Türk-İran ilişkileri, sistemik boyutta ideolojik kutuplaşma ekseninde tanımlanır. Osmanlı İmparatorluğu’nun 16.yüzyılda Ortadoğu’ya genişlemesi, Sünni coğrafyasının tek siyasal liderlik altında birleşmesine sebep olmuş ve Safevi İmparatorluğu’nun buna cevaben Şii bir devlet olarak birleşmesine yol açmıştır. İslam’ın temel mezhepsel ayrımı ekseninde bölünen Ortadoğu, 1514’ten Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar bu çatışma ekseninde tanımlanagelmiştir.
Anadolu ve Pers coğrafyası arasında süregelen bu mücadele, sadece Atatürk ve Rıza Şah Pehlevi dönemi 1930’larında, seküler ve imparatorluk-sonrası modernleşme hareketleri bağlamında farklı bir yol izlemiş, Sünni ve Şii iki devletin barış ve işbirliği içerisinde devletler sisteminde yer alabilmesinin tek yolunun, mezhebi ayırımı ortadan kaldıran tamamen laik bir dış siyaset kimliği olduğu tezini ortaya koymuşlardır. Bu tezin uzantısı olarak da temel fikir birliği, Türkiye ya da İran’da din-temelli bir rejim ortaya çıkması veya herhangi bir ülke temel aidiyetini Siyasal İslam temelinde tanımlaması halinde, bu ilişkinin kaçınılmaz olarak mezhepsel çekişmeye ve çıkar çatışmasına sebep olacağı yönünde idi.
Bu anlayış temelinde 1930’larda iki ülke de lâik-modernizasyon temelinde, yakın işbirliği geliştirmiş, Rıza Şah’ın İran’ı, 1926’da Türkiye ile ilk ‘dostluk paktı’ imzalayan ülkelerden biri olmuştur. Sonrasında 1934’te Rıza Şah, Türkiye’ye meşhur ziyaretini gerçekleştirmiş, Türk modernleşmesini ilk elden gözlemleme fırsatı bulmuş ve bu kazanımları İran’da tekrarlamak için Atatürk ile müzakerelerde bulunmuştur. Atatürk’ün vefatı ve Pehlevi’nin İkinci Dünya Savaşı’nda ülkesini terk etmesinden sonra iki ülke arasındaki dostluk büyük ölçüde sönmüş, fakat imparatorluk döneminin büyük ideolojik çatışmaları hiçbir zaman yaşanmamıştır.
Türk-İran ilişkilerinde olumsuz sistemik değişikliği getiren olay 1979 İran Devrimi olmuştur. Uzun süredir Müslüman dünyanın en laik ülkesi olan Türkiye, devlet ideolojisini İslam üzerine kuran yeni Ayetullah yönetiminin doğal bir fikrî rakibi haline gelmiştir.
Metnin tamamını okumak için tıklayınız
(ORSAM)