Abdurrahman Dilipak, Abdulkadir Selvi, Ali Bulaç, Atilla Yayla, Avni Özgürel, Ayşe Böhürler, Hasan Karakaya, Haşmet Babaoğlu, Kezban Hatemi, Kurtuluş Tayiz, Leyla İpekçi, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Acet, Melih Altınok, Nihal Bengisu Karaca, Orahn Miroğlu Sibel Erarslan gibi 150 dolayında gazeteci ve aydının adının yer aldığı ilanda İlanda "28 Şubat; Toplumu, siyaseti ve devlet-toplum ilişkilerini dizayn etmek amacıyla tertip edilen bir darbenin adıdır" başlığı altında şu ifadeler yer aldı.
"Bu karanlık dönemin hatıraları toplum hafızasında tazeliğini korumaktadır. Darbenin çok önceden planlandığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde oluşturulan Batı Çalışma Grubu tarafından yönetildiği bilinmektedir.
Bununla birlikte, sürecin asker-sivil bürokrasinin faaliyetlerinden ibaret olmadığı da bir gerçektir. Bütün bu hukuksuzluklar , temel hak ve özgürlüklere yönelik sistematik ihlaller ve 28 Şubat'ın temel karakterini oluşturan insan onurunu hedef alan ayrımcılıklar; emir-komuta zincirinin silahlı kuvvetlerden yargıya, sermayeden siyasete ve sivil alana kadar sistematik bir şekilde uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir.
Aktörleri ve bütün delilleri apaçık ortada olan bu darbeyle yüzleşmek ve darbecilerin hukuk önünde hesap vermelerini sağlamak Türkiye'nin onurudur.
Ne varki halen devem etmekte olan ve kamuoyunda "28 Şubat Davası" olarak bilinen süreçte yaşananlar umut kırıcıdır. Davanın seyrindeki problemlerin yanı sıra 28 Şubat sürecinde aktif olarak yer almış asker-sivil bütün unsurları kapsayan bir soruşturmanın hala yapılmaması ve o dönemde gerçek ve tüzel kişilere karşı işlenen suçların devem eden etki ve sonuçlarının ele alınmaması hukuken kabul edilemez.
Bizler aşağıda imzası bulunanlar Türkiye'nin darbelerle yüzleşme ideali adına dava sürecinin seyrinden kaygılıyız.
Türkiye'nin tam demokratik hukuk devleti olması yolunda, yargının üzerine düşeni yapması için herkesi tarih önünde duyarlı olmaya çağırıyoruz: