$

Dolar

48,4899

Euro

56,3586

£

Sterlin

65,4791

Frank

59,8969

Gram Altın

6.898,8500

Bitcoin

3.869.519

$

Dolar

48,4899

Euro

56,3586

£

Sterlin

65,4791

Frank

59,8969

Gram Altın

6.898,8500

Bitcoin

3.869.519

Türkiye

Protestoculardan başörtülü gazeteciye hakaret

Gezi Parkı'ndaki ağaçları bahane ederek sokaklarda taşkınlık yapan güruh gazeteci Aynur Ekiz'e başörtüsünden dolayı ağır hakaretlerde bulundu.

06.06.2013 - 12:37
tugce
Protestoculardan başörtülü gazeteciye hakaret
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Yeni Şafak Gazetesi'nin Ankara bürosunda çalışan Aynur Ekiz geçtiğimiz pazar günü çocuğunun rahatsızlığını öğrenince çocuğuna ulaşabilmek için Ankara metrosunu kullanmak istedi. Kızılay'daki metro istasyonuna giden Ekiz, burada protestocularla karşılaştı ve kalabalığın arasından geçerken başörtüsünden dolayı işitmediği hakaret kalmadı.

Ekiz'in başından geçen korkunç olayı Yeni Şafak Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi 'Yetti artık' başlığıyla köşesinde okuyucularıyla paylaştı.

İşte o yazı:

Yetti artık

Aynur Ekiz, Yeni Şafak'ın Cumhurbaşkanlığı ve diplomasi muhabiri.

Birkaç yabancı dil bilen, yüksek lisans yapmış, başörtülü bir gazeteci.

Aynur aynı zamanda bir anne.

Pazar günü Yeni Şafak Ankara bürosunda çalışıyordu.

Evden aradılar. Kızı Elif'in rahatsızlandığını haber verdiler.

Her anne gibi en kısa sürede çocuğuma nasıl ulaşırım diye düşündü.

Metroyu tercih etti.

Eylemler nedeniyle Kızılay'ın durumunu sormayı da ihmal etmedi.

Normal olduğu söylendi.

Ancak aşağıya indiğinde hiç de öyle olmadığını gördü.

Bakanlıklardan metroya kadar eylemcilerin arasından geçmek zorunda kaldı.

Çünkü o bir anneydi, öncelikle çocuğuna ulaşması gerekiyordu.

İşitmediği küfür, yemediği hakaret kalmadı.

Bir tek tartaklanmadığı kaldı.

Metroya ulaştı ama kapalıydı.

Geri döndü aynı şeyleri tekrar yaşadı.

O kadar öfkeli bir kalabalık vardı ki sesini çıkarsa, başına her şey gelebilirdi.

Ayşegül D.

6 aylık hamile.

Eşi ve kardeşiyle birlikte evine gidecekti.

Kızılay'daki azgın kalabalık tarafından fark edildi.

Başörtülü bir kadın olduğu için işitmediği hakaret, yemediği küfür kalmadı.

Sinirleri bozuldu.

Dün konuştuğumda hala olayın etkisi altındaydı ve çocuğunu kaybetme korkusu taşıyordu.

Üç beş ağaç için başlatıldığı söylenen eylem, çok değişik bir noktaya geldi.

İnançlı kesimlere, dindar hayat tarzına saldırıya dönüştü.

Sivil toplumun dili sustu, şiddetin dili konuşmaya başladı.

Şehirlerde artık örgütlerin estirdiği terör havası yaşanıyor.

Birileri 28 Şubat provası yapar gibi tencere, tava çalmaya, ışıkları yakıp kapatmaya, bayağı bir siyasi gösteri aracına dönüştürmeye başladıkça, 28 Şubat'ta ve Danıştay saldırısı sırasında olduğu gibi başörtülüler saldırıya uğramaya başladıkça, bir yerde öfke birikmeye başladı.

31 Mart gerici ayaklanmasından girip, Erdoğan'ın sonu da Menderes gibi olacak diye tehdit savurmaya başlayanlara karşı tek bir şey söylüyorum.

'YETTİ ARTIK'

Sessiz öfke kabarmaya başladı.

Sessiz milyonlar bu durumdan rahatsız olmaya başladı.

Burada durun artık.

Sabır taşı çatlamak üzere.

Beyaz Türk Gülse Birsel'in 'Eeah yetti beaaa!'den siyasi sonuçlar çıkarmaya başlayanlar, Pazar gününden itibaren büyük kitlede öfke birikmesi oluşmaya başladı.

Pazar gününden itibaren insanlar, 'Eğer çocuklarımız sokağa çıkamayacaksa, sokağa çıkan küfür işitecekse, bu kez 28 Şubat'taki gibi sessiz kalamayız' demeye başladı.

Bunu dikkate alın.

Şimdiye kadar bu sandıkta patlardı bu öfke.

14 Mayıs 1950'de tek parti zihniyetini ve onun milli şefini sandığa gömen, sessiz milyonların sesiydi.

O gün 'Yeter Söz milletindir' diyenlerdi o…

1965 seçimlerinde 27 Mayıs'ın rövanşını alıp DP'nin devamı gördüğü AP'yi yüzde 52.9'la tek başına iktidar yapan oydu.

1983'te Özal'ı, 2002'de Erdoğan'ı tek başına iktidar yapan iradeydi.

Yani Milli İradeydi.

AK Parti'yi 10 yıldır iktidarda tutan da, Anayasa referandumunda yüzde 58 evet diyen de oydu…

Hatırlarsınız belki, cumhuriyet mitinglerinize, e-muhtıranıza AK Parti'yi yüzde 47 ile ikinci kez iktidara taşıyan sessiz milyonlar da onlardı.

Gezi Parkı olayıyla birlikte bir tepki ortaya konuldu.

Oraya toplanan insanlara gazla, copla, polisle, tazyikli suyla müdahale edilmesine biz de karşı çıktık.

Muhalefet liderlerinin yapamadığını yapmayı başardığı için İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü'nün başarılarının altını çizdik.

Sosyal hadiselerin üzerine polisle, gazla, copla giderseniz ateşin üzerine benzin dökmüş olursunuz dedik.

Toplum terbiye edilmez ancak saygı duyulur diye uyarılarda bulunduk.

Gezi Parkı'ndakileri dinleseydiniz, eylemcileri dövmek yerine empati yapsaydınız diye uyarılarda bulunduk.

Ama

YETTİ ARTIK.

BİRAZ DA SİZ EMPATİ YAPIN.

Beyaz Türk olmak empati yapmayı gerektirmiyorsa, o sizin takdiriniz.

Beyaz Türk'ün öfkesinin patlamasının neye mal olduğunu gördük.

Büyük öfkenin patlamasının ne tür sonuçlara yol açacağını ise görmek ve yaşamak istemiyoruz.

Aman diyoruz. Kimse duygularının seline kapılmasın.

Hepimizin SAĞDUYU ile hareket etmesi gerekiyor.

Şu günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey ise aklı selim…

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın