2004 MGK kararlarını ve ardından vatandaşın fişlendiği ile ilgili belgeleri yayınlamasının ardından Taraf ve Baransu'ya yönelik tepkiler üzerine Yeni Şafak'tan Atilla Yayla, "Liberal demokrasilerin ilkeleri açısından değerlendirildiğinde, bu olaya hükümet ve Ak Parti tarafından gösterilen reaksiyonların çoğunun yanlış, bu reaksiyonların dayandığı gerekçelerin de neredeyse tamamının geçersiz olduğu görülüyor." dedi.
İşte, Atilla Yayla'nın yazısının ilgili bölümü:
Basın özgürlüğü son zamanlarda Taraf gazetesinin ve gazeteci Mehmet Baransu'nun bazı 'belgeleri' yayınlaması üzerine alevlendi. Adı geçen gazete-gazeteci ile Başbakan dâhil hükümetin ve Ak Parti'nin kimi mensupları arasında atışmalar ve karşılıklı suçlamalar havada uçuştu.
Basın özgürlüğü liberal demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ona bu mühim mevkiyi veren gazeteciliğin kutsal bir görev ve gazetecilerin hiçbir şekilde hukuken dokunulamayacak kişiler olması değildir. Basın özgürlüğü toplumun kamusal kararlardan ve kamu kurumlarının işleyişinden haberdar olması için gereklidir. Aksi takdirde, kamusal yetki sahiplerinin denetlenmesi zorlaşır, belki de imkânsızlaşır. Yayın organları ve gazeteciler bu fonksiyonun araçlarıdır. Her devlet gizliliğe ve yetkilerini aşmaya meyillidir. Liberal demokrasi devlet organlarını şeffaflığa ve hesap verirliğe zorlar. Medya bunu sağlamanın en önemli aracıdır.
HER GAZETECİ O BELGELERİ YAYINLAR, YAYINLAMALI
Bu çerçevede, söz konusu 'belgelerin' yayınlanmasının basın özgürlüğüne girdiği tespiti muhtemelen tüm istikrarlı demokrasilerde kabul görecektir. Gazeteciler basın özgürlüğü gereği haberlerinin kaynağını açıklamak zorunda değildir. Bu tür haberlere ulaşan her gazeteci aynı şeyi yapacaktır, hatta yapmalıdır. Basın organlarının görevi, bazı gazetelerin-gazetecilerin geçmişte bu ülkede yaptığı gibi, kamusal yanlışların üstünü örtmek veya vatandaşların onlardan haberdar olmasını önlemek olamaz. Özgür basın devlet icraatlarını haberleştirmek suretiyle yalnızca vatandaşın olan bitenden haberdar olmasını sağlamaz, aynı zamanda kamu otoritelerinin istikbalde benzer hatalara düşmesinin engellenmesine de yardımcı olur.
AK PARTİ'NİN GÖSTERDİĞİ REAKSİYON YANLIŞ
Liberal demokrasilerin ilkeleri açısından değerlendirildiğinde, bu olaya hükümet ve Ak Parti tarafından gösterilen reaksiyonların çoğunun yanlış, bu reaksiyonların dayandığı gerekçelerin de neredeyse tamamının geçersiz olduğu görülüyor.
İlgili haberin yayınlanmasının bir suç teşkil ettiği iddiası hukuktan destek göremez.
Devlete ait bir 'gizliliğin ihlâli' varsa, bu, belgeleri yayınlayanlarla değil 'belgelerin' ait olduğu kurumlarla ve onların çalışanlarıyla ilgilidir. Sorumluluğun gazeteye ve gazeteciye yansıtılması hukuken de demokratik açıdan da yanlış ve haksızdır.
Habercileri 'vatana ihanet' veya 'casusluk' ile suçlamak kabul edilemez, anakronik, anti demokratik bir tavırdır.
Başbakan'ın 'aile mahremiyeti' ile 'devlet mahremiyeti' arasında kurduğu benzerlik de liberal demokrasinin ana ilkelerine aykırıdır. Bir devlet hiçbir şekilde ailenin sahip olduğu anlamda bir mahremiyete sahip olamaz. Devlet aile değildir; varlığını ve meşruiyetini vatandaşın rızasına borçlu, icraatları tüm vatandaşları alâkadar eden bir kamusal araçtır. Devlet mahremiyeti anlayışı devletin şeffaflığı ve hesap verirliği ilkelerine de ters düşer.