İşte Hüseyin Gülerce'nin "AK Parti neden yüzde 55 yapamadı?" başlıklı o yazısı:
Başbakan Erdoğan’ın seçim akşamı, partisinin genel merkez balkonundan yaptığı konuşmada, en dikkat çekici ifadelerden biri de şuydu: “AK Parti olarak her seçim sonrasında olduğu gibi bu seçim sonrasında da neticeleri analiz ettik. Acaba neden yüzde 55-60 yapamadık şimdi oturup bunu konuşacağız. Yolumuza, eksikleri gidererek devam edeceğiz.”
30 Mart seçimlerinin galibi evet, AK Parti’dir. Ama Sayın Erdoğan’ın işaret ettiği yüzde 55 oy alma ihtimali söz konusu iken bu neden gerçekleşmemiştir? Bu sorunun cevabı aranırken parti kurmayları ile yapılacak analizler elbette önemlidir. Ancak, halkın nabzının tutulması, millet vicdanına kulak verilmesi de önemlidir.
Bir dostum söylemişti, Azerbaycan’da güzel bir söz varmış: “Halkın gözü terazidir…” Ülkeyi yönetenlerin, halkın ne dediğini, nasıl değerlendirdiğini önemsemeleri gerekir. Şahsen ben Yalova’da her görüşten tanıdığım, arkadaşım vasıtasıyla 35 yıldır halkın içindeyim. Kanaatimce, AK Parti’nin daha yüksek oranda oy ile başarılı olmasını engelleyen, dört önemli problem var.
Bir: Sayın Başbakan’ı sevenler, onu çok seviyor. Ancak sevenlerinin söyledikleri de kulak ardı edilemez: Yakın çevrede öyle insanlar var ki, onların her şeye rağmen korunması, yüreğimizi burkuyor. Savunulamayacak yanlışlar yapan, hatta bazıları inanç noktasında ciddi rahatsızlık veren bu insanlara tavır konulmaması, ağır bir yük olarak taşınması bizi rahatsız ediyor.” Evet, muhalefet tarafından bunlar, AK Parti’nin yumuşak karnı görülüp siyasi bir yıpratma kampanyası yürütülüyor. Surda gedik açılmaması adına, birlik ve bütünlük adına, eleştirilere muhatap olan o insanlara yönetim sahip çıkıyor. Ancak bir denge bulunması, tabanın rahatsızlıktan kurtulması sağlanabilir.