İşte Salih Tuna'nın "Onu aday göstersin AK Parti benim için biter!" başlıklı o yazısı:
CHP'li bir gazeteci arkadaşa, 'çatı adayı' maskaralığını nasıl içine sindiriyorsun diye sordum.
Evet, maskaralık!
Zira daha dün denilecek kadar kısa zaman önce, bir ağacın yerinin değiştirilmesini bile 'çoğulculuk- çoğunlukçuluk' tartışmalarına meze yapan bir parti, nasıl olur da genel başkan yardımcılarından teşkilatlarına kadar kimsenin bilmediği, dahası, haberdar olmadığı bir insan evladını 'çatı adayı' olarak belirler?
Bunlar nasıl bir akıllardır?
'Çatı adayı' diye deklare ettikleri insan evladından daha kendi partilerinin çatısının haberi yok yahu!
Sayın Kılıçdaroğlu şapkadan tavşan da çıkarabiliyor mu bari!
'Çatı adayı' maskaralığını nasıl içine sindiriyorsun diye sorduğum CHP'li gazeteci arkadaş şöyle cevap verdi: 'Benim de hiç içime sinmiyor ama, CHP'nin gösterdiği adayı destekleyeceğimi yazmıştım…'
Demek ki Demirel'den Kenan Evren'e kadar kim 'çatı adayı' gösterilirse gösterilsin problem yok; yeter ki CHP'nin adayı olsun.
İyi de hani biat eden bizdik.
AK Parti cumhurbaşkanı adayı olarak CHP ve MHP'nin o 'çatı adayını' göstersin, benim gözümde ossaat biter.
Mısır'daki o kanlı o alçak darbeye ağzını açmayan bir insan evladını cumhurbaşkanı adayı gösteren bir partiyle gerçekten de hiç işim olmaz.
Aman ha, CHP'li gazeteci arkadaşın münferit bir kafa olduğunu zannetmeyin.
Hiç öyle olsaydı, Kılıçdaroğlu, CHP teşkilatlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar kimseciklere sormadan adeta kulağına fısıldanmışçasına E. İhsanoğlu'nu aday gösterir miydi?
Bu eklemlenmiş kafalara güveniyor elbette.
Bakın açık söylüyorum: Bugün AK Parti karar alsa, mesela, 'bizim çatı adayımız İdris Naim Şahin veya Ertuğrul Günay'dır' dese, Başbakan Erdoğan da, 'Ben de kefilim' diyerek destek verse, AK Parti tabanından bekledikleri oyu asla alamazlar.
İmdi cevap verin: 'Biat kültürü' hangi tarafta var?
Bahsi diğer ama söyleyeyim; bizim 'biat' anlayışımızla bunların 'özgürlük' anlayışı arasındaki fark şudur kardeşlerim:
Biz kafalarımızın içindeki uğruna her türlü fitneye rağmen inandıklarımıza 'bağlanırız', onlar bizzat kafalarıyla (E. İhsanoğlu'na kadar işte böyle) 'çakılırlar.'
***
Nerede bir 'diriliş' emaresi varsa hiç gecikmeden bir fitne networku olarak, 'Suudi- Amerika' oraya musallat olur.
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!!!