İHH Çorum Temsilcisi Selim ÖZKABAKÇI’nın Yaptığı Basın Açıklamasının Metni:
Değerli basın mensupları üç yıl önce alçakça işlenen bir suçun davasının şu sıralarda İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi dolayısıyla sizlere bazı açıklamalarda bulunmak istiyorum.
Ama daha önce kanayan yaramız için bir iki söz söyleyeceğim. Bilinen bir şey ki her yerde Müslümanın kanı hala akmaktadır. Mavi Marmara olayından beri değişen bir şey olmadı. Hatta Mavi Marmara olayıyla birlikte Siyonist İsrail’in yediği darbe İsrail’in daha da kudurmasına neden oldu. O günden bu güne Libya kana bulandı. Suriye can pazarı halini aldı. Mısır ise kan gölüne doğru gidiyor. Bu olayların tümünde Küçük Şeytan İsrail’in parmağı var; çünkü İsrail kendi pis hayatını devam ettirmek için insanlığı katletmekten çekinmiyor. Mısır içinden çıkılmaz bir labirente dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu İsrail’in bir tuzağı ise, esas olan Allah’ın tuzağıdır.
Şimdiye kadar Mursi ve İhvan üzerine düşeni yerine getirdi. Allah için İsrail’in, Amerika’nın ve Avrupa’nın yani dünya istikbarının namlularından kendilerini ve çocuklarını esirgemediler. Tarihte bu direnişin karşılığı yok… Aslında tarih değişiyor. Mısır’da işler artık İsrail’in ve Amerika’nın istediği şekilde gidiyor sanılsa da gerçek çok farklı. Takdir Allah’ın elindedir. Elbette Allah yakında Amerika’nın, İsrail’in ve Esat gibi diğer zalimlerin boynunu kıracaktır.
Bu zalimlerin yanında kendini din adamı sayıp Müslümanların katledilmesine fetva veren, sultanların ve darbecilerin yalağından beslenen sahte dindarların da Allah canına okuyacaktır. Biz biliyoruz ki Allah vaadine sadıktır, vaadi haktır. Allah Mısır’daki, Suriye’deki Müslümanlara zafer versin ve diğer tüm Müslümanlara da dayanma gücü nasip etsin.
Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan ve sadece yardım gönüllüleri ile insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara, Sfendoni, Challenger I, Eleftheri Mesogios, Gazze I ve Defne - Y gemilerinden oluşan Gazze’ye Özgürlük Filosu, 31.05.2010 günü İsrail askerî güçlerinin hukuk dışı saldırı ve müdahalesiyle karşı karşıya kalmıştır. Gemilere fiilî silahlı saldırıda bulunulmuştur. Bu müdahale esnasında ve devam eden süreçte dokuz insani yardım gönüllüsü hayatını kaybetmiştir. –
Bu baskında bende dahil olmak üzere 156 yardım gönüllüsü yaralandık. Hiçbir yasal dayanak olmaksızın hapsedildik, yaralandık, kelepçelere vurulduk, yaralı vaziyette günlerce hücrelerde alıkonulduk. İşkence ve kötü muamele gördük. Şahsi eşyalarımıza el kondu. Paramız çalındı. Hatta benim Gazze’deki medrese öğrencilerine hediye olarak götürdüğüm on adet diz üstü bilgisayarım yürütüldü. İsrailli hırsız askerler bu bilgisayarları satarken gazeteciler tarafından görüntülendi.
Gazze Özgürlük Filosu organizatörleri ve bileşenleri Filo hazırlık sürecinde ve yolculuk esnasında olduğu gibi sonraki hukuk mücadelesi sürecinde de kararlılıkla hareket etmektedir. Ancak birçok kez dünya medyasına yansıdığı gibi İsrail, bu hukuk mücadelesini çeşitli şekillerde engellemeye ve baskı altında tutmaya çalışıyor. Öncelikle yirmi yıldır çalışmalarını sürdüren ve dünyanın 135 ülke ve bölgesinde faaliyet gösteren İHH İnsani Yardım Vakfı hakkında son dönemlerin en kolay suçlama yöntemi olan teröre destek gibi suçlamalarla karalama kampanyaları başlatmıştır. ABD yönetimine bu hususta baskı yapıldığı ise net bir şekilde görülmektedir. İHH İnsani Yardım Vakfı yöneticileri hakkında karalama, iftira, çeşitli suçlamalarla baskı altına almak için düzmece deliller oluşturma çabaları da bu süreçte aşikâr olmuştur.
Tüm bunlardan sonuç alınamayınca yüksek miktarda tazminatların ödenmesi karşılığında davalardan vazgeçilmesi teklifi getirilmiştir ama hiçbir zaman biz bu saldırının sorumlularının cezalandırılması talebinden vazgeçmeyeceğiz. Gazze Özgürlük Filosu organizatörleri, katılımcılar ve şehit yakınları için, İsrail’in hukuk alanı dışındaki bu siyasi girişimlerinin hiçbir önemi yoktur. Sadece özür ve tazminatla bu hukuksuzluğun üstünü örtmeyi hedefleyen İsrail tazminat vererek bu işten kurtulamayacaktır. Biz İsrail’in vereceği hiçbir şeyi kabul etmiyoruz ancak adalet istiyoruz. Bazıları bu işten bir sonuç çıkmayacağını düşünebilirler ama iş öyle değil. Türkiye İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi kamu adına İsrail Genel Kurmay Başkanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı. Hava Kuvvetleri İstihbarat Sorumlusu, İsrail İstihbarat Başkanına kasten adam öldürme, kasten adam öldürmeye teşebbüs, nitelikli kasten yaralama, nitelikli yağma, deniz ulaşım araçlarını kaçırma ve alıkoyma, nitelikli mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet suçlarını azmettirme gibi suçlardan dava açmıştır. Bu gün bu dava bu saatlerde İstanbul Çağlayan adliyesinde görülmektedir. –
Ayrıca diğer sorumlu asker veya sivil kişiler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda sürdürülen soruşturma halen devam etmektedir ve bu sorumlular da prosedürler tamamlandığında davaya eklenerek yargılamaya dâhil edilecektir.
Adalet yerini bulursa bundan sonraki aşamada davada usule dair işlemlere devam edilecek İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nden sanıklar hakkında yakalama kararları çıkacaktır. Çıkacak bu kararlar, uluslararası “Suçluların İadesi” anlaşmasının hükümleri gereği İsrail açısından da bağlayıcılık arz edecektir. Zira “ Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi (SİDAS Avrupa Konseyi Sözleşme No. 24) ”ne hem Türkiye hem de İsrail taraftır. Bu bağlamda Türkiye’de bu sanıklar hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve yakalama kararları çıkması halinde sözleşme gereği İsrail’in sanıkları iade etmesi gerekecektir. -
Ayrıca İstanbul 7. Ağır ceza Mahkemesinde verilecek kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının ve ya öncesinde çıkacak yakalama kararlarının ifası için İnterpolün Türkiye birimi vasıtası ile İnterpol genel sekreterliğinden kırmızı bültenle arama kararı çıkarması talep edilecektir. Bu durumda İsrail’in bu failleri teslim etmesi zorunludur. Adalet gerçekleşirse ismi ceza davasında geçen bu komutanların İsrail dışında bir ülkeye çıkmaları halinde o ülke savcılıklarına yapılacak bir başvuru ile tutuklanmaları ve Türkiye’ye iadesi söz konusu olacaktır.
Siyonist İsrail’in tarihinde daha önce böyle bir durum hiç olmamıştır. Biz istiyoruz ki yıllardır istediğini yapan, istediğini asan, kesen bu zalimlere bu dava bir başlangıç olsun. Onlar da kendilerinin insanüstü varlıklar olmadığını anlasınlar. İşte bundan dolayı biz Gazze’de devam eden ablukanın tamamen kalkmasını, İstanbul 7. Ağır ceza davasında ve eklenecek diğer sorumlularla birlikte tüm sanıkların cezalandırılmasını, maddi ve manevi zararın tazmin edilmesini talep ediyoruz.
İsrail tarafı, işlediği hukuksuzlukları ve insan hakları ihlallerini yargılama ve hesap sorulmadan muaf görmektedir. Yapılan zulüm ne olursa olsun kimsenin hiçbir zemin ve mercide İsrail’e hesap soramayacağını savunmakta ve bunu yapanları da tehdit etmektedir.
Özellikle Gazze Özgürlük Filosu saldırısıyla ilgili olarak hukuk alanında yürütülen çalışmalardan bu hukuki dokunulmazlık kalkanının delinmesi nedeniyle ciddi rahatsızlık duymaktadır. İsrail’in özellikle Türkiye’de açılan ve İsrailli komutanların yargılandığı davaya konu olan soruşturmayı başından itibaren durdurmaya çalışma gayretleri ve davayı engelleme çabalarına baktığımızda İsrail’de davadan dolayı duyulan rahatsızlık ve endişe bu davanın önemini ortaya koymaktadır.
Oysa Gazze Özgürlük Filosu insanlığın ortak vicdanını temsil eden bir yardım organizasyonuydu. Filo’ya yapılan saldırı aslında bütün insanlığa yapılmış bir saldırıydı. İşlenen suçlar da insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. İşlenen suç sadece Filo’daki yolculara karşı değil o gemide temsil bulan dünyanın ortak vicdanına karşı, yani vicdan sahibi tüm insanlara, halklara karşı işlenmiş bir suçtur. İsrailli sorumlular insanlığın ortak hukuki kurallarını çiğnemiştir. Bu nedenlerle insanlığın ortak davası olan MAVİ MARMARA DAVALARINI;
- İnsanlık ailesinin tarihî öneme sahip bir davası olarak bu davaları takip edeceğiz ve destekleyeceğiz.
- Saldırıda öldürülen dokuz insani yardım gönüllüsü ve şu anda hala komadaki Uğur Süleyman Söylemez kardeşimiz için bu davaları takip edeceğiz ve destekleyeceğiz.
- İnsanlık onuru ve Filistin halkının katledilmiş tüm mazlumları adına bu davaları takip edeceğiz ve destekleyeceğiz.
Mavi Marmara gemisi Gazze’ye ÖZGÜRLÜK ve İNSANİ YARDIM taşıyordu. Mavi Marmara davalarının da dünyaya HAK ve ADALET taşıyacağına inanıyoruz…
ÇORUM İHH