ile ilgili haksızlıkların ortadan kalkacağı, kardeşliğin pekişeceği, dış güçlerin oyunlarının bozulacağı, mutluluk, umut ve refahın artacağı, her konuda yaşam kalitesinin yükseleceği ve benzeri olası kazanımların neler olabileceği ve kimleri nasıl etkileyeceği konularında yeterli bilgilendirme ve bilinçlendirme yapılamamıştır. Çözüm süreci olumlu yönde devam ettirilmezse Türk-Kürt-Arap kardeşliği zedelenecektir.
  4. Yukarıda da ifade edildiği gibi, çözüm süreci dolayısıyla bölgede asayişi ve güvenliği sağlayacak bir otorite boşluğu oluşmuştur. Oysa ki herhangi bir şiddet olayına meydan vermemek için gerekli tedbirlerin elden bırakılmaması barış sürecinin sürdürülebilmesi açısından önem arz etmektedir. Bölgede oluşan otorite boşluğunu PKK/KCK adeta bir devlet gibi yapılanarak doldurmuştur. Bölgede paralel yönetim, paralel yargı, paralel güvenlik mekanizmaları oluşturulmuştur. Ayrıca yol kesmeler, kimlik kontrolleri, vergi salması vb. uygulamalar içine girilmiştir.
  5. 6-7 Ekim olayları sonrasında halk şunu sorgulamıştır: “Amaç mücadele midir yoksa mücadeleye konu edilen hedeflere ulaşmak mı?” Mücadelenin kendisinden siyasi, sosyal, ekonomik çeşitli şekillerde menfaat elde edenlere karşı halk, problemlerin çözümü ile huzurlu bir hayatı bu hesap ve menfaatlere kurban etmeyeceğini dillendirmektedir.
12. Bölgede ortaya çıkan önemli bir durum da örgütlülüğü güçlü İslami STK’lara ve Müslüman kimliğine yönelik saldırıların artmasıdır. Bu saldırıların bir sonraki aşamasının yaygın sistematik bir sindirme politikasına dönüştüğü ve “ya kendilerine katılım ya da bölgeyi terk etmeleri” konusunda zorlamaya tabi tutuldukları görülmektedir. Nihayetinde bölgeden İslami yapılanmalar uzaklaştırılarak PKK/KCK’nın bölgede alan hâkimiyeti sağlamaya çalıştığı bilinmektedir. Bu bağlamda bölgede mütedeyyin kimliğiyle tanınan kişilerin göçe zorlanması söz konusudur. Bu konuya ilişkin tedbir ve önlemlerinin geliştirilmesi elzemdir. Ayrıca bölgedeki varlıklı ailelerin güvenlik gerekçesiyle aynı şekilde bölgeyi terk ettiği de gözlemlenmektedir. İmam hatip liselerini tercih eden çocuk ve gençlere yönelik PKK unsurlarının planlı aşağılama ve dışlama tavrını örgütlemesi de bir diğer tespittir. Bunlara ilişkin tedbirler de alınmalıdır. 13. Hangi partiden olursa olsun başta bölge milletvekilleri olmak üzere siyasi parti yönetici ve temsilcilerinin, devlet kadrolarının çözümün parçası olmakta, halkın barış talebinin ve sürecin takipçisi olmakta yeterince aktif ve belirleyici aktör olmadığı gözlenmektedir.
  1. silahların kullanılmasına fırsat verilmemeli

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın