İşte Yusuf Kaplan'ın "Takk(iyy)e düştü, kel göründü!" başlıklı o yazısı:
Parlak bir öğrenci arkadaşımın ve dostumun (Murat Bozkurt kardeşimin) nefis buluşuyla, takk/iyy/e düştü, kel göründü bütün çıplaklığıyla! Hem genel anlamda, hem de özel anlamda!
MİLLETİN VE ÜMMETİN DUALARI, iHANETİ YERLE BİR ETTİ!
Genel anlamda, bu milletin ve ümmetin yürekten duaları, takiyye ile tezgâhlanan oyunları yerle bir etti!
Sadece bir hâdise anlatacağım: Sakarya Üniversitesi rektörlüğünün şoförü bir arkadaşla Sakarya'dan İstanbul'a dönüyoruz. Ordu'lu bir arakadaş. Eşi Alevî, kendisi Sünnî kökenli.
Eşi, 50 yaşında Kur'ân okumayı öğrenmiş. O günden itibaren namazlarını zaman aksatmamış.
Eşi, seçim gecesi sabaha kadar Kur'ân okumuş. Döne döne Fetih sûresi, Yasin-i Şerif okumuş...
'Yarabbi sen bu uzun adamı yalnız bırakma, bizi kimsesiz bırakma, bu kimsesiz Müslümanları başsız bırakma!' diye dua etmiş!
Türkiye'de ve İslâm dünyasının dört bir köşesinde milyonlarca Müslümanın kalbinin, yüreğinin hep aynı duayla attığını, ellerinin hep bu duaya kalktığını adım gibi biliyorum!
İşte bu dualar, takk(iyy)enin düşmesinde, kelin bütün çıplaklığı ile gün ışığına çıkmasında; oyunun, ihanetin, tezgâhın püskürtülmesinde en etkili olan silahlar oldu!
FETHULLAH GÜLEN'DEN DAVA ÜSTÜNE DAVA!
Takk(iyy)enin düşmesi ve kelin görünmesinin benim açımdan ise çok daha özel bir 'anlamı' / karşılığı oldu!
Fethullah Gülen, dava üstüne dava açıyor bendenize! Toplam kaç dava açtığını bile bilmiyorum artık!
Başından itibaren cemaatin hukukunu sonuna kadar savunan, derdi sadece hakikat olan bir adama ne diye dava üstüne dava açar ki bu hoşgörü (!) âbidesi acaba?
Şebekenin zihin şifrelerini çözerek takk(iyy)enin düşmesi ve kelin görünmesini sağladığım için olsa gerek, öyle değil mi?
Gülen'in avukatları, serseri mayın gibi, önüne gelen yazıma toslamayı bir halt zannediyorlar!
Bu arkadaşların hâl-i pür melâline acı acı gülüyorum sadece. Gülüyorum; zira açılan davaların tek gerekçesi var: 'Fethullah Gülen'e ve cemaat'e karşı kin ve nefret tohumları ekmek' (!)
İnsan, Allah'tan korkar biraz, değil mi? Dershane krizinden 17 Aralık operasyonuna ve nihayet seçimlere kadar 'kin ve nefret tohumları' eken tek bir yazı yazmadım. 'Kin ve nefret tohumları ekmek'(!) benim işim değil; olamaz!
Yaptığım en temel şey, yüreği yangın yerine dönen bir fikir yazarı olarak cemaati İslâmî kaygılarla, duyarlıkla mümkün olan en silkeleyici dille ikaz etmek/ti.
ŞEBEKE'Yİ ÇÖKERTMEZSE, BUNUN BEDELİNİ ERDOĞAN ÇOK AĞIR ÖDER!
İkinci olarak da cemaat denen ve bizzat cemadata dönüşen 'şebeke'nin adamları şunu bilsinler: Yarın, şebeke'nin kökü kazınacak! Kazınmak zorunda.
Eğer şebeke'nin kökü kazınmazsa, millet, Tayyip Erdoğan'a verdiği desteği ilk seçimlerde çeker ve Erdoğan'dan çok ağır bir şekilde hesap sorar!
Erdoğan, 'şebeke'nin çökertilmesi konusunda asla geri adım atmaya kalkışmamalı! Milletin Erdoğan'ın arkasında tekyürek olmasının en temel nedeni bu çünkü!
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!!!