$

Dolar

45,9081

Euro

53,4254

£

Sterlin

61,9167

Frank

58,6455

Gram Altın

6.691,5700

Bitcoin

3.520.029

$

Dolar

45,9081

Euro

53,4254

£

Sterlin

61,9167

Frank

58,6455

Gram Altın

6.691,5700

Bitcoin

3.520.029

Çeviri

Türkiye Suriye politikasında U dönüşümü yapıyor

22.02.2014 - 12:18
nevzat
Türkiye Suriye politikasında U dönüşümü yapıyor
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

                Abdulbari Atvan

Abdullah Gül, Türk büyükelçileri Ankara'da topladı ve Suriye konusunda "kazan-kazan" çözümü arıyoruz mesajı verdi.

Suriye’yi kan gölüne çeviren iç savaşı siyasi açıdan sona erdirmek için arabulucu olma amacı taşıyan Cenevre 2 konferansının gerçekleştirilmesinden sadece bir hafta önce Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gazetecileri şaşırtacak bir şekilde ülkesinin Suriye konusundaki duruşunun ‘yeniden gözden geçirilmesi’ çağrısında bulundu. Yani Türk yönetimi her geçen gün daha da pekişecek şekilde Suriye Cumhurbaşkanı Esed’in görevinden düşürülemeyeceği gerçeğini kavramaya başladı.

Suudi Arabistan ile birlikte Türkiye, Cumhurbaşkanı Esed’i en ağır şekilde eleştiren ve muhalifleri destekleyen iki ülke oldu. Ayrıca Esed ordusundan ayrılarak muhalefeti oluşturan kadroya ev sahipliği yaptı ve muhalif grupların silahlandırılması ve finanse edilmesine önemli rol oynadı.

Gül, (dünyanın dört bir yanındaki) Türk Büyükelçilerini Ankara’da toplayarak onlara yaptığı konuşmada Suriye konusundaki duruşunu ifade etti ve konuşmasının sonunda “Hükümetin Suriye’de karşılıklı olarak ‘kazan-kazan durumunun’ sağlanması için çeşitli çözümler aradığını” fakat “hali hazırdaki duruma bakıldığında bölgedeki her bir devlet, rejim ve halk için kaybet-kaybet durumunun oluştuğunu” söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması, gündeme bomba gibi düştü ve kendisiyle kadim dostu Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki uçurumu daha da derinleştirdi. Başbakan Erdoğan, Suriye rejimiyle ilgili açıklamalarında çok ağır bir dil kullanmış ve Esed’in günlerinin sayılı olduğunu söylemişti.

Akıllara Gül’ün neden Türkiye’nin bu konu hakkındaki duruşunu değiştirdiği sorusu geliyor. Acaba Türkiye, bazı konularda geri adım mı atıyor? Hatta Esed rejimiyle ilişkilerini yeniden eski haline döndürmeyi mi düşünüyor?

Bununla ilgili nedenler – ve bunların sonuçları – şu şekilde özetlenebilir:

* Birincisi, Erdoğan’ın Suriye’deki yaşananları yanlış değerlendirdiği aşikarlık kazandı. Yaşananlarla ilgili cevapları yalnızca hatalı değil, aceleci de oldu ve Suriye’de takip ettiği politika tamamen geri tepti. Özellikle de Suriye İhvanı’nın rejim değişikliği için ana güç olduğu noktasındaki iddiası boşa çıktı.

* İkincisi, Suriye rejimi, Türkiye’nin düşmanca tavrından zararsız bir şekilde sıyrılmayı başardı. Üstelik durum öyle bir hal aldı ki; Ankara şu anda Rusya ve ABD tarafından yönlendirilen (Suriye) siyaseti(ni) değiştirme noktasında ısrar ederse uluslararası arenada yalnız kalma riski ile de karşı karşıya kalacak.

* Üçüncüsü, Erdoğan hükümeti bir dizi yolsuzluk skandalıyla güvenilirliliğini kaybetti. Söz konusu bu yolsuzluk skandalları; bakanlar ve onların oğullarını, Erdoğan’ın AK partisi içerisindeki üst düzey yetkilileri de içine alacak şekilde, oldukça genişledi. Dört bakan istifa etti ki bunlardan birisi olan Erdoğan Bayraktar, Başbakan Erdoğan’ın da istifa etmesi gerektiğini söylediğinde tüm halk şaşkınlık içerisinde kaldı. AKP hükümetine karşı protestolar gerçekleştirildi. Anketlere göre Erdoğan’ın ve partisinin daha evvelki popülaritesi de azaldı.

*Dördüncüsü, Erdoğan; ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Batı’nın yeni teorisine ayak uyduramadı. Bu politikanın öncelikli hedefleri arasında artık Suriye’den Cumhurbaşkanı Beşer el-Esed’i çıkarmak yer almıyor. Onun yerine her geçen gün daha da güçlenen cihadçı grupları etkisiz hale getirmek amaçlanıyor.

* Beşincisi, Türkiye’nin Suriye meselesi içerisinde oynamış olduğu rolün önemi her geçen gün azalıyor. Suudi Arabistan en önemli oyuncu olarak muhalif militanları silahlandırmaya, onlara finansal açıdan milyar dolarlar harcamaya devam ediyor.

*Altıncısı, El-Kaide ideolojisinin gözle görülür bir şekilde Türk gençler arasında yaygınlık kazanmaya başlaması ve yüzlerce gencin Suriye’ye sınır bölgelerde el-Kaide savaşçıları arasına katılması. Bu savaş daha da çetin bir hal aldığında savaşçıların Türkiye’ye dönmeye başlayacak olması, yani olayların seyrinin tersine gelişmeye başlaması, çok ciddi bir tehlike arz ediyor.

*Yedincisi, uluslararası kamuoyunun çoğu, Erdoğan’ın terörizmi desteklediği suçlamasıyla uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğine inanıyor. Türkiye’nin; Araplara ve yabancı militanlara, Suriye topraklarına geçme noktasında yardımcı olması bu suçlamanın temelini teşkil ediyor.

Recep Tayyip Erdoğan, daima mükemmel faydacılık politikası uygulayan tecrübeli bir siyasetçi olarak biliniyor. Kendisi kaybedileceği anlaşılan durumlarda politikalarından veya iddialarından geri çekilme noktasında asla tereddüt etmez. Ancak alışık olmadığımız tarzıyla, Suriye krizi noktasındaki duruşunu azimli bir şekilde sürdürmeye devam ediyor ve Cenevre Konferansı’na katılacak tek bir delegasyonun oluşturulmasına çabalıyor. Üstelik Suriyeli muhalifler arasındaki derin ayrılığa ve bunların bir çatı altında birleştirilmesi çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen bu duruşundan vazgeçmiyor.

Aslında Türkiye’nin Suriye politikasındaki geri adımları, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Tahran’a ziyaret gerçekleştirmesi ve Suriye’nin müttefikleri olan İran ve Irak’la uzlaşı yolları aramasıyla başladı. Akabinde İran Cumhurbaşkanı Ruhani ve Irak Başbakan’ı Nuri el-Maliki Ankara’yı ziyaret etmeleri için davet edildi.

Buna ek olarak Erdoğan kısa süre önce, Suriye rejiminin güçlü destekçisi olan ve geçtiğimiz aylarda ustaca bir diplomasi trafiği sürdürmüş olan Moskova’ya bir ziyaret gerçekleştirdi.

Daha önceki makalelerimizde İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) Türk genel sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Şam’a bir ziyaret gerçekleştirmesi halinde şaşırmayacağımızı belirtmiştik. Hala bu bakış açısına sahibiz ve bunun yakın zamanda gerçekleşeceğini umuyoruz. İhsanoğlu’nun İKÖ’deki görev yetkisi Ocak ayının sonu itibariyle bitiyor.

Erdoğan’ın kayda değer siyasi ve ekonomik başarıları tehdit altında bulunuyor. Aynı durum, ılımlı İslami hükümeti için de geçerlilik arz ediyor. Ve çok geç olmadan (Suriye konusunda) geri adım atması gerekiyor. Bu durum Cumhurbaşkanı Gül tarafından Türk diplomatlarla gerçekleştirilen görüşmede de dile getirilmiş oldu.

Erdoğan, Mısır, Tunus ve Yemen’de Müslüman Kardeşler’i destekledi ama hiçbir karşılık göremedi. Bölgesel anlamda izole edilme tehlikesi, daha evvelki ‘sıfır problem’ yaklaşımının yeniden uygulanması için itici bir güç olabilir. Bu politika, Suriye başta olmak üzere komşu ülkelere karşı çok yakın bir zamanda diplomatik yaklaşım olarak gündeme alınabilir.

"Rai al-Youm" sitesinde yayınlanan bu analiz, israhaber için tercüme edilmiştir.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın