$

Dolar

48,6768

Euro

55,9978

£

Sterlin

65,1289

Frank

59,0451

Gram Altın

6.821,8300

Bitcoin

3.740.210

$

Dolar

48,6768

Euro

55,9978

£

Sterlin

65,1289

Frank

59,0451

Gram Altın

6.821,8300

Bitcoin

3.740.210

Türkiye

Muharrem İnce'den çözüm açıklaması

CHP'li Muharrem İnce Kürt sorununun uzlaşmayla çözülmesi gerektiğini söyledi

13.04.2013 - 07:16
ibrahim
Muharrem İnce'den çözüm açıklaması
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Bu parlamentonun yüzde 90’ın üzerinde temsil kabiliyeti var. Bu işin içinde CHP ve MHP olmalıdır. Ama hükümetin böyle bir isteği yok. Kimlik siyaseti öne çıkarsa, silahlar sussa da sorun çözülmez. Bu defa sokakta, siyasetin içinde sorunlar başlar.’

 CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “TC’yi yi kaldırıp, bayrağı tartışarak, Türk kavramını gerileterek Kürt sorununu çözemezsiniz. Bu iş çözülecekse işin içinde CHP ve MHP olmalıdır. Ama iktidarın böyle bir isteği yok” dedi. CHP’li İnce, VATAN’ın sorularını yanıtladı:

- TBMM’deki Çözüm Komisyonu görüşmelerinde tartışmalar yaşandı. Sezgin Tanrıkulu’nun önergesinin arkasında durmadınız demek mümkün mü?

Bizim önergemiz ile AKP önergesi arasında fark var. Bizim önergemiz sorun nasıl çözülür diyor, AKP’ninki sürece nasıl destek olunur. Süreci onaylamıyoruz ki. Binlerce önergemize bir kez olsun evet dememişsiniz, sonra Şark kurnazlığıyla, önerge hırsızlığıyla bizi sürece dahil etmek istiyorsunuz. Yaptığın işten utanıyorsun, CHP’yi de dahil etmek istiyorsun.

- “Barış istiyoruz” dediniz ama şöyle bir algı var: CHP uzlaşmaz bir parti. Sürece destek vermez. İktidar ne derse tersini yapar...

Birincisi o kadar kafaları karışık ki sürecin adını bile tam koyamıyorlar. Bakın bu silahların susması değil, yer değiştirmesidir. Silah orada duruyorsa barış olmaz.

- Gömülürse?

Gömülse de olmaz. Silah ister mağarada, ister Kandil’de olsun duruyorsa, bu süreci PKK da, Başbakan da belirleyemez. Önce silah bırakılmalı sonra görüşmelerde demokratik talepler karşılanmalı. Ama öyle bir yol izliyorlar ki, sanki Kürt sorununu çözmek Türk kavramını geriletmekten geçiyor. Yapılması gereken demokrasiyi güçlendirip kurumsallaştırmaktır. Kimlik siyaseti çok önem çıkmaya başladı.

Yüzde 80’leri bulmak lazım

- Asıl risk orada sanıyorum.

Aynen öyle. Çünkü kimlik siyaseti bu kadar öne çıkarsa, silahlar sussa da sorun çözülmez. Bu defa sokakta, siyasetin içinde sorunlar doğmaya başlar. Kimlik siyaseti devam ederse, Manisa’da yaşayan yurttaş sokakta, siyasetin içinde bu sorunu görecek. Birisi Türk kimliğiyle, diğeri Kürt kimliğiyle siyaset yapacak. Bu büyük sorunlar doğurur.

- Peki bu sorun nasıl çözülecek?

Terör gibi önemli bir konu toplumsal uzlaşmayla çözülür. Bu parlamentonun yüzde 90’nın üzerinde temsil kabiliyeti var. O zaman Türkiye’de bu sorunu çözmenin yolu yüzde 80’leri bulmaktır. Yani bu işin içinde CHP ve MHP olmalıdır. Ama hükümetin böyle bir talebi ve isteği yok.

- Çekilme için 1 Mayıs tarihi verildi. Sürecin sonu nereye gidiyor?

Umarım biz yanılırız, umarım barış gelir. Ama bu yöntemle çözülebileceğine inanmıyoruz. Ben bu yolun sonunu selamet görmüyorum. Şunu da eklemek isterim Kenan Evren’in uygulamalarıyla Erdoğan’ın uygulamaları birbirine benziyor. Allaha dua ediyorum inşallah yaşları da benzer. Erdoğan, Kenan Evren kadar uzun yaşasın ki, torunları ‘Dede ülkeye ne büyük kötülük yaptın’ diye ona sorsunlar.

Ergenokon hakimi bize çay ikram etti

- Ergenekon duruşması sırasında Silivri’deki olaylarda ‘Elebaşı’ ilan edildiniz.

Biz Silivri’ye Ergenekoncuları savunmaya gitmedik. Hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Mahkeme 60 koltuğu boş tutuyor ama milletvekilleri ayakta.

- Yargıçların çocuklarıyla ilgili sözünüz de eleştiri aldı...

Ben ‘Bu yargıçların çocukları dışarı çıkamayacak’ dediğimde tehdit etmedim, bu bir durum tespiti. Gelecekte bunların çocukları babalarının, dedelerinin yaptığı bu işten utanacaklar. Ayrıca ben mahkeme heyetiyle görüşme yaptım, çok da kibardılar.

Tenezzül edip armadı

- Görüşmede gergin miydi?

Hayır. İki genel başkan yardımcımızla birlikte gittik, çay ikram ettiler. Duruşmada keyfi olarak bir bölgenin boş tutulduğunu söyledik. Mahkeme Başkanı, ‘Milletvekilleri sanıklara çok yaklaşırlarsa sorun olur mu?’ dedi. ‘Garantisini ben veririm, olmaz’ dedim. Ama mahkeme başkanı haber vereceğini söylemesine rağmen bilgi vermeye tenezzül etmedi.

- Sizinle ilgili soruşturma açıldı, ardından MHP lideri Bahçeli’nin ilk fezlekesi TBMM’ye ulaştı...

Yargının talimat aldığını biliyoruz ama bu kadar da olmaz. Başbakan konuşuyor, yargı durumdan vazife çıkarıyor. Başbakan bizi tehdit ediyor. ‘Gitmeyin, o insanlara destek olmayın. Yoksa fezleke düzenletirim, dokunulmazlığınızı kaldırırım’ diyor. Teröristlerle kucaklaşanlara bu tehditi yaptı. Öcalan o milletvekillerini kurtardı. Bizi de millet kurtarır.

‘T.C. sosyal medyanın zaferi’

- T.C. tartışmaları geçtiğimiz hafta çok konuşuldu ve Sağlık Bakanlığı bu konudageri adım attı...

T.C. sosyal medyanın bir zaferidir. Kutlamak lazım. Ama beni asıl üzen ve inciten bunu Batı Trakya kökenli birinin (Sağlık Bakanı Mehmet Müzzinoğlu’nu kastediyor) yapması oldu. Ben o bölgelerden gelen bir ailenin çocuğuyum. Vatan değiştirmiş bir ailenin torunu olarak bu acıyı yüreğinde hisseden, T.C. kimliğini zor kazanmış birinin bunu yapması beni çok incitti. Sosyal medyanın gösterdiği bu direniş umarım sandığa da yansır.

‘Akil insanlardan bir tek Kadir İnanır CHP’ye oy vermiş olabilir’

- Akil insanların yeterliliği tartışılıyor. Listeyi nasıl buldunuz?

CHP Türkiye’deki dört kişiden birinin hatta daha fazlasının oyunu almış. Yani 63 kişiden ortalama 15-16’sı CHP’ye oy vermiş, CHP’li kimliğiyle tanınan insanlar olması lazım. Ama orada belki bir kişi CHP’ye oy vermiştir.

- Kim?

Kadir İnanır. Belki o vermiştir ama tatilden geldiyse. Cumhuriyeti sevdiğini biliyorum ama inşallan denizi cumhuriyetten daha çok sevmiyordur. Bu yapıdan bir şey çıkar mı? Akit Gazetesi Yazarı (Karakaya) Türkiye’de benim partimin bütün üyelerinin, CHP’ye oy veren tüm seçmenlerin nefret ettiği birisidir. Sadece CHP değil Türkiye’nin ezici bir çoğunluğunun tasvip etmediği bir kişidir. İnsanlara hakaret eden, bir süre önce akil adamlara ‘Sakil adam’ diyen bu kişi mi uzlaştıracak? Başbakana emir kulluğu yapacak insanlardan özel olarak seçilmişler. Yarın işler kötü gittiğinde günah keçisi olacaklar.

Hiçbir işe yarayacaklarına inanmıyorum.

‘Biz hem ulusalcı hem yenilikçiyiz’

- Yine “CHP’de ne oluyor” gündeme oturdu. Partinizden Dilek Akagün’ün, Sezgin Tanrıkulu’nun üzerine yürümesi çok konuşuldu. Bir çatlak mı var?

Ben çatlak olduğunu düşünmüyorum. Bakın bir örnek vereyim: Tanrıkulu’nun önergesinde 24 milletvekilimizinin imzası vardı. Sizin deyişinizle ulusalcı olarak da yenilikçi olarak da tanımlanan arkadaşlarımızın imzaları. Grup Başkanvekili olarak tavrımın ardından başta Tanrıkulu, tüm arkadaşlarımız imzalarını çekti. Hüseyin Aygün, Ankara dışından faksla, Ali Haydar Öner yurtdışından e-maille imzasını çekti... Parti bir bütün halinde çıktı. Medyanın körüklemesiyle de büyükmüş gibi gösterilen yapay bir ayrışmadır.

- Gerilimin olduğu grubu siz yönettiniz...

Birleşim süresince en ufak bir tartışma olmadı. Bugün yarın basına yansıyanlar doğru mu değil mi grup başkanvekilleri olarak arkadaşlarımızla konuşacağız. Ayrışma demek doğru değil, bazı konularda farklı da düşünebiliriz. Medya şunu niye yazmıyor çok şaşkınım: 2008’de AKP Milletvekili Hüsnü Tuna, ‘Üniversitede türban yetmez kamuda da olmalı’ dedi. Bu sözlere Başbakan, ‘Böyle bir talebimiz yok’ dedi ve Tuna’ya kınama cezası verdiler. Tuna’nın söylediği AKP içinde ayrışma değil miydi? CHP’yle ilgili tartışma bulduklarında maden bulmuş gibi sevinen bir medya var

gazetevatan

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın