Güler'e göre Fatih Altaylı'nın hedefi Sözcü Gazetesinde yazmak... İşte o köşe yazısı...
Fatih Altaylı ‘Sözcü’ye biletini kesti
Emin Çölaşan.
Bekir Coşkun.
Yılmaz Özdil.
Saygı Öztürk.
Uğur Dündar.
Enis Berberoğlu.
Necati Doğru.
Soner Yalçın ve birkaç isim daha.
Malum, bu isimlerin hepsinin ortak bir paydası var.
Bu arkadaşlar vaktiyle majör medyada “görev” aldılar!
Bunlara çuvalla da maaş ödendi.
Malum, “vesayet” geriletilince bu arkadaşların da borusu ötmez oldu!
Bulundukları yerlerde “yük” olmaya başladılar.
Arkalarındaki “yapı” da sahip çıkamayınca, patronları tarafından bir bahaneyle kapı önüne konuluverdiler.
Onlar da ilk kovulanların kurduğu “Sözcü” diye bir gazetede toplandılar.
O kadroda bir Fatih Altaylı eksikti. O da şimdi kadroya girmek için yırtınıyor.
Meselenin özeti şu; Altaylı Sözcü’ye göz kırpmaya başladı.
Yapmaya çalıştığı “Benim yerim de sizin yanınız” demekten öte bir şey değil.
Yani, “Altaylı niçin bu kadar saldırganlaştı?” diye kafa yormanıza gerek yok.
Sözcü’ye gitmek için “biletini kesmeye” çalışıyor hepsi bu.
“Yahu böyle mi anlaşmıştık?”
Saddam Hüseyin idam edildi.
Sırlarıyla birlikte gitti.
Bu tür hikâyelerin sonu maalesef hep böyle olmuştur!
Eminim yakalandığı vakit, “Ne yapıyorsunuz, böyle mi anlaşmıştık?” diye bağırıp çağırmıştır.
Ama nafile.
Zira son kullanma tarihi geldiği için imha edilmesi gerekmektedir.
İmha edilir ve dosya kapatılır.
Peki mahkemede niçin konuşmadı?