İşte Ali Bulaç'ın "İntihar ediyoruz!" başlıklı o yazısı:
Şu can yakıcı soruya hep beraber cevap arayalım: Neden Müslümanlar aralarındaki ihtilafları tolere edemiyor, ortaya çıkan sorunları İslam dairesi içinde kalarak çözemiyorlar? Yüce Allah, ihtilafları çözmek üzere “kitap” indirmedi mi, peygamber göndermedi mi? Müslümanlar Kitaba ve Sünnet’e inanmıyorlar mı, yoksa inandıkları, dilleriyle takrir ettikleri halde amel etmiyorlar mı? Bu basit bilgiyi bilmiyor muyuz?
Kabul edelim, iyi bir sınav veremiyoruz. İktidar ateşi öylesine yakıcı ki ne kadar uzağında kalmaya çalışırsanız çalışın, harareti size de dokunur.
Tarihte Cemel, Sıffin gibi savaşları bir türlü anlayamıyordum. Bizim alimlerimiz ortalığı yatıştırmak amacıyla savaşların “içtihat farkı”ndan kaynaklandığını söyler, sonra şunu eklerler: “Onlar elleriyle savaştılar, biz dillerimizle savaşmayalım.” Bilemiyorum. Derinden hürmet gösterdiğim bir dönemin insanları söz konusu olan. Ben de dilimle kendimi tehlikeye atmak istemem. Elbette son hükmü Din Günü’nde Allah’a verecek.
Son 10 senede bölgemizde özellikle Irak, Pakistan ve şimdi Suriye’de patlak veren “mezhep savaşlarını da anlayamıyordum”. Ehl-i kıble olan insanlar, nasıl birbirlerini acımasızca katledebiliyorlar! Bir Sünni veya Selefi rahatlıkla bir Şii türbesine saldırıp onlarca insanı havaya uçuruyor, bir Şii de bir Sünni mescidine saldırıp bir o kadar insanı katledebiliyor. Saldıran tarafa sorarsanız size söyleyecekleri şu: “Ama şunları şunları yaptı” veya “Önce onlar saldırdı.” Tarafların unuttuğu temel bir hakikat var, kim her ne yapmışsa bu, saldırıları meşru kılmaz.
İslam dairesi içinde mezhepler, fırkalar var: “İmanın 6, İslam’ın 5 şartı”na inanan insanlar hangi mezhep ve fırkadan olursa olsunlar Müslüman’dır, mü’mindir ve ehl-i kıbledir. Bu insanların birbirlerini, tekfir etmeleri, öldürmeleri haramdır. Pekiyi nasıl oluyor da bu mezhep savaşı son sür’at devam ediyor, çılgın bir ateş gibi evleri, mahalleleri, ibadethaneleri, şehirleri ve ülkeleri yakıp yıkıyor? Bunun bir izahı olmalı.
Şu can yakıcı soruya hep beraber cevap arayalım: Neden Müslümanlar aralarındaki ihtilafları tolere edemiyor, ortaya çıkan sorunları İslam dairesi içinde kalarak çözemiyorlar? Yüce Allah, ihtilafları çözmek üzere “kitap” indirmedi mi, peygamber göndermedi mi? Müslümanlar Kitab’a ve Sünnet’e inanmıyorlar mı, yoksa inandıkları, dilleriyle takrir ettikleri halde amel etmiyorlar mı? Bu basit bilgiyi bilmiyor muyuz? Benim şahsî kanaatim şu ki biliyoruz ama bilgilerimiz imana dönüşmüyor, bu yüzden imanımız amellerimize yansımıyor. Dolayısıyla bilgilerimizin de, imanımızın da bize faydası olmuyor.
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!!!