$

Dolar

47,3926

Euro

53,9655

£

Sterlin

63,0494

Frank

57,8815

Gram Altın

6.165,4200

Bitcoin

2.992.785

$

Dolar

47,3926

Euro

53,9655

£

Sterlin

63,0494

Frank

57,8815

Gram Altın

6.165,4200

Bitcoin

2.992.785

Türkiye

Ben Suriyeli bir çocuğum

13.05.2014 - 12:15
cihat
Ben Suriyeli bir çocuğum
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Otobüsteyim. Her günkü otobüs, her günkü şoför. Yağmur yağıyor. Silecekler

yetişmiyor, yaz gelmeyecek sanıyorum. İşe geç kaldım. Aslında otobüs geç kaldı, ama

bunu hesaplamalıydım. Yağmur yağdığında İstanbul’a bir şey oluyor. Sanki gizli bir el

bütün araçları arkadan çekip yavaşlatıyor. Yağmurdan kaçan insanların dışında her şey

yavaş çekimdeymiş gibi. Ağır ağır ilerliyor otobüs. Her durakta durup koca bir canavar gibi

insanları yutuyor. Bu kadar insanı nasıl alıyor diye düşünüyorum. Orta sıralardayken kendimi

en arkada buluyorum.

Her geç kalana olduğu gibi bana da “bütün kırmızılar bize yanıyor” gibi geliyor.

Hem de ne kırmızı… sarıya geçmek bilmiyor, yeşile geçti mi hemen kızarıyor. Bari beşinci

kırmızı bize yanmasa diyorum, otobüs duruyor. Otobüsle birlikte içerideki ekşi, sıcak,

ağır nefes kokusu da havada asılı kalıyor. Yolculardan biri şemsiyesini tutunma demirine

iliştiriyor, birisi ıslak saçlarını parmaklarını tarak gibi kullanarak savuruyor. “Yine mi para

istiyor bu çocuklar?” diyor birisi. Surattan surata herkesin yüzünde bir memnuniyetsizlik

geziniyor, kimseyi atlamadan, kimseyi ihmal etmeden.

Camdan dışarı bakıyorum. Çocuk gülümsüyor. Üstünde eprimiş bir penye,

ayağında terlikler var. Yağmur üzerine yapışıp kalmış. Çıkarıp sıksan suyu akar, o derece.

Arkadaşlarına kırmızıyı gösteriyor. Hepsi dağılıyorlar. Her biri bir aracın camını tıklatıyor.

Hepsinin yüzünde aynı gülümseme. İçlerinden en büyüğü ile göz göze geliyorum. “kırmızı”

diyor. “O kırmızı büyük ve bembeyaz resim defterlerine çizilen evlerin çatısının rengi

değil” diyor. Gözlerine kulak veriyorum, devam ediyor. “En çok kırmızıyı seviyorum. Ama

o sokakta peşinden koşulan topun, vitrindeki en alımlı elbisenin, arkasında çocuk koltuğu

olan özel arabanın, akşamları evlerde mis gibi kokan etin, pikniğe giderken başa geçirilen

şapkanın, düğünlerde giyilen ruganların kırmızısı değil. Anne babanın elinden tutup yapılan

huzurlu bir yürüyüşün kırmızısı da değil, uykuya dalmadan önce anlatılan masalların kırmızısı

da değil. Trafik lambasının kırmızısını seviyorum ben.”

Benimle birlikte otobüsteki herkes görüyor çocukların halini. Kimisi kafasını

çeviriyor, kimi elindeki cep telefonuna gömülüyor iyice. Dudakları kıpırdayanları da

görüyorum, elini yüzüne sürenleri de. Bazısı üstünü başını düzeltiyormuş gibi yapıp yeşilin

yanmasını bekliyor. Kırmızı ışık sönmesin istiyorum. Sarı olmasın, yeşil olursa da hemen

kırmızıya dönsün diye dua ediyorum. İşe geç kalmak umurumda bile değil. Elindeki kağıdı

havaya kaldırıyor. Benimle birlikte yolcuların hepsi okuyor fotokopi ile çoğaltılan kağıtta

yazanları. “Ben Suriyeli bir çocuğum, lütfen yardım edin.” Otobüste bir uğultu yükseliyor,

inanamıyorum, inanmak istemiyorum. “Haberlerde izlemedin mi?” fısıltıların kulak

vermiyorum. Arkamdan gelen sağduyulu ses hepsini bastırıyor. “Din kardeşiyiz.”

Trafik lambasında sarı yanıyor. Sürücülerin vitesi daha hızlı bire getirdiklerini

görüyorum. Çocuğun yüzü soluyor. Elimden bir şeyler gelse keşke diyorum. Yine bir

ses yükseliyor. “Ülkemizin kapılarını bu kardeşlerimize açıp misafirperverliğini gösteren

devletimiz, keşke şu kavşaklardaki çoluk çocuğun perişanlığını da görse, onlara da el uzatsa

diyor.” Sesi tanıyorum, aynı ses bu. İçimden amin diyorum. Sarı yeşile geçince çocuklar

bir araya gelip ıslak çimenlerin üzerine oturuyorlar. Yüzleri gülmüyor bu sefer. Otobüs

hareketleniyor. Bir şey yapmam gerek diyorum. Çaresizlik içinde elimi kaldırıyorum havaya.

Aynı çocukla yine göz göze geliyoruz. O da elini kaldırıyor. Cesaretlenip ona el sallıyorum

ağız dolusu bir gülümsemeyle. Birbirlerini dürtüyorlar, hepsi bana bakıyor. Bütün otobüs

bana bakıyor. Onlar bize el sallıyorlar, biz onlara. Otobüsün havası değişiyor. Kasvet yerini

ferahlığa bırakıyor sanki. Yeşil yanmasına rağmen çocuklar gülümsüyor.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın