$

Dolar

45,9165

Euro

53,5748

£

Sterlin

61,8566

Frank

58,8145

Gram Altın

6.687,6700

Bitcoin

3.378.213

$

Dolar

45,9165

Euro

53,5748

£

Sterlin

61,8566

Frank

58,8145

Gram Altın

6.687,6700

Bitcoin

3.378.213

Gündem

Zaman yazarı: Hayrettin Karaman yanlış anlaşıldı!

Zaman Gazetesi yazarı Mümtazer Türköne bugünkü yazısında 'kızlı erkekli öğrenci evi' tartışmasında hükümet, kamuoyu ve Başbakan'ın olayı getirdiği son noktayı köşesinde değerlendirdi...

12.11.2013 - 02:04
Murat
Zaman yazarı: Hayrettin Karaman yanlış anlaşıldı!
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Mümtazer Türköne 'Ölçülerimiz ne durumda?' başlıklı yazısında Başbakan Erdoğan'ın 'öğrenci evi' çıkışıyla başlayan, hükümet kanadında gelen yalanlamaları ele alırken toplumun olaya bakış açısını da unutmadı. Türköne, Başbakan Erdoğan'a geri adım attıranın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç olduğunu şöyle belirtti: 

Nitekim Başbakan’a geri adım attıran Bülent Arınç’ın “serzenişi” oldu. Bu serzenişin sadece “açığa düşmek”ten kaynaklandığını ve kişisel bir kırgınlığı yansıttığını düşünmek hata olur. Arınç, aynı zamanda Başbakan’ın sözlerini yalanlamasına veya reddetmesine mesned teşkil eden kendi tutumuna da sahip çıkmış oldu.

Türköne ayrıca yazısında Yenişafak yazarı Hayrettin Karaman'ın  “Çoğunluğu kale almamak” başlıklı yazısının da yanlış anlaşıldığına yer verdi...

İŞTE O YAZI: 

Başbakan “yasal düzenleme” tezinden geri adım atınca kriz sona erdi ve taşlar yeniden yerli yerine oturdu.

“Ailelerin şikâyeti üzerine bir açıklama yaptık, konuyu nereye getirdiler” cümlesi, Erdoğan’ın “liderlik prensipleri”ne göre düpedüz bir özeleştiri. Öyleyse tartışmayı hiç olmazsa başlatan taraf açısından noktalanmış görebiliriz.

BAŞBAKAN'A ARINÇ GERİ ADIM ATTIRDI

İnsan hakları konusunda sağlam bir mutabakat, ülke barışının garantisi ve sağa-sola savrulmayı engelleyecek etkili bir fren sistemi. O zaman toplumsal barış adına, “bu insan hakları krizinden ne dersler çıkardık?” sorusuna sakin sakin cevaplar aramalıyız. Genel kanaatin aksine ben vaziyeti hayli olumlu buluyorum. İlk defa gazetemizin duyurduğu Başbakan’ın sözlerine AK Parti’den telaşla gelen yalanlamalar, insan hakları konusunda bir refleksin dışa vurumu olarak yorumlanmalı. Nitekim Başbakan’a geri adım attıran Bülent Arınç’ın “serzenişi” oldu. Bu serzenişin sadece “açığa düşmek”ten kaynaklandığını ve kişisel bir kırgınlığı yansıttığını düşünmek hata olur. Arınç, aynı zamanda Başbakan’ın sözlerini yalanlamasına veya reddetmesine mesned teşkil eden kendi tutumuna da sahip çıkmış oldu.

Siyasette icrasına imkân olmadığı halde, sırf seçmene sıcak geliyor diye laf etmeye “popülizm” deniyor. İcra imkânı olmadığına göre, Başbakan’ın sözlerini bu çerçeveye yerleştirmek mümkün. Peki politikacıların popülizm yapma hakkı yok mu? Sınırı yine halk çizeceğine göre ölçüyü siyasette bulmamız hayli zor. Ölçü, insan hakları prensiplerinin kendisinden çok, bu prensipler konusunda sağlanan toplumsal mutabakat. Herkes her şeyi söyleyebilir. Muhafazakâr kendi değerlerini topluma dayatabilir mi? “Dayatma” tabirini kasten kullanıyorum. Çünkü her halükârda çoğunluk iktidarda olacağı için söyledikleri bir dayatma olur. Peki böyle bir hakları var mı? Evrensel insan hakları veya anayasalardaki temel haklar bu dayatmanın sınırlarını tayin ediyor. Bu prensiplerin anayasalarda yazması, meselâ konut dokunulmazlığının teminat altına alınması anlaşmazlık çıktığı zaman ne yapılacağını gösteriyor. Ama asıl önemlisi toplumun bu prensipler konusundaki ortak görüşü ve anlayışı.

HAYRETTİN KARAMAN HOCAMIZ YANLIŞ ANLAŞILDI

Bu tartışmada beni iyimserliğe sevk eden ve toplumsal mutabakat konusunda umutlandıran işaretlerden biri Hayrettin Karaman hocanın sözleri oldu. Hocamız “Çoğunluğu kale almamak” başlığı ile Yeni Şafak’taki köşesinde bir yazı kaleme aldı; ve öyle zannediyorum ki fazlasıyla yanlış anlaşıldı. Hocamız bir fıkıh âlimi ve fıkıh ilmindeki otoritesi müsellem. Ve bu otoritesi ile meseleyi çoğunluk/azınlık ekseninde mütalaa ediyor. Bir fıkıh âlimi, “hüsn ve kubh”u “edille-i erbaa”da değil de çoğunluğun uhdesinde aradığı zaman demokrasi ve özgürlükler adına endişe edeceğimiz bir şeyin kalmaması gerekir. Doğru için çoğunluğu, yani sayıları referans alıyorsanız; aynı muhakeme sizi azınlığın “vazgeçilmez ve devredilmez hakları” konusunda da mantıklı bir sonuca ulaştıracaktır. Çoğunluğun prensiplerini savunan, aynı mantıkla azınlığın hakları konusunda da bir ahlakî prensibe dayanmalıdır. Kendi değerleriniz gücünü çoğunluktan alıyorsa, toplam ne kadar çok olursa olsun, ahlaken nicelikten nitelik çıkmaz. Çıkartacağımız asıl ders bu tartışmanın bıraktığı tortulara dair. CHP ve MHP ilk defa bu tartışmaya dahil olmayı reddederek, krizin dışında kalmayı tercih etti. Ve ilk defa toplumu iki keskin kutba ayıracak doğurgan bir kriz siyasî muhataplarını bulamadı. Başbakan’ın geri adım atmasının belki de en önemli sebeplerinden biri buydu. Belki asıl önemlisi, askerî vesayet düzeninin sona ermiş olması toplumun bu tür kısır tartışmalarda tükenmesine fırsat bırakmıyor. Akan su kendi mecrasını buluyor.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın