$

Dolar

47,5643

Euro

54,8108

£

Sterlin

63,9988

Frank

58,7856

Gram Altın

6.237,1300

Bitcoin

3.034.126

$

Dolar

47,5643

Euro

54,8108

£

Sterlin

63,9988

Frank

58,7856

Gram Altın

6.237,1300

Bitcoin

3.034.126

Türkiye

3 Yıldır Direnen Suriye İçin Fatih'te Yürüyüş yapıldı

3 yılı geride bırakan Suriye İntifadası, Fatih Camiinden Saraçhane'ye yapılan kitlesel bir yürüyüş ileselamlandı.Diyarbakır,Sakarya,Akhisar,Çorum,Karadeniz Ereğlisi,Sivas ve bir çok yerde Suriye direnişine destek verildi

15.03.2014 - 22:31
nevzat
3 Yıldır Direnen Suriye İçin Fatih'te Yürüyüş yapıldı
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

TIMETURK / HABER MERKEZİ

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu’nun çağrısıyla ikindi namazında Fatih Camii’nde toplanan Müslümanlar buradan kortej halinde sloganlar ve tekbirlerle Saraçhane Parkına yürüdüler. 3 yıldır destansı bir şekilde direnen Suriye halkının onurlu mücadelesinin selamlandığı pankartlar taşıyan çok sayıda kişi, Beşşar Esed rejiminin katliamlarını ve bu rejime destek verenleri telin etti. Eylemde Burak Can Karamanoğlu’nun katillerinin de Baas işbirlikçisi kesimler olduğu ifade edildi.

Eylemde  “Zulüm, Katliam, İşkence Karşısında Susmak, Baas Despotizminin Suçuna Ortak Olmaktır!”, “Baas’ın Safında Duranlar, Ümmetle Aynı Safta Olamazlar!”, “Yaşasın Suriye Direnişimiz!”, “Suriye Devrimi, Onurla ve Sabırla, Zafere Yürüyor, Yaşasın Suriye Direnişimiz!”, “Suriye Devrimi, Binlerce Şehidiyle Zafere Yürüyor!”, “Suriye’de, Mısır’da, Tüm Ortadoğu’da, Diktatörler ve Emperyalistler Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak!”, “Sessiz Kalmak, Zulme Ortak Olmaktır, Baas Vahşetine Karşı, Susma Haykır!”, “Allah’ın Yardımıyla Zafer Yakındır!”, yazılı pankartlarının açıldı.

Yürüyüş boyunca Suriye Baas rejimi ve bu katil rejime destek veren Rusya, İran, Hizbullah aleyhinde sloganlar atıldı. Tevhid bayraklarının yanı sıra Özgür Suriye bayraklarının da taşındığı eylem Saraçhane Parkında yapılan konuşmalar ile devam etti.

Murat Ayar’ın sunumunu yaptığı eylemde Özgür-Der’den Rıdvan Kaya, Medeniyet Derneğinden Şerif Niziplioğlu, AKDAV’dan Ramazan Kayan, Umran Hareketinden Şemsettin Özdemir, İHH’dan Av. Gülden Sönmez ve Prof. Ahmet Ağırakça birer konuşma yaptı.

Konuşmalarda Suriye halkının 3 yıldır verdiği direnişin destan ve tarih olduğu vurgulandı. “3 yıldır Esed’i deviremediler!” şeklinde yapılan eleştirilerin merhametsizliğine ve alaycılığına dikkat çekilen konuşmalarda Esed’in savaş uçakları, füzeler, kimyasal silahlar ve varil bombalarıyla ayakta kaldığı belirtildi. Suriye direnişinin yalnızca Allah’a dayandığı ve bunca katliama ve vahşete rağmen bu direnişi buraya kadar sürdürmenin başlı başına bir zafer olduğu vurgulandı. Suriye halkının direnişine saygı duymayan ve onları unutanları tarihin utançla yazacağı ifade edildi.

Konuşmaların ardından Grup Yürüyüş Suriye intifadasına ithafen ‘Milyonlarca Şehit Cennete Yürüyor!’ diyerek “Şuheda” adlı eserini ve ardından “Yalla İrhal Ya Başşar”ı seslendirdi.

Yürüyüş ve konuşmalar boyunca “Suriye Halkı Yalnız Değildir!”, “Suriye’ye Özgürlük Direnişle Gelecek!”, “Burak’ın Katili Baas’ın Uşağı!”, “Lebbeyk Lebbeyk Lebbeyk Ya Allah!”, “Ya Allah Melna Ğayrek Ya Allah!”, “Halep’e, Humus’a, Direnişe Bin Selam!”, “Suriye’de, Mısır’da, İntifada Her Yerde!”, “İşbirlikçi Hainler Hesap Verecek!”, “Müslüman Zulme Boyun Eğmez!”, “Suriye Cihadı Onurumuzdur!”, “Katil Esed Hesap Verecek!”, “Katil İran Suriye’den Defol!”, “Katil Rusya Suriye’den Defol!”, “Katil İran Katil Hizbullah!” şeklinde sloganlar atıldı.

ÇORUM'DAN SURİYE DİRENİŞİNE DESTEK

Eğitim Bir-Sen, İlke-Der, İHH ve Özgür-Der’in düzenlediği etkinlik Hürriyet Meydanında gerçekleştirildi. Eylem esnasında sunumu yapanMurat İslam, Suriye halkının büyük bir fedakârlık ve adanmışlıkla zulme karşı direndiklerini, Müslümanlar olarak bizlerin de tüm dünyanın gözleri önünde devam eden vahşete maruz kalan Suriyeli mazlumlarla dayanışma içerisinde olacağımızı belirtti.

Eğittim Bir-Sen adına söz alan Tahir Eşkil, ümmetin yüz akı, mağdurların ve mazlumların hamisi Türkiye Müslümanlarını selamlayarak konuşmasına başladı. Bugün ümmetin kalbinin Türkiye’de attığını belirten Eşkil, Hama, Humuz ve Halep’in mahzun kaldığını dile getirdi. Eşkil konuşmasının devamında;

“Suriye, Filistin ve Kudüs mahzundur. Mekke, Medine mahzundur. Ancak biz sahip çıkarsak mahzun olmayacaktır. Direnen Müslümanlara ve onlara sahip çıkan Türkiye Müslümanlarına selam olsun”

İlke-Der adına söz alan Mustafa Ensar Akbaba, dayanışma duyarlılığı içerisinde eyleme katılanlara teşekkür ederek başladığı konuşmasında; insanlık suçu işleyen Esed’in ve işbirlikçilerinin tüm zulmüne rağmen Suriye halkının zulme ve zillete boyun eğmediğini dile getirdi. Hiçbir vicdana sığmayacak katliamlar karşısında bizleri önemli sorumluluklar beklediğini hatırlatan Akbaba konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Olayları doğru okuyup, doğru bilgilendirme yapmak, açısından hamdolsun mesafe kat ettik artık mazlumlardan yana tavır koymak ve zalimin karşısında olmayı imani bir değer biliyoruz. Hiç şüphesiz, hepimiz Allah rızası için ortaya koyduğumuz çabaları daha da güçlendirmeliyiz. Kardeşlerimizin kanlarıyla yücelttikleri direniş bayrağını daha yukarılara taşımak için çabalarımızı yoğunlaştırmalıyız. On binlerce şehit ve yüz binlerce tutsağa, milyonlarca muhacire rağmen direnişten vazgeçmeyen Suriye halkıyla, dayanışmamızı daha güçlü bir tarzda haykırmak durumundayız.

İHH Çorum’da hassasiyet gösteren Müslümanlardan gelen yardımları Suriye halkına ulaştırmaya devam ediyor. Bizler kuru tartışmaları bırakıp mazlumlara destek olacağız. Orada ezilen, öldürülen, kadınlarına, kızlarına tecavüz edilen Müslüman bir halk var ve ümmet olgusu içinde çizgilerin sınırların renklerin ırkların önemi yoktur, bizler için dünyanın her neresinde olursa olsun mazluma yardım etme uğradığı zulme sesimizi çıkarmama durumunu Rabbimize nasıl hesap vereceğiz sonra. Bu insanlar bizim kardeşlerimizdir. Zulme uğrayanlar Müslüman olmasa bile bizler yine de sorumluyuz.

Suriye’de ve dünyada zulme, zillete, boyun eğmeyerek direnen mücahitlere ve bu uğurda şehit düşenlere Çorum’dan binlerce selam olsun!”

Özgür-Der adına söz alan Bülent Gökgöz ise, Suriye’de yaşanan gelişmeler üzerinden safların netleştiğini, ikiyüzlü, riyakâr ve de tutarsız tavırların ifşa olduğunu dile getirdi. Silah, gıda ve ilaç imkânsızlıklarına rağmen onurlu bir direniş sergileyen Suriye halkına giden yardım tırlarına, İHH’ya operasyon yapmaya kalkanların tuzaklarının boşa çıktığını hatırlatan Gökgöz devamında şunları belirtti:

“Zalim diktatöre karşı özgürlük ve onur mücadelesi veren Suriye halkı, dünya vicdanının, insanlığının ne kadar bencil ve alçalmış olduğunu da, özellikle söz konusu Müslümanlar olduğunda demokrasi ve insan haklarından dem vuran devletlerin, kurumların ve insanların ikiyüzlülüklerini de bize gösterdi.

İnsan hakları örgütlerinin tıpkı Filistin, Arakan, Mısır, Doğu Türkistan, Irak, Afganistan, Orta Afrika’da Müslüman kıyımına sessiz kalmaları gibi Suriye’de Müslümanların katledilmeleri karşısında maymunlaştıklarına tanık olduk. Soğuktan, açlıktan, ilaçsızlıktan ve kendisini savunacak silah bulamamaktan katledilmelerini boş gözlerle seyredenlerin allı pullu özgürlük savunularının boş olduğunu gördük.

Hayvan haklarının savunanlar; hayvandan beter can veren yüz binler için ne bir yürüyüş, ne bir söylem ne de bir tavır geliştirmediler!

Kadın günlerini kutlayanlar; Suriye’de sistematik işkence ve tecavüz altında ölüm kusturulan kadınlar için tek söz etmediler!

Gezi olaylarından ötürü ölen bir çocuk için ortalığı yakıp yıkıp savaş alanına çevirenler, Suriye’de katledilen, günahsız on bin çocuk için bırakın söz söylemeyi zalim Esed’i sonuna kadar desteklediler!

Suriyeli muhacirlere, ihtiyaç sahiplerine yardım götüren tırlara operasyon yapanlar, İHH’yı terörle suçlayanlar da kendi gruplarının menfaatlerini ümmetin maslahatının önüne geçirdiler.

Ne bir Suriyeli, ne Gazzeli, ne Şehit Esma için ne de Doğu Türkistan’da Kur’an öğrendiği için katledilen çocuklar için gözyaşı dökmeyen, taziye belirtmeyenler, Gezi olaylarında hayatını kaybedenler için tam sayfa taziye yazıp, Pensilvanya’dan taziye mesajları yolladılar.

Mücadeleyle yoğrulmuş sabrımız ve duamız, hain tuzakları, ikiyüzlülükleri, işbirliklerini, ihanetlerini ve beddualarını örümcek ağı misali parçalayıp, iyiliği ve adaletin önünü açacaktır inşallah!”

Basın açıklaması yine Murat İslam’ın okuduğu dua ile son buldu.

AKHİSAR SURİYE İÇİN AYAKTAYDI

Akhisar Özgür-Der Temsilciliği, Yeni Camii önünde ikindi namazı sonrası Suriye direnişinin 4. yılı sebebiyle bir basın açıklaması yaptı.

Eylem, Hüsamettin Yılmaz'ın sunumuyla başladı. Yılmaz, Suriye halkının büyük bir fedakârlık ve adanmışlıkla zulme karşı direndiklerini, Müslümanlar olarak bizlerin de tüm dünyanın gözleri önünde devam eden vahşete maruz kalan Suriyeli mazlumlarla dayanışma içinde olacağımızı belirtti. Basın açıklamasını Akhisar Özgür-Der adına Ali Dal okudu. Suriyeli ve diğer coğrafyalardaki Müslümanlar için Mehmet Çavul tarafından yapılan duayla eylem sona erdi.

Basın Açıklaması boyunca “Suriye Halkı Yalnız Değildir, Müslüman Zulme Boyun Eğmez, Suriye’ye Özgürlük Direnişle Gelecek, Suriye’den Mısır’a Direnişe Bin Selam” sloganları atıldı.

Basın Açılamasının Tam Metni:

Direniş  4. Yılında

Zulüm ve gaddarlığı kelimelerle izah edilemeyecek, işkence ve katliamlara dair fotoğraflarına bakmaya bile dayanamadığımız derece vahşi bir rejime, Esed diktatörünün liderliğindeki Baas rejimine karşı, Suriye halkınca 15 Mart 2011’de Derea’da başlatılan direniş, bu gün 3. Yılını tamamlayıp 4. Yılına girmiş durumda.

50 yıldır süren ve tüm Suriye’yi bir açık hava hapishanesine çeviren, başını oynatanı da zindanlar ve işkence hanelerde çürüten ve katleden bir diktatörlüğün zulüm ve katliamlarına karşı, her türlü korku duvarını aşarak kıyam eden Suriye halkı, 3 yıldır en az 150 bin mensubunu bu yolda feda etti.

Evet Suriye halkı çok acılar çekti bu 3 yıllık süreçte ve hala da çekmekte. Hala varil bombalarıyla evleri yıkılmakta, hala rejimin savaş makinalarınca sivil halk, kadın ve çocuk demeden katledilmeye devam edilmekte.  Buna karşılık bir şey kazandı Suriye halkı. 50 yıldır mahrum olduğu bir şeyi, kula – rejime kulluktan kurtardı memleketinin en az yarısını, hür olarak yaşayamadı ise de, hür olarak ölebildi on binlerce insan.

Suriye’de masum siviller, çocuk ve kadınlar katledildi ve kesintisiz katledilmeye devam edilmekte. Şebbiha denen canavarların işkenceleriyle, skud füzeleriyle, varil bombalarıyla, zehirli gazlarla, açlıkla. Birkaç ay önce ortaya çıkan, en az 11 bin mahkumun işkence ve açlıkla katledildiğinin açık kanıtı olan 55 bin fotoğraf, Suriye gerçeğini çok açık olarak ortaya koydu.

Gel gör ki ne zalim rejim masum insanlara acı çektirmekten vaz geçti, ne de bu rejimin başta İran rejimi ve Hizbullah olmak üzere kayıtsız şartsız destekçileri. Ne de tüm dünya bu zulme seyirci kalmaktan vazgeçti.

Evet Suriye’de bu güne kadar on binlerce insan öldü ve her gün ortalama 100 insan öldürülmeye devam ediyor. Lakin Suriye’de sadece insanlar ölmüyor, insanlık ölüyor aslında. Tüm dünyanın gözlerinin önünde gerçekleşen tecavüz, işkence ve katliamlara karşı tüm dünyanın sus pus olması, tüm insanlığın ölmesinden başka neyle ifade edilebilir.

Suriye’de zulme karşı sessiz kalmak suretiyle tüm insanlık öldüğü gibi, İslam Alemi daha çok ölüyor. O İslam alemi ki, 4.Nisa Suresi 75. ayette, zulme uğrayan ve Allah’tan yardım talebinde bulunan mazlumlar, bilhassa kadın ve çocuklar için cihat etmekle, Müslüman olmasalar dahi mazlumlara yardım etmekle sorumlu kılınmış idiler. Gel gör ki Yüce Allah’ın 49.Hucurat Suresi 10. Ayette, mü’minler ancak kardeştirler hükmü gereğince kardeş kıldığı Suriyeli mazlumlara yapılanlara gözlerini yumarak, kulaklarını tıkayarak, ağzını kapatarak sessiz kalarak, aslında İmanını – İslamını öldürüyor, 1,5 Milyarlık nüfusu, 50 civarında devleti ile koskoca İslam Alemi.

İnsanlığın Suriye’ye sessiz kalması nedeniyle ölümü dünyevi bir sonuç sadece. Zaten kafirlerden bir beklentimizde olamaz ve olmamalı. Lakin İslam alemini oluşturan Müslümanlar için hem dünyevi, hem de uhrevi acı sonuçları olacak bir tepkisizlik bu. Çünkü Müslümanlar ahirette hesabını veremeyecekler bu sessizliklerinin ve Allah’a karşı başka bir suçları olmasa bile, belki sırf bu yüzden kaybedecekler imtihanı. Suriye’li kardeşlerinin 3 yıldır cehennemde yaşamasını görmezden gelen Müslümanlar, ahirette Yüce Allah’ın kendilerini hesap yerinde görmezden gelmesinden ve cehennemde sahipsiz bırakılmaktan korkmazlar mı?

Hele birde İran rejimi mensupları, Hizbullah ve sempazitanları gibi Allah adına ve cennet yolunda Suriye halkına bizzat zulmedenler, işkence ve katledenler yada bu katliamlara sahip çıkanlar var ki, onların cehennemdeki durumlarının katmerli azaplar içinde olacağı çok açıktır. Bu arada, birtakım meşrebi çıkarları için Suriye halkını sahipsiz bırakmaya bırakanlar var ki, onların durumu da İran ve sempatizanlarından çok farklı olmayacak.

MÜSLÜMAN; Yarın ahirette Rabbinin merhametinden ve cennetinden mahrum olmak istemiyor, gerçekten cehennemden korkuyorsan eğer, Suriye’de cehennem hayatı yaşayan din kardeşlerine sahip çıkmalısın mutlaka. Elinde, dilinde, paranla, yazınla, eyleminle, elinden ne geliyorsa, ne imkanın varsa mutlaka sahip çıkmalısın Suriyeli mazlum kardeşlerine ki, hesap gününde Allah sana sahip çıksın.

Mü’minlerin velisi – koruyucusu ve dostu kafirler değil, sadece Allah ve diğer mü’minlerdir. Eğer Allah’ın velayetini, dostluk ve korumasını arzu ediyorsan, sende Suriyeli mazlumlara velayet etmeli, onlara dostlukla arka çıkmalı, kol kanat germelisin. Allah’ın sana dünyada ve ahirette koruyucu rahmet kanatlarını indirmesini istiyorsan, sen de Suriyeli mazlumlar için koruyucu rahmet kanatlarını indirmelisin mutlaka.

MÜSLÜMAN! Sen şu anda Suriyeli mazlumların cehennem hayatını görmezden gelebilir, gözünü kapatabilirsin. Ama Allah hem onları, hem seni görüyor ve senin bu kayıtsızlığına, vurdumduymazlığına gazaplanıyor. Bu gazap dünyada da yansımaz belki  ama, ahirette mutlaka yansıyacağından hiç kuşkun olmasın.

DİYARBAKIR SURİYE'NİN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ SELAMLADI

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi, dördüncü yılına giren Suriye halkının özgürlük mücadelesini selamlamak ve Esed’in vahşetini lanetlemek için kitlesel basın açıklaması düzenledi.

Ofis’de düzenlenen ve Diyarbakır’daki birçok kurum temsilcisinin yanı sıra, Özgür-Der Gürbüz ve Mardin temsilciliklerinin de destek verdiği eylemde, açılan pankartlar, taşınan dövizler, atılan sloganlar ve yapılan konuşmalarla Suriye halkının yanında durmaya devam edileceği vurgulandı.

“Kaçan bir gol kadar üzüldün mü Suriyeli çocuğa?”

“Katil Baas Ordusuna Karşı Yaşasın Suriye Halkının Onurlu Direnişi”, “Kaçan Bir Gol Kadar Üzüldün mü O Güzellim Suriyeli Çocuğa?” ve “Yaşasın Suriye Direnişimiz” pankartlarının açıldığı eylemde, “Suriye’de Katliama Hayır, Dikdatör Beşar Esad Katliam Zulüm fesat, Baas Çöplüğe Esad Sehpaya, Katil Esad Bu Kan Denizinde Boğulacaksın, Sessiz Kalmak Baas’ın Zulmüne Ortak Olmaktır, Suriye İslami Direnişle Özgürleşecektir, Suriye’de Katliama Sessiz Kalma” dövizleri taşındı.

Eylem, Özgür-Der Diyarbakır Şube Sekreteri Mehmet Deniz’in giriş konuşmasıyla başladı. Eylemin amacı hakkında açıklamada bulunan Deniz, dördüncü yılına giren Suriye direnişini selamlamak için toplanmış bulunduklarını belirterek, bütün zulümlere, IŞİD gibi hareketler kullanılarak karalanmasına rağmen yılmayan Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceklerini belirtti.

“Suriye direnişi mazlum halklar için merkezi rol üstlenmektedir”

Eylem, Özgür Eğitim-Sen Diyarbakır temsilcisi Mehmet Masum Yokuş’un konuşmasıyla devam etti. Bütün imkânsızlıklara, zorluklara, katliamlara rağmen Allah’ın lütuf ve yardımıyla Suriye direnişinin dördüncü yılına girdiğini anımsatan Yokuş, “Suriye direnişi, sadece Suriyeli Müslümanların direnişi değildir. Suriye direnişi, Ortadoğunu’nun mazlum müslüman halklarının zalimi meşrulaştırmayı ve zulme boyun eğmeyi reddeden son derece önemli ve merkezi rolü olan bir direniştir. Suriye direnişi mensubu olduğumuz İslam ümmetinin bütününün imtihanı ve direnişi olarak algılanmalı ve ümmetin yeniden uyanışı ve diriliş hamlesinin önemli bir halkası olarak görülmelidir. Suriye direnişini boğmayı “İslam ümmetini boğmak” olarak okuyan evrensel şer güçleri bu bakış açısıyla Suriye halkının korkunç bir zulüm çarkından ve ateş çemberinden geçirilmesine seyirci kalıyor ve hatta alenen zalim-dikdatör Esed’i ve katil sürüsüne dönüşen rejimini destekliyor” dedi.

Dördüncü yılına giren vahşeti görmemenin büyük bir cürüm olduğunun altını çizen Yokuş, “hele hele direnişe destek olan kurumları bir takim ithamlarla suçlamak, itibarsızlaştırmaya çalışmak, hayra engel olma alçaklığından başka bir anlam taşımamaktadır. Şunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz; basta Suriye direnişi olmak üzere, İslam coğrafyasının hangi barçasında olursa olsun sürdürülen direnişler İslami uyanış ve dirilişlerin birer parçasıdır. Mazlum ve mustazaf halkların “adalet ve özgürlük" arayışıdır. Bizim safimiz mazlumların safıdır. Bizler bu safları sıklaştırmanın bir vecibe olduğunu buradan ifade etmek istiyoruz. Kardeşlerimizi unutmadık, unutmayacağız. Allah yardımcıları olsun. Yaşasın Suriye’deki İslami direnişimiz” şeklinde konuştu.

“Suriye halkıyla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz”

Konuşmaların sık sık “Yaşasın Suriye Direnişimiz, Katil Esad Suriye’den Defol, Halep’e Humus’a Direnişe Bin Selam, Diktatörler Yenilecek İslami Direniş Kazanacak, Berxwedan Jiyane; Jiyan İslam'e, Zulme Karşı Direneceğiz” gibi sloganlarla kesildiği eylemde Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Murat Koç da kısa bir konuşma yaptı. Halepçe ve Bosna gibi yerlerde yaşananların daha korkuncunun bugün Suriye’de yaşandığına dikkat çeken Koç,  buna rağmen, Suriyeli mazlumlardan yana safını belirlemeyenlerin, susup görmezden gelmeyi tercih edenlerin, zulme karşı açık tavır almaktan çekinenlerin içine sürüklendikleri ilkesizliği ve ölçüsüzlüğü teşhir etmenin Suriye direnişiyle dayanışma içinde olan herkesin boynunun borcu olduğunu vurguladı.

Koç, bu onurlu direnişi dün olduğu gibi bugün de desteklemeye ve Suriye halkıyla dayanışma içinde olmaya devam edeceklerin belirtti.

Eylem topluluk adına Özgür-Der Üyesi Yavuz Karaoğlu’nun okuduğu basın açıklamasıyla sona erdi.

Açıklamanın tam metni:

Dördüncü Yılına Giren Suriye Direnişini Selamlıyoruz!

“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” (ÂLİ İMRÂN – 139)

Kimyasal gazlardan, varil bombalarına, dökme kurşunlardan, şebbihaların işkencelerine kadar bütün yöntemlerle sistematik katliamlardan geçirilen mazlum Suriye halkının Allah’a güvenerek ve O’ndan yardım dileyerek zalim Esed’le birlikte destekçileri İran, Rusya gibi ülkelere karşı başlattığı onurlu direniş 4. yılına girdi.

Tam 3 yıldır yaşanan bunca zulüm karşısında ve Suriye halkının şahsında, insanlık vicdanı ve ümmet duyarlılığımız sınanıyor. Yaklaşık yarım asırdır ayrım gözetmeden Suriye halkının tamamına kan kusturan despotik Baas rejimine karşı İslam coğrafyasındaki diğer intifadalardan da ilham alarak ayağa kalkan Suriyeli Müslümanlar, çetin sınavları göğüsleyerek direnişlerini bugüne taşıdılar. Onlar, özgürlüğe bedel olarak direniş iradesini kuşandılar. 21. yüzyılın sözde medeni dünyasında, şu küresel köyün sakinlerinin gözü önünde kimyasal silahlar da dâhil en iğrenç ve acımasız ölüm aygıtlarıyla katliama, kıyıma, açlığa, hastalığa, göçe maruz bırakıldılar. Binlercesi Baas’ın işkence odalarında kıyımdan geçirildi, tecavüze uğradı. Sayısız yerleşim yerine bombalar yağdırıldı ve onbinlerce masum insan dünyanın derin suskunluğu eşliğinde paramparça edilerek katledildi.

Esed ve işbirlikçilerinin zulmü intifadanın 4. yılında da halen devam ediyor. Kendisine küresel sorun çözücüler payesi biçilen uluslararası toplumun ketumluğundan da aldığı cesaretle Baas rejimi mazlum halka kan kusturmayı sürdürüyor. Uluslar arası toplum denilen emperyalist güruh, mücrim Esed’in patronları İran ve Rusya’yı 4 yıldır sözde ikna etmeye çalışmaktalar. Yakın zamanda düzenlenen ve fiyaskoyla neticelenen Cenevre-2 Konferansı da uluslar arası toplumun umursamazlığını, kandırmaca taktiklerini ve küresel sahnede oynanan tiyatroyu gözler önüne sermiştir.

Bunca zulme, zorbalığa, alçakça katliamlara, imkânsızlıklara ve de uluslar arası toplumun umursamazlığına rağmen kıt imkânlarla ama iman ve umutla tevhid, adalet ve özgürlük mücadelelerini bugüne getiren Suriye halkının zafere doğru yürüyüşü küresel istikbarı derin endişelere, korkulara sevk etmiştir. Onlar; çıkarları uyuşmadığı için daha düne kadar karşı çıktıkları Esed diktatörlüğünü şimdilerde yaşatmak, ömrünü uzatmak için canhıraş çabalar içerisindeler. Suriye muhalefetinin bir kısım siyasi temsilcisini Esed’le pazarlığa, Baas’lı bir çözüm veya geçiş sürecine zorlamaktalar. Küresel “sorun çözücülerin”  4 yıldır katliamlara maruz kalan Suriye halkına öngördüğü tek çözüm, direnişçiler tarafından bir zillet olarak kabul edilen bu çözümsüzlük önerisidir! Küresel zalimler, Suriye’de giderek yükselişe geçen ve homojenleşen İslami direnişi zayıflatmak, güçten düşürmek ve son kertede İslami direnişin iradesini teslim alarak kendi beklentilerine cevap vermeye mecbur hale getirmek için çabalamaktalar.

Ama öte yandan neredeyse tüm dünya doğal, hukuki, insani talep ve beklentilerini görmezlikten gelse ve Esed-İran-Rusya’dan oluşan vahşet koalisyonu buradan destek alarak katliamlarını sürdürse de aziz Suriye halkı inşallah onurlu bir gelecek maksadıyla istikrarlı şekilde sürdürdüğü direnişini kararlılıkla ve yılmadan devam ettiriyor.  Bu onurlu direnişle dayanışma sorumluluğumuz elbette sadece yardım yollamakla sınırlı olmayıp çok boyutlu bir sahiplenmeyi gerektiriyor. En başta da Suriye direnişini Müslümanlar olarak komşu bir halkın mücadelesi olarak değil, mensubu olduğumuz İslam ümmetinin bir imtihanı, imtihanımız olarak görmemiz lazım. Ve bu perspektiften bakarak tam 3 yıldır her türlü imkânsızlığı, zorluğu, katliamı Allah için göğüsleyen Suriye halkının direnişini sürdürmesinin Müslümanlar için bir onur ve iftihar olarak kavranması gerekir.

İlk günden itibaren bir takım saçma sapan iddialar ve gerekçeler öne sürerek adeta Esed zulmüne meşruiyet arama uğraşı içinde olanlara, türlü ideolojik veya siyasi hesaplarla zulmün yanında saf tutanlara, Esed mücrimini yere göğe sığdıramayacak kadar alçalanlara lanet dilemek dışında söyleyecek sözümüz yok! Bununla birlikte Suriye halkına uygulanan bunca vahşetten sonra, Suriyeli mazlumlardan yana safını belirlemeyenlerin, susup görmezden gelmeyi tercih edenlerin, zulme karşı açık tavır almaktan çekinenlerin içine sürüklendikleri ilkesizliği ve ölçüsüzlüğü teşhir etmek Suriye direnişiyle dayanışma içinde olan herkesin boynunun borcudur!

Bu onurlu direnişi dün olduğu gibi bugün de destekliyor, zulmün karşısında başkaldıran mazlum Suriye halkıyla her fırsatta dayanışma içinde olacağımızı bir kez daha vurguluyoruz! Buradan bir kez daha dördüncü yılına giren Suriye devrimini selamlıyor ve başta katil Esed rejimi olmak üzere onu yaşatmak için canhıraş çalışan İran, Rusya ve zorbalara çanak tutanları telin ediyoruz! 15 Mart 2014

SAKARYA SURİYE HALKIYLA DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYDİ

Sakarya Suriye Halkıyla Dayanışma Platformunun Suriye İntifadasının 4.yılı münasebetiyle Adapazarı AKM önünde yapmış olduğu basın açıklaması yoğun katılım ile gerçekleştirildi.

Sunuculuğunu Sakarya Özgür Düşünce Topluluğu'ndan Yahya Öztürk’ün yaptığı açıklamadan önce İlim ve Hikmet Vakfı adına Behzat Çakmak İHH adına Ruhi Ademolu ve Özgür-Der adına M. Baki Kızıltepe kısa birer konuşma yaptılar ve Suriye’de yaşanan insanlık dramına dikkat çektiler.Daha sonra basın açıklamasını okuyan Ömer Sevim açıklamasında Suriye intifadasının tüm yalnızlıklara tüm terk edilmişliklere ve ihanetlere rağmen zafere yürüdüğünü belirtti. "Halep’te bir çocuk ağlıyor sesi Sakarya’da duyuluyor. Şam’da bir bacımızın çığlıkları göğü inletiyor sesi İstanbul’da duyuluyor. Varil bombası ile binalar yerle bir ediliyor Bursa’nın dünyası kararıyor. Çocuklar kimyasal gazlarla ölüyor Diyarbakır’ın vücudu titriyor. Humus’ta bir ekmek fırınında çocuk bedenlerine scud düşüyor patlaması Trabzon’dan hissediliyor. Suriye’de insanlar yüzer yüzer ölüyor tüm insanlık paramparça oluyor." diyerek açıklamasını sürdüren Sevim açıklamasının sonunda; Allah’ım! Salih kullarına yeryüzünde güç ve iktidar ver.

Allah’ım! İslam’ı ve Müslümanları güçlendir! Onları bir araya getir, saflarını birleştir, onları esenlik yollarına ilet ve karanlıklardan aydınlığa çıkar.

Allah’ım! Suriye’de ve Müslümanların yaşadığı bütün beldelerde zayıf ve zulme uğrayan Müslümanlara yardım et! Ayaklarını sabit kıl, kalplerine kuvvet ver ve zalimlere karşı onlara yardım et!” diyerek ettirdiği dua ile açıklamasını bitirdi.

Yaşasın Suriye Direnişimiz” Zulüm ve İşbirlikçiliğe karşı Tevhid Adalet Özgürlük pankartlarının açıldığı eylemde “Uyan Diren Özgürleş” “Suriye Cihadı Onurumuzdur” ”Sakarya Uyuma Suriye’ye sahip çık” “Müslüman Zulme Ortak Olamaz” “Katil Esed Hesap verecek” “Yaşasın Suriye İntifadası” “Yaşasın Küresel İntifada”         “Tevhid Adalet Özgürlük” sloganları atıldı.

Açıklamanın tam metni aşağıdadır:

SURİYE’DE İNTİFADA 4 YAŞINDA

“Şam’da 43 kişi açlıktan öldü” 14 Mart 2014

“Esed ve çeteleri katletmeye devam ediyor” 13 Mart 2014 

“Esed zulmü altında 10 binden fazla çocuk öldü” 10 Mart 2013 

“Yermük’te açlıktan ot toplayanları bile vuruyorlar” 7 Mart 2014  

“Suriye’de on beşbinden fazla kadın öldürüldü” 5 Mart 2014

Bunlar son on günden seçtiğimiz sadece birkaç haber başlığı. Suriye’de çocukların duvarlara “hürriyet” yazmaları korku duvarlarının aşılmasının ilk işaretiydi. Bugün itibariyle aradan üç yıl geçti ve Suriye intifadası devam ediyor. Toplam 160 bin insan şehid oldu. Milyonlarca insan yurtlarından sürüldü. Hayatlar söndü söndürüldü. Fakat özgürlük ateşi sönmedi. Gün geçmiyor ki Suriye’den bir katliam haberi gelmesin bir vahşet yaşanmasın. Fakat Şam’da Halep’te Humus’ta Hama’da ve diğer birçok şehirde müslümanlar zalim Esed ve Baas çetesine karşı onurlu direnişlerini sürdürüyorlar. Gün geçmiyor ki varil bombalı saldırılarda insanlar küçücük bebekler enkaz yığınlarının arasından çıkarılmasın. Fakat Suriye intifadası tüm olumsuzluklara rağmen sürüyor ve zafere yürüyor.

Tüm dünyada müslümanlar birlik olmuş Suriye’nin mazlum ve mağdur insanlarına her türlü yardım malzemesini gönderiyorlar ve dayanışmanın en güzel örnekliklerini sergiliyorlar.

Halep’te bir çocuk ağlıyor sesi Sakarya’da duyuluyor. Şam’da bir bacımızın çığlıkları göğü inletiyor sesi İstanbul’da duyuluyor. Varil bombası ile binalar yerle bir ediliyor Bursa’nın dünyası kararıyor. Çocuklar kimyasal gazlarla ölüyor Diyarbakır’ın vücudu titriyor. Humus’ta bir ekmek fırınında çocuk bedenlerine scud düşüyor patlaması Trabzon’dan hissediliyor. Suriye’de insanlar yüzer yüzer ölüyor tüm insanlık paramparça oluyor

Ne yazık ki bu izlediklerimiz bir film değil, hepsi gerçek. Üstelik uzağımızda da değil, hemen yanı başımızda. Her bir tecavüz, işkence, katliam gerçek. Ölen çocukların her birinin anası, babası, ailesi var. Hepimizin olduğu gibi. Bunların yanında bazıları da bunlara kör ve sağır kesilerek ucuz figüranlık peşinde koşuyor. Bazıları da işi gücü bırakıp cihadist olarak yaftaladıkları Müslümanlarla savaşmayı görev addediyor. İntifadayı kirletmeyi marifet zannediyor. Son günlerde bir de Suriye’ye yapılan insani yardımlar engellenmek isteniyor

 Rabbimiz aramızda günleri döndürüp duruyor. Hesap günü her geçen gün daha da yaklaşıyor. Bizler Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu olarak Sakarya halkıyla birlikte tüm Türkiye’yi ve de tüm dünyayı Suriye’de yaşanan dramına sessiz kalmamaya çağırıyoruz

Evet, bugün Suriye intifadasına dört yaşına basıyor. Bu vesile ile Suriye’de direnen intifadanın erlerine selam ederken açıklamamızı bir dua ile bitirmek istiyoruz:

Ey dilediğinden intikam alan Allah’ım! Ey dilediğini zorla yaptıran Allah’ım! Ey her şeye Kadir olan Allah’ım! Allah’ım seni en güzel isimlerinle ve en yüce sıfatlarınla anıyoruz! Ey Âlemlerin Rabbi! Suriye’deki kardeşlerimize yardım et! Şirki ve müşrikleri rezil et, İslam düşmanlarını mazlumların eliylebozguna uğrat! Allah’ım! Zulmün önderlerini ve onların yardımcılarını ve takipçilerini yardımsız bırak. Allah’ım kalplerine korku sal, topluluklarını dağıt ve birliklerini parça parça et! Şüphe yok ki sen mağlub edilmesi imkânsız olan ve pek kuvvetli olansın. Allah’ım! Salih kullarına yeryüzünde güç ve iktidar ver.

Allah’ım! İslam’ı ve Müslümanları güçlendir! Onları bir araya getir, saflarını birleştir, onları esenlik yollarına ilet ve karanlıklardan aydınlığa çıkar. Allah’ım! Suriye’de ve Müslümanların yaşadığı bütün beldelerde zayıf ve zulme uğrayan Müslümanlara yardım et! Ayaklarını sabit kıl, kalplerine kuvvet ver ve zalimlere karşı onlara yardım et!

KARADENİZ EREĞLİSİ SURİYE İNTİFADASINA DESTEK VERDİ

Ereğli’de Suriye intifadasının 4. Yılı için Ereğli Özgür-Der Temsilciliği basın açıklaması yaptı.

Kdz. Ereğli Kaymakamlığı karşısındaki park alanında gerçekleşen açıklamanın sunuculuğunuBilal Yıldızhan gerçekleştirdi.

Ereğli’den Suriyeli kardeşlerimizin direnişinin selamlandığı konuşmada, Suriye’deki yetimlere, muhtaçlara daha önce  ulaştırılan yardımlara, hiç kesilmemek üzere devam edilerek duyarlılığın artırılması çağrısı yapıldı. Daha sonra Basın açıklaması Zeynep Yıldızhan tarafından okundu.  Suriye’de 3 yıldır sistematik olarak gerçekleştirilen katliamlara sessiz kalanların kınandığı, Müslümanların büyük bir imtihanı olan intifadaya destek olmanın Rabbimizin ayetlerine sahidlik etmek anlamına geldiği belirtilen açıklamada, son dönemlerde islami direnişe yönelik kirli ittifaklara dikkat çekildi. Müslümanların direnişe sahip çıkmasının Rabbimizin emri olduğu, sorumluluklarımızı ertelemeden her anımızın şahidliğinin yerine getirilmesi gerektiği ifade edildi.

Basın açıklaması sırasında “Ya Allah, Ya Allah, Menna Gayrek Ya Allah” , “Suriye’ye Özgürlük Direnişle Gelecek”, “Tevhid Adalet Özgürlük”, “İşkenceci Katiller Hesap Verecek”, “Müslüman Zillete Ortak Olamaz”, “Suriye’den Mısır’a Direnişe Bin Selam”, ”Müslüman Zulme Boyun Eğemez” sloganları atıldı.

Son olarak Davut Çevik tarafından başta Suriye olmak üzere, yeryüzündeki tüm kardeşlerimizin acılarının dinmesi, Hayatımızın Rabbimize adanan bir ömür bilinci ile nihayete ermesi, zalimlere karşı onurlu ve direngen, kardeşlerimize karşı da merhametli olmamız, ayaklarımızı hak üzere sabit kılacak, mücadelenin sonuna kadar dayanabileceğimiz derecede sabır vermesi için Rabbimize dua edildi.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın