İstanbul'da Fatih Camii'nde bugün cuma namazı sırasında bir kişinin slogan atması üzerine camide olay çıktı. Olaya şahit olanların anlattığına göre, Cuma namazında imam hutbeyi bitirmek üzereyken bir kişi mihraba geçerek sloganlar atmaya başladı. Talip Usta Cuma Hutbesi'ni okurken, bir kişi "Polis çağırın. Ben askerim. Ümmet-i Muhammed bana sahip çıksın, söyleyeceğimi söyleyeyim" dedi. Usta ise herkese "Sakin olalım" çağrısı yaptı.
Şahsın bu girişimi karşısında cemaat şahsa tepki göstermeye başladı. İmam, cemaati sakinleştirmek için "Dikkat edin bu bir provokasyondur, lütfen sakin olun" çağrısı yaptı. Söz konusu şahsın etrafta "Meczup" olarak tanındığı ifade ediliyor.
İstanbul Valiliği ise yaptığı açaıklamada;" Bugün Fatih Camiinde Cuma namazı vakti cemaatin arasından elinde bıçakla çıkarak ben askerim diyen kişinin askerlik görevini yapmakta iken psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle tedavi gören ve üç ay raporlu olan Selami Okuyucu isimli bir kişi olduğu Emniyet görevlilerimizce yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır."
Fatih Camii’nde ABD, Rusya ve İran Protestosu
Mısır’da darbeye, Suriye’de Baas rejimine karşı duran kardeşlerimizle dayanışma sorumluluğumuzu bir kez daha ilan etmek birtakım İslami kuruluşların çağrısıyla Cuma namazı sonrası Fatih Camiinde toplanan Müslümanlar ABD’nin emperyalist saldırganlığına da Suriye’deki Rusya ve İran’ın işgaline de hayır dediler ve bu hafta içinde Suriye’de şehit düşen 3 Türkiyeli kardeşimiz için gıyabi cenaze namazı kıldılar.
"Muhtemel Amerikan Müdahalesinin de Fiili Rus ve İran İşgalinin de Karşısında; Suriye İslami Direnişinin Yanındayız!", "Katil Sisi, Katil Esed!", "Dünyanın Sessizliğine Rağmen Susmayan, Cuntanın Katliamlarına Karşı Yılmayan, Direnen Mısır Halkına Bin Selam!", "Yaşasın Suriye Direnişimiz!" yazılı pankartların açıldığı eylemde ABD, Rusya ve İran aleyhine sık sık slogan atıldı; Mısır ve Suriye direnişi tekbirlerle selamlandı.
Eylem Şenel Mutlu’nun Suriye’de şehit düşen kardeşlerimiz için kıldırdığı gıyabi cenaze namazı ile başladı. “Suriye’de, Mısır’da Müslümanlar Kıyamda!”, “Müslüman Zulme Ortak Olamaz!”, “Suriye Halkı Yalnız Değildir!”, “Mısır Halkı Yalnız Değildir!”, "İslami Hareket Engellenemez", "İhvan'a Selam, Direnişe Devam!", “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!”, “Katil İran Suriye’den Defol!”, “Katil Suud Mısır’dan Defol!”, “Lebbeyk Lebbeyk Lebbeyk Ya Allah!”, “Katil Rusya Suriye’den Defol!”, “Yaşasın Ümmet Dayanışması!”, “Defol Sisi, Seninleyiz Mursi!”, “Seyyid Kutub, El Benna, Selam Olsun İhvana!”, “Suriye’de Mısır’da Direnişe Bin Selam!” sloganlarının atıldığı eylemin sunumunu Murat Ayar yaptı.
Eylemde ilk olarak Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya bir konuşma yaptı. “Bugün Adeviyye katliamının 30. günü. Bir ay önce Mısır cuntası darbe suçuna vahşi bir katliam daha ekledi.” diyerek başladığı konuşmasında Kaya, Mısır’da olağanüstü halin iki ay daha uzatıldığı bilgisini verdi ve katliamların, işkencelerin, tutuklamaların devam edeceğini belirtti. Mısır’daki darbeye destek olanların; onları ziyaretlerle taltif edenlerin katliam suçuna ortak olduklarını ifade eden Kaya, durumu İslami hareketlere olan düşmanlık olarak yorumladı.
Suriye’de 21 Ağustos’taki katliamdan beri yaşanan kimyasal silah tartışması maskarasına değinen Kaya, bu tartışmayı yürütenlerin Beşşar zalimi kadar alçak olduklarını söyledi. 100 bin kişinin ölümüne; füzeler, tanklar, uçaklarla şehirlerin yerle bir edilmesine göz yumanlar; sadece dostları İsrail’i kaygılandırdığı için kimyasal tartışması başlatmış ve Beşşar’ı tahkim edecek bir “çözüm”ün ardına düşmüşlerdir.
“Emperyalist Müdahaleye Hayır!” Diyenlerin İkiyüzlülüğü Utanç Verici
Rıdvan Kaya, iki buçuk yıldır “NATO gelecek, ABD müdahale edecek, Batıcı bir düzen kurulacak!” yalanlarıyla Suriye halkının direnişini kirletmeye, itibarsızlaştırmaya çalışanlar, Suriye’deki katliama ortak olanların maskeleri bir daha düşmüştür. “Savaşa Hayır” “Emperyalist Müdahaleye Hayır!” diye sokağa çıkanların da ABD kadar ikiyüzlü ve ahlaksız olduklarının altını çizen Kaya, bu tiplerin iki buçuk yıldır Rusya ve İran’ın Suriye müdahalesine sessiz kaldıklarını; yaşanan katliamlara göz yumduklarını belirtti ve şöyle konuştu:
“Rusya ve İran’ın açıkça bu katil rejimi desteklediklerini görmezden gelenler emperyalist müdahaleye hayır diyorlar. Evet, insan olan herkes emperyalist müdahaleye karşı çıkmalı. Ancak bu, sadece ihtimal dahilinde olan Batı müdahalesine değil; fiilî olarak Suriye’de katliama destek olan Rusya ve İran’a da karşı çıkmayı gerektirir.”
“Esed’i aklamaya çalışanlar Suriye’den yansıyan fotoğraflara, görüntülere hiç bakmıyorlar mı?” diye soran Kaya, bütün şehirleri tarumar eden; onlarca fırının önünde ekmek bekleyen yüzlerce kardeşimizi bombalarla parçalayan bir rejimin kimyasal silah kullanmamış olabileceğini iddia edenlerin insanlık adına utanç içinde olduklarını kaydetti.
Kaya, sözlerini ümmetin şehitlerinin kanlarıyla sulanan Suriye’de ABD’ye olduğu gibi Rusya ve İran’a karşı çıkan; tüm unsurlarıyla yerli zalimlerle ve küresel istikbarla mücadele eden kardeşlerimizle iftihar ettiklerini belirterek tamamladı.
Kaya’nın ardından Medeniyet Derneğinden yazar Kazım Sağlam söz aldı. Sağlam, konuşmasında Suriye’de yaşanan sürece değinerek İran’ın politikalarını eleştirdi. İsminde “İslam” geçen bir devletin Suriye’deki zalim icraatların müsebbibi olmasındaki tenakuza değinen Sağlam, İran’ın ya tövbe edip zalimlerden ayrılması ya da ismindeki “İslam Cumhuriyeti” ifadesini değiştirmesi gerektiğini söyledi.
Suudi Arabistan’ın da Mısır cuntasıyla olan işbirliğini lanetleyen Sağlam, bu bölgelerde bağımsız İslami hareketlerin özgürleştirici faktör olduğuna dikkat çekti.
Son olarak gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak konuştu. Dilipak, Batı’nın, dünya savaşı çıkarma hevesinin insanlığı yaktığına dair örneklerle başladığı konuşmasında Batı dünyasının nasıl kanlı, asimilasyoncu ve soykırımcı bir zemin üzerinde yükseldiğini anlattı.
Rabia sembolü üzerinde duran Dilipak, ümmetin yerel-küresel zulüm odaklarına karşı “Allahu Ekber” diyerek direnişi büyütmesinin yegâne kurtuluş yolu olduğunu ifade etti.
"Suriye'de Mısır'da Direnişe Bin Selam!", "Darbeci Firavunlar Döktükleri Kanda Boğulacaklar!", "Suriye Şehitleri Onurumuzdur!", "Katil Esed Hesap Günün Gelecek!", "Müslüman Zulme Sessiz Kalamaz!", "Suriye'de, Mısır'da Vahşete Dünya Suskun! Sen Susma!", "Katil Beşşar! İşbirlikçi İran!" yazılı dövizlerin taşındığı eylem Suriye ve Mısır direnişini selamlayan sloganlar ve tekbirlerle sona erdi.
Basın açıklamasının tam metni:
MISIR’DA ve SURİYE’DE İSLAMİ DİRENİŞLE DAYANIŞMAMIZI SÜRDÜRECEĞİZ!
13 Eylül 2013
Mısır’da 14 Ağustos tarihinde Sisi cuntası tarafından gerçekleştirilen katliamın üzerinden tam bir ay geçti. Meydanlarda, sokaklarda, camilerde, cezaevlerinde tüm dünyanın gözleri önünde binlerce insanı vahşice katleden darbeciler ve işbirlikçileri İslami hareketi topyekûn tasfiye çabalarını kesintisiz sürdürüyorlar. İhvan yöneticileri ve kadroları tutuklanıyor, basın yayın organları susturuluyor, camiler kapatılıyor.
Darbeye darbe bile diyemeyen Batılı güçlerin dolaylı, Körfez monarşilerinin açık desteğiyle cunta korkunç zulümlere imza atmakta. İhvan’ın şahsında İslami hareketi bastırma, sindirme operasyonunun gönüllü taşeronluğunu yapan sağcısından solcusuna, liberalinden milliyetçisine tüm laik kesimlerinse bu süreçte darbecilerin yanında yer alarak ne kadar büyük bir onursuzlukla malul bulundukları bugün çok daha net bir biçimde ortaya çıkmış halde. Mursi’yi diktatör olmakla suçlayıp, sözde özgürlük talebiyle meydanlara dökülenlerin bu süreçte cunta tarafından işlenen tüm suçlara ortak oldukları ve Mısır’ın bir açık hava hapishanesine dönüştürülmesine katkıları tarihe kaydolmuştur.
Zorbalıkla görevden alınan seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin akıbeti hala meçhul. Uyduruk suçlamalarla ve hiçbir meşruiyeti bulunmayan yargılamalarla sürekli olarak kendisine cezalar verildiğine dair açıklamalar Mısır’da darbecilerin nasıl da çirkin bir hukuksuzluğa imza attıklarını gösteriyor.
Buna rağmen Mısır’da yaşananlara ilişkin olarak birilerinin hala hiç utanmadan, hiç vicdanları sızlamadan İhvan’a çeşitli suçlamalar yöneltebildiğini, darbecilerin suçlarını hafifletmeye ya da onları aklamaya yönelik tezler ileri sürebildiklerini gözlemliyoruz. Yaşadığımız ülkede de İslami hareketlere olan düşmanlıkları nedeniyle gerek medyada, gerekse de politik arenada kendisine yer bulabilmiş kimi zevatın bu zulme arka çıktığını, hatta darbecileri ziyaretle onurlandırma girişimlerinde bulunabildiklerini ibretle izliyoruz.
Benzeri tutum alışları iki buçuk yıldır korkunç zulümlerin, katliamların işlendiği Suriye’ye ilişkin olarak da görmekteyiz. Esed rejiminin katlettiği yüz bin kişi bazılarına az gelmiş olmalı ki, 21 Ağustos’ta Şam’ın Doğu Guta bölgesinde gerçekleştirdiği kimyasal katliama ilişkin olarak ortalığı adeta şüphe bulutlarıyla kaplama çabalarına girişebilmişlerdir. Bugüne kadar bu vahşi rejimin işlediği insanlık suçlarını görmezden gelen ve Suriye ‘de icra edilen vahşeti “iç savaş” ya da “karşılıklı çatışma” olarak tanımlamaya kalkanlar şimdi de kimyasal saldırının Baas rejimince değil, muhaliflerce gerçekleştirilmiş olabileceği yalanıyla zihin bulandırma faaliyetlerini sürdürmektedirler. Suriye’de zulme, diktatörlüğe ve katliama karşı mücadele eden İslami direnişe dönük olarak olmadık iftiralar atan, akıl almaz senaryolar üretenlerin Esed rejimine verdikleri doğrudan ya da dolaylı destek bu çevrelerin dillerinden düşürmedikleri insanlık, vicdan, adalet gibi kavramları ağızlarına dahi almaya hakları olmadıklarını ortaya koymaktadır.
Kimyasal katliam sonrasında gündeme gelen Batı müdahalesi tartışmaları üzerinden“savaşa hayır” ya da “emperyalist müdahaleye hayır” gibi sloganlara sarılan Baas rejiminin savunuculuğuna soyunmuş çevreler sözde yaşanabilecek işgal ve kitlesel ölümlere karşı çıktıklarını söylemektedirler. Hiç şüphesiz bu iddialar, Suriye’nin şu anda Rusya ve İran tarafından zaten açık bir emperyalist müdahaleye maruz kaldığı ve her gün yüzlerce insanın rejim güçlerince vahşice katledildiği gerçeği karşısında sadece Baas zulmünü örtme çabasından başka bir şey değildir.
Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak Suriye’ye yönelik olarak Batılı güçlerin herhangi bir müdahale girişimlerine karşı olduğumuz gibi, halen sürmekte olan Rusya ve İran işgaline de açık bir biçimde karşı olduğumuzu ilan ediyor; Suriye halkının Beşşar rejimine karşı mücadelesini desteklediğimizi ve Suriye halkının kurtuluşunun İslami direnişle gerçekleşeceğinin altını çiziyoruz.
Mısır’da, Suriye’de ve tüm İslam coğrafyasında her türlü işgalcilere ve yerli zorba rejimlere karşı izzetle direnen kardeşlerimizle dayanışma içinde olduğumuzu bir kere daha vurguluyor, Rabbimizin yardımıyla zaferin yakın olduğuna inancımızı tekrarlıyoruz.