$

Dolar

46,8771

Euro

53,6956

£

Sterlin

62,9391

Frank

58,0378

Gram Altın

6.182,5600

Bitcoin

2.936.437

$

Dolar

46,8771

Euro

53,6956

£

Sterlin

62,9391

Frank

58,0378

Gram Altın

6.182,5600

Bitcoin

2.936.437

Türkiye

'Yeni Türkiye' kimin Türkiye'si?

Marifet Dergisi 24. sayısında, ülke olarak içinde bulunduğumuz dönemin hassasiyetlerini ve kapıdaki tehlikeleri kapağına taşıdı.

13.09.2014 - 12:50
cihat
'Yeni Türkiye' kimin Türkiye'si?
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Marifet Dernekler Federasyonu Başkanı Muhammed Keskin’in kaleme aldığı başyazıda; Şiilik ve Vehhabilik tehlikesine dikkat çekti. Bunun yanı sıra kavmiyetçiliğin (ırkçılığın) İslam’da asla yeri olmadığını fakat bunun ecdadımızı sevmeyeceğimiz, onların İslam’a olan hizmetleriyle övünmeyeceğimiz anlamına gelmediğine değindi. Keskin, yazısına şöyle devam etti;

Biz ecdadımızı Türk oldukları için değil İslam’a ve Müslümanlara hizmet ettikleri için sevmekteyiz. Bu yüzden kimse bizi ırkçılıkla itham edemez, etmeye hakkı da yoktur.

Fakat günümüzde esef ve endişe ile müşahede etmekteyiz ki; bazı kimseler ihtiyaç duyduklarında Selçuklu ve Osmanlı isimlerini kullanmakta, onların torunları olduklarını iddia etmekte bununla birlikte ecdadın tarih boyunca İslam’ın sahih inancını korumak adına mücadele ettikleri sapık fırkalarla hemdem olmakta bir beis görmemektedirler.

Daha da kötüsü; elinde devlet imkanlarını bulunduran bazı makam sahiplerinin Ehl-i Sünnet itikadının tarihi düşmanı olan Şii ve Vehhabî uzantılarına büyük imkan tanımaları, Anadolu’nun aslî unsurları olan Ehl-i Sünnet Müslümanlarına ise üvey evlat muamelesi yapmalarıdır.

Müslümana hayat hakkı tanımayan katı laiklerden kurtulalım derken ithal sapık fikirlerin istilasına maruz kalma tehlikesi bizleri derin endişelere sevketmektedir.

Devasa projelere ecdadın isimlerinin verilip onlara her türlü hakareti maharet sayan akımların vatanımızda cirit atmalarına göz yumulmasını tezat olarak kabul etmekteyiz.

Her sene İran devrimini kutlamaya gidenlerin bakan yapılması, selefi-vehhabi olanların belediye başkanı yapılması, şiiliği Ehl-i Beyt Mezhebi yalanıyla memleketimize sokmaya çalışanların uzantılarının kutlu sahabi Ebû Eyyûb el-Ensarî’nin (Radıyallahu Anh) başına belediye başkanı vasfıyla dikilmesi bu vatanın evlatları olarak ağırımıza gitmektedir.

Mustafa İslamoğlu ve Hayreddin Karaman gibi İslam alimi süsü verilmiş bazı zevat Ehl-i Sünnet itikadının altını oyarken onlarla aynı ağzı kullanan ve Sakal-ı Şerife (hâşâ) kıllar diyen, Kur’an surelerinin isimlerini alaya alan ve en rezil bir ifadeyle kainatın Efendisine (Sallallahu Aleyhi veSellem) gurur-kibir isnad eden idarecilerin ortaya çıkması ve daha yüksek

makam sahipleri tarafından himaye edilmeleri de samimi Müslümanları kahretmektedir.

Özellikle geçen yüzyılın ilk yarısında vaki olan ağır baskı ve zulüm

devresinde İslam’ın taşıyıcı ayakları olan ve bugün halkın şuurunu nakış

nakış işleyen tarikat ve cemaatlerin çeşitli bahanelerle dışlanması, baskıya

ve ötekileştirmeye maruz bırakılıp emeklerinin yok sayılması ya da

o buhranlı zamanlar atlatıldıktan sonra sadece işin siyasi tarafında boy

gösterenlerce sahiplenilmesi vahim bir kadirbilmezlik olarak karşımızaçıkmaktadır.

Adalet ve demokrasi denilerek ecnebi vakıflarının mülkleri iade edilirken (ki Müslüman olsun ecnebi olsun elbette hak, sahibine verilmeli dir)Müslümanların bahusus Efendi Hazretlerinin ihvanının küpelerini,

bileziklerini ve cüzdanlarını infak etmek suretiyle cami ve medrese olsun

diye inşa ettikleri külliyelerinin hiçbir mazeret olmaksızın (ama kasıtlı

ama ihmal yoluyla) hala iade edilmemesi mülkün temeli olan adalet hususunda

soru işaretleri akla getirmektedir.

Ayrıca çeşitli münasebetlerle; “Türkiye, sadece Türklerin değildir.”

söyleminin dillendiriliyor olması, tarihinde hiç ırkçılık yapmadan Allah

yolunda, i’la-i kelimetillah için (Allah’ın dinini yüceltmek için) at sırtından

inmeden cihad eden, Sultan Alparslan ile başlayarak Anadolu’yu, Osmanoğulları

ile Kostantiniyye ve Avrupa’yı fetheden, “Seyfullah’il-Meslûl”

Allah’ın kafirler üzerine sıyrılmış kılıcı olan, Kainatın Efendisinin

“Ne güzel kumandan” ve “Ne güzel asker” buyurarak medh-u sena et tiği

mübareklerin nesli olan bu necib millete en hafif tabiriyle saygısızlık

ve vefasızlıktır.

Hal böyle olunca; bir kimse şöyle bir soru sorsa ne cevap verilebilir?

İngiltere İngilizlerin, Almanya Almanların, Fransa Fransızların, İtalya

İtalyanların da Türkiye kimin? Bayraklar indikten sonra sıra ülkemizin

isminin değişmesine mi gelecek?

Acaba bütün Müslümanlar tarafından İslam ümmetini yeniden toparlayabilecek

tek millet olarak görülen bu milletin Türklüğünün de sulandırılarak

Müslümanların bir daha asla toparlanamaz hale gelmesi mi

kastedilmektedir?

Hülasa; dinî ve millî hassasiyetlerin zayıfladığı ve zayıflatılmaya çalışıldığı

şu ortamda Yeni Türkiye’nin kimin Türkiye’si olacağı hususunda

ciddi endişeler taşımaktayız.

Sultanımız Efendi Hazretlerinin hatm-i şeriflerde yaptığı şu dua ile

bitirelim:

Ya Rabbi! Ümmet-i Muhammed’in kalplerini Kur’an’a çevir. Ümmet-

i Muhammedi Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnet-i seniyye

merkezinde cem eyle...

Âmîn...

Muhammed KESKİN 

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın