Gazze’ye inani yardım taşıyan Özgürlük Filosu’na uluslar arası sularda düzenlenen saldırıya ilişkin dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Gavriel Ashkenazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Marom, İsrail İstihbarat Başkanı Amos Yadlin ve Hava Kuvvetleri İstihbarat Sorumlusu Avishai Levi’nin yargılandığı davanın duruşmalarına devam edilecek. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve bazı mağdur ve müştekilerle tarafların avukatlarının hazır bulunacağı duruşmada, sanıkları İstanbul Barosu tarafından atanan bir avukat temsil ediyor.
İsrailli komutanlar hakkında yakalama kararı
Duruşma, müşteki ve mağdurların ifade vermesiyle devam edecek. Mavi Marmara Davası Avukatları,
bu duruşmada ara karar ile İsrailli komutanlar hakkında yakalama kararı çıkmasını bekliyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında “Canavarca hisle veya acı çektirecek öldürme suçuna azmettirmek” suçundan dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ile “mala zarar vermeye azmettirmek”, “yağma suçuna azmettirmek”, “eziyet suçuna azmettirmek”, “haberleşmenin engellenmesine azmettirmek”, “kişiyi hürriyetinden yksun bırakma suçuna azmettirmek”, “yaralama suçuna azmettirmek”, “silahla yaralama suçuna azmettirmek”, suçlarından toplam 18 bin 32’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.
BÜLENT YILDIRIM: BU DAVADAN VAZGÇMEYİZ
Adliye önünde bir konuşma yapan İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, "Her duruşma öncesi teklifin biri gelip biri gidiyor. Olmadı tehdit ediyorlar. Dünyayı verseniz bu davadan vazgeçmeyiz" dedi.
Yıldırım, Mavi Marmara Davasının İsrail'in yargılanabileceğini gösteren ilk hareket olması nedeniyle dünya çapında önemli bir dava olduğunu söyledi.
İsrail'in Filistin'de çocuk, kadın, yaşlı demeden binlerce insanı öldürdüğünü belirten Yıldırım,"bunu yaparken şımarıkça bir tavır sergiliyor, kimsenin yaptığı katliamlara ses çıkaramayacağını söylüyor. Uluslararası şirketler de bu zulümlere tam destek oluyor. Filistinli çocuklar öldürülürken yasak olan silahların kullanılmasına hiçbiri bir şey demedi. Çünkü alıştırma yapıyorlardı, müslümanların kanının bir varil petrol kadar değeri yoktu. Onlar haberlerinde her gün 60-70 insan öldü diye geçer" diye konuştu.
Sonrasında yeryüzünde bir takım cılız seslerin çıktığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
Ardından bu cılız sesler çığ gibi büyüdü. Bu insanlar Gazze'de ambargo altındaki kardeşlerine yardım etmek için harekete geçti. Ancak uluslararası sularda İsrail, 9 insanımızı katletti, yüzlercesini de yaraladı. O gün biz de oradaydık. İsrail güçleri, F-16'lar, 4 büyük savaş gemisi, yüzlerce Zodiac bot ve silahlı askerleriyle havadan, karadan ve denizden saldırdılar. İçimizde 36 milletten insan vardı. Kimi Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Ateist, Putperestti ama vicdanlar birdi. Çünkü onlar da İsrail'in kan emici olduğunu biliyorlardı."
BURADA İLAN EDİYORUM: SİYONİZM BİR VİRÜSTÜR VE YOK EDİLMELİDİR
İsrailli üst düzey bir yetkilinin kendisinin Siyonizm için "bir virüstür" sözlerini örnek göstererek İHH'yı şikayet ettiğini hatırlatan Yıldırım, "Ben buradan ilan ediyorum. Siyonizm bir virüstür ve yok edilmelidir. Siz bir korsansınız, teröristsiniz. siz açık denizde bütün dünyaya meydan okudunuz " dedi.
"Bir manada da sizi kutluyorum" diyen Yıldırım, şunları kaydetti:
"Yazıklar olsun ki sizin meydan okumanıza karşılık verecek cesareti göstermeyen, kendisine devletiz diyen paçavralara da... NATO'nun ikiyüzlülüğü ortaya çıkmıştır. Hani Türkiye NATO'ya üyeydi. Akdeniz'de NATO gemisi yok muydu? Sen korumak zorunda değil misin? Koruyamazsın. çünkü NATO'nun görevi Siyonizm'i, emperyalizmin, Amerika'nın, İngiltere'nin çıkarlarını korumaktır. Siz İsrail'e kafa tutamazsınız; çünkü bütün unsurlarınıza Siyonist unsurlar sızmıştır. Onlar, istihbarat ağlarını NATO, BM, Amerika emperyalizminin içerisine profesyonelce sokabilen bir anlayışa sahiptir. İşte Siyonizm dünyayı böyle yönetiyor, kutluyorum."
Mavi Marmara Davasının, Mısır, Suriye, Filistin'in de davası olduğunu kaydeden Yıldırım, "Herkes biliyor ki Mısır'ı karıştıran İsrail'dir. Suriye'nin karışmasını isteyen başta İsrail ve diğer emperyalist güçlerdir. Ama bütün bu savaş Suriye'deki, İsrail güvenliğinin işine yaradığını da hepimiz biliyoruz" diye konuştu.
"DÜNYA HUKUK TARİHİ İÇİN YA ÖRNEK YA SKANDAL OLACAK"
Buradan çıkacak sonucun dünya hukuk tarihi için ya örnek ya da bir skandal olacağını dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
"Eğer skandal olacaksa buna imza atan hangi irade olursa olsun gelecek nesillerine de kötü bir miras bırakacak. Buradan tekrar söylüyorum; bize iyi bakın, Mavi Marmara katılımcılarına iyi bakın. Biz öldürüldük, yaralandık. Bize işkence ve kötü muamele yapıldı. Yaralılarımızın iç organlarına ellerini sokup kullandıkları yasa dışı mermileri delil kalmasın diye 1 saat uyuşturmadan iç organlarının içinde aradılar. Ve şimdi soruyorum: Bu dava eğer burada anlamsızlaşırsa Filistinlilerin gelecekteki umutlarını da tüketeceksiniz. Bu kadar maddi delil varken ve ceza hukukunda şahitler en önemli delilken işte biz şahidiz."
TÜRKİYELİ SİYONİST YAHUDİLER TUTUKLANMALI
Mavi Marmara Gemisine saldıranlar ve daha sonraki sorguda, aralarında Türkçe bilen, Türkiye'de yaşayan ve oraya giden Yahudi kökenli kişilerin olduğunu anlatan Yıldırım, "Bu davada onun da çözülmesini istiyoruz. Türkiyeli Siyonist Yahudiler de vardı. Askerlik yapmaya gidiyor. Sen burada Türkiye'de benimle aşacaksın gidip Filistinli çocuğun başına kurşun sıkacaksın ve ondan sonra da kimse beni yargılayamaz diyeceksin. Çünkü kendini buranın da sahibi görüyorsun. Hep beraber göreceğiz mahkeme nasıl karar verecek" şeklinde konuştu.
Mahkemenin karar sahiplerine adliye önündeki gençlik manzarasını gösteren Yıldırım, "Mavi Marmara davası genç çocuklarımızı Filistin aşığı yaptı. Ve hepimiz bir Filistinli çocuk gibi bir Filistinli yetişkin gibi emperyalizm ve Siyonizm'e karşı hareket etme kararlılığındayız" dedi.
"SİZİN ÇOCUKLARINIZ O GEMİDE OLSAYDI"
"Mısır için Suriye için bütün emperyalistlerin yargılanması adına bu kadar maddi delil varken hukukun bağımsızlığını söyleyen bütün güçlere sesleniyorum" diyen Yıldırım şunları kaydetti:
"Bu davadan İsrail'in aleyhine bu kadar delil varken ilişkilerin yeniden kurulması adına. Ekonomik ilişkilerin düzeltilmesi adına bir takım şahısların Akdeniz'de çıkarılan doğalgaz üzerinden para kazanma isteği adına enerji anlaşması yapma adına eğer bu davada katiller sonuçta yargılanmaz ve ceza almazsa kendinizi geleceğinizi de ipotek altına alırsınız. adalet mülkün temelidir. Hangi düşüncede olursanız olun önce adil olun. İspanya, Güney Afrika'da davalar açıldı. Uluslararası ceza mahkemesinde iyi bir noktaya geldi. Hani ülkenin savcısıyla görüşsek bize ancak ölenlerin 9 tanesi bunlar TC vatandaşı. Bunların pasaportunda Türkiye yazıyor. Siz bize İsrail'i yargılayın diyorsunuz ama TC'nin adalet mekanizması nerede niçin doğru dürüst sonuçlar alınmıyor. Önce siz bir sonuca ulaşın biz de bundan cesaretlenelim. Onlardan önce bizim davamız önemli. Haklı, her seferinde bir bahane bulup, duruşmayı erteliyoruz. Neyi erteliyorsun sen. Adam beni sorgularken yüzüme baka başka dedi ki sizi Türkiye'de öldüreceğiz. Arkadaşlarımızı öldürdü ve kalktı bizi terörist listesine aldı. Yani diyor ki; İsrail askeri her bulduğu yerde İHH'lıları öldürebilir. Bu maddenin anlamı bu. Bunlar açıkça bizi tehdit ediyor, temsilcilerimiz şehit ediliyor. Türkiye mahkemesi bu kadar delil varken hala bu duruşmaları bir bir atıyor. Ya ne hakla atarsınız siz. Bu kadar tehdide nasıl göz yumarsınız. İlan ediyorum; ne İsrail ilişkileri ne enerjisi umurumda. Adalet benim için önemli. Eğer katilleri cezalandırmazsanız hatta bu dönemde buradan İsrail'e giden ve askerlik yapan TC vatandaşlarını bulup cezalandırmazsanız sizin mahkemelerinizin de bağımsız olmadığını söylüyorum bu konuda da istediğinizi yapmaya serbestsiniz. Mahkeme yetkililerine ve gücü elinde bulunduranlara soruyorum: Sizin çocuklarınız o gemide olsa ve Furkan gibi şehit edilseydi bu mahkeme böyle mi olurdu? Adalet için hiç kimseyi tanımayız. en büyük güç adalettir. Adil olunmadıktan sonra adil olmayı isteyen bizler adaletsiz olanların karşısına çok yiğitçe dikilmesini de biliriz. Akdeniz'de kanımız aktıysa adalet uğruna buralarda da kanımız akar"
İSRAİL'DEN TEKLİF VE TEHDİTLER GELİYOR
İsrail'in tehditlerinden çekinmediğini dile getiren Yıldırım, "Her duruşma öncesi teklifin biri gelip biri gidiyor. Olmadı tehdit ediyorlar. Dünyayı verseniz bu davadan vazgeçmeyiz. İsrail ile ilişkiler umurumuzda değil. Adalet istiyoruz. 7 saat ‘İsrail saldıracak’ diyerek gemiden canlı yayın yaptık. Tüm dünyanın şahit olduğu tek dava bu. Ama dünya sessiz, dünya sahtekar. -İHH’nın dosyası var- diyerek tehdit ediyorlar. Medyanın huzurunda söylüyorum: Halep oradaysa arşın burada. Tehditlerinize meydan okuyorum!" dedi.
Çağlayan Adliyesi'ndeki mahkemede şu anda 4. duruşmanın yapıldığını anımsatan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu kadar delil, adli tıp raporları, olay yeri inceleme var. Bütün dünyanın şahit olduğu tek dava. Bu kadar büyük gerçeklik ortadayken hala bir tutuklama kararırın verilmemesi sonucunda şimdi sizler bir yakınınız öldürüldüğünde gelip bu mahkemelerde nasıl hak arayacaksınız. Adalet eninde sonunda yerine gelir demeyin. Gecikmiş adalet adaletsizliktir. Her geciken saniye insan hayatıyla ilgili. Dik durun, geri adım atmayın ve geri atmayan dik duranlar tarihte de toplum önünde de Allah nezdinde de kazandı. Onların dediği alana girmeyin. Onlar yumuşatmak istiyor. Sakın bu alana girmeyin. Yumuşadığımız an sadece sofralarında boğazlarından geçen tatlı bir biftek olmaktan öteye gidemeyiz. Ama dik durursak bizi o masaya yemek için bile alamazlar. İsrail ve Siyonizm'e karşı tutumunuzdan vazgeçmiyoruz. Siyonizm nefret, dünyaya katillik, cinayet üretiyor. Doğal olarak iyi olan herkes de Siyonizm'den nefret etmelidir."
İHH GenelBaşkanı Bülent Yıldırım basın toplantısı düzenledi.
İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım bir konuşma yaptı. Yıldırım, “Gemide bize saldıranlar arasında Türkçe bilen Türkiye’de yaşayan Siyonist Yahudiler de vardı. Bunların hesabını verecekler. Her duruşma öncesi teklifin biri gelip biri gidiyor. Olmadı tehdit ediyorlar. Dünyayı verseniz bu davadan vazgeçmeyiz. İsrail ile ilişkiler umurumuzda değil. Adalet istiyoruz. 7 saat ‘İsrail saldıracak’ diyerek gemiden canlı yayın yaptık. Tüm dünyanın şahit olduğu tek dava bu. Ama dünya sessiz, dünya sahtekar. -İHH’nın dosyası var- diyerek tehdit ediyorlar. Medyanın huzurunda söylüyorum: Halep oradaysa arşın burada. Tehditlerinize meydan okuyorum!” diye konuştu.
Mavi Marmara davasının 4. duruşması İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başadı.
Müştekilerden ifade veren dönemin Mazlum Der İstanbul Şube Başkanı Av. Cihat Gökdemir, gemiye yapılan saldırıyı detaylı bir şekilde anlatarak, "Gemiye saldıran askerler arasında çok iyi derecede Türkçe bilen asker kıyafetli, maskeli 10-15 terörist-korsan vardı” dedi. Bu kişilerin Türkiye 'de yaşadığını düşündüğünü ifade eden Gökdemir, “Türkiye'de yaşayan bu kişilerin bulunarak, Türkiye vatandaşlarına yaptıkları bu kötü muamelenin hesabı hukuken sorulmalıdır" dedi.
Müştekilerden Manulo Luppicini ifadesinde, '' Müdahaleyi kameramla birlikte Stendony gemisinden izleyebiliyordum.İsrailliler bana ait olan bütün eşyaları elimden aldılar. İtalya'ya döndüğümde üzerimde bana ait hiç bir eşya kalmamıştı. Bankaya gittiğimde bir miktar paramın çekildiğini gördüm. Zodyakların içerisinde bulunan İsrailli komandolar, Mavi Marmara'ya doğru ateş ederek ve bağırarak yaklaşıyorlardı. Daha sonra gemiye tepeden helikopterin yaklaştığını gördüm. O kadar yaklaştı ki geminin üzerindeki eşyalar uçuştular. Üzerimde "Press" yazan bir kart ve yelek olmasına rağmen gemideki herkesle aynı şekilde müdahaleye maruz kaldım'' dedi.
İrlanda asıllı Keneth O'keefe'nin ifadesi;
İsrail'in bu saldırısı planlanmış bir saldırıydı. İsrailli askerler el bombaları, ses ve sis bombaları ile gemide bir kaos ortamı yaratmak için uğraştılar. Saldırı zamanı olarak müslümanların bir çoğunun gemide dua ettikleri sabah namazı vakti seçilmişti. İlk 10 dakika içinde yanına yaklaştığım Cevdet Kılıçlar'ın cansız bedeni yerde yatıyordu. Alnının ortasından mermi girmişti. Cevdet Kılıçlar'ın elinde sadece kamera vardı. Bu sanırım orada olan şeyi tam olarak açıklıyor. Geminin tepesine çıktığımda çok sayıda yaralanmış ve vurulmuş insanın varlığına tanık oldum. İsrail'deki havaalanına kaçırıldıktan sonra boğazlandım ve bir jopla darbe aldım. Elindeki makineli tüfeği bana doğru kullanmak üzere olan İsrailli komandonun bu hareketini engellemek için ellerini tuttum. Ben bugün yaşıyorum çünkü o iki İsrailli komando düştüler. Düşmeselerdi bugün yaşıyor olamazdım. Gemi içinde yaralıların olduğunu, o esnada 5 kişinin şehit olduğunu ve yaralılara müdahalede etkisiz kalındığını gördüm.
BEN FİLİSTİNLİYİM VE KENDİMİ FİLİSTİN VATANDAŞI OLARAK GÖRÜYORUM
Ben Filistinliyim ve kendimi Filistin vatandaşı olarak görüyorum. Ben orada bir İrlandalı olarak değil Filistinli olarak vardım. Pasaportlarımızı vermemiz gerektiğinde ben Filistin pasaportumu verdim. Bu, İsraillileri çok sinirlendirdi. Bir İsrailli gözlerimin içine baktı ve "İsrail" dedi. Ben de gözlerinin içine bakarak "Filistin" dedim. Bu sözlerle birlikte gözlerindeki nefreti gördüm. Gerçekten beni öldürmek istiyorlardı. Müslümanlara ve özellikle sakallılara karşı olan muamele daha farklı, daha ağırdı. Biz geri gönderilmeyi reddederek İsrail hukukunu, adaletini denemek için mahkemeye çıkmak istediğimizi belirttik.
Eğer eşyalarım geri dönmeyecekse onların bedelini ve İsmail Heniyye'nin bana verdiği Filistin pasaportumu geri istiyorum. Havaalanında ben ayağa kalktım. İsrail polisi yanıma geldi ve elindeki jopla kafama vurdu. Başımdan kanlar akmaya başladı.Şunu söylemek isterim ki ne ben, ne de başka birisi oradaki İsrailliler için fiziksel tehdit oluşturacak durumda değildik. Havaalanında bana müdahale edildiğinde İsrailli askerlerin gözündeki nefreti gördüm. Beni öldüreceklerini düşündüm. Beni bir yargıcın önüne götürdüler. Yargıca Filistinli olduğumu ve Gazze'ye geri götürülmek istediğimi söyledim. O günün akşamında hapishaneye götürüldüm ve tekrar kötü muameleye maruz kaldım. Her yerim kan içerisindeydi. İsraillilerin beni temizleme tekliflerini reddettim. Türkiye'ye üzerimdeki kanlı elbiselerle ve yaralı bir halde geldim. Türkiye'ye, bu açılan davadan dolayı teşekkür ederim. Umarım bu yapılanların sorumluları cezasız kalmazlar.
Endonezyalı gazeteci Surya Fachrizal Aprianus:
İsrail'den alınan tıbbî rapora göre gelen mermi göğüs kafesimi kırarak ciğerime geçti. Saldırıdan 3 hafta sonrasına kadar mermiyi karaciğerimde taşıyordum. İsrailli iki komando yanıma geldi ve yaralı halime rağmen, sen yürüyebilirsin diyerek silah zoru ile yürüttüler. Yukarı çıkarıldığımda diğer yaralı aktivistleri gördüm. Bazılarının üstünde sadece iç çamaşırı vardı. İsrailli askerler bize ellerindeki köpeklerle kötü muamelede bulundular. Hayfa'da göğsümdeki yaraya bir operasyon gerçekleştirdiler fakat mermiyi almadılar. Daha sonra Endonezya'da alındı. 6 gün boyunca hastahanede kaldım. Param ve pasaportum dışındaki tüm eşyalarım gemide kalmıştı. Geri alamadım.
Mavi Marmara yolcusu Hindistanlı Babo Zhangar:
Gemideki herkes sabah namazı için hazırlanırken İsrailliler gemiye saldırmaya başladılar. Kardeşimiz Cevdet'in elinde bir kamera tuttuğunu hatırlıyorum. Ayrıldıktan 5 dk. sonra vurulduğunu gördüm. Helikopterdeki lazerli silahlarla hedef alındık. İki saniye içinde gemiye gerçek mermilerin saplandığını gördüm. Yaralananlardan Çetin Topçuoğlu yaralarından ötürü gözlerimin önünde hayatını kaybetti.
Mavi Marmara katılımcısı ve sinema oyuncusu Sinan Albayrak ifadesi:
Ben Gazze'ye yerleşmek niyetiyle gidiyordum. Her tarafımızdan mermiler geçiyordu. Bulunduğumuz yerin arkasındaki metal duvarlar delik deşikti. Biz yukarı çıkarken, şehitlerin olduğu kattan mütemadiyen aşağıya doğru ateş açıldığını gördük. İsrail askerlerine yaralılarımızı teslim etmek istediğimize dair uzun süre anons yapıldı ve cevap alınamadı. Ömrümün en güzel yolculuğunu Mavi Marmara'da yaptım. Kimse İsrail'in böyle bir zulme kalkışacağını düşünmemişti.
Mavi Marmara katılımcısı kameraman Recep Çal ifadesi:
Bize buzdolabı işkencesi diye bilinen helikopterle işkence yaptılar. Buldukları her fırsatta bize saldırdılar, işkence yaptılar. Getirdikleri yemekler yiyilecek gibi değildi.Muhammed Douibi; Gemide yapılan müdahale sırasında gözüme aldığım darbe sonucu gözüm görme yetisini kaybetti.