$

Dolar

47,9610

Euro

56,1225

£

Sterlin

65,5459

Frank

59,9288

Gram Altın

6.951,5800

Bitcoin

3.468.821

$

Dolar

47,9610

Euro

56,1225

£

Sterlin

65,5459

Frank

59,9288

Gram Altın

6.951,5800

Bitcoin

3.468.821

Türkiye

Erdoğan ve Arınç: İki Tarz-ı siyaset

'Öğrenci evleri ve kızlı-erkekli yurtlar' konusunda yaptıkları açıklamalarda ters düşen Başbakan Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile ilgili Aziz Savaş'ın analizi.

11.11.2013 - 16:16
tugce
Erdoğan ve Arınç: İki Tarz-ı siyaset
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE BÜLENT ARINÇ: İKİ TARZ-I SİYASET

" Öğrenci Evleri " konusu Bülent Arınç'ın Gezi Olaylarından sonra Başbakanla ters düştüğü ikinci gündem oldu… Görsel ve yazılı medyada hakkında yapılan tahrik edici ve siyasi kariyerini hedef alıcı yazı ve yorumların etkisi ile olsa gerek Arınç TRT Türk'te, Başbakan'a sitem ve eleştiri içeren, kendi siyasi kariyerine ve parti içerisindeki "özgül ağırlığına" vurgu yapan, kendi ifadesi ile "birilerinin hedefi haline getirilen bir kum torbası" pozisyonuna düşürülmesine duyduğu kırgınlığı kendine has akıcı ve duygusal üslubuyla dile getirmesi aynı zamanda "sabır taşım çatladı, haddini bil" mesajını da içeriyordu.

Bülent Arınç'ın bu sitemi ilk anda kamuoyunda mağduriyet, boşa düşürülmek, ya da yalanlanmak duygusunun yol açtığı bir mağduriyet hissi oluşturdu.

Peki bunda haklılık payı var mı?

Bu sürecin derinlerde nasıl cereyan ettiğini bilmemekle beraber, Gezi Olaylarında sergilediği siyasi duruş ve tutumları da göz önünde bulundurulduğunda, hemen kolaycı ve hissi bir yaklaşımla bu sonuca varmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. En azından bu durumun bir küçük düşürme, onur ve siyasi kariyeri rencide etme niyetli olup olmadığını bir yana bırakarak aslında bunun Bülent Arınç'ın konuşmasında da ifadesini bulan ve her biri kendisine has bir siyaset etme tarzına dayanan iki "özgül ağırlığın" gittikçe su üstüne çıkan rekabeti olduğunu görmek gerekir.

Başka bir ifadeyle bu çıkışı, son on yıllık süreçte gerek parti içerisinde ve gerekse de seçmen tabanında "özgül ağırlığı" tavan yapmış Tayyip Erdoğan karşısında, "özgül ağırlığı" gittikçe azalan Bülent Arınç'ın ve etrafındaki bazı kesimlerin varlık mücadelesi olarak da görmek lazım. Aslında bu yeni bir çekişme de değil, ta ilk dönem Meclis Başkanı seçiminden, Cumhurbaşkanı seçimine kadar birçok kez şahit olunan bir çekişme.

Bundan dolayı, aslında kimin kimi boşluğa düşürdüğü konusu da biraz muğlak.

Bülent Arınç, konumu itibariyle bir hükümet sözcüsü. Yani, hükümetin ya da Başbakanın aldığı bir kararı kendi düşüncesi ve hissiyatına aykırı dahi olsa, ya hükümet adına çıkar bunu açıklar ya da bundan imtina ederek, bu görevi bir başkasına bırakır. Hükümet sözcüsünün, hükümetin aldığı bir kararı ya da Başbakanın bir sözünü ona danışmadan, kastını ve niyetini bilmeden, tashihe kalkışması, ya da Gezi Olaylarında olduğu gibi, Başbakan'a rağmen farklı bir siyasi tutum içerisine girmesi, bir siyaset kurumunun disiplini açısından doğru olmasa gerek.

Eğer sözünü ettiği gibi, parti içerisinde bir "özgül ağırlığı" varsa, bunu Bakanlar Kurulu'nda ya da partinin ilgili kurumlarında, karar alma ve siyaset belirleme mekanizmalarında kullanır. Eğer buna gücü yetmiyorsa, başka takdir hakkını kullanır, böylelikle kendince yanlış bulduğu bir tavrın ya da kararın sorumluluğundan da kendini azade eder. Yoksa salt "özgül ağırlığına" dayanarak, ikinci bir "baş" gibi inisiyatif alma hakkını kendisinde bulması ve bu yönde adımlar atmaya kalkışması, Recep Tayyip Erdoğan gibi " özgül ağırlığı" pik yapmış bir siyasi aktörün bulunduğu bir siyaset realitesinde akıllara ziyan bir çıkışma.

Bülent Arınç ve Tayyip Erdoğan, her ikisi de Milli Görüş tecrübesi içerisinden çıkmış iki siyasi aktör olmalarına rağmen, Tayyip Erdoğan'ı Bülent Arınç'tan ve hatta Milli Görüş'ün siyaset tarzından farklı kılan kendisine has siyaset tarzı ve bu siyaset tarzını belirleyen kişilik özellikleridir. Milli Görüş'ün siyaset tarzı büyük oranda rahmetli Erbakan'ın o naif, yumuşak, muhterem ve biraz da ürkek ve temkinli kişiliği ile şekillendi ve özdeşleşti. Dolayısıyla bu siyaset tarzı, kimi zaman imkan dahilinde ve belli bir rutin içerisinde kendine has siyaset tarzı içerisinde yürüdü, yol aldı. Kimi zaman da bir zorlukla karşılaştığında durdu, savunma pozisyonuna geçti, mevcut durumunu korumaya çalıştı. Biraz korku ve umut arasında bir pozisyondu bu. Büyük hayaller ve ütopyalar kursa da, çoğu zaman mevcutla yetindi. Bülent Arınç'ın siyaset tarzı, bu açıdan Milli Görüş'ün siyaset tarzına daha yakın duruyor.

Recep Tayyip Erdoğan'a gelince...

Gerek siyasi hayatı hakkında yazılanlara ve gerekse de belediye başkanlığından bugüne gözlemlediğimiz siyaset tarzına bakıldığında, hep aksiyoner, dinamik, risk almayı seven, sürekli yeni olanı tecrübe eden ve taarruza yönelik bir strateji izlemiş, geri adım atma ya da savunma pozisyonuna düşme durumunda olmamıştır. Hakkında yazılan hatıratlarda da görüldüğü gibi, ta gençlik yıllarından itibaren aksiyoner ve dinamik çizgisini, siyasi hayatının içerisinde şekillendiği Milli Görüş içerisinde vermişti. İstanbul’da partisinin il başkanı olduğu dönemlerde de, partinin genel çizgisinin dışına çıkarak, aksiyoner kişiliğini siyaset tarzına dönüştürerek, partisinin alışık olmadığı yeni siyasi enstrümanları ve atraksiyonları tecrübe etmiş ve bunlarla büyük başarıları da elde etmişti. Beyoğlu Belediye Başkanlığına aday gösterildiğinde, gösterdiği performans, kullandığı yeni siyaset dili ve enstrümanları, partisi de dahil hiç kimsenin beklemediği bir başarı sağlamış, seçimi kazandığı halde, gece sandıklar çalınarak oyları değiştirilmişti. Yüksek Seçim Kurulu'na yaptığı itirazı reddedilmiş, hakimle girdiği tartışmada hakaret suçundan tutuklanarak bir hafta içeride kalmıştı. Bu aksiyoner kişiliği, çoğu zaman partisinin siyaset tarzının dışına çıkan ve yeni tarz ve yöntemleri tecrübe etmeye kalkışan yenilikçi ve dinamik stratejisi, partinin yaşlı ve statükocu abilerini rahatsız etse de, samimiyeti, dinamizmi ve Erbakan Hoca'ya olan sevgisi ve bağlılığı ve kısa sürede İstanbul il teşkilatında ve özellikle gençler üzerinde oluşturduğu karizmatik etkisi, kendisini siyaset sahnesinde tutmayı sağlamıştır. Ama buna rağmen, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığına aday seçilmesi sürecinin, parti içerisinde nasıl kıran kırana bir mücadelenin sonucunda elde ettiğini de biliyoruz.

Tayyip Erdoğan'ın siyaset tarzı onun kişiliği ve karakteriyle tam bir uyum içerisindedir. Nabi Avcı'nın deyimiyle, aslında o "kendisini oynuyor". Bu karakter, Karadenizliliğin inatçılığının, Kasımpaşalılığın kabadayılığının, İstanbulluluğun medeni cesareti, özgüveni ve tarihsel medeni kültürünün, muhafazakar ve orta halli bir ailenin tevazuunun, İmam Hatipliliğin dindarlığının, Necip Fazıl, Mehmet Akif ve Sezai Karakoç'un şiirlerindeki mücadele ve diriliş ruhunun ve Milli Görüşün dava şuurunun var ettiği bir karakterdir . An gelir tekebbürün zirvesine çıkar, an gelir tevazuun dibine iner. Yine an olur gözünden şimşekler çakar, an olur yaşlar akar.

Yapıp ettikleri kadar, halkta karşılık bulan yine bu kişilik özellikleridir. Doğu toplumlarının efsanelerindeki tarihsel şahsiyetlere ve lider tanımlamalarına bakıldığında, daha çok, cesaret, yiğitlik, mertlik, dobralık, vefa, cömertlik ve adam gibi adam olma vasıfları öne çıkıyor. Birçok hata ve yanlışlarının, bazen anlık çıkışlarının toplum tarafından tolere edilmesi ve hoş görülmesinde birçok etken var. Bu etkenlerin başında kendisinin Doğu toplumlarının lider algısındaki niteliklerle özdeşleşmesinden kaynaklandığı var elbette. Siyasi hayatındaki başarı grafiğinin sürekli yükselmesinde, Doğu toplumlarının neredeyse tamamında büyük teveccüh ile karşılanmasında bu lider algısının büyük payı var.

Siyaset tarzındaki en belirgin vasfı taarruzu seven aksiyoner kişiliğidir. Geri adım atmayı, savunmacı bir pozisyona düşmeyi sevmez. Savunmayı ve geri adım atmayı yenilgi addeder. Yanlışını gördüğünde veya geri adım atmasını düşündüğü durumlarda dahi, bunu herkesin yaptığı gibi yapmaz. Yavaştan alır, zamana bırakır ve soğutarak bu adımı geri alır.

Evet! ister sevelim, ister sevmeyelim, Tayyip Erdoğan böyle bir kişilik. Eğer Bülent Arınç da dahil, birileri Tayyip Erdoğan'dan geri adım atmasını bekliyorsa yanılır. En azından bugün için...

Aziz Savaş

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın