Abdurrahman Dilipak'ın Haberx'den Cengiz Koyuncu ile yaptığı söyleşi ;
**Sayın Dilipak, Akil İnsanlar Heyeti Doğu Anadolu Bölgesi Grubundasınız, bölgede yürütmekte olduğunuz çalışmalarınız nasıl gidiyor ?
Umduğumdan iyi.. Gelişmeler doğru yönde ileri doğru.. Bizim bölgemiz sürece en yüksek destek veren 2. Bölge.. Türkiye ortalamasının üstünde bir destek var.. Bölge turları büyük ölçüde tamamlandı.. Ağrı, Kars, Erzurum, Iğdır, Bingöl, Muş hattı var. Ben zaman zaman gruptan kopuyorum. Daha önce hazırlanmış programlar var. Bu hafta sonu Iğdır ve Doğu Beyazıt’taydım mesela. Önümüzdeki hafta, Bingöl’e gruptan önce gideceğim, sonra heyet dönünce ben Bitlise gideceğim. Sanırım birlikte Muşta olacağız heyetle.. Muş, Bitlis, Bingöl, Tatvan, ardından Kars Ardahan, Iğdır ve son olarak Erzurum ve Ağrıyı düşünmüşük, ama program revize edilecek sanıyorum. Mayısın sonunda da raporumuzun yazımına geçeceğiz..
Biliyorsunuz Hakkari, Tunceli gibi iller bizde.. Iğdır bizim grupta mesela.. Tunceli Alevileri BDP’de, ama Iğdır’daki Caferiler MHP’ye yakın.. Görünen o ki, ateş nereye düştü ise, barış çığlıkları orada daha bir yüksek.. Çok sınırlı, organize tepkiler var.. Zaten CHP muhalefet yapmak yerine sessizliği seçiyor. Sadece MHP ve Ergenekoncu/Ulusalcı çevrelerin sınırlı tepkileri var. Ege’de de rüzgarın tersine döndüğü haberleri geliyor.. Başladığımız nokta ile geldiğimiz nokta arasında olumlu yönde önemli bir değişim sözkonusu. Daha da önemlisi, yurttaşlar ülke gündemine el koydular.. Bu süreç, Anayasa değişikliği ile ilgili olarak da yol gösterici, yön gösterici bir etki gücüne sahip.. Bir bakıma bu çalışma ile barış ve reform konusunda milli mutabakat sağlandı. Dini, etnik, ideolojik anlamda farklı toplumsal kesimler bu konuda uzlaştılar..
**Batıdaki heyetler zaman zaman sıkıntılarla karşılaşırken, basına yansıyan görüntülerden anladığımız kadarıyla doğu ve güneydoğu heyetlerinin temasları, halaylar, çoşkulu karşılamalar ve özlediğimiz görüntülerle geçiyor. Sizce neden böyle bir farklılık var ?
Nerede acı yüksekse barış talebi de orada daha yüksek. İnsanlar köylerine dönmek, yaylalarına çıkmak, vadilerde sürülerini otlatmak, arıcılık yapmak istiyor.. Bir evladı dağda, öteki askerde olan ananın yürek burkuntuları artık bitsin isteniyor.. Bir kürtle ya da Türkle evli, 3-5 çocuğu olan insanların, kabusa dönen ayrılık hikayeleri bitsin isteniyor.. İnsanlar evlenmek, çoluk-çocuğa kavuşmak, annesi-babası, halası-tevzesi, kuzenleri ile, okul arkadaşları ile kucaklaşmak istiyor.. Zaten hala-teyze,amca dediğinizde, hemen herkesin evinden bir cenaze çıkmış ama büyük alide bir "öteki" var.. Bu kan ve gözyaşının bitmesi için bir umut patlaması yaşanıyor. Coşkulu bir hava var.. Bu süreci engelleyen kim olursa olsun, halk onları affetmeyecek. CHP bu gerçeği gördü ve geri adım attı. Tunceli’de, Dersim’de, CHP ye yönelik inanılmaz bir öfke gördüm. Kılıçdaroğluna öfkeliler.. Onun önde koşmasını beklerken, sürecin dışında kalması değil, engelleyici bir tavır içine girmesine tepki büyük..
**Ziyaret ve toplantılarınızda neler yapıyprsunuz tam olarak ? Vatandaşı mı diniliyorsunuz yoksa sizi izlemeye gelenlere bir şeyler mi anlatmaya çalışıyorsunuz ?
İnsani bir çaba sözkonusu, ideolojik, politik bir yanımız yok. Öyle kurallar ve ritüellere boğmuyoruz işi.. Genelde bir bayram havasında geçiyor. Halk ziyaretleri var. 3-5 er dakika kendi görüşlerimizi de açıklıyoruz, sorulara cevap veriyoruz.. Daha çok da onları dinliyoruz. Karşılıklı olarak insanlar farklı kesimlerin fikirlerini, korku ve umutlarını dinliyor.. Tabi örgütlü ve belli şablonlarla hareket etmek isteyenler de yok değil.. Ama genelde son derece faydalı, olgun toplantılar gerçekleştiriliyor.. Medya ziyaretleri var. Gazete, radyo ve TV’ler, yerel medya ile buluşmalar oluyor.. Üniversite ziyaretleri var, STK forumları var.. Yani bu heyet nasihat ve ikna heyeti değil.. Birlikte bir çözüm arayışı sözkonusu..
**Vatandaşın devam eden sürece desteği nasıl ? Umduğunuz gibi mi ?
Destek umduğumuzdan daha iyi.. Bu sürecin devam etmesi, diğer ülke meseleleri etrafında da halkın taleplerinin dinlenmesi talebi var. Halkın çözümün parçası olması toplumun hoşuna gitmiş.. Bir de herkesimden insanın bir araya gelerek ülke meselelerine sahip çıkması, bir bakıma Müdafa-i Hukuk, Kuva-i Milliye havasında bir buluşma, yerel halk kongrelerinin ülke gündemine el koyması gibi bir hava hakim.. Sivil bir girişim bu.. Partiler, milletvekilleri ya da bürokratların belirleyici oldukları bir zemin değil.. Sansürsüz, özgürce, herkes istediğini açıkça söylüyor. Bu da önemli. Toplumun kendine özgüveni geldi.. "Ben özgür bir yurttaşım ve bu ülke benim ve ülkem için ben ne yapabilirim" gibi bir yaklaşım hakim forumlara.. Sadece örgütlü toplum değil, esnafı da ziyaret ediyoruz. Gençler, kadınlar, yaşlılar, engelliler, emekliler de çözümün bir parçası, halk forumları yapıyoruz. Bizim için de öğretici oluyor. Biz de "kervan yolda dizilir" hesabı, süreç içinde esasa ve usule ilişkin bir çok şey öğreniyoruz..
**Bu heyet vesilesi ile bölge halkına direk dokunma fırsatı buldunuz, bölge hakkında daha önce edinmiş olduğunuz kanaatlerde son temaslarınız sonrası bir değişme oldu mu ?
Biz zaten bölgenin yabancısı insanlar değiliz. Ama tabi dünle bu gün arasında bile ciddi değişiklikler oluyor. Olaylar çok hızlı gelişiyor.. İşe başladığımızda endişelerimiz daha çoktu, şimdi umutlarımız çok daha büyük.. İnsanlar ya kendileri geliyor, ya da biz onların bulundukları yerlere gidiyoruz.. Herkesin katılımını çok önemsiyoruz.. Bir dede Dersim’de "barış tek ve mecburu istikamet. Bunun alternatifi yine barış. Başka bir söz duymak istemiyoruz. Mutlaka barış. Sürecin durudulmasını, kesintiye uğramasını, geri dönüşü kabul etmiyoruz, en kısa zamanda barışa ulaşmak istiyoruz.. Hiç kimse bu umudu ve bu heyecanı katletmemeli." diyordu.. Görünen o ki, savaş yorgunu bir halk var. Gazisi de barış istiyor, şehid annesi de. Dağdaki de, ovadaki de barış istiyor.. Bir ay önce oğlunu çatışmada kaybeden bir asker annesi, "keşke bir ay önce gelseydiniz" diyor. Ama ecel işte! Sanırım artık bu işin de vadesi doldu.. Dün "Terörü bitireni bitirirler" deniyordu, şimdi halk duruma el koydu ve "barışı bitireni bitirme" kararı verdi..
**Heyetinize bölgedeki çalışmalar esnasında herhangi bir protesto yada saldırı oldu mu ?
Benim katıldığım hiç bir forumda olmadı.. Farklı görüşler oluyor tabi, ama hakaret, itişme kakışma hayır. Ama katılmadığım bir iki forumda protesto edip gidenler filan olmuş, ama önemli değil. O da işin tuzu biberi.. Onlar da olmasa işin hareketliliği kalmayacak. Başlangıçta daha fazla idi, ama şimdi artık istisna.. Karşı çıkarken de söyledikleri bir şey yok aslında. Daha biz yola çıkmadan bunlar şu kadar para alacaklar, bunlar halkı iktidarın programı doğrultusunda ikna etmeye gidiyorlar, filan gibi aslı astarı olmayan şeyler söylediler.. Şimdi de hakaret, ülkeyi bölecekler, falan gibi iddialarla birileri ortalığı bulandırmaya çalışıyor. O birileri aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek istiyor.. Dün sağ-sol, sonra Alevi-Sünni derken bu gün Türk-Kürd kavgası ile bizi birbirimize düşürmek istiyorlar.. Oysa istediğimiz tek şey var, Adalet, barış, hürriyet, katılımcı, çoğulşcu, şeffaf, insan haklarına saygılı bir hukuk devleti ve bu devleti tanımlayan bir anayasa. Hepsi bu..
Söylediğimiz şu: Bizim birbirimize karşı kazanacak bir zaferimiz yok, ama birlikte kazanacağımız tek bir zaferimiz var.. Dini, etnik, ideolojik, politik, felsefi ve vicdani farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşamak istiyoruz o kadar.. Birileri bundan korkuyor sanki!
**Bölge halkı ne istiyor ?
Adalet, barış, hürriyet.. İnanç, kültür ve kimliklerinin tanınmasını istiyorlar. Genel bu. Özelde af, eve dönüş, alevilerin cemevi talepleri var. Kayıplar, faili meçhulller.. Ben de şöyle diyorum bu insanlara: Bütün insanlığın hayrına olmayan bir çözüm önerisi benim önerim olmayacak. Ben alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmetiyim. Doğduğumuz ana babayı, zamanı, toprağı, derimizin rengini, cinsiyetimizi biz mi seçtik. Bulgaristan’daki Müslümanlar ve Türkler için ne istiyorsam, burada ötekilere onu vadediyorum. Daha ötesi var mı? İlk haram, ilk günah, ilk lanet ırkçılığa değil mi, ilk ırkçı Şeytan değil mi?
**Bölge halkının olmazsa olmaz dediği kırmızı çizgileri var mı ?
Genel çerçeve "Demokratik haklar".. Din, dil, geleneğe ilişkin talepler, özerk yönetim talebinde bulunanlar var.. Af isteyenler var. Herkes talebini dile getiriyor. Bunun hukuk yolu ile çözümü anayasaya ve parlemento iradesine bağlı. Bu hedefe ulaşmak için toplumu ikna etmek ve silahları bırakıp siyasi mücadeleye ağırlık vermek gerek. Ya da her isteğin ille de olması diye de bir şey yok. Temel haklarla ilgili evet.. Ama diğer bir çok konu bir parlemento iradesi gerektiriyor.. Çözüm parlementoda olacak.. Önce çözüme giden yolları kan ve gözyaşı ile lekelemeyelim. Onu anlatmaya çalışıyoruz..
**PKK’nın silahlı mücadeleden vazgeçmesi ve geri çekilme kararı bölge halkı tarafından nasıl karşılanıyor ?
Genelde büyük bir destek var. Halk çok sabırsız, bir an evvel bu işin bitmesini istiyorlar.. Daha önce de söyledim savaş yorgunu bir halk var.
Bir kısmı 40 yıldır dağlarda savaştık. Öldük, öldürüldük, devrim ve vatan vadettik, şimdi ne oldu da bu iddialarımızdan vazgeçiyoruz diyor. Bu görüş sahipleri az da olsa var. Bir başka grup; af ve geri dönüş halinde iş imkanı, köye geri dönüş, anadil ve kimliklerinin tanınmasını istiyor.. Ama geniş bir halk kitlesi, demokratik hakları, insan hakları, hukuk devleti şeklinde tanımlıyor ve birlikte yaşamaktan yana tavır koyuyor. Adalet, Barış ve Özgürlük taleplerini yineliyorlar..
**Süreçte gelinen nokta bölgedeki siyasi partileri ve Türkiye siyasetini nasıl etkiler ?
Süreç Türkiye’de ekonomi, politika, sosyal hayat, demografik yapı, kültür hayatı , herşeyi etkileyecek.. Köye dönüş, ekonomide canlanma, yurt dışındaki insanların ülkelerine dönüşü, siyasete daha etkin katılım, hepsi olacak..
Görünen o ki, bölgede CHP ve MHP bitti.. Belki Ulusalcı kanadın oyları MHP’ye gidebilir. Ama bu ödünç bir oy..
Bir de her şey artık özgürce konuşuluyor.. Toplum zihinsel bir sıçrama yapacak.. Anayasa değişikliğine büyük bir destek var gibi gözüküyor.. Bu süreçte taşlar yerinden oynadı, hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak.. Türkye’deki bu değişim, Türkiye’nin komşuları, Irak, Suriye ilişkilerini de etkileyecek ve Türkiye’nin hukuk devleti ve insan hakları serüveni bölge devletleri ve diğer ülkeler için örnek olacak. Öyle sanıyorum ki Türkiye ve bölge halkı, teröre giden parayı öğrenime ve sağlığa, ekonomiye aktarınca topyekun kalkınacağız..
Karanlığın en koyu anı aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Türkiye bölünüyor derken, hoş geldin barış!
Eğer bu barışta bizim de küçük bir katkımız olmuşsa ne mutlu bize..