$

Dolar

47,8875

Euro

55,4206

£

Sterlin

64,8774

Frank

58,9665

Gram Altın

6.742,4100

Bitcoin

3.001.924

$

Dolar

47,8875

Euro

55,4206

£

Sterlin

64,8774

Frank

58,9665

Gram Altın

6.742,4100

Bitcoin

3.001.924

Türkiye

Pensilvanya için geri sayım vakti!

Gezi kalkışmasıyla beraber, Erdoğan, ister 'faiz lobisi' deyin, ister 'finans oligarşisi', ister Neocon-İsrail ittifakı, küresel güçlerle dünya sahnesinde bir bilek güreşine oturdu. Aynı dönemde Mısır'da Mursi kendi atadığı bürokrat tarafından bir darbeyle indirildi.

25.12.2013 - 10:17
tugce
Pensilvanya için geri sayım vakti!
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

17 yıldır bugünün gelmesini bekliyorum. Lafı dolandırmaya, ceza sahasının dışında top çevirmeye gerek yok. Gecenin en karanlık olduğu an şafağın sökmesine en yakın zaman. Kışın en sert günlerinin gelmesi yakında baharın geleceğine işaret. Zor zamanlar yaşıyoruz, zor günlerden geçiyoruz ama gerçeklerin Arapsaçı gibi dahi olsa su yüzüne çıkması, yakında çözülebilecek olması demek.

Bu bağlamda, Fethullah Gülen'in hafta sonu ettiği bedduayı gülümseyerek izledim. Şaşırmadım, üzülmedim. Hoşgörülü, alçakgönüllü, empati sahibi ve akil zannedilen Gülen, kontrolü kaybedince, işler planladığı gibi gitmeyince, öfkeli, kibirli, gaddar ve çılgın bir hale bürünebildiğini cümle aleme gösterdi. Cemaatten kişilerin 'tedbir amaçlı' çeşitli kimliklere büründüklerini ya da kendilerine has olmayan çeşitli davranışlarda bulunduklarını biliyorduk. Yıllardır Hakan diye tanıdığınız kişinin ismi Muharrem çıkabiliyordu mesela. Gülen'in de tedbiri 'diyalog ve hoşgörü dili kullanan bir din alimi' imiş, öğrenmiş olduk. Ama böyle olacağı belliydi. Kameraların önüne fazla çıkarsanız, giderek daha rahat davranmaya başlarsanız sonunda aşırı özgüvenin verdiği dikkatsizlikle tedbiri elden bırakır ve hata yaparsınız. Sonuçta bir kulsunuz.

Zaten anormal bir durum bu. Türkiye'de yaşanan her gelişmeye dair Gülen'in alacağı pozisyon, siyasi parti liderlerinin grup toplantıları gibi beklenir halde. 14 yıldır Türkiye'de olmayan, ABD'de hayatını sürdüren bu şahıs, gönül ister ki, bir gün üst düzey asker, polis, savcı gibi ziyaretçileriyle sohbetlerini de kameralar önünde yapsın. Neyse, biz tablodaki boşlukları dolduruyoruz.

ERDOĞAN'A NİYET GÜLEN'E KISMET

Kişi kazdığı kuyuya kendisi düşermiş. Aylardır 'Elinizden geleni ardınıza komayın' diyerek her malzemeyle Erdoğan'a sahip olduğu tüm ağlar üzerinden saldırı düzenletiyor, aynı zamanda bir itibarsızlaştırma operasyonu yürütüyordu. Kontrolden çıkıp tedbiri elden bırakınca sonunda itibarı zedelenen kendisi oldu. Hakkında kalem dahi oynatılamayan, her kelamına hüsnü zan edilmeye çalışılan adam, kendini bir parodi figürüne dönüştürmeyi başarıverdi. Malum bedduanın alaycı remiksleri birer ikişer çıkmaya başladı. İnternette geçilen dalganın haddi hesabı yok. Sadece Türkiye'de değil dünyada da o korkunç sohbet dikkate değer oranda yer buluyor. 'Emekli vaiz' dendiğinde bile yayın terk eden adamları da alamıyor önünü, ittifaktaki Doğan medyası bozulan imajı düzeltmek için devreye giriyor; aslında, 'Aynı bedduayı PKK'ya da okumuştu' diyerek solda sıfır bir konuşmayı servis ediyor.

Bu arada YouTube'da yıllardır paslanan eski videolar da gündeme geliyor. 'Gerekirse hakim de satın alacaksınız, savcı da satın alacaksınız. Önemli olan kazanmaktır.' ifadeleri dehşetle izleniyor. 'Mevcudiyetimizi hissettirmeden çok ilerilere gitme, can damarlarında dolaşma ve sonra geri dönülecekse eğer yara almadan, hissedilmeden geriye dönüp gelme' talimatlarıyla nasıl bir hizmeti salık verdiği irdeleniyor.

HAYVAN TERLİ, TERLİ HAYVAN YEMİ YER Mİ?

Diğer yanda, 'dev yolsuzluk ve rüşvet skandalı' iddiası çöküyor. Üç ayaklı operasyonun iki ayağı çöktü bile. Geriye Halkbank kaldı. Bu operasyonlarla aylardır işledikleri 'Diktatör Erdoğan' tezinizi nasıl çökerttiyseler 'Yozlaşmış hükümet' tezini de aynen öyle kendi elleriyle yok ettiler. Taşeron olarak üstlendikleri Halkbank operasyonunu kimin için yaptıklarını çocuklar bile anladı.

Bakmayın siz sokakları, stadyumları, Güneydoğu'yu karıştırmaya çalışıp ikinci Gezi'yi ateşlemeye çabalarına. En zeki yazarlarından Faruk Mercan bile Twitter hesabında nükleer anlaşması sonrası İran'a ambargonun kalkacağını, bu yüzden İran'ın Reza Zerrab ve Babek Zercani'yi gözden çıkardığını yazıyor, yani Halkbank operasyonunun aslında bir İran komplosu olduğunu ima ediyor. Sayın Mercan, hayvan terli. Terli hayvan yemi yer mi? Her kötülüğün anası olarak lanse ettiğiniz 'melun' İran, Türkiye'de sadece bir tane Reza Zerrab tutacak kadar naif mi? Taner Yıldız şöyle diyor: 'Tek alternatifimiz Halkbank değil'. Ali Babacan şöyle diyor: 'Biz münferit ülkelerin, AB ve ABD'nin karar ve yaptırımlarına devlet olarak uymak zorunda değiliz.' Yani hiçbir şey beceremediniz.

Kısacası cunta kendini yaktı. Ettikleri beddua onlara geri dönüyor. İnanıyorsanız bilirsiniz; beddua okuduklarınız o bedduaya layık değilse, döner dolaşır sizi bulur. Beddua edenin ve 'amin' diyenlerin evlerine Allah tarafından ateş düşebilir, yuvaları başlarına yıkılabilir, birlikleri bozulabilir. Kimsede de 'fişleniyoruz' diye feryat edip kamuoyunun ayarlarıyla oynayacak takat bile kalmaz.

ERDOĞAN 'ŞAH' DEDİ

Ama Erdoğan piyonlarla uğraşmıyor. Onu hukuk çerçevesinde ilgili merciler yapıyor. Hafta sonu Ordu'daki konuşmasında 17 Aralık operasyonunu Batılı büyükelçiler, hadi adını verelim Ricciardione ile ilişkilendirmesi ABD'den görülmedi mi? Obama, Erdoğan'ın 'içimizdeki Neocon' için kendisine 'şah' çektiğini bilmiyor mu?

Gezi kalkışmasıyla beraber, Erdoğan, ister 'faiz lobisi' deyin, ister 'finans oligarşisi', ister Neocon-İsrail ittifakı, küresel güçlerle dünya sahnesinde bir bilek güreşine oturdu. Aynı dönemde Mısır'da Mursi kendi atadığı bürokrat tarafından bir darbeyle indirildi. Suriye'de muhalifler büyük gerileme yaşadı. Gazze'de İsrail ablukası daha da sertleşti. Türkiye 'son kale' olarak hala direniyor. Yaşadıklarımız bu bilek güreşinin son sahneleridir.

Obama için Türkiye, şu anda hiç olmadığı kadar önemli bir ülke. İran'la müzakerelerden Suudiler'in rahatsızlığı Türkiye'yi eskisinden değerli kılıyor. Ayrıca, ABD'de Neocon'lar Obama'ya karşı da boş durmuyor. Washington Post geçenlerde bir ABC anketine göre, Obama'nın son yüz yılın en az sevilen Başkanı olduğunu yazdı. Yani itibarı Bush'tan bile kötü durumda. İran'la sözüm ona ambargoları hafifletecek denilen nükleer müzakereleri devam ederken, İsrail lobisi AIPAC'ın desteğiyle bazı Kongre üyeleri ambargoyu daha da genişletecek bir yasa çıkarmaya çalışıyor. Yani İran için de hiçbir şey cepte değil. Bu açıdan İran da Halkbank gibi bir çözüm için Türkiye'ye hala ihtiyaç duyuyor. Öte yanda Sisi dahi ABD'yi Rusya'yla tehdit etti. ABD'nin askeri yardımı kesme ihtimali konuşulurken, Putin 'ABD yoksa ben varım' diye ortaya çıkıverdi. Sisi bile yaptı da Erdoğan bunu yapamayacak mı?

Hâlihazırda füze ihalesinde ilk tercihini Çin'den yana kullanarak ABD'ye NATO üzerinden dahi rest çekmiş, Şangay Beşlisi'ne davet beklediğini söyleyerek NATO'yu hop oturtup hop kaldırıyor. Türkiye NATO'nun ikinci büyük ordusu, Orta Doğu'ya en yakın cephesi. Yani bakmayın siz, 'Eyvah ya ABD kızarsa' diyen küçük akıllılara, ABD'nin Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin ABD'ye ihtiyacından daha fazla. Bu yüzden, Obama yönetimi Erdoğansız Türkiye için Neoconlar'ın kurduğu tezgâha bugüne kadar üç maymunu oynadı. Kafa tutan, kendi tezlerini üreten bir Türkiye'den ziyade, emir alan, söz dinleyen bir Türkiye onun da işine yarardı. Ancak Erdoğan'a alternatifmiş gibi lanse edilen Abdullah Gül'ün dahi Cemaat'in yanında durmuyor oluşu Obama'yı artık bir karar vermek, Türkiye'yi olduğu gibi kabul etmek zorunda bırakıyor.

Erdoğan bu bilek güreşini kazanmaya, Türkiye'yi sivil iradesiyle kabul ettirmeye çok yakın.

MERVE ŞEBNEM ORUÇ / YENİ ŞAFAK

İLLÜSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın